Tam Ankara'daki NATO toplantısını "Terörsüz Türkiye" iktidarının NATO karşıtı etkinliklere saldırısını tutuklamalarını sosyal medya üzerinden izlemeye çalışırken, 74 yıllık yayın yaşamımda ilk kez, hem NATO'nun Avrupa Birliği'nin başkenti Brüksel' düşünce ifade özgürlüğümüze indirilmiş art arda iki darbeyle sarsıldım.
55 yıldır Türkiye Avrupa medyasında yayınlanmış yazılarımı bizimle yapılmış söyleşileri içeren Sürgün Yazıları'nın son dört cildi Türkiye' basıldıktan sonra Belge Yayınları tarafından paket halinde 30 Ocak 2026' küresel nakliye şirketi UPS aracılığıyla Belçika'daki adresimize gönderilmiş bulunuyordu.
Üzerinden nerdeyse altı ay geçti. Kitaplar elimize geçmediği gibi, Ankara'daki NATO zirvesinin büyük tantana silahlanma gösterileriyle başladığı gün Türkiye'ye iade edildiğini öğrendik.
Şubat başlarında Brüksel'e ulaştığında kitap paketini alabilmemiz için benim KDV numaramı ileterek gümrük vergisi ödemem gerektiği bildirildi. Son yıllarda Belçika dışından gelen her şeye vergi kestikleri için talep edecekleri miktarı ödemeye hazırdım. Ancak, Bunun için dahi önce KDV numaramı bildirmemde ısrar ediyorlardı.
Bunun üzerine UPS'ye 4 Şubat'ta mesajı gönderdim:
"Söz konusu paketin gönderimi ticari işlem değildir. paket, benim yazdığım Türkiye’ yayınevi tarafından basılan Türkçe kitapları içermektedir. Ben tüccar değilim KDV numaram yoktur. 90 yaşında emekli gazeteciyim Belçika Gazeteciler Derneği'nin üyesiyim.
" gazeteci olarak, Avrupa'daki arkadaşlarıma eleştirmenlere ithaf edeceğim kitapları acilen almam gerekiyor. kitapların teslimatındaki gecikme tek kelimeyle ifade özgürlüğüne aykırıdır."
UPS'nin itiraza yanıtı, özür dilemekle birlikte KDV numarasını istemekte ısrar etmek oldu:
"E-postanız için teşekkür ederiz. Sistemimize göre, KDV numarası bulunmaması nedeniyle gönderiniz anda ithalat ülkesindeki gümrükte bloke edilmiştir. Siparişinizin bloke edilmesi durumun size yaşattığı rahatsızlıktan dolayı içtenlikle özür dilerim. durumu çözüme kavuşturmak paketinizin teslimatını sağlamak için lütfen KDV numaranızı adrese iletiniz: [email protected]."
Bunun üzerine kitapları yayınlayan Belge Yayınları yöneticisi Sinan Zarakolu UPS'nin Türkiye temsilciliği nezdinde müdahalede bulunduysa ona yanıt verildi:
"Alıcınıza gümrükleme konusunda ulaşılamamıştır. Alıcınızın vergi kimlik numarası gerekmektedir. 16 Haziran 2026 tarihine kadar alıcınızın kimlik bilgilerini, geçerli sabit/cep telefon numaralarını e-posta adresini bildirmenizi rica ederiz.
"Belirtilen süre içerisinde tarafınızdan herhangi yanıt iletilmemesi ya alıcınızın gönderiye ait masrafları kabul etmemesi halinde, gönderinizin tasarruf hakkı gittiği ülkedeki UPS'ye geçecek, paketinizin iade veya /imha edilmesi halinde, varış ülkesinde oluşmuş gümrük vergisi, paketin geri gönderilmesi dahil tüm masraflar tarafınıza fatura edilecektir."
Bunun üzerine kimlik bilgilerimi, geçerli sabit/cep telefon numaralarımı e-posta adresimi göndererek 25 Haziran' UPS'ye bildirimde bulundum:
" kargo, yazarı olduğum İstanbul’daki yayınevi tarafından basılan kitapları içermektedir. Dolayısıyla ticari veya kâr amaçlı iş değildir. kitapları eleştirmenlere göndereceğim. Yaz tatili yaklaşırken kargonun ay sonuna kadar mutlaka adresimize teslim edilmesi gerekmektedir."
UPS yanıta rağmen kitapları Brüksel' bana teslim etmek yerine Türkiye'ye iade etti
Müşteri Destek sorumlusu imzasıyla bana yanıtı gönderdi:
"E-postanız için teşekkür ederim. gönderi ilgili endişenizi anlıyorum, özellikle içinde kitabınızın eleştirmenlere verilecek nüshaları bulunduğu. durumun size yaşattığı rahatsızlıktan dolayı üzgünüm.
"Ancak aşamada iade süreci zaten başlatılmış olduğundan, maalesef paketi Brüksel’deki alıcı adresine yeniden yönlendirmem mümkün değildir. nedenle, olası yeni gönderim için en uygun çözümü belirlemek veya ek destek almak üzere kitapların göndericisiyle doğrudan iletişime geçmenizi rica ederim."
Sonuç olarak, Sürgün Yazıları'nın Türkiye' basılmış olan son ciltlerini hâlâ görebilmiş Avrupa'daki dostlarımıza gönderebilmiş değilim.
Bunun hüznünü yaşarken, kez Belçika Postası bpost'un benzer sürpriziyle karşılaştık.
İsviçre'deki siyasal sürgün dostlarımızdan gazeteci Demir Sönmez Yukarı Karabağ (Artsakh)’ta 2020 2023 yılları arasında yaşanan olayları Ermeni yönetimindeki bölgenin 44 günlük savaşta Türk Ordusu'nun desteğiyle Azerbaycan tarafından işgalini fotoğraflarla belgeleyen, okuyucuyu çatışmanın gerçekliğinin tam kalbine, cephe hatlarına, Stepanakert, Şuşi, Martuni Martakert sokaklarına götüren Yaralı Kartal adlı kitap yazmıştı.
Demir'in bana ithafen 10 Mayıs'ta İsviçre'den postaladığı kitabın ayı aşkın sürede posta takip sayfalarında izini bulamadık. arada iki kez kalb krizi geçirmiş olan Demir tedavi altındayken İsviçre posta idaresine kitabın akıbetini sorduğunda 23 Haziran' yanıtı aldı:
"Sayın Sönmez, Belçika’ya gönderilen LT113410293CH numaralı gönderiniz anda Belçika’daki gümrük idaresinde bulunmaktadır alıcı tarafından gümrük işlemleri tamamlanır tamamlanmaz yoluna devam edecektir. Alıcı, Belçika postası tarafından gümrük ücretlerinin ödenmesi için yazılı olarak bilgilendirilmiştir. Gümrükleme süreci, Belçika’ yürürlükte olan yasal hükümlere uygun olarak gerçekleştirilmektedir."
Bunun üzerine Belçika posta idaresine teslimat adresimizi paketin içeriği hakkında bilgi vermek için kitapla ilgili Tribune Genève gazetesinde yayınlanmış olan yazının kupürünü ileterek gümrük ücretini derhal ödemeye hazır olduğumu bildirdim.
mesajıma Belçika posta idaresinin 29 Haziran' verdiği yanıtta "Gönderinizin gümrük işlemleri için geçerli EORI numarasına ihtiyacımız bulunmaktadır. EORI numaranızı bildirdiğinizde size ödeme talebi gönderilecektir" deniyordu.
Daha önce Türkiye'den gönderilen kitapları alabilmem için UPS tarafından benden KDV numarası istenmişken, kez İsviçre'den gelen kitabı alabilmem için benden EORI numarası isteniyordu. Ancak ticari amaçlarla ithalat yapan kişilerin firmaların sahip olması gereken numaranın benden talep edilmesi üzerine Belçika posta idaresine 30 Haziran' aynı yanıtı gönderdim: "Ben tüccar değilim, 90 yaşında emekli gazeteciyim EORI numarası edinmek zorunda değilim."
kez 8 Temmuz' kitabın bana teslim edilebilmesi için 31,22 Euro gümrük parası ödemem istendi.
mesajı aynı gün "Yaşlı insan olarak, postada neredeyse iki aydır bekleyen paket için tüm formalitelerden çok yoruldum. Talep edilen tutarı derhal ödüyor paketi adresime göndermenizi rica diyorum" diye yanıtlayarak istenen gümrük parasını hesaplarına yatırdım.
Ne var ki düşünce ifade özgürlüğü düşmanı uygulama yine sona ermedi.
Ankara'daki NATO toplantısının Trump Erdoğan ikisinin uyduları için büyük zaferle sonuçlandığı 8 Temmuz günü Belçika posta idaresinden mesajı aldım:
"Gönderiniz için yaptığınız ödeme başarıyla gerçekleştirilmiştir. gönderi en geç 10 Temmuz 2026 tarihinde gümrüğe sunulacak, orada ithalatına izin verilip verilmediğinin kontrolü için inceleme alınacaktır. AB dışından gelen tüm gönderiler ithalat prosedüründen geçmek zorundadır. Belçika’ya vardıklarında çoğu gönderi hemen serbest bırakılır, ancak bazı durumlarda Belçika gümrük idaresi gönderinin içeriğini kontrol edebilir. Gönderi incelemeye tabi tutulursa, 3 ila 7 gün arasında gecikme yaşanabilir. İnceleme sonunda para cezası ödenmesi veya ek belgelerin sunulması istenebilir. İçeriği ithalat yasaklanmasına tabi olabilir ithalatı yasaklanabilir. İthalat ücretlerini ödediyseniz, gönderi alıkonulduğu takdirde ödediğiniz miktar iade edilmeyecektir."
Evet, Ankara toplantısı öncesinde sırasındaki polis şiddetine tutuklamalara rağmen kendisine gösterdikleri güven saygıdan ötürü liderleri Tayyip Erdoğan tarafından "barış"ın değil "savaş"ın sembolü tabanca mermilerle ödüllendirilen NATO'nun başkentinde, üç yıl önce aynı Tayyip Erdoğan'ın askersel desteğiyle Yukarı Karabağ (Artsakh)’ta yaşananları belgeleyen kitap, belki girişi yasaklanmak üzere, incelemeye alınıyordu.
Yine NATO'nun Türkiye'ye yerleştiği 1952 yılından beri 74 yıllık gazetecilik yaşamında ABD emperyalizmine onun başını çektiği tüm ittifaklara karşı mücadele vermiş gazetecinin Türkiye' basılmış kitaplarının NATO'nun başkenti Brüksel' kendisine ulaştırılması engelleniyor Türkiye'ye geri gönderiliyordu.
Herhalde, her türlü insan hakları ihlalinden sabıkalı "Terörsüz Türkiye" yönetimindeki ülkemizde olduğu gibi, ona hiçbir desteği esirgemeyen NATO üyesi Avrupa ülkesinde düşünce ifade özgürlüğünü güvence altına almak adına!