Artı Gerçek - Halkların Eşitlik Demokrasi Partisi (DEM Parti) Kadın Özgürlük Hareketi (Tevgera Jinen Azad -TJA) Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) tarafından düzenlenen Abdullah Öcalan'a özgürlük talebiyle düzenlenen 'Özgürlük Mitingleri’ Diyarbakır İstanbul’ yapıldı.

DİYARBAKIR

İstasyon Meydanı’nda düzenlenen mitinge, Diyarbakır’ın yanı sıra çevre kentlerden binlerce kişi katıldı.

Üç koldan girişlerin sağlandığı miting alanına, Öcalan’ın posteri asıldı.

Mitingde Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar Veysi Aktaş konuşma yaparken, sanatçılar Pınar Aydınlar, Kadir Çat Serhedo sahne.

Diyarbakır. Fotoğraf: MA UÇAR: 'ÖCALAN’IN MÜZAKERE MASASINDAKİ ADI KONULMALI'

Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, alanda toplanan kalabalığın barış talebini yansıttığını belirterek, bunun aynı zamanda Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü yönündeki beklentiyi ortaya koyduğunu söyledi.

Yasal düzenlemelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Uçar, Meclis’e taşınması beklenen düzenlemelerin muhatabının açık biçimde tanımlanması gerektiğini söyledi:

“ yasal çerçeve. Tartışmalar devam ediyor ama biz açıyoruz televizyonları, Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı, ‘Yasal çerçeve an önce meclise gelsin’ diyor. Amed’den soruyoruz; kim getirecek Meclis'e? Barışın muhatabbı, masada oturan kim? Sayın Öcalan’ın müzakere masasındaki adı konulmalı.”

Diyarbakır. Fotoğraf: MA

Mitingde Abdullah Öcalan’ın yaşamını yitiren sanatçı Kadir İnanır için gönderdiği mesaj okundu.

İSTANBUL

İstanbul' ise DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın katılımıyla Bağcılar Meydanı’nda miting düzenlendi.

“Özgürlük Mitingi”ne Balıkesir, Bursa, Yalova, Kocaeli, Tekirdağ Edirne’den çok sayıda kişi katıldı.

Miting, Halkların Eşitlik Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan’ın konuşmasıyla başladı. Ayşegül Doğan, ‘Kürt halkı, Türkiye halklarının ihtiyacı kalıcı barıştır. barış için en önemli aşama Sayın Öcalan’ın koşullarının düzeltilmesidir’.

Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünden korkulmaması gerektiğini vurglayan Ayşegül Doğan, “Sayın Öcalan barışın en büyük emekçisidir. 27 yıldır tek başına zindanda halkların barış özgürlüğü için çabalıyor. halkın önderidir. hakikattir”.

İstanbul. Fotoğraf: MA

Ayşegül Doğan, yaşamını yitiren usta oyuncu Kadir İnanır’ı anarak "Son yıllarda ağır hastalığına rağmen barış için çabaladı ‘Barış mücadelesi gerçekleşsin’. Artık kimsenin ölmesini istemiyoruz".

Doğan’ın ardından sanatçı Tara Mamedova sahne. Konser sonrası Öcalan’ın fotoğrafların farklı tarihlerde yaptığı konuşmalardan kesitleri içerden sinevizyon gösterimi dev ekrana yansıtıldı.

Sinevizyon gösteriminin ardından DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan konuştu.

Bakırhan'ın konulmasından öne çıkan başlıklar şöyle:

"Değerli halkımız, bugün hem miting hem yası arada yaşıyoruz. Kürt dostu, işçi dostu, emekçi dostu Kadir İnanır’ı kaybettik. Barış sevdalısı, emekçinin, ezilenin her daim yanında duran sadece sanatçı kimliğiyle değil, duruşuyla demokratı, devrimciyi, Karadeniz evladını kaybettik. Buradan Kadir İnanır’ın ailesine, sevenlerine Türkiye’ye başsağlığı diliyorum.

Türkiye’nin dört kentinde Özgürlük Mitingleri düzenledik. Neden özgürlük diyoruz? ülke son 50 yılını Kürtlerin demokratik hak özgürlüklerini bastırmak için geçirdi. ülke 3 trilyon dolarını Kürt anadilini konuşmasın diye, siyasi iradesini seçmesin diye, insanca, eşitçe yaşamasın diye harcadı. Bugün eğer emekçiler geçinemiyorsa, eğer asgari ücret çalışan emekçi kardeşlerimiz ailelerini geçindiremiyor zorlanıyorsa sebebi 50 yıllık çatışmadır şiddettir. İşte bugün meydanlarda çatışmanın şiddetin bitmesi için Kürt Türk evlatlarının yaşamını yitirmemesi için, siyasi iradelerimizin cezaevleri yerine bugün alanda olması için, Selahattinlerin, Figenlerin, Leylaların, Ayşe Gökhanların, Nazmi Gürlerin, Ali Ürkütlerin bugün bizim olduğumuz alanlarda olması için, süren sürecin başarıya ulaşması için burdayız.

İstanbul. Fotoğraf: MA

Dünya yeniden şekilleniyor. Bütün ülkeler artık geçmişini gözden geçirerek daha demokratik düzen zemin yaratmak zorundadır. Türkiye değişime gebe süreci yaşıyor. Artık ülke olarak eski korkularla, yasaklarla, eski dille süreci yönetemeyiz.

'ÇERÇEVE YASA NET OLMALI, CESUR OLMALI'

Türkiye'nin içerisinde yaşadığı kriz kaostan çıkışın yolu. Çıkışın yolu bellidir. Biz kaos krizden çıkışın yolu eşit, adil, demokratik düzenden geçiyor. Kürt meselesi çözülmeden hukuk eksik kalır, demokrasi yarım kalır, ekonomi kırılgan. Geçmişimizle yüzleşmeliyiz. Kürt'ün yüz yıldır hak harama mücadelesine artık kulak vermeliyiz. Alevilerin inanç hakkına, emekçilerin alın terine artık kulak vermek zorundayız. Her tarihsel çözümün başlangıcı vardır. İşte başlangıç bugündür. tarihsel aralıkta ilerlememiz için cesur olmamız gerekiyor. Bakın, bugün siyasetin en acil görevi nedir? Çerçeve yasa çıkarmaktır. Çerçeve yasa açık olmalıdır. Net olmalıdır. Cesur olmalıdır. Herkesin güvenle dönebileceği, kimsenin kapıdan çevrilmeyeceği, ayrımcılığa, keyfiliğe yer bırakmayan hukuk kurmalıdır. Yasa dağdan, cezaevinden, sürgünden demokratik siyasete dönüşün yolunu açmalıdır.

'SİLAH YAKANLAR HÂLÂ DÖNEMEDİ'

yıl önce biz Süleymaniye' silahların yakıldığı törende bulunduk. yıl önce silahlar yakıldı ama silahı yakanlar hâl' ülkeye dönemediler. yıl kaybettik. Artık süreci daha fazla ertelemeden, daha fazla oyalamadan, daha fazla uzatmadan çözüme kavuşturmamız gerektiğini kez daha dile getiriyoruz. Hiç kimse ama hiç kimse barışın kapısından çevrilmemelidir. Hiç kimse ‘ döner, dönemez’ dememelidir. Çerçeve yasa demokratikleşmenin anahtarıdır.

yasayla eğer ilk düğmeyi doğru iliklersek yolumuz demokratik düzene, demokratik cumhuriyete çıkar. Ama daha yasa çıkmadan döner, gelir, diğeri gelemez, diğeri yargılanır, diğeri barışın kapısından geçemez dediğimiz zaman en baştan düğmeyi yanlış ilikleriz.

ABDULLAH ÖCALAN’IN ÖZGÜRLÜĞÜ

Biraz önce sinevizyonda Sayın Abdullah Öcalan'ın mesajını gördünüz. sürecin kalbinde isim var; savaşı durduracak, silahları devreden çıkaracak tek muhatap. Sayın Abdullah Öcalan'dır. Sayın Abdullah Öcalan cezaevinde 27 yıl geçirdi. 27 yıl içerisinde ısrarla barıştan, diyalogdan, Türkiye'nin demokratik geleceğinden bahsetti. Elinden gelen bütün çabayı ortaya koydu. Dolayısıyla savaşı durdurabilecek sorunun tek muhatabı olan Sayın Öcalan'ın saatten sonra tecritte olması, 12 metrekarelik hücrede olması kabul edilemez. Artık Sayın Öcalan'la Türkiye halkları arasındaki duvarları kaldırmak, Sayın Öcalan'la Kürtler, kadınlar, Aleviler, emekçiler arasındaki duvarları kaldırarak Sayın Öcalan'ın Türkiye halklarıyla buluşmasını sağlayacak sürecin içerisindeyiz.

‘UMUT HAKKI’ OLMADAN BARIŞ OLMAZ

Sayın Öcalan'ın özgür yaşam, özgür çalışma, toplumla buluşma koşullarının saatten sonra ertelenmesi için herhangi gerekçe yoktur. Umut hakkı tanınmadan barış olmaz. Umut olmadan toplumsal barış olmaz. Umut halkı halkın geleceğe yürüme hakkıdır. Dolayısıyla süreci oyalamadan yokuşa sürmeden an önce mecliste özel yasa için atılacak adımları hızlandırıp an önce kaos kriz yaratmak isteyen süreç karşıtı provokasyonlar yaratmak isteyenler karşısında barışı inşa etmemiz gerekiyor." (MA)