Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Mimarlık Bölümü tasarım atölyelerinden Archi.Flow.Tecture atölyesi öğrencisi Samet Atalay, Ahmet Kerem Özcan Kamil Djoshkunov; Archiol tarafından düzenlenen "Self Sufficient Sanctuary" yarışmasında mansiyon ödülü kazandı.
Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Mimarlık Bölümü tasarım atölyelerinden Archi.Flow.Tecture öğrencisi Samet Atalay, Ahmet Kerem Özcan Kamil Djoshkunov, Archiol tarafından düzenlenen “Self Sufficient Sanctuary” yarışmasında FIRERA adlı proje Mansiyon Ödülü. Self Sufficient Sanctuary adlı proje Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi. Üyesi Gizem Özkan Üstün’ün Yarı Zamanlı Öğretim Üyesi İnci Shoania’nın yürütücülüğündeki, ‘Underground Spaces’ temalı projelerin üretildiği, dönemde Mimari Proje-2 kapsamında tasarlandı.
Proje Raporu:Yangın, tarih boyunca doğanın yenileyici gücü olduğu kadar yaşam alanlarını tehdit eden en yıkıcı afetlerden biri olmuştur. Özellikle son yıllarda Los Angeles’ta yaşanan orman yangınları, iklim krizinin etkisiyle birlikte mimarlığın yalnızca barınma ihtiyacını karşılayan disiplin olmanın ötesine geçmesi gerektiğini göstermiştir. Günümüzde yapılar yalnızca estetik işlevsel özellikleriyle değil, afetlere karşı dirençleri kendi kendine yetebilme kapasiteleriyle değerlendirilmektedir. doğrultuda tasarlanan FIRERA, ateşin kontrol altında olduğu zarif dayanıklı yaşam alanı anlamını taşıyan ismiyle, yangına karşı güvenli, sürdürülebilir altyapıdan bağımsız yaşam modeli ortaya koymaktadır.
Projenin temel çıkış noktası, doğayla mücadele etmek yerine onun koşullarına uyum sağlayan yaşam sistemi oluşturmaktır. Los Angeles’ın yangın riski yüksek topoğrafyası dikkate alınarak yapı, ön cephesi dışında toprağa yarı gömülü biçimde tasarlanmıştır. yaklaşım sayesinde alevlerin doğrudan temas edebileceği yüzey alanı önemli ölçüde azaltılmış, toprağın doğal yalıtım özelliğinden yararlanılarak hem yangına karşı koruma hem enerji verimliliği sağlanmıştır. Yapının yalnızca kontrollü biçimde dış çevreyle ilişki kuran ön cephesi, normal kullanımda manzarayla güçlü bağ kurarken, yangın anında otomatik olarak kapanan koruyucu panel sistemi sayesinde güvenli kabuğa dönüşmektedir.
FIRERA’nın mimari kurgusu, afet anında dahi yaşamın kesintisiz devam edebilmesi üzerine şekillenmiştir. Yapının tüm dış yüzeyi yüksek sıcaklıklara dayanıklı yangın dirençli kaplama malzemeleriyle korunmuş, pasif güvenlik sistemleri aktif teknolojilerle desteklenmiştir. Çatı kotunda konumlandırılan su deposu, herhangi elektrik enerjisine veya dış basınca ihtiyaç duymadan yalnızca yerçekimi prensibiyle çalışan otomatik söndürme sistemine bağlıdır. Yangın algılandığında ön cephede bulunan püskürtme sistemi devreye girerek yapının en kritik yüzeyini sürekli suyla korur. Böylece FIRERA, dış müdahale beklemeden kendi güvenliğini sağlayabilen bağımsız savunma mekanizmasına sahip olmaktadır.
Projenin sürdürülebilirlik yaklaşımı yalnızca afet dayanıklılığıyla sınırlı kalmayıp enerji, su gıda yönetimini kapsamaktadır. Ön cephede kullanılan fotovoltaik cam paneller, gün ışığını iç mekâna taşırken aynı zamanda elektrik enerjisi üretmektedir. Elde edilen enerji yapı altında oluşturulan teknik hacimlerde depolanarak ihtiyaç anında kullanılmaktadır. Bunun yanında lavabo, duş çamaşır kullanımından elde edilen gri sular arıtılarak yeniden kullanıma kazandırılmakta alt kotta bulunan depolama tanklarında muhafaza edilmektedir. sistemler sayesinde yapı, altyapıya olan bağımlılığını minimum seviyeye indirirken doğal kaynakların verimli kullanımını desteklemektedir.
Toprağa gömülü tasarımın doğal sonucu olarak sınırlanan gün ışığı ihtiyacı, çatıda konumlandırılan şeffaf ışık tüpleriyle çözülmüştür. sistem, gün boyunca doğal ışığın iç mekânlara taşınmasını sağlayarak yapay aydınlatma ihtiyacını azaltmakta kullanıcı konforunu artırmaktadır. Çatının kullanılabilir olan bölümü ise, yalnızca teknik ekipmanlara ayrılmamış, küçük ölçekli tarım yapılabilecek yeşil üretim alanları olarak değerlendirilmiştir. Böylece kullanıcıların kendi gıdalarını üretebileceği sürdürülebilir yaşam döngüsü oluşturulmuş, yapı yalnızca barınma işlevini yerine getiren mekân olmaktan çıkarılarak üretken yaşam alanına dönüştürülmüştür.
FIRERA, yangın riskinin yüksek olduğu bölgelerde güvenli yaşamın yeniden tanımlanabileceğini gösteren bütüncül mimari yaklaşımdır. Toprağın koruyucu etkisini, pasif yangın güvenliği sistemlerini, yenilenebilir enerji üretimini, gri su geri dönüşümünü doğal aydınlatma çözümlerini tek yapı altında araya getirerek geleceğin afet dirençli konut modeli olmayı hedeflemektedir. Doğaya karşı değil, doğayla birlikte var olmayı amaçlayan yaklaşım, yangının kontrol altında tutulduğu, sürdürülebilir kendi kendine yetebilen yeni yaşam biçimini temsil etmektedir. FIRERA, yalnızca konut değil; iklim krizine, afetlere tüketimine karşı geliştirilen yenilikçi dayanıklı yaşam vizyonudur.