Metal, drone post-hardcore arasında gidip gelen ama hiçbirine tam olarak yerleşmeyen Montréal çıkışlı ikili Robin Wattie Mat Ball’a 10. albümlerinde basçı Liam Andrews eşlik ediyor. BIG|BRAVE albümlerini dinlemek, şarkıları mekten çok dokulu kapsayıcı atmosferin içine girmek.
12 Haziran’ Thrill Jockey etiketiyle yayımlanan albümleri in grief or in hope grup ilk andan itibaren dinleyicisini böyle sisli alana davet ediyor. Gürültünün içinden yükselen melodik vokaller, ambient uğultular çözülmek bilmeyen gerilimler, ritmin var olmadığı dünyada yas umut arasında gidip gelen duygusal salınım yaratıyor.
BIG|BRAVE’den Robin Wattie Mat Ball yeni albüm in grief or in hope yayımlanmadan gün önce araya geldik. Yeni tamamladıkları Avrupa turnesini, Robin Wattie’nin vokal yaklaşımındaki dönüşümü melodik olanla sisli olanın iç içe geçtiği albümün dünyasını konuştuk.
“Aramızda kural var: Asla doğrudan ‘hayır’ demiyoruz. Her şeyi deniyoruz. yaklaşım bizi gerçekten dinlemeye zorluyor.” -Robin Wattie
Birkaç gün önce tamamlanan Avrupa turnenizi sorarak başlamak istiyorum. yandan yeni albüm çıkmak üzere. Turnede yeni şarkılar size farklı hisler uyandırdı m? Dinleyicilerden şaşırdığınız tepkiler aldınız ?
Mat Ball: turnede yalnızca yeni albümü çaldık çünkü ciddi anlamda emek gerektiriyordu. Artık dört kişi değiliz, üç kişiyiz. Albüm stüdyoda şekillendiği için şarkıları canlı çalabilmek adına baştan öğrenmemiz gerekti. Ayrıca artık davul / perküsyon olmadığı için eski şarkıların çoğunu çalamıyoruz. Dolayısıyla bütün enerjimizi albümü öğrenmeye sahneye taşımaya verdik. İlk kez çaldığımız için biraz belirsizlik vardı. Konsere gelip “Davul yok muymuş?” diyerek şüpheyle yaklaşan insanlar oluyordu. Ama sonunda her şey çok iyi geçti. Tepkiler harikaydı. Bizi dinlemeye gelen insanların kafasında grubun nasıl duyulması gerektiğine dair belirli beklentiler var sonuçta. Kimsenin hayal kırıklığına uğramadığını görmek bizi yönde devam etmek konusunda cesaretlendirdi.
Albümün çıkış günü artık size nasıl hissettiriyor? Hâlâ heyecanlanıyor ya geriliyor musunuz?
Robin Wattie: Biraz geriliyorum. Aslında hep geriliyorum. yüzden çok düşünmemeye çalışıyorum.
Mat Ball: Benim için daha çok heyecan verici. albüm aylar önce tamamlandı. İnsanların sonunda dinleyebilecek olması güzel. yandan rahatlatıcı
Robin Wattie: Evet, doğru.
Mat Ball: Neticede bizim için artık yeni şey değil. yılı aşkın süredir albümle yaşıyoruz; yazımı, kayıtları, kapak çalışmaları, hazırlıkları… Her şeyiyle. yüzden yayımlandığında insan “nihayet” diyor.
albümde yıllardır birlikte turneye çıktığınız Liam Andrews stüdyoda size katıldı. Onun varlığı grup içindeki kimyayı ya şarkı yazımını nasıl etkiledi?
Mat Ball: Şarkı yazımını doğrudan değiştirdiğini sanmıyorum çünkü Robin’le birlikte albümün iskeletini Liam dâhil olmadan önce kurmuştuk. Ne yapmak istediğimize dair net fikrimiz vardı. Ama Liam’ın enstrümanı bizim kendi başımıza üretemeyeceğimiz türden sesler çıkarıyor. Temelinde BIG|BRAVE’e ait olan yapıların üzerine öyle frekanslar tonlar ekliyor ki müzik bambaşka yere taşınıyor. yüzden özünde yazımı değiştirmekten çok müziği yükselten katkı sunduğunu düşünüyorum. Elbette çok değerli fikirleri Belki sonraki albümde birlikte yazarız. kez süreç önce bizim yazmamız, sonra Liam’ın katılması gibi işledi.
Albüm aynı zamanda grubun diskografisindeki en açık melodik anlardan bazılarını içeriyor. Şarkılarda beklenmedik derecede akılda kalıcı melodiler var ama bunlar yoğun gürültü katmanları uyumsuz seslerin arasında duruyor. Melodiyi kadar öne çıkarmak sizin için risk miydi? Yoksa bazen melodinin distortion’dan daha ağır olabileceğini düşünüyor musunuz?
Robin Wattie: Güzel. Melodinin, sertlik ya distortion’dan daha hızlı biçimde duygu uyandırabildiğini düşünüyorum. Ama aslında her zaman müziği olabildiğince melodik kılmaya çalışıyorum. kez özellikle akılda kalıcı olmasını istedim; nakaratları melodik hookları bilinçli olarak benimsedim. melodilerin yoğun dokuların ses katmanlarının içine yerleşmesi, duygusal etkilerini daha güçlendirebiliyor. En azından ben öyle hissediyorum.
Mat Ball: Son dönemde daha fazla akor yürüyüşü kullanıyoruz. Gerçekten hüzünlü akorlar dizilimler bulmaya çalışıyoruz. Böyle yaptıkça distortion’ı daha ileri taşıyabileceğimizi fark ettim. Çünkü temelinde zaten güzel akor dizisi. güzelliğin üzerine çok daha sert gürültü bindirebiliyorsunuz. Sanki müzik ne kadar güzelleşirse onu kadar çirkinleştirme özgürlüğünüz oluyor. Eskiden tek akorun etrafında dönen daha kasvetli yapılarımız vardı. Eğer onları fazla gürültülü hâle getirirsek her şey tamamen karanlığa gömülüyordu. Şimdiyse iki uç arasında oynamak çok eğlenceli. yandan “ resmen pop melodisi” ya “Ne güzel akor geçişi” diye düşünüyor, yandan her şeyi mümkün olduğunca bozup distortion’a buluyorsunuz.
Robin, albümde vokalin çok belirleyici rol oynuyor. Yoğun efektler daha işlenmiş vokal duyuyoruz. Grubun ilk günlerinden bugüne sesini enstrüman olarak nasıl geliştirdin?
Robin Wattie: Grubu ilk kurduğumuzda aslında nasıl şarkı söyleyeceğimi pek bilmiyordum. Sesim resmen kurbağa gibi çıkıyordu. Çünkü onu nasıl kullanacağımı bilmiyordum. Yine doğru notaları duyabiliyor tutturabiliyordum. Yıllar içinde sürekli pratik yaptım, sesimle neler yapabileceğimi keşfetmeye çalıştım. Sigara bırakmanın çok faydası oldu; ses aralığımı genişletti, nefes kapasitemi artırdı. Özellikle daha çok drone’a yöneldiğimiz dönemlerimizde insanlar sık sık sesimin müzikle eşleşmediğini söylerdi. “Neden tarz vokal kullanıyorsun?” diye sorarlardı. Muhtemelen daha saldırgan, daha geleneksel metal vokali bekliyorlardı. Ama ben “ benim sesim” diyordum. Zamanla kendime daha çok güvendikçe, sınırlarımızı zorlayıp yeni şeyler denedikçe vokal efektleriyle daha fazla ilgilenmeye başladım. albümde autotune bile var mesela. Uzun zamandır denemek istediğim şeydi. Sonuçta mesele biraz sesimle daha rahat hissetmek, onun neler yapabileceğini görmek sürekli denemeye devam etmek.
Zaman zaman folklorik öğeler duyuyorum. Özellikle albümdeki elektronik dokularla birleştiğinde çok ilginç etki yaratıyor.
Robin Wattie: Çok teşekkür ederim.
BIG|BRAVE albümleri bana her zaman şarkılar toplamından çok içine girilen mekân izlenimi veriyor. Sanki ıssız alanda, atmosferin içinde dolaşıyormuşum. Yeni albüm üzerinde çalışmaya başladığınızda siz bunu hissediyor musunuz? Yoksa önce parçaları düşünüyorsunuz?
Robin Wattie: Genellikle önce parçalarla başlıyoruz, sonra parçalar zamanla mekâna dönüşüyor. Önce küçük iskeletler ortaya çıkıyor ilk başta birbirleriyle uyumlu görünmeyebiliyorlar. Ama sezgisel çalışıyoruz. Sürekli dinliyor, birbirine neyin uyabileceğini anlamaya çalışıyoruz. Elbette bütünü düşünüyoruz ama onun doğal biçimde ortaya çıkmasına izin veriyoruz.
aramızda kural var: Asla doğrudan “hayır” demiyoruz. Her şeyi deniyoruz. yaklaşım bizi gerçekten dinlemeye zorluyor. Belirli ses ya yöntem konusunda ısrar etmek yerine müziğin bizi götürdüğü yere gitmeye çalışıyoruz. Başta kafamızda fikir oluyor ama sonuç çoğu zaman yola çıktığımız noktadan farklı yere varıyor.
Mat Ball: şey üretirken aklım zaten çoğu zaman sonrakine kayıyor. Daha albüm bitmeden sonraki albüm hakkında düşünmeye başlıyorum. Sanırım yüzden kayıtlarımız birbirinden kadar farklı. Sürekli ileriye doğru hareket ediyorlar. albüm çıkmak üzere ama ben şimdiden sırada ne olabileceğine dair fikirler kuruyorum. Hiçbir şey durağan değil. Her yaptığımız şey sonrakine açılan kapı. Daha önce yaptığımız şey tamamlanmadan bile yeni ihtimalleri düşünmeye başlıyoruz. hareket hâli bana çok heyecan verici geliyor.
“Stüdyoda şekillenmiş albüm olsa ilk kez BIG|BRAVE kaydının canlıda nasıl duyulacağımıza dair oldukça doğru fikir verdiğini düşünüyorum.” -Mat Ball
Müziğinizin üretildiği anla çok güçlü biçimde bağlantılı olduğunu hissediyorum her zaman. Teknikten ya enstrümanlardan çok, grup içindeki kimya kişilikler öne çıkıyor. Siz böyle düşünüyor musunuz? hissin yeniden üretilebileceğine inanıyor musunuz?
Robin Wattie: Aslında albüm özelinde ilginç Stüdyoya girerken Mat benim kayıt sürecine dair belirli fikirlerimiz vardı. Ama yıllardır bizimle çalışan Seth Manchester bana Mat’le birlikte çaldığımızda ortaya çıkan şeyin aslında çok kendine özgü olduğunu hatırlattı. Sürekli birlikte çalmamızı istedi çünkü aramızda oluşan enerji atmosferin kayıt için çok önemli olduğunu düşünüyordu.
Mat Ball: Başta metronoma bağlı, sıralı şekilde kayıt yapacağımızı sanıyorduk. Çok kısa sürede bunun işe yaramayacağını fark ettik. Herkesin aynı anda çalması gerekiyordu. Şarkılar bazen hızlanmalı, bazen yavaşlamalıydı. Kayıtların iki ya üç kişinin birlikte yaptığı performans hissini taşıması gerekiyordu. Bence albümün gücü burada yatıyor. Aynı şarkıları ayrı ayrı kaydetmiş olsaydık tamamen farklı duyulurlardı. İnsanların birlikte çalmasının getirdiği insani unsur çok önemliydi.
Robin Wattie: Özellikle Mat benim aramdaki ilişki. Yıllardır birlikte gitar çalıyoruz kendimize özgü dil geliştirdik. Birbirimizi dinleme biçimimiz bile müziğe yansıyor. Ben aynı şeyi çalsam, başka biri Mat’in yaptığını birebir taklit etmeye çalışsa sonuç yine farklı olurdu. yüzden karakterlerimizin özlerimizin müziğe noktaya kadar geçtiğine gerçekten inanıyorum.
Albümün açılış kapanış parçaları dinleme deneyimin tamamını şekillendiriyor. iki şarkının albümün duygusal akışını belirlemedeki rolü neydi?
Robin Wattie: aslında biraz mutlu tesadüf gibi gelişti. Şarkı sıralaması üzerinde çalışırken hangi parçanın açılış, hangisinin kapanış olması gerektiğini fark etmeye başladık. noktada artık tek tek şarkılardan çok bütünü düşünüyorduk. Senin söylediğin gibi mekâna ya deneyime girme hissi yaratmak istiyorduk. Albümün doğal akışı bizi sonuca götürdü.
noktada “Ya bunu böyle yapsak?” dedik son parçanın ilk parçayı yankıladığını fark ettik. Böylece albüm kendi içinde güzel döngü kurmuş.
Albüm artık tamamlanmış hâliyle önümüzde. Geri dönüp dinlediğinizde sizi hâlâ şaşırtan anlar oluyor ?
Robin Wattie: Evet, kesinlikle oluyor. Seth miks aşamasında inanılmaz iş çıkardı. İlk dinleyişte her şeyi duymuyordum. Aslında durum genel olarak BIG|BRAVE müziği için geçerli. Biraz zaman isteyen kayıtlar yapıyoruz. Birden fazla kez dinlediğinizde müzik kendini açıyor. albümde her dinlediğimde yeni detay fark ediyorum. Genellikle eski işlerimizi dönüp dinleyen biri değilim. Ancak saygı duyduğum biri, spesifik şarkı ya albümden bahsedince merak edip geri dönüyorum. zaman “Demek insanların duyduğu şey buymuş” diyerek yeni şeyler keşfediyorum.
Canlı performansın albümün sunduğu deneyimi farklı yere taşıyordur eminim.
Robin Wattie: Kesinlikle. Hatta hep şunu söylerim: Eğer bizi daha önce hiç dinlemediyseniz, önce konsere gelmek albümlerimizi keşfetmek için en iyi başlangıç noktası olacaktır. Canlıda ne yaptığımızı çok daha iyi hissedebiliyorsunuz.
Mat Ball: Ben hep böyle düşünürdüm ama albüm biraz farklı.
Robin Wattie: Gerçekten ?
Mat Ball: Evet. albümde bazı şeyleri öyle noktaya taşıdık ki kayıtların kendisi canlı deneyime hiç olmadığı kadar yaklaştı. Sesleri ne kadar yüksek açarsanız açın sahnenin yerini tutamaz tabii ama kayıtta özellikle alt frekanslar dokular canlı hissi çağrıştıracak şekilde işlendi. Dolayısıyla stüdyoda şekillenmiş albüm olsa ilk kez BIG|BRAVE kaydının canlıda nasıl duyulacağımıza dair oldukça doğru fikir verdiğini düşünüyorum.
Robin Wattie: Katılıyorum. Zaten canlı performans kısmı üzerine çok fazla çalıştık.
Mat Ball: Evet. Bence ilk kez albümümüzü canlıda neredeyse olduğu gibi temsil edebiliyoruz. biraz albümün stüdyoda yaratılmış olmasından kaynaklanıyor. Turneye hazırlanırken sürekli kaydı dinleyip onu sahnede nasıl yeniden kurabileceğimizi düşündük. Normalde stüdyoda şey yapar sonra “Bunu canlıda nasıl çalarız?” diye sorarız. sefer stüdyoda yaptığımız birçok şey doğrudan canlı performans biçimimizi şekillendirdi.
Yeni distortion yöntemleri bulmam gerekti. Stüdyoda yaptığınız bazı şeyleri sahnede uygulayabilmek için doğrudan PA sistemine girmeniz gerekiyor. Canlıda kullanmak üzere sampler edinmek zorunda kaldım. Robin’in efektlerinin kısmı stüdyodaki canlı denemelerden çıktı. kez süreç biraz tersine döndü diyebiliriz.
2021’ The Body birlikte yaptığınız Leaving None But Small Birds, BIG|BRAVE’in çok farklı yüzünü gösteriyordu. deneyim grubun sınırları hakkındaki düşüncelerinizi değiştirdi ? Gelecekte çok daha farklı yönlere gitmeyi düşünüyor musunuz?
Robin Wattie: albüm anlamda aklımızı oynattı diyebilirim. zamana kadar tiğimiz bazı kalıpları parçalamamıza yardımcı. Ne yapmak zorunda olduğumuzu düşündüğümüz yerden uzaklaştırdı aslında istediğimiz her şeyi yapabileceğimizi gösterdi. Bizi özgürleştiren deneyimdi.
Mat Ball: Hem müzikal anlamda istediğimiz her şeyi yapabileceğimizi gördük hem ilk kez albümü gerçekten stüdyoda inşa ettik. kayıt sonrasında “ grup istediği her şeyi yapabilir ne kadar farklı olursa olsun yine BIG|BRAVE olarak kalabilir” hissine kapıldık. Stüdyoyu enstrüman gibi kullanabileceğimizi keşfetmek çok önemliydi. Kayıt sırasında yazmak, yazarken kayıt almak, seslerle oynamak… Bütün bunlar önümüzde sonsuz olasılık. Bizim için gerçekten dönüm noktasıydı.
Thrill Jockey etiketiyle yayımladığınız beşinci albüm. Yıllar içinde onlarla çalışmak nasıl deneyim oldu?
Robin Wattie: Onlarla çalışmayı çok seviyorum. Gerçekten harika çok çalışkan insanlar.
Mat Ball: çok samimiler. Thrill Jockey’nin varoluş sebebi, Bettina’nın (Richards) gerçekten inandığı müzikleri yayımlamak. para makinesi değil. Bağımsız plak şirketlerini ayakta tutmanın ne kadar zor olduğunu biliyoruz. Thrill Jockey 30 yıldır varlığını sürdürüyor bunu yalnızca sanat müzik yayımlamaya devam etmek için yapıyor. inanılmaz Üstelik kataloğu son derece eklektik. yüzden bizim için mükemmel yuva. The Body yaptığımız işte olduğu gibi hiçbir zaman belirli türe sıkışmış plak şirketinde olmak istemedik. Thrill Jockey’nin açıklığı bizim için çok cesaret vericiydi. Gerçekten kusursuz eşleşme gibi hissettiriyor. yaptığımız hiçbir şeyi sorgulamıyorlar. Mesela bazen “Bunu Bandcamp Friday için sadece Bandcamp’e koyalım ?” diyoruz. Bettina ise “Hayır, bunu plak olarak basalım!” diye cevap veriyor. Böyle desteğe sahip olduğumuz için kendimizi çok şanslı hissediyoruz. Sanırım yüzden hâlâ durmadan üretmeye devam ediyoruz. Muhtemelen yine müzik yapardık ama böylesine destekleyici ortamın varlığı devam etme isteğini çok güçlendiriyor. Thrill Jockey var olduğu bizimle çalışmak istediği sürece onlar için yeni işler üretmeye devam edeceğiz.