Kathimerini’ yayımlanan analizde, Türkiye Yunanistan arasındaki deniz yetki alanı anlaşmazlıkları ele alınırken, Atina’nın karasularını tek seferde 12 mile çıkarmak yerine aşamalı genişleme politikası izlemesi gerektiği savunuldu.
Türkiye Yunanistan arasında uzun süredir gündemde olan Adalar Denizi’ndeki deniz yetki alanları meselesi, Yunanistan’ın Türkiye’ye yönelik son diplomatik girişiminde karasularını 12 mile çıkarma hakkına açık biçimde atıfta bulunmasının ardından yeniden tartışmaya açıldı.
Kathimerini’ yayımlanan analizde, Türkiye’nin Adalar Denizi’nde Yunan karasularının 12 mile çıkarılmasına karşı 1995 yılından yana sürdürdüğü “casus belli” tutumuna dikkat çekilirken, Atina’nın bundan sonraki süreçte izleyebileceği politika değerlendirildi.
REKLAMYazar, Yunanistan’ın geçmişte komşu ülkelerle deniz yetki alanlarının sınırlandırılması konusunda anlaşmaya varamamasının, Ankara’nın Atina’yı “maksimalist uzlaşmaz” olmakla eleştirmesine zemin hazırladığını savundu. Buna karşılık İtalya gerçekleştirilen deniz yetki alanı anlaşması, İyon Denizi’nde karasularının 12 mile çıkarılması Mısır yapılan kısmi Münhasır Ekonomik Bölge anlaşmasının tabloyu değiştirdiği öne sürüldü.
Analizde, Yunanistan’ın tüm ülke genelinde karasularını tek adımda 12 mile çıkarması yerine aşamalı genişleme seçeneğini değerlendirmesi önerildi. Tek seferde yapılacak genişlemenin yalnızca Türkiye’nin “casus belli” tutumu nedeniyle değil, uluslararası seyrüsefer deniz koridorları üzerindeki muhtemel etkileri bakımından Atina açısından zorluklar oluşturabileceği ileri sürüldü.
Yazar ayrıca aşamalı genişlemenin, Türkiye’nin “Mavi Vatan”, “gri bölgeler” silahsızlandırma tezleri karşısında Yunanistan’ın müzakere pozisyonunu güçlendirebileceğini savundu. yöntemin, Türkiye tarafından atılabilecek tek taraflı adımların “oldubittiye” dönüşmesini önlemek amacıyla kullanılabileceği ifade edildi.
Analizin sonunda ise karasularının genişletilmesi gibi adımın kapsamlı planlama, uygun zamanlama iç siyasi birlik gerektirdiği vurgulandı. Konunun yaklaşan genel seçimler öncesinde siyasi çekişmenin veya siyasi çıkar sağlamanın aracı hâline getirilmemesi gerektiği belirtildi.