CHP’nin durumunun ne olacağı ona bağlı olarak Türkiye siyasetinin hangi yöne gideceği belirsizliğini koruyor. noktada, zihin toparlaması, hafıza tazelemesi, ana hatları belirleyen geriye dönük özet yapmakta fayda.
Bazı anları kronolojik olarak işaretlemeden evvel bütün bunların arkasında Erdoğan AKP’nin iktidarı kaybetme olasılığından duydukları paniğin yattığını hatırlatmak gerek. İktidarın kaybedilebileceğine dair ilk işaret 31 Mart 2019 yerel seçimlerinde geldi. seçimde her ne kadar il genel meclisi için verilen oylarda AKP, CHP’ye yaklaşık 14 puanlık fark atsa Türkiye siyaseti için önemli gösterge olan İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimini CHP’nin adayı Ekrem İmamoğlu kazandı. Üstelik, yüzde 0,3 farkla biten seçim AKP’nin itirazı üzerine tekrarlanınca sefer Ekrem İmamoğlu 800.000 oydan fazla yani yaklaşık %10’luk fark atarak kazandı. seçim sonucu, 14 Mayıs 2023 milletvekili cumhurbaşkanlığı seçimleri için muhalefet cephesinde beklenti umut yarattı ama hatırlayacağınız gibi bütün “altılı masa” fiyaskosu içinde beklentiler karşılanamadı. AKP yüzde 35,62 oy alırken CHP %25,35 oy aldı; cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunda Erdoğan, Kılıçdaroğlu’nun %47,82 oyuna karşılık %52,18 oy alarak cumhurbaşkanı seçildi.
Fakat, 31 Mart 2024 yerel seçimleri AKP’ paniğin CHP’ umutların yeniden yükselmesine sebep. Şöyle ki, il genel meclisi sonuçlarına göre CHP, ülke genelinde yüzde 37,76 oy alarak uzun süre aradan sonra birinci parti oldu; AKP yüzde 35,48 oy. Ayrıca, CHP seçimlerde 14 büyükşehir, 21 il belediye başkanlığını kazanırken AKP 12 büyükşehir, 12 il belediye başkanlığı kazandı. Üstelik, İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimlerinde Ekrem İmamoğlu sefer AKP adayı Murat Kurum’a oran olarak yüzde 12’nin, oy sayısı olarak 1 milyonun üzerinde fark atarak galip geldi. Ekrem İmamoğlu, belediye başkanlığının ötesinde iddialı siyasi profil ortaya koyunca AKP’ alarm zilleri çalmaya başladı.
İmamoğlu’nu seçime gitmeden bertaraf edebilmek için diploma iptalinden yolsuzluk casusluk suçlamasına kadar birtakım süreçler devreye sokuldu nihayetinde İmamoğlu 23 Mart 2025 tarihinde tutuklanarak cezaevine kondu. ( iktidarın sıkça başvurduğu yöntem. Kavala örneğinde olduğu gibi etkisizleştirmek istediği kişiye birçok “kanca” atıp çekmeye başlıyor. Hangisini tutturursa…) İktidar açısından İmamoğlu tehlikesi bertaraf edilmiş gibi gözükürken kanımca onların beklemediği şey. 2023’teki seçimlerde yaşanan başarısızlığın ardından 4-5 Kasım 2023’te yapılan kurultayda CHP Genel Başkanı seçilen Özgür Özel, bence İmamoğlu’nun ötesine geçen iddialı, atılgan siyasi profil performans ortaya koydu. Böylece, gitti İmamoğlu geldi Özel gibi oldu CHP’nin iktidar şansı katlanarak devam. Başka deyişle, iktidar açısından İmamoğlu’nu devre dışı bırakmak son tahlilde şey kazandırmadı çünkü Özel bayrak yarışındaki gibi bayrağı düşürmeden almayı başararak daha ileri taşıdı. zaman demek ki Özgür Özel’in devre dışı bırakılarak yükselen dalgayı durdurmak gerekiyordu. Onun yolunu, CHP içinde iktidarı kaybetmeyi sindiremeyen Kılıçdaroğlu grubunun işbirliğiyle Kasım 2023’te yapılan kurultayı iptal ettirmekte buldular. Böylece, 21 Mayıs’ta çıkan mahkeme kararıyla Özel’in başkanlığı düştü Kılıçdaroğlu tekrar başkan.
andan itibaren başka kritik sekansa girdik. Karardan hemen sonra anlaşıldı ki Kılıçdaroğlu ekibi kendi istedikleri sonucu çıkartacak gerekli delege düzenlemelerini yapmadan kurultaya gitmeyecekler. Böylece, Özgür Özel cenahı iki seçenekle karşı karşıya kaldı: ya CHP içinde kalıp yönetimi tekrar alamaya çalışacaklar ya yeni parti kuracaklardı (Son seçeneğe kurulmuş hazır partiye geçmek dahil. Bunu “yeni parti” olarak niteliyorum.) Fakat, ivedilikle kurultaya gidilmeyeceği anlaşıldıktan sonra kurultay için imza toplamak, mahkemeye başvurmak gibi yollarla birinci seçeneği zorlamak vakit enerji kaybıdır. Muhalefetin önceliği gelecek seçimlere butlan kararına kadar yükselişi devam eden enerji dinamizmle girmek olmalıdır. Kılıçdaroğlu CHP’siyle bunun olamayacağı açıktır. Özel ekibi CHP örgütünü/örgütlülüğünü, mali imkanlarını “CHP mirasını” terk etmek istemeyecektir ama belki artık mirastan kurtulmanın zamanıdır. Seçmen ortamda “biz savaş meydanlarında kurulmuş partiyiz” diyemediğiniz için size oy vermekten vazgeçmez.
Kılıçdaroğlu’nun ekibinin beyanatlarından onların yeni parti kurulmasından çekindikleri anlaşılıyor. Örneğin, Kılıçdaroğlu geçtiğimiz Pazartesi TV100’e verdiği röportajda, “Yaşadığımız süreçte ikna etmeniz gereken CHP’liler oluştu gibi” yorumu üzerine “CHP’liler ikna edilir çünkü CHP’li sonuçta sandığa gidip CHP’ye oy verecek. Gerçekçi olalım. CHP kendi içinde tartışır, kendi içinde kavga eder, kendi içinde yumruklaşır hatta ama sonuçta sandığa gelince gider altı oka mührünü basar.” Bundan daha açık nasıl anlatsın? “tıpış tıpış oy verecekler” demediği kalmış! Kılıçdaroğlu Özel’e hitaben, “Hiç kimsenin Türkiye’nin bugünkü koşullarında partiden ayrılma lüksü yoktur…Ayrıldınız, ne diyeceksiniz? Ben merak ediyorum. Benim söylediklerimi diyecekseniz neden ayrılıyorsunuz?” diyor.
Yani, emrivakiyi paşa paşa kabul edin, yerinizde oturun diyor! alternatif olmazsa bütün rezalete rağmen CHP tabanının kendilerine oy vereceğini düşünüyor. Ama görünen ki yeni parti seçime girerse son seçimlerde CHP’ye oy vermiş seçmenin büyük kısmı oraya yönelecek. Bütün bunlar yana CHP için oyların bölünmeyeceği senaryo mümkün gözükmüyor zira yeni parti kurulursa nispeten küçük olsa kısım CHP seçmeni gene Kılıçdaroğlu’nun başında olduğu partiye oy verecektir. Özel durumu kabullense seçimlere Kılıçdaroğlu veya onun işaret edeceği birinin başkanlığında adaylığında gidilse, durumda gene kısım seçmenin eli CHP’ye oy atmaya gitmeyecektir.
arada, birden fazla kanca atma taktiği Özel için devreye sokulabilir zira “İBB borsası” davasında ismi geçen avukat Mehmet Yıldırım, Özgür Özel’in "Anayasal düzeni yıkmaya teşebbüs" suçlamasıyla tutuklanmasını isteyen dilekçeyi savcılığa vermiş durumda. anda iddia ciddi gibi durmasa yeni parti kurulup Özgür Özel onun başkanı cumhurbaşkanı adayı olduğu anda iddianın harlandığını görürsek şaşırmayız.