Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler: “Türkiye; konuşlandırılabilir kuvvetleri, tecrübeli komutanları, yerleşmiş eğitim kültürü sağlam askeri temeliyle NATO 3.0 sürecinde güçlü konuma sahiptir.”
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, “Müttefikler Ankara’ ” programında konuştu. Bakan Güler, ifadelere yer verdi:
“Stratejik, siyasi, sınai akademik perspektifleri araya getirmek suretiyle ittifak için gerçekten önemli dönemden geçiyoruz.
Böylesine kritik dönemde Avrupalı müttefikler daha fazla sorumluluk üstlenmelidir. Ancak yalnızca daha yüksek bütçe rakamlarıyla gerçekleştirilemez. Savunma harcamaları; hazır birliklere, eğitimli personele, mühimmata, dayanıklı lojistik sistemlere, bütünleşik komuta yapılarına muharebe edebilir kuvvetlere dönüşmelidir. Külfet ımı ayrıca operasyonel riski, coğrafi konumu, hazırlık seviyesini, görev katkılarını, sanayi kapasitesini kriz anında görev icra edebilme kabiliyetini dikkate almalıdır. Zira Amerika Birleşik Devletleri’nin Avrupa’daki askeri varlığına ilişkin düzenlemeleri, ittifak içindeki sorumlulukların yeniden dengelenmesi ihtiyacını daha belirgin hale getirmektedir.
“Avrupa’nın büyük bölümü Soğuk Savaş sonrasında silahlı kuvvetlerini küçültürken, Türkiye aynı yolu izlememiştir.”
bakımdan Türkiye’nin tecrübesi son derece kıymetlidir. Avrupa’nın büyük bölümü Soğuk Savaş sonrasında silahlı kuvvetlerini küçültürken, Türkiye aynı yolu izlememiştir. Türkiye; büyük, profesyonel faal kuvvet yapısını muhafaza etmiş, hazırlık seviyesini artırmış, savunma sanayiine yatırım yapmış zorlu ortamlarda harekat icra etme kabiliyetini korumuştur. geniş imkan kabiliyetlerle sahip olunan devamlılık süreklilik, bugün hem Türkiye hem ittifakımız için stratejik avantaja dönüşmüştür.
🔴🇹🇷Milli Savunma Bakanı Güler: "Avrupa, Soğuk Savaş sonrasında silahlı kuvvetlerini küçültürken Türkiye aynı yolu izlemedi. Türkiye; büyük faal kuvvet yapısını muhafaza etti, savunma sanayiine yatırım yaptı."pic./77zsVsGHxk
— Defence Turk () July 7, 2026
Bazı müttefikler birliklerini yeniden teşkil etmeye, personel temin etmeye stoklarını yenilemeye çalışırken; Türkiye mevcut yapıları operasyonel bilgi birikimi sayesinde derhal katkı sağlayabilmektedir. İşte nedenle Türkiye; konuşlandırılabilir kuvvetleri, tecrübeli komutanları, yerleşmiş eğitim kültürü sağlam askeri temeliyle NATO 3.0 sürecinde güçlü konuma sahiptir. durum Türkiye’nin hazırlık açıklıklarının kapatılmasına katkı sağlamasına, farklı kanatlarda caydırıcılığın güçlendirilmesine krizlere süratle karşılık vermesine imkan tanımaktadır.
Türkiye 1952 yılında NATO’ya katılmasından yana ittifakın coğrafi ön hattında yer alan salt ülke olmamıştır sadece. Aksine Türkiye; risk üstlenen, sorumluluk alan, krizlerde sahada yer alan gerektiğinde caydırıcılığın fiili yükünü taşıyan duruş sergilemiştir. Türkiye yüksek eğitim standartları, operasyonel tecrübesi güçlü müşterek harekat kapasitesiyle NATO’nun ikinci büyük ordusuna en yetenekli kuvvetlerinden birine sahiptir. Yüksek hazırlıklılık seviyesindeki komando birliklerimiz, geniş coğrafyada süratle konuşlanma krizlere etkili şekilde müdahale etme imkanı sağlayan önemli güç çarpanıdır.
Türkiye olarak Kosova’dan Akdeniz’e, Baltık bölgesinden Karadeniz’e kadar NATO misyonlarına, harekatlarına tatbikatlarına önemli katkılar sağlamaktayız. kapsamda hava polisliği, deniz güvenliği, kriz yönetimi eğitim alanlarında sorumluluk üstleniyoruz. Yakın dönemde icra edilen kapsamlı NATO tatbikatları, Türkiye’nin yalnızca yakın çevresinde değil tüm Avro-Atlantik alanında güvenliği sağlayıcı kapasitesini kez daha gözler önüne sermiştir. Türkiye’nin Afrika, Doğu, Orta Doğu Asya’daki saha tecrübesi boş bırakılan alanların rakip aktörler tarafından hızla doldurulduğu dönemde stratejik kıymettir.
Mevcut dönemde NATO’nun önündeki temel soru şudur: NATO siyasi taahhütlerini ne ölçüde ne kadar hızlı şekilde somut askeri kabiliyetlere dönüştürebilecektir? Savunma harcamalarının artırılması önemlidir ancak yapılan harcamalar tek başına caydırıcılık üretemez. Caydırıcılık; eğitimli personel, hazır kuvvetler, mühimmat, güçlü lojistik, bütünleşik hava füze savunma, etkili komuta kontrol, siber dayanıklılık, sanayi kapasitesi siyasi kararlılık gerektirir. İşte nedenle Ankara Zirvesi’nin temel mesajlarından biri, taahhütlerin uygulamaya dönüştürülmesi olmalıdır. NATO’nun geleceği yalnızca bütçe oranlarıyla değil, bütçelerin hangi kabiliyetleri ne kadar sürede üretebildiğiyle belirlenecektir.
“İnsansız yeni nesil hava platformlarımız modern harbin şekillenmesine katkı sağlamaktadır.”
Türkiye alanda önemli kabiliyetlere sahiptir. NATO kabiliyet hedeflerini milli ihtiyaçlarımızı karşılamak amacıyla önümüzdeki üç yıl içinde hava balistik füze savunma, uzun menzilli atış sistemleri insansız sistemlerin tedarikine öncelik veriyoruz. Savunma sanayiimiz insansız sistemler, hava savunma sistemleri, elektronik harp, mühimmat, deniz platformları, havacılıkla komuta kontrol teknolojilerinde ileri seviyeye ulaşmıştır. Bugün ihracat projeleri dahil olmak üzere Türkiye’ 50 askeri geminin inşası devam etmektedir. İnsansız yeni nesil hava platformlarımız modern harbin şekillenmesine katkı sağlamaktadır. Bunlar sadece milli imkan kabiliyetler değildir; doğru şekilde bütünleştirildiklerinde NATO’nun kabiliyet üretim açıklarının kapatılmasını sağlayacak katkı unsurlarıdır.
🔴🇹🇷Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler: "İnsansız yeni nesil hava platformlarımız modern harbin şekillenmesine katkı sağlamakta. Bunlar doğru şekilde bütünleştirildiklerinde NATO'nun kabiliyet üretim açıklarının kapatılmasını sağlayacak katkı unsurlarıdır."./3hWnoYN3i8
— Defence Turk () July 7, 2026
Savunma sanayii alanında Türkiye; rekabet yerine tamamlayıcılığı, dışlama yerine ortak üretimi kısıtlamalar yerine güvenliğe dayalı iş birliğini savunmaktadır. İttifak ruhu kısıtlamalarla değil, dayanışma ortak vizyonla güçlenmektedir.
kritik mesele Avrupa güvenliğinin gelecekte nasıl yapılandırılacağıdır. Avrupa’nın savunmaya daha güçlü katkı sağlamasını memnuniyetle karşılıyoruz ancak katkı NATO’yla rekabet etmemeli, NATO’yu güçlendirmelidir. Daha güçlü Avrupa sütunu transatlantik bağı güçlendirirken, NATO; Avrupa’nın kolektif savunmasının temeli olan tek güvenlik sağlayıcı rolünü korumalıdır. Avrupa güvenlik girişimleri, ilgili kabiliyetlere sahip AB üyesi olmayan tüm NATO müttefiklerine açık olmalıdır. Askeri kapasitesi, gelişmiş savunma sanayii, operasyonel tecrübesi jeostratejik konumuyla uluslararası güvenlik mimarisinin başat üyelerinden biri olan Türkiye’nin dışlanması Avrupa’yı daha güvenli hale getirmeyecektir. Bizim beklentimiz açıktır: NATO-Avrupa Birliği iş birliği kapsayıcı, bütünleştirici karşılıklı olarak güçlendirici olmalıdır. Daha güçlü, daha gerçekçi daha dengeli NATO için tüm müttefiklerin eşit katılımı her müttefikin kabiliyetlerinden tam olarak yararlanılması gerekmektedir.
Ankara Zirvesi yalnızca diplomatik toplantı olmaktan ibaret değildir. zirve; NATO’nun birlik beraberliğini, savunma yatırımlarını, hedeflerini, savunma sanayii üretimini, Ukrayna’ya desteğini caydırıcılığının sürekliliğini ele alacak kritik eşiktir. Ankara’dan verilecek mesaj açık olmalıdır: Beşinci maddeye olan bağlılığımız sarsılmazdır siyasi taahhütler güvenilir askeri güçle desteklenecektir. kapsamda müttefikler savunma harcamalarını; hazır kuvvetlere, dayanıklı altyapıya, sürdürülebilir mühimmat stoklarına modern kabiliyetlere dönüştürmelidir. Üretimi artıran, yeniliği destekleyen kapsayıcı savunma sanayii ekosistemi oluşturan iş birliği alanları genişletilmelidir.
Bugün ele alınacak yazılım tanımlı kabiliyetler, yapay zeka, bilişsel harp gibi teknolojik içeriklerle birlikte altyapı deniz güvenliği konularıyla NATO’nun güney kanadı, Karadeniz, Kafkasya, Körfez Hint-Pasifik gibi bölgelerdeki jeopolitik denklem, aynı stratejik gerçekliğin farklı boyutlarıdır. Günümüzde caydırıcılık yalnızca tanklar, uçaklar gemilerle inşa edilemez. Caydırıcılık aynı zamanda güvenli veri, etkili stratejik iletişim, güvenilir tedarik zincirleri, korunan altyapı dayanıklı toplumların varlığı düşmanlarımızdan daha hızlı görev icra edebilme yeteneğiyle inşa edilebilir. açıdan bakıldığında NATO’nun geleceği yalnızca silahlı kuvvetlerimizin değil; toplumlarımızın, sanayimizin, teknolojimizin siyasi birliğimizin gücüne bağlıdır.
Türkiye, NATO’nun yükünü an, sahada sorumluluk üstlenen, savunma yatırımlarını ciddiyetle ele alan geleceğin kabiliyetlerine yatırım yapan müttefiktir. Bundan sonra NATO’nun savunma caydırıcılığına katkı sağlamaya, müttefiklerimizle yakın iş birliği içinde çalışmaya NATO’nun dönüşümünü aktif şekilde desteklemeye devam edeceğiz.”
Gaziantep Üniversitesi Makine Mühendisliği Mezunu. Savunma Sanayii Uluslararası İlişkiler Meraklısı