Garbage, Moby, Suede Skunk Anansie gibi 90’lara damga vurmuş isimler yaz Zorlu PSM sahnesine konuk olurken, dönüp dönemi şekillendiren kültürel iklime yeniden bakmak için iyi fırsat doğuyor. Basılı müzik medyasının hâlâ yön tayin edebildiği, MTV’nin gündemi belirlediği sadık hayran kitlelerinin müzisyenleri ayakta tuttuğu 90’larda alternatif kültür anaakıma hiç olmadığı kadar yaklaştı. 

İşte indie rock’tan rave’e, trip-hop’tan Britpop’a uzanan 90’lar evrenine dair A’dan Z’ye ufak

A İllüstrasyon: Gaye Su Akyol

Alice in Chains: Seattle’ın hüküm sürdüğü yıllarda Alice in Chains, grunge kuşağının en karanlık seslerinden biri olarak öne çıktı. “Man in the Box” “Would?” gibi hitleriyle döneme damga vuran grup, ağır rifflerin yanına akustik dokular derin melankoli eklemeyi başardı. Jerry Cantrell Layne Staley’nin ortaklığı, 90’ların en güçlü en hüzünlü müzikal kimyalarından birini temsil ediyordu.

Acid House: Roland TB-303’ün kıvrak hipnotik sesleriyle özdeşleşen Acid House, 80’lerin sonunda filizlenip 90’larda rave hareketinin ruhunu besledi.

Alanis Morissette: Jagged Little Pill 90’ların en çok konuşulan albümlerinden birine imza atan Alanis Morissette, kişisel deneyimleri doğrudan filtresiz dille anlatmasıyla öne çıktı. Alternatif rock’ın anaakımla buluştuğu noktada dönemin en önemli figürlerindendi.

B İllüstrasyon: Sadi Güran

Blur: Britpop’un kurucu güçlerinden Blur, 90’ların başında yükselen Amerikan grunge’ına karşı İngiliz gündelik hayatını, mizahını kültürel kimliğini merkeze alan müzik anlayışı geliştirdi. Modern Life Is Rubbish, Parklife The Great Escape albümleriyle şekillenen yaklaşım, Damon Albarn liderliğindeki grubu dönemin en etkili topluluklarından birine dönüştürdü.

Beastie Boys: Beastie Boys’un 90’lardaki etkisini açtığı kapıları kısacık alana sığdırmak mümkün değil. Punk sahnesinden çıkıp rap dünyasını dönüştürmeyi başarmış olmaları, yaratıcı sampling yaklaşımları mizah anlayışlarının mirasın ihtişamında kilit rol oynadığını anmakla yetinelim şimdilik.

İllüstrasyon: Gaye Su Akyol

Björk: 90’ların en ayrıksı, en ufku açık vokallerinden karakterlerinden olan Björk’ün bugün hâlâ esmeye devam eden İzlanda Kuzey mistizmini başlatan kişi olduğunu söylemek yanlış olmaz. 

Britpop: Blur, Oasis, Suede, Pulp daha nice İngiliz grubu içinde barındıran, grunge müzik piyasasındaki Amerikan hegemonyasına cevap olarak çıkıp 90’lara damgasını vuran birkaç önemli müzik akımından. 

C İllüstrasyon: Gaye Su Akyol

Chris Cornell: Chris Cornell’in sesi duyulduğunda şarkının kime ait olduğunu anlamak için ikinci ipucuna ihtiyaç yoktu. Soundgarden’ın yükselişinden Temple of the Dog’un kült statüsüne uzanan hikâyede Cornell, 90’ların en karizmatik eşsiz figürlerinden biri olarak öne çıktı.

CD Walkman: Çantada taşınan CD çalar, yanında gezdirilen birkaç favori albüm hiç bitmemesi umulan piller… Streaming öncesi müzik dinlemek fiziksel meseleydi. Dönemin gençleri için arzu nesnesi olan Sony Discman piyasaya CD Walkman adıyla sürülen ilk modelin uzantısıydı.

The Cranberries: Dolores ’Riordan’ın “kadın vokalist aranıyor” ilanına yanıt vermesiyle son hâlini alan The Cranberries, 90’ların en sevilen alternatif rock gruplarından biriydi. The Smiths, The Cure Siouxsie and the Banshees etkileri taşıyan ilk albümü Everybody Else Is Doing It, So Why Can’t We? dikkat çeken topluluk, “Linger” özellikle “Zombie” sayesinde dünya çapında başarı yakaladı.

D

Deftones: 1988’ California’ kurulan Deftones, 90’lara metal, hardcore, alternatif rock post-punk etkilerini yaratıcı biçimde harmanlayan sound’la girdi. Chino Moreno’nun özellikle Korn Limp Bizkit aynı “nu metal” kategorisine yerleştirilmekten rahatsızlık duyduğu bilinir. Around the Fur White Pony gibi albümlerle türün sınırlarını aşan kimlik geliştirmelerinin ardındaki motivasyon belki buradan kaynaklanıyordu. 

Daft Punk: Kasklarının ardına saklanan Thomas Bangalter Guy-Manuel Homem-Christo’dan oluşan Daft Punk, 1997’ Homework albümünü yayımladığında elektronik müziğin dili değişmeye başladı. “Fransız elektronik müziği” tamlamasına marka değeri kazandırıp sonraki jenerasyonları derinden etkilediler müziğin canlı deneyiminin nerelere taşınabileceğine dair örnek teşkil ettiler.

Dinosaur.: Dinosaur. belki 90’larda kadar göz önünde olan grup değildi. Ama 90’lar estetiğini ruhunu en iyi özetleyen gruplardan biri oldu her zaman. Onları akranlarından ayrıştıran şey taviz vermeden, umursamadan aynı şeyi yapmaya devam edip karşılığını 2020’lerde fazlasıyla alan nadir gruplardan olması.  

E

Epitaph Records: Bad Religion gitaristi Brett Gurewitz tarafından 80’lerde kurulan Epitaph Records, 90’larda punk hardcore sahnesinin en etkili plak şirketlerinden birine dönüştü. L7’dan sonra asıl sıçramasını The Offspring’in Smash albümüyle yapan etiket, punk’ın  popüler kültüre taşınmasında belirleyici rol oynadı. Gurewitz’in Bad Religion’dan ayrılarak tüm dikkatini yönelttiği Epitaph; Pennywise, NOFX, Down By Law, Red Aunts, Rancid, SNFU Coffin Break gibi gruplarla nadide punk yuvalarından biri hâline geldi.

Eurodance: Dr. Alban, Haddaway, Culture Beat, Snap! 2 Unlimited gibi isimlerle özdeşleşen Eurodance, 90’larda Avrupa’nın dünyaya ihraç ettiği en büyük popüler kültür ürünlerinden biriydi. Bugün nostalji listelerinin vazgeçilmezi olan janrın elektronik müziğin kitleselleşmesinde önemli rol oynadığı aşikâr.

Elliott Smith: Either/Or, XO Figure 8 gibi albümlerle tanınan Elliott Smith, 90’ların sonlarında bağımsız müziğin en güçlü kalemlerinden biri olarak anılıyordu. Şarkıları büyük anlatılar yerine gündelik kırılganlıklar, başarısızlıklar iç çatışmalar etrafında şekilleniyor; müziğine zamana direnen içtenlik kazandırıyordu.

F İllüstrasyon: Sadi Güran

Firestarter: The Prodigy’ye ilk büyük sıçrayışını yaptıran parçanın gücünün dinleyiciye ulaşmasında grubun atan kalbi olarak tanınan, 2019 Mart’ında aramızdan ayrılan Keith Flint’in yeni imajının payı büyüktü. “Firestarter”, rave jenerasyonuna altın tepsi içinde ikram ettiği leziz punk rock dozuyla The Prodigy’yi ilk uluslararası hitine kavuşturdu Garbage’ın “Stupid Girl”ü No Doubt’un “Don’t Speak”iyle 1996 yılının en sarsıcı hitlerinden biri.

The Prodigy’nin PSM Loves Summer serisi kapsamında 7 Ağustos’ta gerçekleşecek konserinin biletleri burada.

Fugazi: 90’ların indie rock punk sahnesinde birçok grup Fugazi gibi duyulmak istiyordu; daha fazlası Fugazi gibi davranmak istiyordu. Washington.C. çıkışlı grup; düşük bilet fiyatları, büyük şirketlere mesafeli duruşları tavizsiz etik anlayışlarıyla bağımsız müziğin nasıl üretilebileceğine dair kalıcı model oluşturdu. 

G İllüstrasyon: Gaye Su Akyol

Garbage: Garbage’ın müziğinde her şey biraz yapay, biraz organik, biraz kirli biraz kusursuzdu. Grunge sonrası dönemin stüdyo teknolojilerini pop sezgisiyle birleştiren grup, alternatif müziğin daha incelikli yöne evrilmesinde önemli rol oynadı. “Only Happy When It Rains”, “Stupid Girl” ya “I Think I’m Paranoid” kadar 90’ları anlatan çok az şarkı vardır.

3 Temmuz’ Zorlu PSM Turkcell sahnesinde gerçekleşecek Garbage konserinin biletleri burada.

Grunge: Kelime anlamı “kirli, değersiz” olan grunge, 80’lerin sonunda Seattle çevresinde şekillenen Nirvana, Soundgarden, Pearl Jam, Alice in Chains özdeşleşen müzik hareketine verilen isimdi.em>Melody Maker yazarı Everett True’ya göre terim ilk kez 1988’ Sub Pop tarafından, Green River’ın tanıtım metninde dikkat çekici biçimde kullanıldı. Nevermind, Ten, Dirt Superunknown gibi albümlerle 90’ların baskın rock sounduna dönüşen grunge’ın en büyük yüzü Kurt Cobain ise Nirvana’nın yaptığı müziğin etiketle anılmasından hiçbir zaman hoşlanmamıştı.

Girl Power: 90’ların en başarılı pazarlama sloganlarından biri olarak görülse Girl Power, aynı zamanda kadınların görünürlüğü özgüveni üzerine kurulu daha geniş kültürel dalgayı temsil ediyordu. Pop dünyasında Spice Girls özdeşleşen ifade, alternatif müzikten modaya kadar pek çok alanda yankı buldu.

H İllüstrasyon: Gaye Su Akyol

Hole: Courtney Love’ın 1989’ kurduğu 90’ların en önemli kadın fronted ekiplerinden birine dönüşen Californialı.Hole’u en özel kılan unsur, Courtney Love’ın dipleri korkusuzca eşeleyen şarkı yazımıyla dinleyiciye aynı anda geçirdiği öfke hassasiyetti.

High Fidelity: Plak dükkânları, karışık kasetler bitmek bilmeyen “en iyi beş” listeleriyle 90’lar müzik takıntısının sinemadaki en başarılı yansımalarından biri olan Nick Hornby uyarlaması. The Beta Band sahnesine yeri gelmişken kalp daha bırakalım.

I

Indie Rock:Bugün çoğu zaman müzik türü gibi kullanılsa indie rock, kökeninde bağımsız üretim dağıtım anlayışına dayanan tavrı ifade ediyordu. 90’larda Pavement, Liz Phair, Sebadoh Guided by Voices gibi isimlerin temsil ettiği lo-fi estetiği, ticari kaygılardan uzak üretim idealiyle anılsa bağımsızlık kavramının sınırları üzerine süren tartışmalar hiçbir zaman sona ermedi.

IDM: 90’lar boyunca kulüplerden çok kulaklıklarda yaşayan IDM (Intelligent Dance Music), dans müziğinin kalıplarını bozarak elektronik müziği daha deneysel alanlara taşıyan hareketti.

J

Jarvis Cocker:Jarvis Cocker, glam rock’tan new wave’e, disco’dan indie rock’a zenginliklerle dolu ilham havuzundan beslenen Pulp’ı henüz 15 yaşındayken, ta 1978’ kurmuştu. Fakat grubun geniş kitlelere ulaşması majör plak şirketiyle el sıkıştığı ilk albüm His ‘n’ Hers (1994) ardından efsanevi Different Class (1994)  

Jamiroquai: “Virtual Insanity” 90’ların en unutulmaz kliplerinden birine, “Cosmic Girl” en kalıcı hitlerinden birine imza atan Jamiroquai, gitar müziğinin manşetleri kapladığı yıllarda funk’ı yeniden popüler kültürün merkezine taşıdı.

K İllüstrasyon: Gaye Su Akyol

Kim Gordon: Kim Gordon’ın etkisini yalnızca Sonic Youth açıklamak mümkün değil. Alternatif rock, çağdaş sanat moda arasında kurduğu köprü sayesinde zamanının parçası olduğu kültürün en belirleyici figürlerinden biri. Aradan geçen onca yıla rağmen bugün yeni seslere, yeni fikirlere yeni ifade biçimlerine alan açmaya devam ediyor.

Korn: 90’lara sığdırdığı dört albümle “nu metal” denince akla gelen ilk isim oldu. Düşük akortlu gitarlar, kulak zarına çarpan slap baslar kişisel sözlerle kuşağın öfkesine ses olduklarını rahatlıkla söyleyebiliriz.

İllüstrasyon: Sadi Güran

Kathleen Hanna: 90’ların ilk yarısında yeşeren feminist riot grrrl hareketinin sözcülerinden, Bikini Kill Le Tigre gruplarının kurucusu olan solo projesi Julie Ruin tanınan Amerikalı müzisyen, aktivist sanatçı. K Records Kill Rock Stars gibi plak şirketlerinin evi olan, politik bilinci yüksek I.Y. kültürünü sahiplenen, meşhur Olympia sahnesinin baş kahramanlarından.

L İllüstrasyon: Gaye Su Akyol

Losing My Religion: Yalnızca.E.M.’in; 90’ların tartışmasız en büyük şarkılarından. Minör yapısı alışılmış anlamda nakarat içermemesi nedeniyle plak şirketi tarafından başlangıçta şüpheyle karşılandı. Oysa Peter Buck’ın mandolinde bestelediği unutulmaz riff Tarsem Singh imzalı rüya-vari klibi, şarkıyı döneminin kültürel hafızasına kazıdı.

Lollapalooza: 1991’ Perry Farrell tarafından kurulan Lollapalooza, alternatif kültürün en görünür vitrinlerinden birine dönüştü. Hangi grupların geleceği şekillendireceğini görmek isteyenlerin baktığı yerlerin başında Lollapalooza posterleri geliyordu.

M

MTV: 90’ları MTV olmadan anmak imkânsız. sadece bizim için değil; MTV yayınına dönem erişimi olan tüm ülkeler için geçerli. Algoritma yokken MTV vardı işini iyi yapıyordu. 80’lerde yayına başlamış olsa zirvesini 90’larda yaşadı. Video klip kültürünü MTV başlattı; sayısız ismi, sayısız tek hitlik grubu onlar meşhur. MTV olmasaydı Number One Dream TV olmazdı.

Moby: Elektronik müziğin yeraltından çıkıp geniş kitlelere ulaşmasında pay sahibi isimlerden biri Moby’ydi. Özellikle Play; reklamlar, diziler filmler aracılığıyla 90’ların sonunda müziğin dolaşıma girme biçimini değiştiren albümlerden biri.

29 Haziran’ Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde gerçekleşecek Moby konserinin biletleri burada.

N İllüstrasyon: Sadi Güran

Nirvana: Kurt Cobain Krist Novoselic tarafından 1987’ Aberdeen’ kurulan, en uzun soluklu davulcusu Dave Grohl olan efsanevi grup, istemeyerek grunge’ı icat. 1994’te Kurt Cobain’in intiharıyla son bulan muazzam Nirvana külliyatı dışlananlar, sevilmeyenler, itilenler yanlış anlaşılanların müziği olmaya devam edecek.

Napster: kuşağın yeni müzik keşfetme biçimini değiştiren Napster, plak şirketleriyle internet kültürünü ilk kez büyük ölçekte karşı karşıya getirdi. CD devrinin sonunu başlattığını söylemek mümkün tabii. 

İllüstrasyon: Gaye Su Akyol

No Doubt: Ska, punk pop’un aynı şarkıda buluşabileceğini gösteren grupların başında No Doubt geliyordu. Orange County çıkışlı ekip, Gwen Stefani’nin yıldızlaşmasını sağlayan Tragic Kingdom 90’ların en büyük çıkışlarından birine imza. “Don’t Speak” adlı şarkıyı duymuş olabilirsiniz…

Oasis: Manchester’ 90’ların ilk yarısında kurulan, Blur Suede birlikte Britanya gitar popunun listebaşlarına taşınmasının en büyük sorumlusu olan. Noel Gallagher çok iyi şarkı yazarıydı. Liam Gallagher’ın hayattan tek isteği rock yıldızına dönüşmekti. Oasis’in hikâyesi ezilenlerin pop dünyasında yakaladığı büyük başarının hikâyesi olarak okundu.

Outkast: André 3000 Big Boi ikilisi, 90’ların ikinci yarısında hip hop’ın coğrafyasını değiştiren gruplar arasındaydı. “Rosa Parks”, “Aquemini” “ATLiens” gibi hit parçalarla Atlanta, rap haritasının merkezlerinden birine dönüştü.

One Hit Wonder: “Tek Hitlik Yıldız” yani tek şarkıyla ünlü olup gerisini getiremeyip sessiz sedasız kaybolan gruplar müzisyenler… Elbette olgu günümüzde hâlâ var ama işin arşa vardığı dönem 90’lardı. 4Non Blondes’dan Crash Test Dummies’e, Wallflowers’tan Joan Osbourne’a kendi içinde evrendir 90’ların One Hit Wonder’ları. 

P

PJ Harvey: Solo kariyerine 1991’ başlayan PJ Harvey, 90’lar alternatif rock infilakına en ilham verici şarkı yazarlarından biri olarak adını yazdırdı. Karanlık, şiirsel türler arasında dolaşan müziği bugün hâlâ yeni kuşaklar üzerinde etkisini sürdürüyor.

Portishead: Trip-hop akımının kurucu güçlerinden biri olarak kabul edilen Bristol çıkışlı Portishead, elektronik müziğin duygusal sinematik tarafını görünür kılan grupların başında geldi. Melankoliyi stil sahibi ses evrenine dönüştüren topluluk, Dummy Portishead albümleriyle 90’ların en taklit edile(meye)n sonik evrenlerinden birini yarattı.

Pavement: Sadece müzik yazarları değil; müzisyenlerce 90’ların en 90’lar grubu belki Amerikalı alternatif rock topluluğu Pavement’tır. Grunge’ın ölümcül griliğinin yanında kayıtsız görünen tavrı, zekice sözleri lo-fi estetiğiyle alternatif müziğin yönünü değiştirdiler.

R

Radiohead: Ergenlikten yetişkinliğe geçişini 90’larda yaşayan alternatif rock’ı milenyuma hazırlamada büyük rol üstlenen İngiliz grubun tartışmasız en büyük hamlesi 1997’ OK Computer geldi. Günümüzde kimi hamleleriyle ister istemez yüz ekşitmeye sebep olsalar zamanını tanımlayan gruplardan biri olduklarına şüphe.

Riot Grrrl: Riot Grrrl, 90’larda punk’ın politik damarını yeniden canlandıran feminist hareketti. Fanzinler, DIY kültürü bağımsız sahneler etrafında örgütlenen yaklaşım; Bikini Kill, Bratmobile, Heavens to Betsy L7 gibi gruplar aracılığıyla kadınların kendi seslerini duyurabilecekleri alanlar yarattı. Hareketin müzik üzerindeki etkisi kadar, cinsiyetçilik temsil meselelerini görünür kılması kalıcı miras bıraktı.

Rave: Elektronik müzik etrafında şekillenen; özgürlük, kolektif deneyim sabaha kadar dans fikrini merkeze alan 90’lar gençlik hareketi. 

S İllüstrasyon: Sadi Güran

Skunk Anansie: Irk, cinsiyet, kimlik sınıf meselelerini doğrudan şarkılarına taşıyan Skunk Anansie, 90’lar Britanya’sının en politik rock gruplarından biriydi. “Weak” “Hedonism” gibi parçalarla geniş kitlelere ulaşan grup, Skin’in etkileyici vokali sahnedeki tartışmasız karizmasıyla dönemin en çok konuşulan isimlerinden biri.

PSM Loves Summer kapsamında 30 Temmuz’ gerçekleşecek Skunk Anansie konserinin biletleri burada.

Seattle: Çok az müzik türü şehri meşhur edebilmiştir. Ya tam tersi. Grunge’ın doğum yeri, sayısız dizinin, filmin, albümün ilham kaynağı Seattle 90’ların başkentidir.  

İllüstrasyon: Sadi Güran

Smashing Pumpkins: 90’lar alternatif müzik tahtının gediklisi olan Smashing Pumpkins, anaakımı domine etmeye ikinci albümü Siamese Dream başladı 1995 tarihli epik double albüm Mellon Collie and the Infinite Sadness zirveye taşındı. Smashing Pumpkins müziği; gençliğin melankolisi, dünyaya yabancılaşma kimlik arayışı odaklı külliyat bıraktı yıllara.

Suede: Britpop denince akla ilk Oasis Blur gelse fitili ateşleyen grubun Suede olduğunu düşünenlerin sayısı az değil. Brett Anderson’ın yıldız karizması Bernard Butler’ın romantik gitarları, 90’ların başında İngiliz gitar müziğine yeniden heyecan kazandırdı.

Gitarist Richard Oakes’la 17 Temmuz İstanbul konserleri öncesinde yaptığımız röportaja buradan, konserin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

T

Tori Amos:Y Kant Tori Read’in ardından solo kariyerine yönelen Tori Amos, Little Earthquakes Under the Pink 90’ların en dikkat çekici alternatif müzisyenlerinden biri. “Cornflake Girl” döneminde MTV’nin yıldızlarından biri olarak görülen Amos, piyano merkezli yaklaşımı tabu kabul edilen konuları ele alış biçimiyle dönemdaşlarından ayrıldı.

Trip-hop: Kulüpler için fazla yavaş, rock için fazla elektronik, hip hop içinse fazla melankolik. Trip-hop tam olarak belirsizliğin içinde parladı; Massive Attack, Portishead, Thievery Corporation Tricky gibileri, 90’ların en etkili müzikal evrenlerinden birini yarattı.

U

Unplugged: MTV’nin 90’lara damga vuran televizyon serilerinden Unplugged, müzisyenleri akustik düzenlemelerle sahneye çıkarıyordu. Birçok performans daha sonra albüm olarak yayımlandı. Özellikle Nirvana’nın 1993’te kaydedilip 1994’te yayımlanan performansı kült statüsüne ulaştı.

V İllüstrasyon: Sadi Güran

Vs.: Pearl Jam’in ilk albüm Ten yakaladığı benzersiz ivmenin ardından 1993’te yayınlanan rock’n’roll tarihinin en başarılı ikinci albümlerinden biri olarak kayıtlara geçen uzunçalar. “Go”, “Animal”, “Rearviewmirror” elbette “Daughter”, grubun külliyatının başyapıtları arasındaki yerini koruyor.

Velvet Goldmine: Todd Haynes imzalı Velvet Goldmine, 90’larda glam rock mirasını yeniden keşfeden yeni kuşaklara taşıyan kült filmlerden biriydi. David Bowie, Iggy Pop Lou Reed’in hayaletleri arasında dolaşan film, müzik kadar kimlik özgürlük başlıklarına temas ediyordu.

Veruca Salt: Nina Gordon Louise Post’un liderliğindeki Veruca Salt, 90’ların alternatif rock haritasında önemli yere sahipti. Grunge’ın etkilerini taşısalar melodik yaklaşımı güçlü pop sezgisiyle kendi kimliklerini oluşturmayı başardılar.

Y

Y Kuşağı: 80’lerin başı 2000’lerin başı arasında doğan kuşağa verilen. 90’ların alternatif müzik, internet popüler kültür patlamasını hem tüketen hem şekillendiren millenniallar, bugün hâlâ dönemin kültürel mirasının en önemli taşıyıcıları olarak görülüyor.

Z

Zack La Rocha: Tom Morello, Tim Commerford Brad Wilk birlikte kurduğu Los Angeleslı rock grubu Rage Against The Machine “popüler 90’lar rock” etrafında oluşturulmaya çalışılan nihilizm algısını parçalayan müzisyen, aktivist.