YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE – Dağlarında küçük kıyametin COP’tuğu Antalya iklim zirvesi COP31’e dağlarını, sularını ormanlarını yok eden vahşi madenciliğin gölgesinde hazırlanıyor. Kıyı turizmine göre şekillenen bakış açısı, kıyıyı besleyen Antalya’nın su havzasındaki tahribatı ıskalıyor…
Antalya Serik’te, Torosların su kaynaklarını barındıran karstik coğrafyada vahşi madencilik kıyımı durmak bilmiyor. Serik’e bağlı Etler Mahallesinde yıllar önce açılan ancak süredir faaliyeti bulunmayan mermer ocağı kapasite artışı yeniden faaliyete geçirilmek isteniyor. kez projeye kırma eleme tesisi eklenmiş durumda. Yüzlerce hektarlık alanı etkileyecek proje için seçilen bölge, Serik halkının yayla olarak kullandığı alanlarla çevrili. Proje dosyasında yer verilen bilgilere göre mermer ocağı, kırma eleme tesisi yolların sulanması için günde 187 m3 su kullanılacağı belirtiliyor. dağın kesilip parçalanması için, ayda 5610, yılda ise 67 milyon 320 bin ton su tüketilmesi anlamına geliyor. Projeyle ilgili ÇED sürecinin başladığı duyurulurken, 2 Temmuz’ Halkın Katılımı Toplantısı’nın yapılacağı belirtildi. Bölge halkı ise üretim alanlarını etkileyecek yıkım projesine itiraz ediyor.
ANTALYA İKLİM ZİRVESİNE HAZIRLANIYOR
Antalya, Kasım 2026’ küresel iklim krizinin tartışılacağı uluslararası iklim zirvesine ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. COP31’in yapılacağı mekân, Aksu ilçesindeki EXPO2016 alanı olarak belirlendi. süredir EXPO alanında hummalı çalışma yürütülüyor. Milyonlarca liralık harcanan fuar alanına altyapı otopark gibi yeni eklemeler yapılıyor. kapsamda fuar alanına bitişik tarım arazileri in acele kamulaştırma kararı alındı.
ANTALYA’YI BESLEYEN SU KAYNAKLARI DAĞLARDAN GELİYOR
EXPO2016 alanının bulunduğu bölge, geçmişte taban suyunun yüksek olduğu araziydi. Antalya’nın doğu kesiminde yer alan Aksu, Serik, Manavgat hattı boyunca uzanan verimli ovalar, arka planda hat boyunca uzanan dağlardan gelen sularla besleniyor. Bozburun Dağı, Sarp Dağı daha geride Dedegöl Kartoz dağlarından toplanan sular, Antalya’nın doğu ovalarını besliyor. doğal su sisteminin en gerisinde ise Eğirdir Beyşehir gölleri yer alıyor. Geçirgen karstik coğrafya, Antalya’nın tüm ülkedeki su kaynaklarının yaklaşık yüzde 7’lik kısmına ev sahipliği yapmasını sağlıyor.
BOZBURUN’A DÜŞEN KAR TANESİ OVANIN DENİZİN YAŞAM KAYNAĞI
Serik Manavgat dağları, karstik yapının filtreleri gibi ova arka plandaki su kaynakları arasında uzanıyor. Beyşehir Gölü, İbradı’daki Altınbeşik Mağarası başta olmak üzere, bölgedeki irili ufaklı dereleri, Eğirdir Gölü ise Aksu Çayı bölgedeki dereleri, taban sularını besliyor. Dağlar, göğsüne düşen her damla suyu, her kar tanesini iğne ucu gibi kayaçlarıyla süzüp, koynunda oluşan depolarda saklıyor, derelere, nehirlere, yeraltına aktarıyor, doğal su döngüsü, Torosların binlerce yıldır önemli yaşam alanı olmasını sağlamış. Bozburun Dağı’na düşen kar tanesi, Serik Ovasında yetişen çileğin, karpuzun domatesin, Akdeniz’ yüzen balığın yaşam kaynağı. Dağlardan gelen tatlı su kaynakları, tuzluluk dengesi organik besin sağladığı için Antalya’ kıyı turizmi, kıyı ovalarındaki tarımsal üretim deniz canlıları için yaşamsal önemde.
YASA DEĞİŞTİ, KORUMA ZIRHI DELİNDİ, DAĞLARA HÜCUM BAŞLADI
Antalya Su Havzası’nın beslendiği su toplama alanında binlerce mermer ocağı açıldı. 2006 yılında değiştirilen maden yasası geçmişte izin verilmeyen birçok kritik alanda ‘madencilik’ yapılmasının önünü açan düzenlemelere imza. Su havzaları, kültürel doğal miras, ormanlar, yaylalar, dağlar yasadan etkilendi. Mevzuattaki korumacı maddeler, “bürokratik engel” diyerek budandı, taş (mıcır), kum çakıl bile “maden” kapsamına alınarak stratejik mineral muamelesi yapıldı. Bugün Antalya Su Havzasını oluşturan coğrafyada binlerce mermer taş ocağı ruhsatı.
ÜLKE NÜFUSUNUN YÜZDE 3’Ü, SULARIN YÜZDE 7’SİNİN ÜZERİNDE
Türkiye nüfusunun yaklaşık yüzde 3’ünü barındıran Antalya, Türkiye’nin su varlığının yüzde 7’sine ev sahipliği yapıyor. Ancak su kullanımı konusunda tarım turizm sektörlerinin birbiriyle yarıştığı bölgede tüketilen su miktarı su geleceği tehdit edecek ölçüde her geçen gün artıyor. Buna yeterince tartışılmayan vahşi madenciliğin karstik coğrafyadaki su kaynaklarına verdiği zararlar eklenince, tablo daha dramatik hale geliyor.
SERİK’TE DAĞIN SUYU İLE DAĞI YOK EDECEKLER
Serik ilçesine bağlı Etler Mahallesi’nde kapasite artışı talep edilen mermer ocağı aynı proje kapsamında yeni açılacak olan kırma eleme tesisi için kullanılması planlanan su miktarı, tüm bölgenin geleceğini tehdit eden gerçeği açıkça ortaya koyuyor. Denizli merkezli özel şirket tarafından hayata geçirilmek istenen proje, mermer ocağı, kırma eleme tesisi depolama alanlarını kapsıyor. Yüzlerce hektarlık arazide, her yıl milyonlarca metreküplük üretim kapasitesi talep edilen proje kapsamında ortaya çıkacak devasa pasa malzeme yine açık arazide depolanacak.
MERMER ÇIKARMAK İÇİN YILDA 67 MİLYON LİTRE SU TÜKETİMİ
Dağlık orman arazisindeki proje için hazırlanan dosyada, tüm işlemlerde kullanılacak günlük toplam su miktarı 187 m3 olarak belirtilmiş. dağın kesilip parçalanması için, ayda 5610, yılda ise 67 bin 320 ton (67,3 milyon litre) su tüketilmesi anlamına geliyor. Karstik coğrafyadaki dağların ürettiği sular, suları üreten dağların kesilip parçalanmasına, su döngüsünün önemli aşamasının ortadan kaybolması demek. yıkıma gerekçe olarak mermer ocaklarının faaliyeti sonunda alanın rehabilite edildiği, kesilen ağacın yerine 5 katının dikildiği savunuluyor ancak kesilen dağın yerine moloz doldurularak yeniden karstik arazi oluşturulması mümkün olmuyor.
HALKIN KATILIMI TOPLANTISI 2 TEMMUZ’ YAPILACAK
Serik dağlarında büyük tahribatlara neden olacak mermer ocağı kırma eleme tesisi projesi için 2 Temmuz 2026 tarihinde Halkın Katılımı Toplantısı yapılacağı duyuruldu. Bölge halkı üretim alanlarını su kaynaklarını tehdit eden projeye karşı çıksa yeterince seslerini duyurabilmiş değiller.
COP31 ALANINDA BAKILINCA DAĞLARDAKİ YIKIM GÖRÜLEBİLİYOR
Dağların arasındaki Etler Mahallesi’nde açılmak istenen mermer ocağı kırma eleme tesisi, COP31’in yapılacağı Aksu’daki EXPO alanına kuş uçumu 30 kilometre mesafede yer alıyor. EXPO alanından kuzeydeki dağlara bakıldığında, yüksek kesimlerdeki vahşi madenciliğin yarattığı tahribat 30-40 kilometre mesafelerden görülebiliyor.
İKLİM KRİZİNİN EN ÖNEMLİ NEDENLERİNDEN BİRİ TAHRİBAT
Tüm dünyada insanları uzun süre evlere kapatan pandemi sürecinde, küresel ölçekte yaşanan en önemli ekolojik sorunların başında arazi parçalanması, ekosistem tahribatı, habitat kaybı gibi başlıkların geldiği belirtildi. Küresel ölçekte bilimsel çalışmalar yürüten, raporlar hazırlayan onlarca kuruluş, dünyanın geleceğinin ekolojik restorasyonda olduğu yönünde açıklamalar yaptı. Yıkımın değil, iyileştirmenin desteklenmesi gerektiğine vurgu yapılarak giderek etkisini artıran iklim krizine karşı hükümetler önlemler almaya çağrıldı.
VALİ ŞAHİN: “BURAYA GELENLER BİZE SORMAYACAK ?”
Antalya COP31’e hazırlanırken, Antalya Valisi Hulusi Şahin, 5 Haziran Dünya Çevre Günü nedeniyle düzenlenen etkinlikte yaptığı konuşmada, COP31 kente gelecek olan konukları kast ederek, “Buraya gelenler, ‘dünyanın en güzel coğrafyasında yaşıyorsunuz, bunu korumak için ne yapıyorsunuz?’ diye sormayacak ? Antalya Mavi Akdeniz İnisiyatifi duygularla harekete geçirildi. Bizler neler yaptığımızı gösterelim, eksiklerimizi tamamlayalım istedik. Yılbaşından beri yoğun şekilde çalışıyoruz” ifadelerini kullanmıştı.
KORUMA KULLANMA VİZYONU KIYI TURİZMİNE ENDEKSLİ
Antalya’nın vizyonu, kıyı turizmi etiketi üzerinden belirlenirken, kıyıyı denizi doğrudan etkileyen coğrafya göz ardı ediliyor. Mavi Bayrak etiketiyle kıyıların turistik cazibesine vurgu yapılırken, kirliliğin karadan başladığı ıskalanıyor. Madencilik için yürütülen ÇED süreçlerinde kurum görüşü sorulan Kültür Turizm müdürlükleri, projeler turistlerin görebileceği alanda değilse, “olumlu” görüş bildiriyor. Eğer tur güzergâhlarında görünen alandaysa konuda öneri uyarılarda bulunuyor. Tek başına değerlendirme yöntemi bile kirlilik, tahribat doğal alan kaybına yönelik bakışın sorunlu olduğunu ortaya koyuyor. Oysa sürdürülebilir turizmin geleceği dağıyla, kıyısıyla, ormanıyla, deniziyle, yaylasıyla, deresiyle bütün olarak korunabilmiş coğrafyaya bağlı.
Serik Etler Mahallesi’nde yer alan proje alanıProje için seçilen alanda köylülerin seraları bahçeleri yer alıyor (3)Proje için seçilen alanda köylülerin seraları bahçeleri yer alıyor (2)Proje alanı yayla niteliğinde bölgede yer alıyorProje alanı uydu görüntüsüMevcuttaki işletme sahası yeni talep edilen proje alanıMermer ocağı projesi için kullanılacak tahmini su miktarıAntalya Su Havzası’nın 5 alt bölgesinden biri olan Aksu Çayı Havzası madencilik tehdidi altındaAntalya su havzası, göller bölgesi kıyı ovaları arasındaki dağlık coğrafyadan besleniyorAntalya su havzası mermer ocaklarının dağılımı
yazıya emoji tepki ver
😡0Kızgın🤣0Hahaha👍0dim.❤️0Muhteşem😢0Üzgün😮0İnanılmazÖnceki haberGöçmen düşmanı Reform UK lideri gelir beyanıyla gündemde