Kendinizi nasıl tanıtırsınız?

Adım Hasmik Varderesyan, 18 yaşındayım.  Yerevan’ doğdum. 2010 yılında annemle birlikte İstanbul’a taşındık. Annem, Hrant Dink Ermeni Okulu'nda Ermenice öğretmeni olarak çalışmaya başladı, ben aynı okulda 9. sınıfa kadar eğitim gördüm. 2023 yılında Ermenistan’a döndüm. İlk olarak Yerevan’ Hrant Dink. 44 Okulu'nda eğitimime devam ettim, ardından Mkhitar Sebastatsi Eğitim Kompleksi'ne geçerek lise eğitimimi tamamladım. Eğitimime nerede devam edeceğime ya nerede yaşamak istediğime henüz karar vermedim. Hayatımın iki farklı ülkede geçmiş olması, farklı milletlerden insanlarla iletişim kurmam Karabağ Savaşı bölgede yaşanan gelişmelere yakından tanıklık etmem, Ermenistan-Türkiye-Azerbaycan ilişkilerine ilgi duymama konuları araştırmaya başlamama neden. Bugün sosyal medyada ürettiğim içeriklerle, bölgeyi ilgilendiren konular hakkında yapıcı çok yönlü tartışma ortamına katkı sunmaya çalışıyorum.

Ermenistan’ seçimlerin üzerinden ay geçti. Ülkedeki atmosfer nasıl?

Açıkçası ben seçim sürecinin seçim sonrasındaki atmosferin daha gergin geçeceğini düşünüyordum, ancak beklediğim gibi olmadı. ana kadar muhalefet partilerinin geniş çaplı protesto veya eylemler düzenlememesi nedeniyle sokaklarda belirgin gerginlik oluşmadı. En azından an için ülkedeki genel atmosferin sakin olduğunu söyleyebilirim.

Sosyal medyayı, özellikle İnstagram’ı aktif olarak kullanıyorsun. Hazırladığın videolar genellikle Ermeni tarihi üzerine. Son zamanlarda nefret söylemlerine dair kişisel görüşlerini ıyorsun. Sosyal medyayı bilgilendirme amacıyla kullanma kararı almanda ne etkili oldu?

konularla ilgilenmeye başlamamın en önemli nedeni Karabağ Savaşı. Daha önce Karabağ’a gitmiştim çünkü dedem anneannem orada yaşıyordu. Savaş başladığında hem Ermenistan hem Türkiye sosyal medyasında yoğun nefret söylemleriyle karşılaşıyordum. Bunları gördükçe gün anneme, “Ben videolara cevap olarak içerikler hazırlasam ?” diye sordum. Annem savaş döneminde kendimi hedef hâline getirmemem gerektiğini konular hakkında henüz yeterli bilgiye sahip olmadığımı söyleyerek buna karşı çıktı. Ben fikri dönem için erteledim. Ancak savaşı kaybettikten sonra, iki ülkedeki nefret ortamını gördükçe şekilde şeyler yapmam gerektiğini düşündüm. Çeşitli kaynakları araştırmaya başladım. Her şey böyle başladı. Amacım, sınırın tarafında neler yaşandığını göstermek çatışmaların nedenlerini farklı perspektiflerden ele almaktı. İnsanların büyük kısmının bana karşı çıkacağını, hatta bana "vatan haini" diyenler olacağını biliyordum. Ama ne yaptığımı bunu neden yaptığımı çok iyi biliyordum.

Video ımlarına yapılan yorumlara baktığımda iki ülke arasında barış vurgusuna dair ifadeler olduğu kadar nefret söylemi ırkçı yorumlar görülüyor. Yorumlara yanıt vermekten çekinmiyorsun. İlk nefret söylemi karşılaştığında içerik ımından vazgeçmeyi düşündün mü?

Eğer tığım videoların yorumlarında sadece olumlu geri dönüşler olsaydı, aslında ortada hiçbir sorun olmadığı anlamına gelirdi. Ancak kötü yorumların olması, yaşanan savaşlar, acı geçmiş bunun yarattığı toplumsal, psikolojik etkilerle ilgili. Kötü yorumları kişisel olarak üzerime almıyorum. Herkes aslında kendi bildiğini hissettiğini yansıtıyor, ben insanların bakış açılarını anlamak için videolarımın yorumlarını tek tek okuyorum. Eğer yerde kötü yorum varsa, orada sorun vardır. sorunun nedeni vardır. Zaten içerik üretme amacım biraz bununla ilgili. Hiçbir zaman içerik ımından vazgeçmeyi düşünmedim.

"Ermenistan’a her döndüğümde İstanbul’daki Ermeni cemaatini, Türkiye Ermenilerini oradaki yaşamı insanlara anlatıyorum. Ancak zamanla şunu fark ettim: ne kadar anlatırsam anlatayım, bunu gerçekten anlayabilmek için ortamı görmek gerekiyor. Ermenistan’ birçok kişi Türkiye’ Ermeni okulları olduğundan bile haberdar değil."

İstanbul’ uzun süre yaşadın. Deneyimlerinden biraz bahseder misin?

İstanbul’a Ermenistan’dan geldiğim için şehre özellikle İstanbul’daki Ermeni cemaatine hep Ermenistan’dan gelen birinin gözüyle baktım. bakış açısı zamanla değişti, çünkü hayatımın büyük kısmı orada geçti. İstanbul’ yaşamış olmam bana hem Türkiye’yi hem oradaki Ermeni toplumunu daha yakından tanıma fırsatı verdi. Aynı zamanda hem Türkiye-Ermenistan ilişkilerini hem Ermeni kimliğinin farklı coğrafyalardaki yaşanış biçimini daha derinden anlamaya araştırmaya yöneltti. Ermenistan’a her döndüğümde İstanbul’daki Ermeni cemaatini, Türkiye Ermenilerini oradaki yaşamı insanlara anlatıyorum. Ancak zamanla şunu fark ettim: ne kadar anlatırsam anlatayım, bunu gerçekten anlayabilmek için ortamı görmek, hayatın içinde bulunmak gerekiyor. Ermenistan’ birçok kişi Türkiye’ Ermeni okullarının olduğundan bile haberdar değil. nedenle bazen, sanki  ayrı birbirinden uzak 2 hayatın içinde yaşamışım gibi hissediyorum.

Son zamanlarda Türkiyelilerin Ermenistan’a giderek ilgi gösterdiğini görüyoruz. Çeşitli sosyal medya platformları aracılığıyla Ermenistan’a yapılan gezilere dair izlenimlerini ıyorlar. Türkiye’den Ermenistan’a gelen turist sayısında gözle görünür artış var ? Sana kişisel olarak gözlemlerini aktaranlar oluyor ?

Türkiyelilerin  Ermenistan’ı ziyaret ettiğini görüyorum, ancak ben Türk turistlerle çok sık karşılaşmadım. Yine son dönemde Ermenistan’a gelen bazı Türkiyeli içerik üreticilerinin ırkçılığa uğradıklarına dair ımlarını görüyorum. Bazı noktalarda onları haklı buluyorum, bazı durumlarda ise kimi içerik üreticilerinin provokasyon yaptığını düşünüyorum. Ülke olarak savaş sonrası süreçten geçtiğimiz için toplumda hassasiyetler gerginlikler var, nedenle Ermenistan’a gelen turistlerin daha anlayışlı yaklaşım göstermesini önemli buluyorum. Elbette hiçbir millete karşı ırkçılık doğru değil, ancak aynı zamanda ülkenin uzun yıllar savaş ortamında yaşadığını küçük ülke olarak süreçten derinden etkilendiğini unutmamak gerekiyor. Türkiyeli içerik üreticilerinin dışında,  Ermenistan'a gelen Türkiye Ermenilerinin yalnızca Türkçe konuştukları için ayrımcılıkla karşılaştıklarını görüyorum. Buna hem kendi hayatımda tanık oldum hem yakın zamanda Garo Paylan'ın yaşadığı olay bunun örneklerinden biriydi. Ben hep şunu söylüyorum: Ermenistan' insanların hem Ermenice hem Rusça konuşması nasıl doğal karşılanıyorsa, Türkiye Ermenileri için hem Ermenice hem Türkçe konuşmak aynı derecede doğal. tür olaylarla karşılaştığımda, hangi tarafta yaşanırsa yaşansın ayrımcılığın yanlış olduğunu anlatmaya insanların birbirini daha iyi anlamasına katkı sunmaya çalışıyorum.

Eğer tığım videoların yorumlarında sadece olumlu geri dönüşler olsaydı, aslında ortada hiçbir sorun olmadığı anlamına gelirdi. Ancak kötü yorumların olması, yaşanan savaşlar, acı geçmiş bunun yarattığı toplumsal, psikolojik etkilerle ilgili.

Sosyal medyada barış kardeşlik vurgusu yapıyorsun. Nefret içerikli ımları tasvip etmiyorsun. Senin yaşıtların benzer görüşte ?

Doğrusunu söylemem gerekirse ana kadar benimle tamamen aynı fikirde olan az insanla karşılaştım. Hem Ermeni hem Türk tarafıyla konuştuğunda noktadan sonra çoğu insanın kendi ülkesinin bakış açısını savunarak daha milliyetçi çizgiye geçtiğini görüyorsun. Benim bakış açım daha çok insan hakları üzerinden şekilleniyor. Nerede haksızlık görürsem, hangi tarafta olursa olsun, bunu dile getirmeye çalışıyorum. Benim için hiçbir millet diğerinden üstün değil. Kendim milliyetçiliğe karşıyım. Devlet sınırları, siyasi çıkarlar milliyetçilik gibi unsurlar kadar belirleyici olmasa, bölgemizde yaşayan halklar arasında aslında kadar büyük çatışmalar yaşanmazdı.