Selamlar külliyehaberajansı okurları, hep savunduğum düşünce vardır: İnsanı tanımlayan asıl şey tükettiği medyadır; dinlediğimiz müzikler, izlediğimiz filmler, okuduğumuz kitaplar oynadığımız oyunlar bizi biz yapar, karakterimizi inşa. İşte Doctor Who’nun David Tennant şaha kalktığı 2. sezonu, tam içselleştirdiğimizde hayata bakış açımızı, kayıplarla başa çıkma yöntemimizi şekillendirecek eşsiz “medya” parçalarından. 9. Doktor’un savaş yorgunu, karanlık vedasının ardından, şimdi çok daha enerjik, çok daha insani ama kadar kibirli 10. Doktor’un sahnesine adım atıyoruz.
Baştan uyarayım; sezon bolca kahkaha, biraz klasik bilimkurgu absürtlükleri finalinde kalbinizi söküp alacak veda içeriyor. zaman uzatmadan, “Allons-y!” diyelim bölümlere dalalım.

S02E00 – The Christmas Invasion: Pijamalı Kahraman

Yeni yüz, yeni enerji … yatak istirahati! David Tennant’ın Doktor olarak tam anlamıyla sahneye çıkışı, bölümün büyük kısmını yatakta geçirmesi sebebiyle biraz gecikmeli oluyor. Ancak uyandığında çaykolik Sycorax lideriyle kılıç dövüşüne giriştiğinde anlıyoruz ki; karşımızda artık kuralları kendi yazan, ikinci şanslara inanan ama asla taviz vermeyen yeni Zaman Lordu.

S02E01 – New Earth: Yeni Dünya, Eski Alışkanlıklar

Dünya yok olduktan sonra insanlık “Yeni Dünya”ya taşınır. Hastalıkların kedi rahibeler tarafından tedavi edildiği tuhaf hafiften sürreal hastane atmosferinde, eski dost/düşman Cassandra’nın (nam-ı son safkan insan) dönüşüne şahit oluyoruz. Beden değiştirme konseptinin eğlenceli dille işlendiği bölüm, Tennant Billie Piper (Rose) arasındaki muazzam kimyanın ilk gerçek testiydi.

S02E02 – Tooth and Claw: Kraliçe Victoria Kurtadam

İşte Doctor Who’nun sevdiğimiz “tarihi dönem canavarlar” formülü devrede! 1879 İskoçya’sına gidiyor Kraliçe Victoria’yı dev kurtadamdan kurtarmaya çalışıyoruz. İşin külliyehaberajansı kitlesini en çok ilgilendiren kısmı ise lore detayında gizli: Tüm modern seriye damgasını vuracak olan “Torchwood” enstitüsünün temelleri, tam olarak bölümün sonunda, Doktor’un Kraliçe’yi sinir etmesiyle atılıyor.

S02E03 – School Reunion: Eski Dostlar Metaforik Gözyaşları

Benim için sezonun en duygusal felsefi bölümlerinden. Klasik serinin efsanevi yol arkadaşı Sarah Jane Smith robot köpeği K-9 yeniden karşılaşıyoruz. Bölüm, okulda çocukların zihinlerini kullanan yarasamsı uzaylılardan (Anthony Head harika kötü adamdı) ziyade, “Ölümsüzlük geride bırakılmak” temasına odaklanıyor. Doktor’un yol arkadaşlarını neden noktada terk etmek zorunda kaldığını Sarah Jane üzerinden izlemek, kalbe saplanan ince bıçak.

S02E04 – The Girl in the Fireplace: Şöminedeki Zaman Kapısı

Steven Moffat yine yazarlığını konuşturuyor. uzay gemisindeki şöminenin içinden, 18. yüzyıl Fransa’sına, Madame Pompadour’un yatak odasına açılan zaman kapısı… Saat mekanizmalı androidlerin tekinsiz, maskeli tasarımları zamanın nasıl farklı hızlarda aktığını gösteren kurgu inanılmaz deneyimdi. Doktor’un “hayali arkadaş” romantizmi, bölümü dizinin modern klasikleri arasına soktu.

S02E05 & S02E06 – Rise of the Cybermen / The Age of Steel: Paralel Evrende Çelik Adımlar

Dalekler ilk sezonda dehşet saçmıştı, şimdi sıra klasik serinin ikonik düşmanı Cybermen’lerde! Rose’un, babasının hâlâ yaşadığı paralel evrene savrulmasıyla başlayan iki bölümlük macera, duyguları yok edip herkesi çelik bedenlere “güncelleyen” korkunç siber-mantığı ekrana taşıyor. Mickey Smith’in nihayet ezik “aptal teneke köpek” imajından sıyrılıp kahramana dönüştüğü bölüm olmasıyla özeldir.

S02E07 – The Idiot’s Lantern: Televizyon Sizi İzliyor

1950’ler İngiltere’sinde, Kraliçe’nin taç giyme töreni arifesinde, insanları televizyon ekranlarından emerek yüzsüz bırakan The Wire isimli varlık! Medya tüketiminin kelimenin tam anlamıyla “bizi tükettiği” bölüm, stilistik yapısı retro atmosferiyle oldukça şık ama hikaye bazında sezonun biraz daha zayıf halkalarından.

S02E08 & S02E09 – The Impossible Planet / The Satan Pit: Uçurumun Kıyısındaki Şeytan

Bilimkurgunun teolojiyle çarpıştığı, kara deliğin yörüngesinde imkânsız şekilde duran gezegen! Huzurlu hizmetkârlar Ood’ların ilk kez tanıtıldığı bölümde, evrenin başlangıcından beri orada hapis olan, boynuzlu “Şeytan” yüzleşiyoruz. Doktor’un kendi inanç sistemini, bilimin sınırlarını sorguladığı karanlık, klostrofobik atmosferiyle tam hayatta kalma gerilimine dönüşen muazzam ikili.

S02E10 – Love & Monsters: Fandom’a Aşk Mektubu (veya Absürtlük)

Sadece dışarıdan karakterin (Elton) gözünden Doktor’un nasıl göründüğünü izlediğimiz, Doktor Rose’un yok denecek kadar az göründüğü “Doctor-lite” bölümü. Hayran gruplarının (fandom) doğasını, yalnızlığı araya gelmeyi anlatırken Peter Kay’in canlandırdığı Absorbaloff canavarıyla inanılmaz absürt tona kayıyor. Kimisi nefret eder, kimisi samimiyetini sever. Ben ortalardayım! sezonun favori bölümüm olabilir.

S02E11 – Fear Her: Çizimlerin İçindeki Korku

2012 Londra Olimpiyatları’nda geçen, küçük kızın çizdiği şeylerin gerçek dünyadan kaybolmasını anlatan bölüm. Dürüst olmak gerekirse, 2. sezonun açık ara en zayıf bölümü. Çok daha büyük bütçe derinlik beklenen konsept, ne yazık ki düşük tempolu sönük çocuk masalı tadında kalıyor.

geldik yıpratıcı finale. Gökyüzünden inen hayaletlerin aslında paralel evrenden gelen Cybermen ordusu çıkması yetmezmiş gibi, Hiçlik Gemisi’nden çıkan Daleklerin savaşa katılması! “Dalekler Cybermenler birbirlerine laf sokarsa ne olur?” sorusunun epik cevabını aldığımız savaş sahneleri harikaydı.
Ama bölümün asıl olayı meşhur final… İki evren arasında sonsuza dek ayrılmak zorunda kalan Doktor Rose’un, Bad Wolf Körfezi’ndeki hologram vedası. Tennant’ın yanağından süzülen tek damla yaş cümlenin sonunu getiremeden bağlantının kopması, televizyon tarihinin en can yakan sahnelerinden biri olarak kazındı hafızamıza.

Kapanış

2. sezon, David Tennant’ın karaktere getirdiği inanılmaz karizma Billie Piper olan uyumu sayesinde, dizinin popülaritesini zirveye taşıyan sezon. Kayıpları, paralel evrenleri zamanın acımasız kurallarını kez daha çok net şekilde öğrendik.
Benim 2. sezona dair külliyehaberajansı’te dökeceğim içim şimdilik böyle. 3. sezon yakında geliyor ama 4’e daha çok temizinden 1ay bekletebilirim.