Red Hot Chili Peppers’ın funk punk’tan taşıdığı enerjiyi Rick Rubin’in ferah prodüksiyonu büyük nakaratlarla buluşturan Blood Sugar Sex Magik albümü, artık tam 35 yaşında.

İlk dinleyişten yana neler değişmiş? Şarkıların arasına neler sızmış? Yaşa Takılanlar açtı yeniden dinledi.

Red Hot Chili PeppersBlood Sugar Sex Magik24 Eylül 1991

Çok mühim albümdür çünkü…

1991 gibi rock tarihinin birçok önemli havalı albümünün çıktığı yılda kendisine çok farklı yer açabildi. yıl çıkan albümlerin hiçbiri Blood Sugar Sex Magik’in yaptığı şeyi tam anlamıyla yapmadı. Red Hot Chili Peppers albümle kendine ait tarz ortaya koydu; funk, punk, hard rock, psikedelik rock, rap-vari vokaller pop melodilerini zamanın müzik türlerini ayrıştıran karşıtlaştıran tutumun aksine tek grup kimliğinde birleştirdi. Böylece yalnızca kendi dinleyicisine değil; çok çeşitli müzik kitlelerine ulaşarak kabul gören saygı duyulan grup olmayı başardı.

Blood Sugar Sex Magik’in bence en önemli özelliklerinden biri önceki albümlerde var olan funk-punk enerjisini korurken onu ilk kez çok daha organik, sıcak, boşluklu olgun sound’a taşıyabilmiş olması. Sade enstrümanların birbirine alan tanıdığı sound grup üyeleri arasındaki müzikal uyumun albümün merkezinde yer aldığını hissedebiliyoruz.

Blood Sugar aslında tek hikâye anlatan albüm değil. Ama parçaların büyük bölümünü birbirine bağlayan çok belirgin temalar olduğunu görebiliyoruz. Şarkı sözlerinde aşk şehvet arasında gidip gelen karmaşa, uyuşturucu / bağımlılık şehir hayatı ( şehir: Los Angeles) temaları sürekli iç içe geçerek geride büyük yalnızlık hissi bırakıyor. Yani ilk bakışta aşırı eğlenceli görünen albümün özünde epey karanlık taraf gizlediğini söylemek yanlış olmayacaktır.

Albümün akışı içinde bakınca “Under the Bridge”in hem Blood Sugar’ın hem grubun dönüm noktası olduğunu söyleyebiliriz. şarkıya kadar eğlenceli, vurdumduymaz oyuncu edada ilerleyen albüm, anda kendi yalnızlığını yaşadığı şehirle an psikolojinin karanlık yüzüyle karşılaşarak melankoliye sürükleniyor belki kırılma, sonraki dönemlerde yazılacak “Californication” “Scar Tissue” gibi hitlerin temelini oluşturuyor.

İlk dinleyişte hissettirdikleri vs bugün hissettirdikleri

Albümü çıktığı dönemin ruhu bağlamında incelersek, 1980’ler sonrası büyük cilalı rock prodüksiyonlarından tamamen farklı yerde duruyor. Şaşırtıcı derecede kuru çıplak sound daha az gösterişli, daha fazla fiziksel gerçeklik içeren duruşu, 1990’ların ruhuyla çok iyi örtüşüyor. Üstelik bunu alternatif müziğin anaakıma doğru hızla ilerlediği dönemde, grunge’a hiç benzemeden ama dönemecin en önemli albümlerinden biri olarak yapıyor. 

yıllarda dinlediğimde en çok enerjisinden dinlediğim başka şeylere hiç benzememesinden etkilendiğimi hatırlıyorum. Şarkı sözleri cesur biraz karışık gelmişti. Orada yaşadığım kavramsal şüphelerin zihnimde müziğin akışı içinde kendiliğinden rahatladığını anımsıyorum.

Bugün düşündüğümdeyse bence durum epeyce farklı. Bunca sene sonra albümün müzikalitesi bana çok başka geliyor; grup içerisinde her enstrümanın dengeli varoluşu, birbirlerine hem alan hem boşluk yaratarak iç içe geçmesi doğal akışın bunca sene sonra bile hiç yaşlanmaması çok etkileyici. Sample’lar, efektler, sololar daha niceleriyle birbirinin üzerine binme ya önüne geçme kaygısı olmadan, herkesin aynı şeyi beraber anlatma şeklinin çok çarpıcı çabasız akışın çok kıymetli olduğunu düşünüyorum.

Belki albümün 35 yıl sonra hâlâ kadar taze duyulmasının sırrı tam olarak çabasız akışta yatıyordur. 

Bunu biliyor muydunuz?

Blood Sugar Sex Magik albümü stüdyoda değil; Los Angeles’ta malikânede kaydedilmiş. Kapanışındaki “They’re Red Hot” ise Robert Johnson’ın 1930’lardan kalma blues şarkısının cover’ı malikânenin bahçesinde, gece saat 2 civarında kaydedilmiş. Parçanın kaydında arkadan geçen arabaların sesi bile duyulabilir.