Bazı albümler yalnızca dönemin değil; insanın dönüşümünün kaydını tutar. 3 Temmuz’ yayımlanan ATLAS Tuğçe Şenoğul’un yıllara yayılan üretim sürecinin toplamı. Atlas – Yerdeniz (2023) Atlas Gökdeniz (2024) EP’leri, iki yeni şarkıyla birlikte tek albümde buluşuyor.
Boran Kuzum Tuğçe Şenoğul, ATLAS vesilesiyle araya geldi yalnızca müziği değil; yaratmayı, yalnızlığı, dostluğu sanatın insanı nasıl dönüştürdüğünü konuştu.
“ şarkı yazıldıktan sonra artık yalnızca yaşanmış anı olmuyor; anlamlandırılmış deneyime dönüşüyor. duygunun bende bıraktığı izi değiştiriyor.” -Tuğçe Şenoğul
Boran Kuzum: Atlas YerdenizAtlas Gökdeniz‘in ardından iki yeni şarkı daha ekleniyor ortaya 12 parçalık albüm çıkıyor. Aslında albüm, yıllara yayılan üretim sürecinin özeti. En eski şarkılarından biri 2018’e uzanıyor. Bugün dönüp baktığında, yolculuk senin için ne ifade ediyor?
Tuğçe Şenoğul: İzlemesi çok keyifli hayat filmi gibi… Bazen sanki hem yaşıyorum hem dışarıdan izliyorum. Üretim süreci, gündelik hayatımdan bağımsız ilerleyen paralel hikâye. Ben hayatı yaşamaya devam ederken, şarkılar kendi yolculuklarını sürdürüyor.
Bugün sekiz yıl önce yazdığım şarkıya baktığımda artık onu bambaşka gözlerle okuyabiliyorum. şarkının geçirdiği dönüşümü görmek en az benim değişimimi görmek kadar ilginç geliyor. Ama zamanla öğrendiğim önemli şey var: Şarkıları fazla sahiplenmemeye çalışıyorum. Çünkü noktadan sonra onlar sadece benim hikâyem olmaktan çıkıyor. Belki bugün aynı duyguları yaşayan başka birinin hikâyesine dönüşüyor. yüzden şarkıları tek anlama sabitlemek istemiyorum. Hikâyeler, insanlar gibi yaşamaya değişmeye devam ediyor.
Boran Kuzum: Ben oyunculukta bunu çok hissediyorum. Hayatta yaşadığımız duygular karakter aracılığıyla dışarı çıkıyor. Sanki küçük terapi gibi… Senin için müzik böyle işliyor?
Tuğçe Şenoğul: Kesinlikle. Üretmek benim için duyguları düzenleyen süreç. Yaşadığım şeyi içimde taşımak yerine onu işleyebildiğim alana dönüştürüyorum. şarkı yazıldıktan sonra artık yalnızca yaşanmış anı olmuyor; anlamlandırılmış deneyime dönüşüyor. duygunun bende bıraktığı izi değiştiriyor. Ama işin en büyüleyici tarafı bundan sonrası.
dinleyici gelip “ şarkı benim hayatımı anlatıyor.” dediğinde, an artık yalnız olmadığını hissediyorsun. Aslında hep birlikte aynı duygunun etrafında buluşuyoruz. Belki terapi demek doğru olmaz ama ortak iyileşme hissi oluşuyor. Aynı şarkının içinde farklı hayatların birbirine dokunması, sanatın en güçlü taraflarından biri bence.
Boran Kuzum: Ben bazen senin şarkılarını dinlerken gerçekten “ benim hissettiğim duygu.” diyorum. oyuncu olarak ben seyircinin karakterlerle kurduğu bağı hissediyorum. Sence ortaklık nasıl oluşuyor?
Tuğçe Şenoğul: Ben tam olarak bunu yaşıyorum. Sevdiğim şarkıyı dinlediğimde bazen gerçekten onu ben yazmışım gibi hissediyorum. Sanırım insanlar müzikle böyle bağ kuruyor. Ben yazarken yaşadığım duyguyu dönüştürüyorum; dinleyici ise onu kendi hayatıyla tamamlıyor. İşte noktada şarkı artık bana ait olmaktan çıkıyor; birlikte yaşadığımız ortak deneyime dönüşüyor. galiba müziğin en büyülü tarafı tam olarak.
Boran Kuzum: Seninle tanışmadan önce müziğini biliyordum. Sonra yıllar içinde arkadaş olduk. dönemlerden aklımda kalan çok net görüntü. Sabahları tek başına küçük kafeye gider, kahveni alır saatlerce yazardın. neredeyse günlük ritüeldi.
Biz sanatçılar ilhamı her yerden alıyoruz; sokakta yürürken, insanların konuşmalarından, bakıştan… Ama bazen insan en çok kendiyle baş başa kaldığında üretebiliyor. Senin için yalnızlıkla insanların arasında olmanın dengesi nasıl kuruluyor?
Tuğçe Şenoğul: Aslında benim için bütün mesele denge. Hayat hakkında çok kesin doğrulara sahip biri olduğumu söyleyemem. Fikirlerim ben sürekli değişiyoruz. Ama değişmeyen tek şey varsa, dengenin önemi. akşam arkadaşlarımla saatlerce gülüp eğlenebiliyorum. Ertesi sabah ise uzun yürüyüş yapıp tek başıma oturuyor, yazıyor, düşünüyor yaşadıklarımı sindiriyorum.
Yazmak biraz yaşadığım hayatı kendime geri anlatmanın. yüzden yalnızlık sosyallik üretimimin vazgeçilmez parçaları. İlhamı insanlardan alıyorum; onu anlamlandırmayı ise yalnız kaldığım zamanlarda başarıyorum.
Boran Kuzum: Bence bunu çok güzel kuruyorsun. Belki artık hayatın öyle dönemindeyiz ki etrafımızda sadece birbirine iyi gelen insanlar kalıyor: Başarıyı kıskanmayan, zor zamanlarda yanında duran, hesap kitap yapmayan… Ben son yıllarda bunu daha çok hissediyorum.
Tuğçe Şenoğul: Ben öyle hissediyorum. Ama bunun kolay oluşmadığını söylemek lazım. Bugüne gelene kadar hayatımda çok büyük elemeler yaşandı. Yanlış insanlar oldu, yanlış ilişkiler … Ama bugün geriye dönüp baktığımda hiçbirini kötü olarak değerlendiremiyorum. Çünkü her ilişki, ister dostluk olsun ister aşk, seni dönüştüren deneyim bırakıyor. süre aynı yolu birlikte yürüyorsun, sonra yollar ayrılıyor. birlikte yürüdüğünüz kısmın değersiz olduğu anlamına gelmiyor. Tam tersine… Belki bugün olduğumuz kişiyi biraz insanlar sayesinde olduk.
Boran Kuzum: bana Atlas’ı düşündürdü. Sekiz yıl boyunca yazılmış şarkılardan bugün birini çıkarma şansın olsa… Çıkarır mıydın?
Tuğçe Şenoğul: Hayır. Hiçbirini. Çünkü bugün dönüp baktığımda hepsinin doğru zamanda yazıldığını görüyorum. an kimsem, şarkı Bugünkü ben farklı olabilirim. Ama şarkılar geçmişteki beni inkâr etmiyor. Aksine buraya nasıl geldiğimi gösteriyor. yüzden hiçbirini silmek istemem.
“Şarkılarında beni en çok etkileyen şeylerden biri Beni durduruyorlar. Çok didaktik yerden konuşmuyorlar, dinleyiciye ne düşüneceğini söylemiyorlar. Daha çok his bırakıyorlar.” -Boran Kuzum
Boran Kuzum: Peki bugün artık aynı fikirde olmadığın şeyler var ? Sekiz yıl önce yazdığın şarkıya bakıp “Artık böyle düşünmüyorum.” dediğin oluyor ?
Tuğçe Şenoğul: Şarkılar konusunda ilginç dönüşüm yaşadım. Eskiden sadece kendi yazdığım şarkıları söylemek isterdim. Hatta uzun yıllar cover söylemeyi kendime yakın hissetmezdim. Çünkü üretmenin yalnızca sıfırdan şey yaratmak olduğunu düşünürdüm. Bugün ise bunun değiştiğini görüyorum. Atlas’ta Sezen Aksu şarkısı. Bundan on yıl önce biri bana albümümde cover olacağını söylese muhtemelen gülerdim. Ama artık biliyorum ki önemli olan şarkının kime ait olduğu değil; şarkının içinde kendine nasıl yer bulduğun. başkasının şarkısını aynı samimiyetle söyleyebiliyorsan, artık senin hikâyene dönüşüyor. bana dinleyicilerimin benim şarkılarımla kurduğu bağı daha iyi anlamayı öğretti.
Boran Kuzum: Senin şarkılarında beni en çok etkileyen şeylerden biri Beni durduruyorlar. Gerçekten durduruyorlar. Çok didaktik yerden konuşmuyorlar, dinleyiciye ne düşüneceğini söylemiyorlar. Daha çok his bırakıyorlar. Ben dinlerken sanki kendi içime dönüyorum. Özellikle Atlas’taki yeni şarkıları ilk dinleyenlerden biri olarak müziğinin beni yolculuğa çıkardığını söyleyebilirim. çok özel
Tuğçe Şenoğul: Sanırım bunun sebebi Ben kulağa bağırmayı değil; fısıldamayı seviyorum. Müzikte kelimelerde … duyguyu büyük cümlelerle anlatmaktansa onun insanın içine yavaşça yerleşmesini daha kıymetli buluyorum. Tabii derinlikten kaçtığım anlamına gelmiyor. Ama yaratırken kendimi fazla kontrol etmeyi sevmiyorum. Bazen sadece hissin peşinden gidiyorum. his beni nereye götürüyorsa, şarkı oraya gidiyor.
Benim yaratım biçimim biraz buna benziyor.
Boran Kuzum: Bence burada sanatla eğlence arasındaki ince çizgi ortaya çıkıyor. Sonuçta ikimiz insanların vakit geçirdiği alanlarda çalışıyoruz. Ama bazen yaptığın iş sadece eğlendirmiyor. İnsanların dünyaya bakışını değiştiriyor. Ben oyunculukta bunu çok önemsiyorum. Yaptığım her iş herkese hitap etmeyebilir ama kişiye bile yeni pencere açabiliyorsa, iş benim için başka anlam kazanıyor. Senin müziğinde bunu hissediyorum.
Tuğçe Şenoğul: Ben sanatı biraz böyle görüyorum. Aslında önemli olan isimler değil. İster sanat diyelim ister eğlence… Geride kalan şey deneyim. İnsan eve dönerken içinde ne taşıyor? Bence asıl mesele. Ben konser verirken aynı şeyi düşünüyorum, DJ set yaparken ya şarkı yazarken … İnsanların birlikte hissettiği her an bana göre çok kıymetli. Çünkü sonunda hatırladığımız şey şarkının kaçıncı sırada olduğu değil; bize ne hissettirdiği oluyor.
Boran Kuzum: Sanırım seni farklı yapan Şarkılarında dinleyiciye alan bırakıyorsun. Herkes kendi hikâyesini yerleştirebiliyor.
Tuğçe Şenoğul: Ben yaratırken gerçekten böyle hayal ediyorum. Sanki ruhun kulağına fısıldıyormuşum gibi… Belki kendi ruhuma, belki hiç tanımadığım birine ama mutlaka tek kişiye. yüzden yüksek sesle konuşan şarkılar yazmıyorum. Kelimelerimin yavaşça yerleşmesini seviyorum. Çünkü bazen insanın hayatını değiştiren şey büyük cümleler olmuyor. Tam zamanında duyduğu küçük cümle oluyor.
Boran Kuzum: Bence sanatçı röportajlarında en çok duyduğumuz şey oluyor: “Ben şarkıyı yazarken şunu hissettim.” – “ rolü oynarken bunu yaşadım.” Ama sen konuşurken dikkatimi çeken başka şey. Sen daha çok dinleyiciye ne bırakacağını düşünüyorsun. bana çok kıymetli geliyor. Çünkü ben oyunculukta aynı yere bakıyorum. Benim ne hissettiğim elbette önemli. Ama asıl soru Karşımdaki insan ne hissedecek? Onun hayatında nasıl iz bırakacağım?
Tuğçe Şenoğul: Bence biz burada aynı yerden bakıyoruz. Çünkü yaptığımız iş ancak biriyle buluştuğunda tamamlanıyor. Şarkı tek başına yaşamıyor. Rol Dinleyiciyle, seyirciyle karşılaşınca gerçek anlamını buluyor. yüzden insanların kendi hikâyelerini benim şarkılarımın içine yerleştirebilmesi beni mutlu ediyor. Çünkü noktada artık yalnızca benim yaşadığım şey olmaktan çıkıyor. Hepimizin ortak deneyimine dönüşüyor.
“Eskiden üretmek biraz daha tek başına yürüdüğüm yol gibiydi. Şimdi ise şarkılarımı dinleyen insanların hikâyelerini gördükçe bunun ortak yolculuk olduğunu hissediyorum.” -Tuğçe Şenoğul
Boran Kuzum: Albüm yayımlandığında aslında senin için uzun yolculuk tamamlanmış olacak. Atlas, belki sekiz yılın tamamını anlatmıyor ama uzun dönemin izlerini taşıyor. Peki albüm sende hangi sayfayı kapatıyor, hangisini açıyor?
Tuğçe Şenoğul: Aslında insanlar bunu sekiz yıllık tek hikâye gibi düşünebilir ama ben öyle hissetmiyorum. albümde yıllar önce yazılmış şarkılar. Ama onları bugün dinlediğiniz hâline getiren üretim süreci çok daha güncel. Şarkılar zaman içinde değişti. Ben değiştim. Onlar benimle birlikte dönüştü. Şimdi ise doğal olarak yeni dönemin eşiğindeyim. Üçüncü albümün hikâyesi çoktan başladı.
Boran Kuzum: albümü tek cümleyle anlatman gerekse ne söylerdin?
Tuğçe Şenoğul: Atlas benim için harita ama gidilecek yerlerin değil; hislerin haritası.
albüm boyunca biraz kendi karanlık tarafımla karşılaştım; ilişkilerimle, korkularımla, yalnızlığımla… Kendime dışarıdan bakmayı öğrendim. Bazen gerçekten “Ben kimim?” diye sordum. “ hayat bana ne anlatıyor? Müzik bütün bunların neresinde duruyor?” Sanırım Atlas’ın bana bıraktığı en büyük şey sorular.
Boran Kuzum: Peki bugün dönüp baktığında elinde kalan en güçlü duygu ne?
Tuğçe Şenoğul: Artık içimde hiçbir soru işareti. Eskiden müziğin insanları birleştirdiğini söylerdim. Şimdi buna gerçekten inanıyorum. Çünkü bunu yaşadım. Müziğin dili. Dini. Milliyeti. melodi bazen dünyanın öbür ucundaki iki insanı aynı duyguya bağlayabiliyor. İnsanların aynı histe buluşabilmesi bana hâlâ mucize gibi geliyor. Atlas bana bunu öğretti.
Boran Kuzum: zaman son soruyu şöyle sorayım: Bugün gerçekten kapanan sayfa hangisi?
Tuğçe Şenoğul: Yalnızlık. Sanırım kapanan sayfa yalnızlık hissi. Eskiden üretmek biraz daha tek başına yürüdüğüm yol gibiydi. Şimdi ise şarkılarımı dinleyen insanların hikâyelerini gördükçe bunun ortak yolculuk olduğunu hissediyorum. Belki müzik değişmedi. Belki ben çok değişmedim. Ama artık biliyorum ki hisler ıldıkça çoğalıyor. şarkı, gerçekten dinlenmeye başladığı anda, artık yalnızca onu yazana ait olmuyor.
Fotoğraflar için Life Foto Studio’ya teşekkürler.