Avrupa güvenliği, Soğuk Savaş’ın sona ermesinden yana belki en önemli dönüşüm süreçlerinden birinden geçiyor. Karadeniz havzasındaki Ukrayna savaşıyla birlikte kıtanın savunma mimarisi yeniden şekillenirken; Washington’dan gelen son sinyaller Avrupa başkentlerinde yeni tartışmayı beraberinde getirdi: Amerika Birleşik Devletleri Avrupa’daki askerî varlığını azaltmaya hazırlanıyor?
soruya verilecek cevap öncelikle akla gelen evet ama gerçekte hayırdır. ABD’nin Avrupa’dan tamamen çekilmesi ne Pentagon’un mevcut planlarında ne NATO’nun uzun vadeli stratejilerinde yer alıyor. Ancak daha dikkatli bakıldığında, Washington’un Avrupa’nın savunma yükünü kademeli olarak Avrupalı müttefiklere devretmeye hazırlandığı görülüyor. Asıl mesele birkaç bin askerin ülkelerine geri dönmesi değil, 30 yıl sonra Amerikan hava, deniz lojistik gücünün Avrupa’daki rolünün yeniden tanımlanmasıdır.
Pentagon’un Altı Aylık İncelemesi Hava Deniz Unsurlarında Kesinti PlanıHaziran 2026’ ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth tarafından başlatılan altı aylık kapsamlı inceleme süreci tam sorulara cevap arıyor. Pentagon’un değerlendirmesi yalnızca asker sayılarıyla sınırlı değil. Avrupa’daki üslerden savaş uçaklarına, tanker filolarından deniz kuvvetlerine kadar Amerikan askerî varlığının tamamı yeniden gözden geçiriliyor. İlk değerlendirmelerde yaklaşık beş bin Amerikan askerinin geri çekilmesi veya bazı planlı birlik rotasyonlarının iptal edilmesi gündeme geldi. Ancak bizim dikkatini çeken asıl konu, NATO’nun kullanımına ayrılan kritik hava deniz unsurlarındaki azaltım planları.
Son yıllarda NATO’nun Avrupa savunmasındaki en büyük avantajlarından biri Amerikan hava gücüydü. Ancak Pentagon’un değerlendirdiği yeni planlarda NATO görevlerine tahsis edilen F-15 F-15E savaş uçaklarının sayısının 148’den 99’a düşürülmesi öngörülüyor. durum gövde ömürlerinin sonuna gelmekte olan yaklaşık elli savaş uçağının NATO görev havuzundan çıkarılması anlamına geliyor. Keşif elektronik gözetleme görevlerinde kullanılan 24 adet MQ-4 MQ-9 insansız hava araçlarının sayısının yarıya indirilmesi. NATO’nun güç çarpanı hava yakıt ikmal kapasitesinin 79 adetten 63 azaltılması deniz karakol uçak filosunun önemli ölçüde küçültülmesi tartışılan seçenekler arasında bulunuyor.
Deniz kuvvetleri tarafında benzer tablo ortaya çıkıyor. NATO için hazır tutulan 19 destroyer sayısının dokuz adette azaltılması, Avrupa savunmasına tahsis edilen uçak gemisi sayısının iki adetten bire düşürülmesi bazı stratejik denizaltı görevlerinin sonlandırılması gündemde. nedenle Avrupa’daki askerî planlamacıların kaygısı birkaç bin askerin geri dönmesinden çok, Amerikan kuvvetlerinin sağladığı stratejik kabiliyetlerin azalmasıdır. Özelikle Atlantik Kuzey Denizi’ndeki caydırıcılık kapasitesini doğrudan etkileyebilir.
Modern savaşlarda belirleyici unsur yalnızca asker sayısı değildir. Hava üstünlüğü, erken ihbar, elektronik harp, keşif-gözetleme, havada yakıt ikmali deniz gücü projeksiyonu gibi alanlar savaşın sonucunu belirleyen temel faktörlerdir. Avrupa’nın bugün en fazla bağımlı olduğu alanlar tam olarak bunlardır.
Avrupa’daki Amerikan Hava Gücünün Omurgası Ramstein Lakenheath Aviano Üsleriİşte tam noktada Avrupa’daki Amerikan hava üslerinin önemi daha net ortaya çıkıyor. Amerikan hava gücünün omurgası dizilişi halen Almanya, İngiltere İtalya’daki üslerden oluşuyor.
Öncelikle, Almanya’daki Ramstein Hava Üssü, Avrupa’daki Amerikan hava gücünün sıklet merkezi olarak kabul ediliyor. ABD Hava Kuvvetleri Avrupa Komutanlığı NATO Hava Komutanlığı’nın önemli unsurları burada bulunuyor. Ramstein çoğu zaman savaş üssü olarak algılansa gerçekte Avrupa’daki tüm Amerikan hava operasyonlarının yönetildiği devasa komuta lojistik merkezidir. C-130J Hercules, C-21 C-37 gibi ulaştırma platformları burada sürekli görev yaparken, Tatbikatlarda kriz dönemlerinde F-15E Strike Eagle, F-22 Raptor, F-35 Lightning II, E-3 AWACS elektronik harp uçakları üs üzerinden desteklenebiliyor.
Almanya’nın batısındaki Spangdahlem Hava Üssü ise NATO’nun doğu kanadına açılan kapılarından biri olarak görülüyor. Baltık ülkeleri, Polonya Romanya yönündeki görevlerde kritik rol oynayan üs, özellikle Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında daha önem kazandı. Burada konuşlu F-16 Fighting Falcon filoları, NATO’nun hızlı reaksiyon gücünün önemli parçalarından biri olarak değerlendiriliyor.
İngiltere’deki RAF Lakenheath ise bugün Avrupa kıtasındaki en güçlü Amerikan savaş uçağı üssü durumunda. Avrupa’daki ilk kalıcı F-35A Lightning II filosu burada konuşlandırılmış durumda. Aynı zamanda F-15E Strike Eagle filoları görev yapıyor. NATO’nun yüksek yoğunluklu hava operasyonlarının önemli bölümü gerektiğinde üsten yönetilebilecek kapasiteye sahip. Pentagon’un savaş uçağı sayısında azaltıma gitmesi halinde ilk etkilenecek üslerden birinin Lakenheath olması bekleniyor.
Lakenheath’in yakınındaki RAF Mildenhall ise kamuoyunda daha az bilinse stratejik açıdan en kritik tesislerden. Çünkü burada savaş uçaklarından çok onları ayakta tutan destek veren sistemler bulunuyor. KC-135 Stratotanker tanker uçakları, MC-130J Commando II özel görev uçakları CV-22 Osprey platformları Avrupa’daki Amerikan operasyonlarının görünmeyen omurgasını oluşturuyor. F-35’in binlerce kilometre uzakta görev yapabilmesi, çoğu zaman KC-135 tankerinin havada sağlayacağı yakıt desteğine bağlıdır. nedenle NATO için ayrılan tanker filosundaki olası küçülme, savaş uçağı sayısındaki azalmadan bile daha ciddi sonuçlar doğurabilir.
Akdeniz Güney Avrupa cephesinde ise İtalya’daki Aviano Hava Üssü öne çıkıyor. Balkanlar, Karadeniz Doğu Akdeniz’e yönelik operasyonlarda kullanılan üs, F-16 Fighting Falcon filolarına ev sahipliği yapıyor. Türkiye’nin iyi bildiği Balkan savaşında sıkça kullanılmış olan Aviano, NATO’nun güney kanadının en önemli hava üslerinden biri olmaya devam ediyor.
Aslında Avrupa’daki Amerikan hava gücü yalnızca F-35 veya F-15 filolarından ibaret değil. sistem; savaş uçakları, tankerler, insansız hava araçları, erken ihbar platformları, elektronik harp sistemleri ulaştırma filolarından oluşan devasa ağ şeklinde çalışıyor. Pentagon’un bugün değerlendirdiği azaltımların stratejik etkisi tam olarak burada ortaya çıkıyor. Avrupa, gerektiğinde kendi savaş uçaklarını üretebilir veya satın alabilir. Ancak havada yakıt ikmali, küresel lojistik ağlar, elektronik harp kapasitesi stratejik istihbarat gibi alanlarda hâlâ büyük ölçüde Amerika Birleşik Devletleri’ne bağımlı durumda.
nedenle Washington’un yeni yaklaşımı yalnızca askerî yeniden yapılanma değil, aynı zamanda siyasi mesaj olarak okunuyor. ABD artık Avrupa’nın güvenliğini tek başına finanse etmek istemediğini açıkça gösteriyor. Almanya, Fransa, Polonya Birleşik Krallık’ın son yıllarda savunma bütçelerini artırmasının temel nedenlerinden biri Avrupa’nın kendi savunma kapasitesini geliştirmesi artık tercih değil, stratejik zorunluluk olarak görülüyor.
Bugün Avrupa kıtasında yaklaşık 80 bin Amerikan askeri bulunmaya devam ediyor. Ramstein, Lakenheath, Mildenhall, Spangdahlem Aviano gibi üslerin kapatılması gündemde değil. Ancak Washington’un önümüzdeki yıllarda Avrupa’daki askerî yükünü kademeli olarak azaltmak istediği açıkça görülüyor. Haziran 2026’ başlayan Pentagon incelemesinin yıl sonunda tamamlanması bekleniyor alınacak kararlar yalnızca Amerikan kuvvetlerinin geleceğini değil, NATO’nun önümüzdeki on yıllardaki yapısını belirleyecek.
Avrupa için asıl soru “ABD çekiliyor ?” değildir. Asıl soru, Amerika’nın yıllardır sağladığı hava üstünlüğü, lojistik destek, istihbarat deniz gücü kapasitesinin ne kadarının Türkiye Avrupalı müttefikler tarafından doldurulabileceğidir. Nükleer silahlar hariç, geleceğin NATO’sunda güç dengesi, asker sayılarından çok kritik kabiliyetleri kimin sağlayacağına bağlı olacaktır.
Türkiye’nin kıtasal güvenliğinin geleceği büyük ölçüde sorunun cevabında yatmaktadır.
Sami Atalan |Ankara Zirvesi’ne Doğru NATO’nun Dönüşümü (külliyehaberajansı Sayı 158/ Sayfa 6)
: külliyehaberajansı