Yalnızlar rıhtımı

Hayatta iki olasılık var! Ya yaşarız ya ölürüz. Eğer ölürsek yine iki olasılık bizi bekliyor. Ya cennet ya cehennem. İnsanlar seni davranışlarınla yargılar Allah kalbinle. Kalbini iyiliklere, açtığın zaman tek olasılık var; "hayat senin için korkulacak şey değil." Herkes bilmelidir ki insanların yaşarken dünyadan çaldıklarını geri alacak. yüzden para için kadar ihtirasa gerek.
Milli takımın başarısız halinden sonra, insanların içlerindeki nefreti ortaya çıkarmak için yarış ettiklerini görüyorum. Birilerini linç etmek, yerine istedikleri adamları monte etmek için nasıl tetikte beklediklerini. Kötülüğe çanak tutulurken eller zalim diller.
Haklı eleştirileri başımın üstünde taşıyorum ama yatırımcı yorumcuların benim kitabımda yeri. Onlar futbolun içindeki gerçek suçlular için kez olsun yürekli cümle kurdu ? Türk futbol tarihinin en büyük utancı, İsviçre oynayıp Dünya Kupası finallerine katılma hakkını kaybettiğimiz maç sonrasıydı. Rakip oyunculara sahanın ortasında soyunma odasının koridorunda "saldırın" emri veren kimdi? görüntüler bütün dünyada yayınlandı, bizim ülkemizde medyanın korku tünelleri tıka basa doldu. hala böyle adamlara yer açmak için var gücüyle çalışan sistem.
Hiçbir kötü sonuç, Futbol Federasyonu Başkanı'nın koltuğuna göz dikmeyi gerektirmez. İbrahim Hacıosmanoğlu'nun Bilal Erdoğan'la yan yana fotoğraf çektirmesi eleştiri yağmuruna tutulmasına gerekçe olamaz. Bilal Erdoğan ülkemizin Cumhurbaşkanı'nın. Ayrıca futbolun içinde. Milli takıma destek olmanın yadırganacak yanı nedir? Meseleyi siyasi boyutlara taşımak hangi sportif düşüncenin ürünüdür? Hacıosmanoğlu'nun dik duruşunun bende yeri ayrıdır. Dürüstlüğünden zerre kadar şüphe duymam. Geldiği gibi gitmesini bilir ama medyanın ağaları istediği için değil, seçimi kaybettiği zaman gider. anda teknik adamına futbolcularına sahip çıkıyorsa bunun adamlıkla ilgisi vardır. Yıllardır günahları başından savanlar bunu anlayamaz.
Futbol anlamını yitirirken, meseleye sadece milli takım üzerinden bakmayalım. ülkede hakemleri korkutarak alınan şampiyonluklar sergisine uzanalım. maçta şampiyonu değiştiren hakemler Ümit Öztürk, Bülent Yıldırım Serkan Çınar'ı hatırlatalım. Yıllar sonra pişmanlık turuna çıkan emeklerini çaldığı teknik adamdan özür dileyen Serkan Çınar'a, "bugün pişman olacağına dün yürekli olsaydın" dediğim cümle duvarında asılıdır eminim. ülkenin futbolu milli takım futbolcularını yerle etmekle aydınlık ruha kavuşmaz. Mesele güzel insanlara yer açmakla mümkündür, emekçi sportmen teknik adamların hakkını vermekle. Adalet asaletle!
Çocukluğumda sırtında taşıdığı çuvallarla bile başkalarına zahmet vermekten korkan namuslu adam vardı. Kıt kanaat yaşardı, harama yan gözle bile bakmazdı. Gazetelerin spor sayfalarını okurdu en. Parası olursa maça giderdi, olmazsa küçük el radyosuyla maçları sinema filmi gibi bizlere aktarırdı. Hiçbir mevsimde gururu değişmedi, zenginlere bakışı hiç değişmedi. Biz böyle adamlarla acılar denizinde büyüdük, kulaç atmayı kara para içinde yüzerek öğrenenlerle değil.
Onurlu yılların siyah beyaz fotoğraflarıdır gözümün önünden geçen. Yaptıkları kötülüğün karşılığını alanlar ülkesinde maziye koşmamı çok görmeyin. Mazi her zaman misafirlerini bekler. Belki "Yalnızlar Rıhtımında" Sadri Alışık bizleri beklemektedir. Yanında Sihirbaz Lefter, Baba Hakkı Kral Metin Oktay'la birlikte.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen