Mod Architects Demiröz & Koç Mimarlık tarafından "Trabzon ̈yükşehir Belediyesi Kültür Sanat Merkezi Ulusal Mimari Proje Yarışması" için tasarlanan proje, satın alma ödülü kazandı.
Proje Raporu:Mevcut Durum Analizi Yaklaşım
Proje alanı, Trabzon’un tarihî yerleşim çekirdeğini çevreleyen surların eteklerinde, Zağnos Vadisi’nin karşı yamacında; tarihî merkez, vadi sistemi yakın dönem kent dokusunun kesiştiği eşikte yer almaktadır. Liman ticaret ağıyla gelişen merkez doğu-batı doğrultusundaki güçlü ulaşım aksları alanı kentsel ölçekte erişilebilir kılarken, taşıt yolları, topoğrafik sınırlar kesintiye uğrayan yaya güzergâhları erişilebilirliğin kamusal sürekliliğe dönüşmesini engellemektedir. Zağnos Vadisi, Atapark, sur içi çevredeki kamusal yapılar fiziksel olarak yakın olmasına rağmen aralarındaki ilişki parçalıdır.
Zağnos Vadisi’nin kentle temas ettiği İmaret Hamam Sokak, çevredeki kamusal odakları birbirine bağlama potansiyeli taşımasına rağmen bugün kesintili zayıf yaya ilişkisi üretmektedir. nedenle vadi, fiziksel yakınlığına karşın kent yaşamına yeterince eklemlenememektedir.
Tüm analizler ışığında öne çıkan temel tasarım fikirleri şöyle sıralanabilir:
Yeni kamusal açık alan üretmek yerine, kamusal odakları ilişkilendirmek.
Çevredeki kentsel dokular (tarihi merkez, vadi çağdaş kent dokusu) içerisinde bağlayıcı eşik oluşturmak.
Temel yaklaşım, kültür yapısını kent Zağnos Vadisi arasında bağlayıcı sistem olarak ele almak İmaret Hamam Sokak yönünde kurulan kamusal süreklilikle vadinin kent yaşamına katılımını güçlendirmektir.
Kentsel Yaklaşım Vaziyet Fikri
Yayayı yapıyla buluşturan iki ana karşılama noktası Şehit Er Mustafa Mutlu Sokak boyunca tanımlanmaktadır. İmaret Hamam Sokak kesişimindeki kuzey girişi tiyatroya, Gülbahar Hatun Camii Atapark yönündeki güneydoğu girişi ise operaya doğrudan bağlanmaktadır. İki giriş, sokak boyunca genişletilmesi üst ölçek kararlarıyla sürekliliğinin sağlanması önerilen yaya aksı üzerinde yer almaktadır. Meydan yönünden, Yavuz Selim Bulvarı üzerinden gelen yayayı karşılayan üst kot manzara terası, yapının güneyde kentle kurduğu ilk temas zeminidir; buradan surlar, vadi denize ulaşan topoğrafya birlikte algılanmaktadır. Sofita kütlesinin bulvardan geri çekilmesiyle oluşan sert zemin, Gülbahar Hatun Camii siluetinin görünürlüğünü korumaktadır. Devamındaki opera giriş meydanı, Atapark cami doğrultusunda yönlenerek vadi tarihî odaklar arasında bağlam oluşturmaktadır.
Güçlendirilen yaya aksı üzerinde önerilen açık müze sergi terası; surlar, Zağnos Köprüsü burçla ilişki kurarken iki giriş arasında etkinlik öncesi durak oluşturmaktadır. Aksın vadiyle temasındaki mevcut kent-vadi seyir terasının genişletilmesi yeniden düzenlenmesi önerilmektedir. Zağnos Vadisi kesişim noktasında ise burç, köprü genişletilen yaya güzergâhı arasındaki ilişkiyi güçlendiren rekreasyon alanı tanımlanmaktadır. Tarihî yapıya bitişik üç katlı yapının kaldırılması önerilerek alanın çevresiyle kurduğu fiziksel görsel ilişki artırılmaktadır. Buradan Zağnos Köprüsü aracılığıyla sur içine uzanan rotanın Ortahisar Muvakkithanesi’ne ulaştığı noktada, Kanuni Parkı Hükümet Konağı arasında yeni sert zemin düzenlemesi önerilmektedir.
Vadideki sert inişler; yumuşatılmış peyzaj kotları, ara kotlarda oluşturulan geniş saçaklı alanlar açık amfiyle daha erişilebilir kullanılabilir hâle getirilmektedir. Önerilen metro çıkışından asansör yürüyen merdivenlerle ara kotlara erişim sağlanmaktadır.
Bina Tasarım Yaklaşımı
Opera tiyatro kütleleri eş zamanlı bağımsız işletilebilecek biçimde ayrışırken, topoğrafya boyunca kademelenen fuayeler, iki programı farklı giriş kotlarını bütünleştirmektedir. Üst kotta Gülbahar Hatun Camii Atapark yönünde kurulan görsel ilişki, fuayelerin oluşturduğu seyir kotlarıyla İmaret Hamam Sokak üzerinden vadiye taşınmaktadır. +35.00 kotundaki ortak sergi alanı ana fuaye iki salona giriş vermekte; tiyatronun fuayesi black box fuayesiyle ortak çözülerek farklı kullanım senaryolarını desteklemektedir.
İmaret Hamam Sokak’tan alınan ek giriş; sanatçı, atölye, idari birim black box akışlarını ana izleyici dolaşımından ayırmaktadır.Fuayeler arasındaki galeri boşlukları görüş sürekliliği, 19. yüzyılın ikinci yarısından günümüze Batı tarzı gösteri sanatları binalarındaki fuaye tasarımlarının vazgeçilmez sosyal niteliği olan seyircinin birbirini “seyretme seyredilme” hâlini mekânsal deneyimin parçasına dönüştürmektedir.
Sofita sahne hacimleri, surların düşey masif karakterini çağrıştıran kapalı kütleler olarak yükselirken, hacimlere eklemlenen fuayeler sur çevresinde gelişen yaşam katmanları gibi kentle ilişki kurmaktadır. Parçalı kademeli kompozisyon çevredeki yerleşim dokusuna topoğrafyaya eklemlenmekte; fuaye hacimlerinin açıları surların, vadinin tarihî kent vistalarının iç mekândan algılanmasını sürdürmektedir.
Fuayelerin vadiye bakan cephelerinde iki tip cam rengi kullanılmıştır. Bunlardan beyaz renkteki camlar, fuaye kütlesindeki parçalanmayı sağlamış genel bina tasarımında hedeflediğimiz kütle hareketini desteklemiştir. kısımlar iç mekânı bütünüyle teşhir etmeden, kullanıcı hareketini siluetler hâlinde görünür kılmaktadır. Böylece ağır içe dönük salon hacimleri arasında hafif, kamusal dışa dönük katman oluşmaktadır. Gündüz yeşil teraslarla peyzaja karışan yapı, gece fuayelerdeki yaşamı kente yansıtan aydınlık kültür odağına dönüşmektedir.
Salon Akustiği
Benzer kapasitelere sahip salonlar, farklı performans türlerinin akustik gereksinimleri doğrultusunda ayrı geometrilerle biçimlenmektedir. Tiyatro salonunda 400 kişilik kapasite için kişi başına yaklaşık 6,5 m³ salon hacmi sağlanmıştır. Daha kompakt, dik kırıklı kesit; konuşma anlaşılırlığını, doğrudan sesi sahne–izleyici yakınlığını güçlendirmektedir.
Opera salonunda ise 450 kişilik kapasite için kişi başına yaklaşık 8,5 m³ hacim ayrılmıştır. Daha yumuşak oval salon geometrisi, orkestral vokal sesin bütünleşmesini, müzikal dolgunluğu yanal yansımalarla zenginleşen mekânsal algıyı desteklemektedir. Parçalı ahşap paneller dağıtıcı yüzeyler, eğrisel çeperlerde oluşabilecek ses odaklanmasını sınırlandırmaktadır.
Her iki salonda kişi başına düşen hacim, toplam salon hacminin koltuk sayısına oranlanmasıyla değerlendirilmiştir. Tavan, balkon altları, sahne ağzı arka yüzeyler; yansıtma, dağıtma emilim dengesini kuran bütüncül akustik kabuk olarak ele alınmaktadır.