FREA tarafından "Trabzon ̈yükşehir Belediyesi Kültür Sanat Merkezi Ulusal Mimari Proje Yarışması" için tasarlanan proje, 2.'lik ödülünü kazandı.

Proje Raporu: TRAPEZA*

* Trapeza; Trabzon’un antik adı Trapezous’a (düz platform) gönderme yapar.

proje kültür merkezi tasarlamaktan çok, uzun süredir kentten kopmuş parçayı yeniden Trabzon’a kazandırma projesidir. Yoğun yapı programı topografyanın altına çekilirken kent yaşamı yeni zeminin üzerine çıkar.

Kentin Sıkışmış Eşiği

Yarışma alanı, Trabzon’un tarihsel doğal belleğinin en güçlü biçimde üst üste geldiği eşiklerden birinde yer. Zağnos Vadisi, Atapark, Gülbahar Hatun Külliyesi, tarihsel köprüler farklı dönemlerde kurulmuş ulaşım yapıları alanın çevresinde yoğunlaşır. Buna karşın alan, taşıdığı bütün potansiyele rağmen bugün kent yaşamına yeterince katılamayan, kot farkları taşıt hareketleri nedeniyle çeperlerinden kopmuş kent parçasıdır. Uzun yıllardır araçların işgal ettiği, yayaların kolaylıkla içine giremediği boşluk, çevresindeki güçlü kamusal tarihsel odakların arasında erişilmez kalmıştır.

Zağnos Vadisi üzerindeki tarihsel köprü güncel viyadük, iki farklı döneme ait olmalarına rağmen benzer kentsel davranış üretir: vadiyi aşmak. Çevredeki yoğun yaya hareketi vadinin üzerinden geçer; ancak proje alanında durmak, burada karşılaşmak kentin katmanını deneyimlemek için yeterli zemin bulamaz. Tasarımın başlangıç noktası nedenle yeni baskın yapı yapmak değil, kopmuş kentsel ilişkileri yeniden kurmak olmuştur.

Öte yandan yarışmanın yoğun ihtiyaç programı planlanan metro hattı, zaten sınırlı olan yapı alanını daha sıkıştırmaktadır. İki adet 400 kişilik salon, black box, sahne sahne arkası birimleri, fuayeler, atölyeler, yönetim destek mekânlarının yer üstünde çözülmesi, Zağnos Vadisi tarihsel çevre üzerinde ağır yapı hacmi oluşturacaktır. Projenin temel çelişkisi tam burada ortaya çıkar: Kentin açık, geçirgen yaşayan zemine ihtiyacı varken program büyük kapalı kütle talep etmektedir.

Yapıyı Geri Çekmek

çelişkiyi daha büyük yapı üreterek değil, yapının kent içindeki varlığını azaltarak çözmek istedik. Kültür merkezinin ağır programını büyük ölçüde +42.00 kotunun altında topladık; mimari kütle geri çekilirken kamusal yaşamı zeminin üzerine çıkardık. Böylece yapı, alanı yeniden bölen nesne olmak yerine üzerinde hayatın devam ettiği yeni topografyanın altyapısına dönüştü.

Önerinin ana elemanı bina değil, kentliye geri verilen zemindir. Salonları, fuayeleri destek birimlerini örten yüzey; yalnızca yapı çatısı olarak değil, farklı kent kotlarını birbirine bağlayan yeşil kentsel plato olarak ele alınmıştır. Yoğun program topografyanın altında çözülürken yer üstünde mümkün olduğunca hafif, geçirgen kamusal yaşam kurulmuştur. tavır, Zağnos Vadisi çevresinde yıllardır sürdürülen arındırma kültürel mirası görünür kılma çabasını destekler; yeni yapının peyzaj tarihsel çevre üzerinde baskın varlığa dönüşmesini engeller.

Yeni Zemin

Yeni kentsel zemin üst kotta Gülbahar Hatun Köprüsü seviyesini karşılayarak +42.00 kotundan başlar. Mevcut yolun topografyanın izini sürerek Şehit Er Mustafa Mutlu Sokak çeperinde aşağı iner; +38.00 kotunda gündelik kamusal yaşamın yoğunlaştığı ana kullanım düzlemine, devamında ise +32.00 kotundaki metro kültür meydanına ulaşır. Sokak çeperi boyunca mevcut kotlarla birlikte alçalan plato, kentsel dolaşımın doğal uzantısı olarak +32.00 kotunda Atapark’tan Rubenis AVM’den gelen yaya akışını karşılar. yeni kamusal eşik, kullanıcıları meydan üzerinden farklı işlevlere dağıtırken kültür yapısının ana erişim kurgusunu oluşturur. sayede Atapark’a doğrudan bağlanmayan plato, Atapark çevresindeki yol kotlarıyla uyum içinde kentsel dolaşım sistemine katılır. Böylece üst mahallelerden gelen hareket Zağnos Caddesi, metro çıkışı vadinin alt kotları kesintisiz yaya topografyasında araya gelir.

Plato, noktadan diğerine ulaşmak için kullanılan nötr geçiş yüzeyi değildir. Üzerinde durulan, oturulan, karşılaşılan, sanatın gündelik hayatla yan yana geldiği yeni kent parçasıdır. +38.00 kotu, açık hava sergileri farklı sanatsal faaliyetlerin kentle buluştuğu ana kamusal düzlem olarak çalışır. Kültür meydanına doğru alçalan yeşil yüzey ise insanların oturabildiği, etkinlikleri izleyebildiği vadiyle ilişki kurabildiği yeşil amfiye dönüşür. Yapı kapandığında dahi zemin onu besleyen kullanımlar kent yaşamının parçası olmaya devam.

Yeni Kültür Meydanı

Planlanan metro çıkışını yalnızca yapıyı besleyen ulaşım noktası olarak değil, kamusal yaşamın başlangıcı olarak ele aldık. Metrodan çıkan kullanıcı +32.00 kotunda doğrudan kültür meydanına ulaşır. meydan; kültür merkezinin ana seyirci girişini, metro hareketini, çevredeki kamusal odaklardan gelen yayaları platonun alt kotunu aynı zeminde buluşturur. Böylece bugün parçalı tanımsız durumda olan alan, Trabzon’un gündelik yaşamına katılan yeni buluşma yerine dönüşür.

Mevcut çay bahçesinin bulunduğu köşede, çatı kotunun İnönü Caddesi seviyesine yaklaşması önemli kesitsel olanak sunar. noktada önerdiğimiz yapısal meydanın altında kafe metro çıkışı, üzerinde ise kesintisiz kamusal zemin yer. Metro altyapısı kapalı istasyon yapısı üretmek yerine meydanın altına yerleşir; ulaşım yapısı kentsel yaşamı kesmez, onu besler.

Meydanın büyütülmesi için çevredeki taşıt sistemi yeniden yorumlanmıştır. İnönü Caddesi’nden Şenol Güneş Caddesi üzerindeki battı-çıktıya bağlanan yeterince kullanılmadığı gözlemlenen katılım şeridinin kaldırılması önerilir. Şehit Er Mustafa Mutlu Sokak Şelale Sokak, kendi ölçeklerine uygun biçimde İnönü Caddesi’ne bağlanır. Böylece katılım cebinin içinde kalmış yeşil alan, metro çıkışı proje alanı bütünleşir; kültür merkezinin önünde daha cömert, okunaklı kesintisiz kültür meydanı elde edilir. öneri yalnızca trafik düzenlemesi değil, taşıt altyapısının parçaladığı kamusal zemini yeniden araya getirme çabasıdır.

Programın Kesitte Örgütlenmesi

Opera tiyatro salonlarının sahneleri +26.00 kotunda konumlanır. Her iki salon 400 kişi kapasitelidir; opera salonu orkestra çukuru balkonuyla kendi gösteri gerekliliklerine cevap verirken tiyatro salonu farklı sahneleme biçimlerini destekleyen bağımsız kurguya sahiptir. Sabit kapasiteyle sınırlandırılmayan black box ise farklı seyirci-sahne ilişkilerine, prova performans düzenlerine uyarlanabilen esnek mekân olarak tasarlanmıştır. Salonların biçimlenişinde kapasite görüş açıları kadar hacim akustiği temel tasarım girdisi olarak değerlendirilmiş; salon geometrisi, kesit oranları iç yüzeylerin karakteri, sesin dengeli yayılımını kontrollü yansımasını sağlayacak biçimde kurgulanmıştır.

Sahnelerin arkasında fuaye karışmayan sahne arkası dolaşımı, depolar gösteri programını destekleyen birimler yer. Zağnos Vadisi’ne bakan doğu çeperinden alınan bağımsız sanatçı girişi, sanatçıların sahne arkası çalışma alanlarına seyirci hareketiyle kesişmeden ulaşmasını sağlar. Ana seyirci girişi +32.00 kotundaki kültür meydanından alınırken, üst mahallelerden +42.00 kotundan platoya katılan kullanıcılar +38.00 kotundaki ikinci giriş aracılığıyla fuayeye ulaşır. Kültür merkezi böylece yalnızca tek cepheden girilen kapalı yapı olmak yerine, farklı kent kotlarından beslenen geçirgen kamusal organizasyona dönüşür.

Fuayeler, salonların önünde kalan dolaşım alanları olarak değil, meydan plato arasındaki kamusal sürekliliğin kapalı mekândaki karşılığı olarak ele alınmıştır. Aynı zamanda Fuaye Zağnos Vadisi yönünde şeffaf çeperi kullanıcının vadiyi görsel olarak deneyimlemesini güçlendirir. Farklı salonların bağımsız çalışabilmesi, aynı anda gerçekleşebilecek etkinliklerin birbirini engellememesi yapının farklı saatlerde kısmi olarak işletilebilmesi önemsenmiştir. İçerideki kültür yaşamı fuayeler aracılığıyla meydana platoya taşarken, dışarıdaki gündelik kent yaşamı yapının içine sızar.

İki Kentsel Fener

Yoğun programın topografya altına alınmasıyla yer üstünde yalnızca sofita kulelerinin zorunlu hacimleri kalır. kapalı büyük yüzeyleri çıplak teknik kütleler olarak bırakmak yerine, onları kentsel platoyu besleyen programlarla sardık. Ticari birimler, atölyeler, mağaza, idari birimler içinde VIP odasını barındıran sanatçı sosyalleşme alanı iki hacmin çevresinde yer.

Sanatçıların sahne dışında dinlenebildiği, çalışabildiği rollerine hazırlanabildiği mekânlar, gösteri yapısının gündelik yaşamını görünür kılar.

iki hacim kültür merkezinin kent içerisindeki nirengi noktalarıdır; ancak içinde bulundukları tarihsel bağlamın farkında olarak küçük ölçekli, hafif geçirgen dilde ele alınmıştır. Cephe, programın ihtiyaçlarına göre saydamlıktan yarı saydamlığa geçen dereceli cam kabuk olarak tasarlanır. Meydana kamusal kullanımlara yönelen yüzeyler şeffaflaşırken mahremiyet gerektiren bölümlerde yarı saydam boyalı camlar devreye girer. Gündüz içerideki yaşamı platoya taşıyan hacimler, gece aydınlandıklarında iki kentsel fener gibi çalışır. Konsollarının altında oluşan korunaklı alanlar ise Trabzon’un yağışlı ikliminde platonun farklı mevsimlerde kullanılmasını destekler.

Kentsel Plato

Kültür yapılarının yalnızca etkinlik saatlerinde çalışan, kapandığında çevresini ıssızlaştıran yapılara dönüşmesini istemedik. nedenle plato üzerindeki ticari birimler, mağaza, atölyeler yarı açık alanlar salonlardan bağımsız çalışabilir. Gösteri olmadığı saatlerde kentli zeminden geçebilir, burada durabilir, açık hava sergilerini deneyimleyebilir kültür meydanı üst kotlar arasında hareket edebilir.

Kültür merkezi sayede sanatın yalnızca biletli etkinlikler aracılığıyla temsil edildiği kapalı kurum olmaktan çıkar. Atölyeler, açık sergiler, gündelik karşılaşmalar sanatçıların görünür yaşamı kültürel üretimi kent hayatının içine taşır. Yapı kültürü barındıran kap değil, kültürün farklı ölçeklerde üretilmesini ılmasını mümkün kılan zemin.

Yapısal Sistem Kamusal Boşluk

Taşıyıcı sistem, mimari fikrin sonradan eklenmiş teknik karşılığı değil, yeni zemini mümkün kılan temel araçtır. Opera tiyatro salonlarının büyük açıklıkları çelik taşıyıcı sistemle çözülür. Salon hacimleri sahne kuleleri, yoğun programın gerektirdiği açıklıkları sağlarken üstlerindeki kentsel platonun yapısal altyapısını oluşturur.

Fuayenin üzerinde taşıyıcı yoğunluğu oluşturmamak, meydandan salonlara uzanan kamusal boşluğun bütünlüğünü korumak platonun kesintisiz yüzeyini elde etmek için ardgerme sistemi önerilmiştir. Böylece geniş fuaye alanları kolonlarla parçalanmadan farklı etkinliklere uyarlanabilir; üzerindeki yeşil zemin kentsel sürekliliğini korur. Yapısal sistem görünür gösteriye dönüşmeden, yapının geri çekilmesini kamusal alanın öne çıkmasını sağlar.

Peyzajın Mimariye Dönüşmesi

Projenin ekolojik tavrı yalnızca yapı performansına indirgenmemiş, öncelikle arazi kullanım biçimi üzerinden kurulmuştur. Büyük programın yer üstünde yayılması yerine topografyanın altında toplanması, tarihsel çevre üzerindeki hacimsel baskıyı azaltır kentliye daha fazla açık alan bırakır. Katılım şeridinin kaldırılmasıyla parçalanmış yeşil alanların kültür meydanı plato bütünleştirilmesi, peyzaj sürekliliğini güçlendirir.

Plato üzerindeki bitkilendirme, yapının çatısına sonradan eklenen dekoratif peyzaj olarak değil, yeni kentsel zeminin asli bileşeni olarak ele alınmıştır. Eğimli yüzeyler, yeşil amfi, açık sergi alanları iki hafif hacmin altında oluşan gölgeli-korunaklı bölgeler farklı iklim koşullarında kullanılabilen açık yarı açık mekânlar üretir. Daha az görünen yapı, daha fazla kamusal zemin daha güçlü peyzaj ilişkisi projenin çevresel yaklaşımının temelini oluşturur.

Trabzon İçin Yeni Kültür Zemini

Yeni Zemin, kültür merkezini kentten ayrışan büyük nesne olarak değil, kentin farklı kotlarını yaşamlarını araya getiren kamusal topografya olarak ele. Üst mahallelerden başlayan hareket +42.00 kotunda platoya katılır, +38.00 kotundaki kültürel yaşama karışır +32.00 kotundaki kültür meydanı metroya ulaşır. Salonlar yoğun program zeminin altında çalışırken kent yaşamı üzerinde kesintisiz biçimde devam.

proje kültür yapısı tasarlamanın ötesinde, uzun süredir kentten kopmuş parçayı yeniden Trabzon’a kazandırma çabasıdır. Mimari kütle geri çekilir; tarihsel çevre, vadi peyzaj görünür kalır. Yapı kapansa bile zemin yaşamaya devam. Kültür merkezi böylece kamusal hayatın önüne çıkan yeni sınır değil, kentin üzerinden geçtiği, içinde kaldığı birlikte ürettiği yeni zemin.