Türkiye'nin birçok kentinde yapılan "Ailem Güvende" adı verilen operasyonda gözaltına alınan onlarcası tutuklanan LGBTİ+'lar LGBTİ+ hak savunucuları için dünyanın 65 ülkesinden 450'yi aşkın sivil toplum örgütü ortak açıklama yaptı. Örgütler, Türkiye’ LGBTİ+ örgütlerine, aktivistlere insan hakları savunucularına yönelik operasyonların derhal sona erdirilmesini talep.
Uluslararası imza metni, hak savunuculuğu, örgütlenme, yayıncılık, bağış toplama fon faaliyetleri gibi hukuka uygun çalışmaların suç unsuru gibi gösterilmesine karşı çıkıyor. “Aile”, “ahlak” “müstehcenlik” gibi kavramlar örgütlü suç hükümlerinin LGBTİ+’ların görünürlüğünü örgütlenmesini bastırmak için kullanılmasını reddediyor.
Metinde ayrıca uluslararası bölgesel kurumlar, diplomatik temsilcilikler, sivil toplum örgütleri fon kuruluşları; Türkiye’deki gelişmeleri yakından izlemeye, LGBTİ+ hak mücadelesinin meşruiyetini kamuoyu önünde savunmaya LGBTİ+ hareketiyle dayanışma içinde olmaya çağrılıyor.
Baskılar tırmandırılıyor
"Türkiye’ LGBTİ+ Hareketini Kriminalize Etmekten Vazgeçin” uluslararası metnin imzacıları arasında AWID, CHOISIR, CIVICUS, CREA, Femena, Fundación Estudio e Investigación Nujer FEIM, Furia, GLAA, ILGA, IPPF, IWDA, PEN Norway, Women's Major Group, WUNRN gibi dünya çapında faaliyet yürüten sivil toplum kuruluşları bulunuyor.
12 Eylül 2026 itibariyle Türkiye’deki LGBTİ+ sivil toplumunu, insan hakları savunucularını aktivistleri hedef alan, eşi benzeri görülmemiş eşgüdümlü yürütülen operasyonlardan dolayı çok endişeliyiz" denilen ortak çağrıda şunlar kaydedildi:
"Kaos GL, Muamma, Mersin 7 Renk, SPoD, HEVİ, Pozitif Yaşam, Listag, Lambda Pozitif-İz dahil olmak üzere köklü LGBTİ+ HIV alanında çalışan kuruluşları hedef. Savcılık, LGBTİ+ sivil toplum kuruluşlarının insan hakları savunucularının suç örgütüne ait olduğuna dair anlatı oluşturmaya çalışmaktadır. Hak savunuculuğunun, yayınların veya geliştirme faaliyetlerinin organize suç olarak görülmesi, sivil alana yönelik baskıların ciddi şekilde tırmandırılması anlamına gelmektedir. LGBTİ+ gruplarının yasal yollardan sağladığı yurtiçi uluslararası fonların şüpheli olarak görülmesinden endişe duyuyoruz. tür fonlar halihazırda Türkiye Cumhuriyeti’nin kanunlarıyla düzenlenmiştir; yasal gerekli oldukları gibi, suç delili olarak kabul edilmemelidir. Türkiye’ sivil toplum kuruluşlarının (dernek vakıfların) yurtdışından uluslararası kuruluşlardan fon alması, Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı’na bağlı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü tarafından çok sıkı denetime tabidir.
Dijital platformların engellenmesi, baskınlar, gözaltılar, cihazlara el konulması, derneklerin hedef alınması yasal fonların incelenmesi; örgütlenme hakkı, ifade özgürlüğü insan hakları üzerinde caydırıcı etki yaratmaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti’nin yetkililerini,
● İfade özgürlüğünü, örgütlenme hakkını meşru insan hakları çalışmalarını hayata geçirdikleri için gözaltına alınan tüm kişileri derhal serbest bırakmaya, savunma adil yargılanma hakkına erişime tam saygı gösterilmesini sağlamaya,
● LGBTİ+ örgütlerinin insan hakları savunucularının yasal çalışmalarını orantısız şekilde engelleyen baskınlara, dijital kısıtlamalara uygulamalara son vermeye,
● Hak savunuculuğu, yayın üretme, örgütlenme, üyelik, bağışlar, geliştirme yasal yurtiçi veya uluslararası fonların, suç oluşturan faaliyetlere delil olarak ele alınmamasını sağlamaya,
● LGBTİ+ kimliklerini, görünürlüğünü, örgütlenmesini savunuculuğunu suç sayma çabalarıyla organize suç hükümlerinin veya geniş tanımlı “müstehcenlik”, “ahlak” veya “aile” kavramlarını kullanmaktan vazgeçmeye,
● Kadınları, çocukları “aile” kavramını LGBTİ+ bireylere yönelik ayrımcılığı meşrulaştırma çabalarına alet etmeyi bırakıp LGBTİ+ örgütlerinin özgürce, güvenli şekilde hiçbir baskı yıldırmaya maruz kalmaksızın faaliyet gösterebilmelerinin güvence altına alınmasını sağlamaya, çağırdığımızı ifade ederiz.
Uluslararası bölgesel insan hakları mekanizmalarını, Birleşmiş Milletler’i, Avrupa Konseyi’ni, Avrupa Birliği’ni, diplomatik misyonları, uluslararası sivil toplum kuruluşlarını, vakıfları fon sağlayıcılarını ise gelişmeleri yakından meye, bunları doğrudan Türkiye Cumhuriyeti hükümeti nezdinde dile getirmeye LGBTİ+ insan hakları çalışmalarının meşruiyetini kamuoyu önünde yeniden teyit etmeye çağırıyoruz. Ayrıca Türkiye’deki LGBTİ+ örgütlerinin uluslararası ortaklarını kararlılıkla onların yanında durmaya uluslararası dayanışmayı yasal geliştirmeyi şüpheliymiş veya suçmuş gibi gösterip onları yalnız bırakma girişimlerine karşı direnmeye çağırıyoruz. Bedenlerimiz, kimliklerimiz, ilişkilerimiz örgütlerimiz suç değildir. İnsan hakları savunuculuğu suç değildir. Dayanışma suç değildir. Türkiye’deki LGBTİ+ hareketinin yanındayız. "
Ne olmuştu?
LGBTİ+ hareketine yönelik operasyon, 12 Eylül’ çok sayıda feminist LGBTİ+ örgütün, medya kuruluşunun, öğrenci örgütünün hak savunucusunun internet siteleri sosyal medya hesaplarının erişime engellenmesiyle başladı. Ertesi gün birçok ilde sivil toplum örgütlerine yönelik polis operasyonları düzenlendi.
Operasyonlarda yedi LGBTİ+ örgütü HIV’le yaşayan kişilerle çalışan iki örgüt hedef alındı. Örgütlerin ofisleri üyelerinin evleri arandı, elektronik cihazlara el konuldu. 17 Eylül itibarıyla, 44’ü LGBTİ+ hak savunucusu olmak üzere 116 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlardan 82’si tutuklandı. Tutuklananlar arasında 25 LGBTİ+ aktivisti ya LGBTİ+ örgütleriyle bağlantılı kişi bulunuyor.
Operasyonları protesto etmek amacıyla İstanbul, Ankara İzmir’ düzenlenen barışçıl eylemlerde yüzlerce kişi gözaltına alındı. Yalnızca İstanbul’ 15 Eylül’ yapılması planlanan eylem daha başlamadan 100’den fazla kişi gözaltına alındı 30 saate kadar uzayan gözaltı süresi sonrası serbest bırakıldı.