Artı Gerçek - DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin TBMM grup toplantısında gündeme dair açıklamalarda bulundu.

Barış Demokratik Toplum Süreci'ne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bakırhan, Türkiye'nin tarihsel dönemeçte olduğunu söyledi.

"Demokratik Türkiye'nin inşası için kalkış noktası çerçeve yasadır" diyen Bakırhan, şöyle konuştu:

"Çerçeve yasa bitiş değil, esaslı başlangıçtır. Yeni döneme geçmek için kullanacağımız kapıdır. kapıdan geçmek için çerçeve yasa hemen çıkarılmalı uygulaması başlamalıdır."

Yasal düzenlemeyle eş zamanlı olarak demokratikleşme sürecinin başlatılması gerektiğini ifade eden Bakırhan, ortak yol haritası oluşturulması çağrısı yaptı.

Bakırhan, Abdullah Öcalan'ın barış sürecindeki rolüne işaret ederek, çerçeve yasanın Öcalan'ın çalışma iletişim koşullarını güvence altına alması gerektiğini söyledi.

"Sayın Öcalan'ın hukuku, barışın hukukudur. sebeple Sayın Öcalan'ın statüsü artık düzenlenmelidir."
Silahsızlanma sürecine ilişkin mekanizmaların yasa kapsamında yer alması gerektiğini belirten Bakırhan, demokratik entegrasyonun önünü açacak siyasi hukuki düzenlemelerin yapılmasını istedi.

KAYYIM SİYASİ TUTUKLULAR ÇAĞRISI

Yürütme yargıya çağrıda bulunan Bakırhan, barış sürecinin ilerlemesi için kayyım uygulamalarının sona erdirilmesini istedi.

"Nusaybin-Kamişlo sınır kapıları açılmalıdır" diyen Bakırhan, bunun hem barış sürecine hem bölge ekonomisine katkı sağlayacağını söyledi.

Bakırhan ayrıca, AYM AİHM kararlarının uygulanmasını, Barış Akademisyenleri KHK'lilerin görevlerine iade edilmesini isterken, Selahattin Demirtaş Figen Yüksekdağ başta olmak üzere tutuklu siyasetçilerin serbest bırakılması çağrısında bulundu.

Bakırhan'ın açıklamalarından satır başları şöyle:

"11 yıl önce, 20 Temmuz 2015’te Suruç’ta, Kobani’deki çocuklarla dayanışmak oyuncak götürmek için yola çıkan 33 düş yolcusu, 33 sosyalist genç, IŞİD çetelerinin gerçekleştirdiği alçakça bombalı saldırıyla katledildi. Gençler, çocuklara nefes aldırmak, onlarla dayanışmak için oyuncak götürüyorlardı.

gün orada, sırf savaşın ortasındaki Kobanili çocuklara umut taşımak istediği için katledilen gençleri sonsuz saygı minnetle anıyorum. alçakça katliamı gerçekleştirenleri lanetliyorum.

11 yıl oldu, hâlâ adalet sağlanmadı. benzer katliamlarda adalet sağlanmıyor. Ancak biz unutmadık, unutamayacağız unutturmayacağız.

33 sosyalist düş yolcusu genç yoldaşımız için adalet sağlanana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.

Trump’ın İran savaşında ilan edilen ateşkesi bitirmesiyle Ortadoğu’ savaş tamtamları tekrar çalmaya başladı. İran ise saldırılara karşı tepkisini ABD’ye veya başka güce değil, Kürt halkına saldırarak veriyor. İran, ABD İsrail’in saldırılarına uğradıkça öfkesini Kürt halkından çıkarıyor.

Kürt güçlerine dönük olarak İran İran destekli gruplar tarafından gerçekleştirilen saldırılarda dokuz Komele peşmergesi yaşamını yitirdi. Savaşın başladığı 28 Şubat’tan bugüne Federe Kürdistan Bölgesi’ne bine yakın dron füze saldırısı düzenlendi. saldırılarda 28 peşmerge yaşamını yitirdi. 150’ye yakın peşmerge sivil yurttaşın yaralandığını biliyoruz.

Sadece haftada 20 tutsak İran rejimi tarafından idam edildi. saldırıları kınıyoruz. Kürt halkının başı sağ olsun.

Kürtlere yapılan her saldırı İran’a zarar verir. Kürtler, Kasr-ı Şirin antlaşması dönemindeki Kürtler değil, Kürtler, Sykes-Picot dönemindeki Kürtler değildir.

Ortadoğu yangın yeriyken Türkiye’ siyasi sulh arayışları devam ediyor. Ama sulh arayışlarına zarar verecek şekilde mutfaktaki yangın, borç enflasyon yangını sürüyor.

Bugün ülkede milyonlarca yurttaş hayat pahalılığı altında eziliyor. Geçinemeyen milyonlar, yaşamını kredi kartları tüketici kredileriyle sürdürmeye çalışıyor. Borcu borçla kapatmaya çalışan milyonlarca insanın yaşadığı ülke hâline geldik.

Temmuz ayı itibarıyla bireysel kredilerde kredi kartlarında takibe düşen alacaklardaki artış oranı yüzde 80’e dayanmış durumda. Üç büyükşehirde ortalama kira 28 bin TL. Altı emekli maaşını toplasanız bile yoksulluk sınırına ulaşmaya yetmiyor.

Eşit adil ekonomi, demokratik adil siyasal düzenin temelidir. Biz 27 Şubat’tan yana Barış Demokratik Toplum rotamızda yürüyoruz.

Türkiye, 22 Ekim’den 27 Şubat’a uzanan yolda güvercinin kanadında barış umudunu taşıdı. 27 Şubat’ta milyonlarca insan barışa nefes verdi, ses.

günden bugüne gelinen yol ne azdır ne kusursuzdur. Az yol gelmedik. Türkiye’yi, Kürt meselesinin çözümünde tarihsel noktaya ulaştıracak kadar yol geldik.

Ama dönemeci alabilmek için önümüzde tarihî sorumluluk duruyor. tarihî dönemeci geçmek için önce temeli sağlam atmak gerekir. Demokratik Türkiye’nin inşası için kalkış noktası ise çerçeve yasadır.

Bakın, tarih bazen aynı sayfaya iki kez not düşer. 22 Ekim 1919’ Amasya’ kurucu kadrolar, Kürtlerin haklarını tanıyan protokole imza. 105 yıl sonra, yine 22 Ekim’ Meclis’in çatısı altında yeni el uzandı tarihî çağrı yapıldı.

Biz bunu, kuruluşta verilen sözün yüz yıl sonra yerine getirilmesi beyanı olarak görüyoruz. İşte beyanı hayata geçirmenin ilk adımı çerçeve yasa olacaktır.

Çerçeve yasa bitiş değil, esaslı başlangıçtır. Yeni döneme geçmek için kullanacağımız kapıdır. kapıdan geçmek için çerçeve yasa hemen çıkarılmalı uygulaması başlamalıdır. Eş zamanlı olarak tarafların kamuoyunun mutabık olacağı ortak yol haritası çıkarılmalı, demokratikleşme süreci başlatılmalı demokratik entegrasyon inşa edilmelidir.

İşimiz çok, zamanımız kısıtlı. Hep birlikte, durmadan, akıl akıla, el ele vererek Türkiye’yi barışa taşımalıyız. Demokratik Cumhuriyet iddiamız zor ama yakındır. İddialı ama gerçekçidir. iddiayı gerçeğe dönüştürmek için çerçeve yasayı en güçlü şekilde çıkarmamız gerekiyor.

Bakın, Sayın Öcalan en iddialı radikal adımları atıyor, adeta tarihin yönünü değiştiriyor. Ama ne yazık ki gerekli siyasi hukuki düzenlemelerin yapılmasında geç kalınıyor. Yöntem hataları sürece zarar veriyor.

vesileyle, iktidar temsilcileri Sayın Bahçeli heyetimizin yaptığı görüşmelerde sürecin devam etmesi yönündeki ortaklaşmayı olumlu buluyoruz. Çerçeve yasanın zamanlaması, içeriği yöntemi sürecin ruhuna uygun olmalıdır.

Tek taraflı, dayatmacı yüz yıllık tekrarları üreten çerçeve yasa yol açıcı değil, tıkayıcı. Medya üzerinden psikolojik savaş yürütmek barışın haysiyetine yakışmaz. Kimse hatalara düşmemelidir.

Çerçeve yasa kapsayıcı olmalıdır. Sayın Öcalan’ın özgür çalışma iletişim koşullarını sağlamalıdır. Sayın Öcalan’ın hukuku, barışın hukukudur. sebeple Sayın Öcalan’ın statüsü artık düzenlenmelidir.

Silahsızlanma süreci için mekanizmalar içermelidir. Demokratik entegrasyon yasalarına zemin hazırlayacak şekilde siyasi hukuki zeminde yol temizliği yapmalıdır.

Parlamentodan çıkması muhtemel çerçeve yasayla eş zamanlı olarak siyaset kurumu toplumsal uzlaşmayı ortaklığı esas alan yol haritası çıkarmalıdır.

Artık yürütme erki, barış sürecinde iklimin pozitife dönmesi için üzerine düşeni yapmalıdır. İlk adım olarak kayyımlar hemen kaldırılmalıdır. Daha önce ifade etmiştik, vesileyle tekrar ifade edelim: Nusaybin-Qamışlo sınır kapıları açılmalıdır. adım hem barış sürecine hem iki ülkenin ekonomisine hem Suriye’nin iktisadi siyasi istikrarına katkı sağlar.

Yargı erki barış sürecine pozitif katkı vermelidir. Öyle Ayşe Gökkan’lara 20 yıl ceza vermekle olmaz. AYM AİHM kararlarını uygulamalı, tahliyelerin önünü açmalıdır.

Bakın, özellikle vurguluyorum: Çatışmalı süreçte barıştan yana tavır alan mağdur edilen insanların sorunları çözülmelidir. Barış Akademisyenleri KHK’liler işlerine amasız, fakatsız iade edilmelidir. Ankara’nın ortasında işini istediği için insanlara hakaret edilmemeli, gaz sıkılmamalıdır.

Başta Figen Yüksekdağ Selahattin Demirtaş olmak üzere cezaevlerinde haksız hukuksuz yere tutulan bütün arkadaşlarımız derhal halklarına, ailelerine yoldaşlarına kavuşmalıdır.

Rotamız barış, yolumuz Demokratik Cumhuriyet yoludur. Kürtlerin ulusal haklarının sağlandığı, tüm Türkiye’nin demokrasiye kavuştuğu denklem, 86 milyona güçlü gelecek sunacaktır.

Biz yola rotaya inanıyoruz. Fakat yolu bozmak, rotayı şaşırtmak isteyen kesimleri görüyoruz. Kimse bizi pembe gözlükler takarak yürüyor sanmasın.

Barış karşıtı medya, süreç başladığından beri barışın dilini tutturamadı. Hâlâ üstünlükçü dil kullanıyor, hâlâ galip-mağlup yanılgısını üretiyorlar. Hâlâ süreci enfekte edecek şekilde norm dışı devletin değirmenine su taşıyorlar.

Çerçeve yasayla ilgili psikolojik harp taktikleriyle suyu bulandırmaya, rotayı şaşırtmaya çalışıyorlar. Soruyoruz: Gençlerin ölümlerinden ne kâr elde edeceksiniz? Savaş, çatışma ölüm için niye kadar heveslisiniz? Psikolojik savaşla, operasyonla nereye varmak istiyorsunuz?

Barış karşıtı medya kime yakın olursa olsun, iktidar muhalefete oynadıkları Ali Cengiz oyunlarını siyasi sahiplerine sayarız.

Değerli Türkiye halkları, emin olun: Barış Demokratik Toplum Süreci gelişirse küçük azınlık kaybedecek ama 86 milyon kazanacak.

Sürecin başarısının sağlayacağı faydaları saymakla bitiremeyiz. Süreç başarıya ulaşır demokratik toplumu inşa edebilirsek düşünün; hiçbir yerde yerel yöneticiler sabahın köründe gözaltına alınmayacak.

Düşünün, insanlar çürük sebzeye bayat ekmeğe muhtaç olmayacak. Ekonomi kriz değil, refah üretecek.

Düşünün, Van, Amed Mardin’ arama noktaları yerine ekonomi ticaret koridorları inşa edilecek.

Düşünün, başörtüsü facto değil, yasal olarak güvence altına alınacak. Alevilerin evlerine işaret konulmayacak, Aleviler eşit yurttaşlık haklarına kavuşacak.

Düşünün, asker annesiyle gerilla annesi, evlatlarının daha ölmeyeceğini bilerek aynı sofraya oturacak. Bundan daha güzel tablo olabilir ? Yanı başımızda atılan her füze mermiden sonra Türkiye ekonomisi etkileniyor.

Düşünün, Türkiye küresel bölgesel gelişmelerden olumsuz etkilenen değil, oyun kurucu ülke olacak.

Yani özetle, Kürt meselesi çözüldüğünde Türkiye ekonomik, siyasi toplumsal olarak yepyeni zamana “merhaba” diyecek. Kürt meselesinin çözümüne katkı sunan herkes onurla anılacak.

sebeple diyoruz ki demokratik, eşit, refah dolu kapsayıcı siyasal düzen, barıştan demokratik toplumdan geçer. Kürt meselesinin demokratik yollarla çözümünden geçer.

İşte yolda atılacak ilk adım çerçeve yasadır. Çerçeve yasa, yüz yıllık kucaklaşmanın sıcaklığını yansıtmalıdır.

Barışa, demokrasiye eşitliğe dayalı kardeşlik için bahar bahardır. yaz yazdır. Başka bahar yok, başka yazı beklemeyeceğiz!

vesileyle, grup toplantımızın hemen ardından Meclis Başkanı Sayın Numan Kurtulmuş bizleri ziyaret edecek. Kendisine düşüncelerimizi aktaracağız. Sayın Kurtulmuş’un süreçteki olumlu rolünü, çerçeve yasanın çıkarılmasında oynayacağına inanıyoruz." (POLİTİKA SERVİSİ)