Aylardır beklenen NATO zirvesi Ankara’ yapıldı. Zirve öncesinde Ankara tamamen ablukaya altındaydı, önceki şafak baskınlarına ek olarak son haftada aralarında gazetecilerin olduğu 100’ü aşkın kişi gözaltına alındı. İktidar NATO Zirvesi sırasında muhalif ses çıkmaması için özetle tüm anti- demokratik yöntemleri kullandı, ancak yine gösterilere engel olamadı.
Zirve pek çok açıdan önemli. Ancak hükümet hükümete yakın medya açısından en önemli mesele zirve sırasında gerçekleşecek Trump- Erdoğan görüşmesiydi. ABD Başkanı Trump, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a kez daha övgüler düzerken Ankara istediğini büyük oranda aldı denebilir.
Zira Erdoğan yönetimi ABD’den F-35 savaş uçaklarını uzun süredir talep ediyor ancak Washington’dan yeşil ışık türlü yanmıyordu. Öte yandan "Amerika'nın Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası"nın İngilizce kısaltması olan CAATSA yaptırımları resmen, Aralık 2020'den yana Türkiye'ye uygulanıyor Ankara yaptırımların kalkmasını bekliyordu.
Donald Trump, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yaptığı görüşme sırasında basına yaptığı açıklamada Türkiye'ye yönelik CAATSA yaptırımlarının kaldırılacağını söyledi, ayrıca Türkiye'ye F-35 savaş uçakları satılmasının değerlendirileceğini vurguladı.
Özetle Erdoğan AKP mutlu. Geçtiğimiz aylarda Türkiye - Çin- Rusya ittifakı öneren iktidar ortağı MHP’nin lideri Bahçeli ise bugünlerde sessiz. Ancak Trump’ın Ankara’ büyük şatafatla karşılanmasına ABD’nin vaatlerine muhtemelen çok büyük itirazı olmayacaktır.
Trump- Erdoğan görüşmesinin akşamında NATO zirvesine katılan liderler eşleri için Beştepe’ resmi akşam yemeği resepsiyon vardı. Erdoğan eşi, konukları kapıda karşıladı. Konuklar ise Mehter Marşı eşliğinde merdivenleri çıktılar Cumhurbaşkanı Erdoğan eşi Emine Erdoğan’ı selamladılar.
Simgesel seçim şüphesiz. Türkiye’ sağ siyaset büyük oranda simgeler üzerinden yapılıyor, bilindiği. Birkaç saat önce silah satışı için ABD’den ricacı olan Türkiye’nin, Yunanistan Başbakanı dahil NATO Zirvesi’ne katılan konukları Mehter Marşı karşılaması açık ki iktidarın milliyetçi-muhafazakar seçmenlerine verdiği mesaj.
Sonuçta ABD, İsrail’in Gazze’ gerçekleştirdiği soykırıma en büyük desteği vermiş, İran’a savaş açmış, bütün bunlara imza atan Trump’ın Ankara’ya gelecek olması AKP, medyası kanaat önderleri tarafından neredeyse bayram havasıyla karşılanmış. Görüşmelerde belli ki Trump’a bilhassa Gazze İran konusunda canını sıkacak sözler ya söylenmemiş ya konu kısaca geçiştirilmiş.
tablo içinde iktidarın vereceği tek yanıt belli ki Mehter Marşı oluyor.
Zirve öte yandan hükümet için başka fırsatlar sundu. Erdoğan’ın Türkiye’ye mesafeyle bakan AB’ye verdiği mesaj çerçevede not edilebilir. Zira Erdoğan zirvenin ikinci gün açılışında yaptığı konuşmada, Avrupa Birliği (AB) üyesi NATO ülkelerine seslendi şöyle dedi:
"Savunma sanayi başta olmak üzere müttefikler arasında kısıtlamalar kalkmalı. AB üyesi müttefiklere sesleniyorum, birlik üyesi olmayan müttefiklerin dışlanması suni bölünmeye yol açacaktır."
Ankara belli ki “demokrasi” konusunda atacağı adımlardan çok “savunma silahlanma” alanında attığı atacağı adımlarla “Batı dünyası” içinde yer almak istiyor isteyecek. NATO’nun “demokrasi”yi pek öncelemediğini zaten biliyoruz. Avrupa’nın uluslararası denklemde “demokrasi” gibi önceliği olacak derseniz, pek olumlu yanıt veremem.