Cahide Birgül’ün eserlerini keşfederken, geçmişten gelen yankı gibi hissettim. Yıllar önce basılan beş metninden birini okuma listeme eklemiştim ama Meltem Gürle’nin ’daki övgülerini görünce nihayet kitabı okumak için sabırsızlandım. İlgimi çekti, okudum daha fazla derinleşmek istedim. On yıl geçmiş, ama Cahide Birgül’ün etkisi hala. Yazarın kaybı beni derinden üzüyor eserlerine göz atmaya başladım; karşılaştıkça okumayı sürdüreceğim. an elimde olan, Everest Yayınları tarafından yeniden basılan versiyken, benim okuduğum ilk baskı Metis Yayınları’ndan çıkmıştı. Kitabın ilk sayfasında, yazarın Mürşit’e yazdığı sevgi dolu imza.
Anlatıcı, yazdığı metinlerle gecikmiş yüzleşme gerçekleştireceğini belirterek başlıyor. Kişisel tarihin karanlıkta kalan yönlerini açığa çıkarıyor süreçte güç bulmuş. “Eski fotoğrafa bakar gibi kendi gözlerimin içine bakacak ‘İşte sensin,’ diyeceğim.” (s. 5) ifadesi, zamanla unutulmuş anıların yeniden canlandığını anıların yazıya dökülmesiyle sağalma sürecinin başladığını gösteriyor. Anlatıcının masası üzerindeki eski defter, hikayenin temelini oluşturan gizemleri barındırıyor; genç kızın erkek kardeşine yazdığı yazılar çevresinde şekillenen karakterler olaylar, metnin olay örgüsünü oluşturuyor. Ancak defterdeki yazılar, metin içerisinde kendi formlarıyla yer almıyor. Anlatıcıda uyandırdığı duygular üzerinden oluşan olay örgüsü, yalnızca tek perspektiften görülebiliyor, nedenle anlatıcının dürüstlüğü sezdirdiği unsurlar üzerine dikkatli şekilde yaklaşmamız gerekiyor.
Örneğin, anlatıcının öğrencilik dönemleri, müdürün odasında kopya çekmenin hesabı sorulurken, Esin adındaki karakteri öğreniyoruz. Esin’in annesi öğretmen; müdür, Esin’i azarlarken klasik tiratlarından birini okuyor. Kızın bacaklarına yönelik olan bölümler, hatırlanmak istenmeyen anıları içerdiği için dolaylı dille anlatılıyor ama okur, adamın tacizini sezebiliyor. tür travmatik olayların dile getirilmek istenmediğini anlıyoruz; teknik iş Birgül konuda çok ustaca iş çıkarıyor. Dört aylık süreci takip edeceğiz ama Esin’in geçmişe doğru çıktığı yolculuklar, ana çizgiyi genişletiyor; dört ay, ömre dönüşüyor.
Deniz’den, teyze kızından gelen mektup, Esin’i oldukça telaşlandırıyor. Evde dördüncü birey için yer yok; zaten babasıyla birlikte yaşadığı annesine dair anılarla sıkıştığı evde birinin daha gelmesini istemiyor. tekerlekli sandalyesiyle yeterince yer kaplıyor eşinin yıllar boyunca duyduğu ezikliğin etkisinden kurtulduğu için güveni evin köşesine sığmaya çalışıyor ama Esin’e sürekli zorluk çıkarıyor. Farklı bölümlerde anlatılan meseleleri araya getiriyorum; yoksa akış içinde bunlar gözden kaçıyor. Selcan Abla Kenan’ı en başta görüyoruz. Kenan henüz piyasada olmasa Selcan Abla, haftanın neredeyse her günü geliyor, evi toparlayıp gidiyor. Esin’in annesinden kalan miras olarak, aileyi derleyip toparlayan kadın rolünü üstleniyor. Esin’in gariplikleri için ne söyleyebilirim, onu bilemiyorum. Örneğin, karşı dairedeki komşulardan bahsediyor; daha önce dairede yaşayan çiftin kadınının intihar ettiğini öğreniyoruz. Esin üzülüyor, “keşke ben taşındıktan sonra atlasaydı” diye düşünüyor. şekilde, kendi varsayımlarının Selcan Abla’nınkilerle karşılaştırılmasını sağlıyor.
İnce detaylarla Esin’in karakterini inşa etmeye başlıyoruz. Kendi kararlarını kolaylıkla veremeyen kadın olduğunu öğrendikten sonra, Kenan ilişkisini yine etrafındakilerin iteklemesiyle başladığını görüyoruz. Kenan mühendis; Fransa’ çalışıyor zaman zaman nişanlısı Esin görüşüyor. Dört yıllık nişanlılıkları, evlilikle sonuçlanmıyor; aslında her ikisi ilişkiyi zorla sürdürüyormuş gibi görünüyor. Ancak bunu yine sezgisel olarak çıkarabiliyoruz; Esin, itirafnamesinde bile kendisi için yazdığını söylese tamamen açık dürüst olamıyor, savunma mekanizmaları oldukça güçlü.
Anne oldukça baskıcı mükemmeliyetçi; kızı Esin’in kendi gölgesinde büyümesini istiyor. annesiyle babasının kin dolu intikam oyunlarına tanıklık ederek erken yaşta büyümüş. Her erken büyüyen çocuk gibi, yaşayamadığı çocukluğunu yetişkinliğine taşıyor. Babasıyla olan bağı kopamıyor. Babası kızı bırakmak istemiyor. Evde koyu hava hâkim; geçmişin ağırlığı ikisini çökertmiş. Annesinin despotizmi, ikisini derin şekilde yaralamış. Deniz’in gelmesiyle iyileşme süreci yaşayacağını umuyor. Ancak Esin, yıllar önce yaşanan olayın utancı yüzünden durumu istemiyor. Yazlıkta, Esin’in kitabı paramparça olarak bulunuyor; durum, annenin dikkatini çekiyor kadın, yeğenlerini sorguladıktan sonra erkek olanı azarlıyor. Doğrucu anne, adaletin kılıcı gibi cezayı kesiyor ama çocuklardaki açılacak yaraları düşünmüyor. aklının köşelerinden çıkarıp bakıyor kendini görmeye çalışıyor. “Yıllar boyu çok ilen evin sahibi oldum ama orada türlü huzur bulamadım. Annenin etrafında dolaşırken ne yapacağımı bilemeyerek yürüdüm. şeyler ekledim, şeyler çıkardım, ama olmadı. Başaramadım.” (s. 18) Evin öğretmeni, öğrencileriyle dolu hayat sürüyor. Sevilen kadın olarak, kendini var etme biçimi mesleğiyle belirlenmiş; annelik ise arka planda kalmış gibi görünüyor. Eşle olan ilişkisi annelikten farksız, dolayısıyla ailenin huzur bulamamasının temel sebebini annede buluyoruz. İkincil sebeplerde, babayla kızın pasifliği babasının etkisinden rahatsız olsa ona olan saygısı büyük; ailenin parçalanmaması için babasının dirayetli duruşuna güveniyor. Kısacası, her şey olup biterken görmezden geldiği şeylerin, babasıyla yaşamaya devam etmesini sağlayacağını umuyor olabilir. Sağlıksız aile yapısı, sağlıksız ilişkiler. yıllar sonra babasına hak vermediğini söylese yapılacak şey olmadığını biliyor. Aileye duyduğumuz öfkeyi, aile fertlerinin varoluş biçimlerinin kötücüllüğü üzerine kurmanın mantıksızlığını anladığımızda, öfkeyi hafifletiriz. Esin’ böyle hafifleme, ancak kendisiyle yüzleştikten sonra gerçekleşiyor; eğer yüzleşme iyi geldiyse.
Biraz hızlanalım. Deniz geldiğinde, evin havası hemen değişiyor. Deniz’e hayran kalıyor; Esin ise onu istemiyor. Deniz zeki kız; okuluna gidip gelmekten başka şey yapmıyor ama Esin’in gözünde türlü yer bulamıyor. En sonunda, Esin’e neden kendisini sevmediğini soruyor açıklık, aralarındaki yakınlaşmayı sağlıyor. andan itibaren, Esin için Deniz’in varlığı büyük sıkıntı oluşturmuyor. İlginç ilişki var aralarında; Deniz’in öpücüğü Esin’in dudağının kenarını buluyor, fakat tür olayların açıklayıcı şekilde ele alınmaması, Esin’in karanlıkta bırakmak istediği parçaları oluşturuyor. Okur olarak bize önemli görev düşüyor. Kenan’ın dönmesiyle birlikte evin nüfusu dörde çıkıyor aslında tahmin edilebilecek sona doğru ilerlemeye başlıyoruz. Finalin öngörülebilirliği, anlatıyı baltalamıyor; zira olayların akışı tatmin edici olmasa Esin’in anılarını baştan yaratma biçimi anılara dair düşünceleri, metnin odak noktasında yer alıyor. durum, metni sıkı tutuyor.
Geçmişle hesaplaşma süreci, anlatıcıyı kendiliğinden güvenilmez hale getiriyor; durumda okura dedektif gibi iz sürmek kalıyor. metnin büyük bölümünde yaptığımız şey metni değerli kılan Anıların dile getirilme biçimi üzerine düşünmek, gerçeği geçmişte arayıp bulmak veya bulamamak… Çabanın kendisi önemli. okunması gereken iyi metin.
Cahide Birgül’ün Eserlerinde Geçmişle Yüzleşme- Yazı Boyutunu Ayarla Okuma rahatlığı için seçin
- Küçük 100% Dev