zamanlar Sykai, yani "İncirlik" diye anılan bölgenin içinden geçen, bahçeler, açık alanlar, mezarlıklar, kır gezilerinin yapıldığı patikayken Grande Rue Péra’ya, Cadde-i Kebir’e sonunda İstiklal Caddesi’ne dönüşen hattın hikâyesi, nostaljik mimarlık kent öyküsünden biraz daha fazlası. Kapitülasyonlardan yangınlara, mülkiyet düzenlemelerinden sermayenin el değiştirmesine kadar birbirinden çok farklı kırılmalar üst üste birikerek bugünkü caddeyi kuruyor. Pera’dan İstiklal’e.
İstanbul (Konstantinopolis), Georg Braun Frans Hogenberg, 1575.
Göz seviyesinde fark etmek bazen zorlaşsa ya kalabalığın içinde eriyip gidiyor gibi olsa İstiklal’deyken kadrajı genişletip açıyı biraz gökyüzüne doğru çevirdiğinizde, taş cephelerin üzerindeki mimar imzalarından süslü pasaj girişlerine, cephelerde gizlenmiş rölyef heykellerden padişah tuğralarına, birbirine benzeyen ama aslında farklı zamanlardan kalmış izleri fark etmeye başlarsınız. Bugünün İstiklal’indeki kalabalık gibi katman katman farklı kültürlerin izini sürmeye başlarsınız farkında olmadan; hele biraz daha dikkatlice bakmaya başladığınızda, göz seviyeniz biraz daha cephelerde dolaşmaya başladığında, daha çok 1870 sonrasından başlayan, günümüze gelen hikâyenin içindesinizdir.
İstanbul Boğazı Akıntı Haritası Hidrolik Kesit Şeması,. Marsigli’nin 1681 tarihli gözlemlerine dayanarak, Olfert Dapper, 1688. Laskaridis Vakfı Arşivi.
yapının mimarı İtalyan, sahibi Rum ya Ermeni banker; 16. yüzyıl Osmanlı’dan kalan, 19. 20. yüzyıllarda gençleşmiş cami ya su maksemi, cadde boyunca şaşırtmalı konumlanmış elçilik yapıları, karşı sokakta Venediklilerin yüzyıllar öncesine uzanan diplomatik izi, 20. 21. yüzyılın yeni fikirlerine uzanır. Biriken dönemlerin izleri. Özellikle 19. yüzyılda kentin ‘Avrupa yüzüne’ dönüştüğü bölge. Karaköy’den Tünel’e, Şişhane’den Taksim Meydanı’na.
Peki yüz neden Tarihi Yarımada değil Haliç’in karşı tarafındaki Galata onun üzerinde, dönem henüz bugünkü yoğunluğundan oldukça uzak olan Pera? Bugünkü cadde hattının çevresinde bahçeler, açık alanlar, mezarlıklar bunların arasından geçen gezinti yolları vardır. Aslında İstiklal’in hikâyesine Taksim’den başlamak yüzden biraz geç kalmak oluyor. Hatta Osmanlı’dan başlamak bile geç olabilir.
Konstantinopolis, Roma Bizans İstanbul’u, 14 bölgeyi gösteren elle renklendirilmiş gravür harita, Weigel, 1720.
Ticaret Galata’ Elçilikler Pera’
Mallar, gemiler, depolar, tüccarlar, bankerler; liman aşağıda, Karaköy’dedir. Ama Galata’nın üzerinde geniş bahçeler kurulabilecek, daha seyrek yapılaşmış alan vardır: Yunanca ‘öte, karşı taraf’ anlamındaki. Ama hattın hikâyesi Pera adıyla başlamaz. Daha eski kaynaklarda Sykai, yani “incirlik” olarak anılır. Yaklaşık 5. yüzyıla tarihlenen Notitia Urbis Constantinopolitanae’ye göre Sykai, Konstantinopolis’in. bölgesidir; 431 büyük evin yanı sıra kilisesi, forumu, hamamları, tiyatrosu, limanı ticari yapıları olan ciddi yerleşimdir. Üstelik Haliç’in karşı kıyısında olmasına rağmen ana kente düzenli işleyen teknelerle bağlıdır. Yani bugün Galata Pera diye bildiğimiz karşı yaka, Pera adını almadan çok önce hem bağımsız karakteri olan hem Konstantinopolis’le sürekli ilişki içinde yaşayan kent parçasıdır. “Karşı taraftaki Sykai” anlamındaki Peran en Sykais ifadesindeki “peran”ın zamanla Pera adına kaynaklık etmiş olabileceği düşünülür.
Konstantinopolis Şehir Planı,.-N. Bellin, 1764. Bakır baskı harita. Le Petit Atlas Maritime, Cilt IV, No: 125, Paris. SALT Araştırma, Harita Koleksiyonu.
Venedik balyosu, Fransızlar, İngilizler zamanla farklı Avrupa devletlerinin temsilcilikleri hatta yerleşmeye başladığında, gelecekte İstiklal Caddesi olacak bölgenin karakteri yavaş yavaş kurulmaya başlar. Henüz pasajlar yoktur. Mısır Apartmanı yoktur. Bugünkü Tünel’den Taksim Meydanı’na kır gezileri sayesinde ortaya çıkan patika yollar vardır. Ortada ne Grande Rue Péra, Cadde-i Kebir, ne İstiklal Caddesi vardır. Ama caddenin ileride neden İstanbul caddelerinden farklı olacağının altyapı hazırlıkları çoktan başlamıştır.
Taksim Gezintisi, Antoine-Ignace Melling, 1819. Gravür. Suna İnan Kıraç Vakfı İstanbul Araştırmaları Enstitüsü Koleksiyonu.
Viyana’ Değişen Denge
Herakleitos’a atfedilen “Değişmeyen tek şey değişimdir” sözü, İstanbul için fazla tanıdık. Kentin kalabalığı, sınırları, yapıları yerleşme kültürü değişirken Pera’yı hazırlayan siyasi ekonomik zemin olduğu yerde kalmaz.
1683’te. Viyana Kuşatması’nın başarısızlığı, ardından on altı yıl süren savaş 1699 Karlofça Antlaşması sadece haritadaki sınırları değiştirmez; Osmanlı’nın Avrupa karşısındaki konumu başka döneme girer. Elbette Avrupa’yla diplomasi ticaret Viyana’dan sonra başlamaz. Fransızlar, Venedikliler İngilizler zaten İstanbul’dadır; Fransa’ya verilen ticari ayrıcalıkların tarihi çok daha geriye gider. Değişen, ilişkinin yönü ağırlığıdır.
Bugün “kapitülasyon” kelimesi kulağa doğrudan teslimiyet gibi gelse başlangıçta mesele oldukça gündeliktir: Yabancı tüccar hangi koşullarda ticaret yapacak, ne kadar gümrük ödeyecek, hangi hukuki statüye sahip olacak? 1569 tarihli Fransız ahidnamesinden başlayarak yenilenen ayrıcalıklar, 1740’a gelindiğinde çok daha kapsamlı yapıya dönüşür.
5 Haziran 1870 Pera Yangını. Mimarlık Dergisi, Sayı 412.
Bütün bunları antlaşma masalarında kalmış maddeler olarak hatırlamamız, belki tarih dersiyle ilk karşılaşmalarımızın biraz fazla ezber ağırlıklı olmasındandır. Çünkü kararlar hareket. Mal hareket. İnsan, para, fikir yaşam biçimleri onunla birlikte hareket. Sonunda şehir hareket.
Galata Limanı’na Marsilya gibi Avrupa limanlarından gelen mallar ulaşırken, birkaç yüz metre yukarıda elçiliklerin çevresinde başka gündelik hayat oluşur. Suriçi gayrimüslimlere kapalı değildir; fakat yabancı devlet temsilcilerinin yeri farklı meseledir. Saray Babıâli çevresindeki daha sıkı protokolün karşısında Pera, Galata’daki ticaret dünyasının hemen üzerinde, elçiliklerin onlarla birlikte hareket eden hayatın daha rahat yerleşebileceği zemin sunar. Tuğla, kumaş, mobilya, kitap, şarap, saat, parfüm ya farklı tüketim ürünleri yalnızca gemilerden indirilmez; zamanla Pera’nın apartmanlarında, dükkânlarında, pasajlarında vitrinlerinde görünür. Kimi zaman sınavdan önce hızla ezberlenmiş ticaret anlaşmasının kentteki karşılığı sıradan gümrük tarifesi değildir; birkaç on yıl sonra vitrinde, değişen şapka modellerinde, evlerin kapılarından perdelerine, kahvehanelerdeki oturma biçimlerinden yeme içme kültürüne kadar hayatın tam içinde karşımıza çıkar.
Amacımız tarihin derin sularında uzun seyahate çıkmak değil. Ama bugün İstiklal’i; yapıların kardeşliklerini, uzaktan akrabalıklarını ya farklı soylardan gelip yan yana kurdukları uyumu anlamak için ezberden biraz uzaklaşan kısa tarihe girmek gerekiyor.
Konstantinopolis’teki büyük yangından sonra yıkıntıların görünümü, 1870. Gravür. SALT Araştırma, David. Kohen Koleksiyonu.
19. Yüzyıl: Açılan Kapılar
19. yüzyılda değişim daha büyür. 1838 Baltalimanı Ticaret Antlaşması, Britanyalı tüccarların Osmanlı topraklarında ticareti, ardından Avrupa devletleriyle yapılan benzer anlaşmalar dış ticaretin yapısını değiştirir. Yabancı tüccarların Osmanlı topraklarındaki ticaret ikamet imkânlarını genişleten yeni dönemin önemli eşiklerinden biri olduğu yadsınamaz.
yıl sonra Tanzimat Fermanı gelir. 1856’ Islahat Fermanı.
Yeni hukuk düzenlemeleri, farklı Osmanlı topluluklarının statülerindeki değişiklikler, büyüyen uluslararası ticaret, elçiliklerin yabancı şirketlerin giderek artan varlığı…
Pera Manzarası, 1870. Fotoğraf. SALT Araştırma, Muhtelif Koleksiyonu. Kod: AHTUR0094.
Değişim olarak nitelendirdiğim bunların hepsi farklı ölçekte tartışılabilir. Siyasi, kültürel, ekonomik.Yüzyılın ortasından itibaren buna dış borçlar, Galata bankerleri, yeni bankalar giderek hareketlenen arsa mülk piyasası eklenir.
Ama Pera’ya baktığınızda sonuçlarını çok açık şekilde görürüz.
Yeni oteller vardır. Tiyatrolar vardır. Pastaneler vardır. Daha önce İstanbul’ görülmeyen mağaza türleri vardır. bunların arasında, birbirinin dilini bazen anlayan bazen anlamayan oldukça karışık kent nüfusu vardır. Cadde-i Kebir’in başka adı olan Grande Rue Péra anlamda yalnızca Fransızca sokak adı değildir.
Fransızcanın diplomasi, ticaret kentli gündelik hayat içindeki ağırlığının küçük işaretidir.
Mandouceun haritası üzerinden Pera’nın yeniden inşası için yapılan öneriler. Mimarlık Dergisi, Sayı 412.
Belediye Neden Altıncı? Amaç Yeni Paris Olmak?
Büyüyen Pera çöpü, yolu, ışığı, kaldırımı, yapılaşmasıyla farklı sorunlar doğurur. Kısacası, kent olmanın pek romantik görünmeyen ama belki en belirleyici tarafları.
Döneme kadar şehrin işleri ana belediye çatısı altında yürütülmüyor; kadının koordinasyonunda subaşı, çöplük subaşısı, mimarbaşı gibi farklı görevliler, daha sonra İhtisab Nezareti Şehremaneti devreye giriyordu. 1857 sonrasında Batılı belediyecilik anlayışı, hem yaşayan nüfusun ısrarı hem ticari nedenlerle Osmanlı yönetimi yeni belediyecilik modelinin ilk uygulama alanı olarak Galata Beyoğlu’nu seçiyor. İlk belediyeye Birinci Daire değil, Altıncı Daire-i Belediye adı veriliyor. Kimi tarihçilere göre neden, Paris’in gelişmiş itibarlı altıncı arrondissement’ının örnek alınması.
düzenlemelerin içinde mezarlıklar vardır. Taksim çevresindeki Grand Champs des Morts Tepebaşı Kasımpaşa yamaçlarına uzanan Petits Champs des Morts yalnızca gömü alanları değildir; serviler arasında yürünülen, gezilen geniş açık alanlardır. Julia Pardoe 1836’ burayı farklı toplulukların ortak gezinti yeri olarak tarif. 19. yüzyılın ikinci yarısında mezarlıkların önemli bölümü taşınırken alanların kısmı yola, yapılaşmaya belediye bahçelerine dönüşür.
Bugünün anlayışıyla yolun temizlenmesi, kaldırım yapılması ya sokakların aydınlatılması olağan hizmetler gibi görünebilir. Ama 19. yüzyıl ortasında Pera için her biri yeni kentli fikrinin parçasıdır. Daha sonra sokaklar havagazıyla aydınlatılır. Yollar genişler, planlar hazırlanır. Bölge tek noktadan ölçülmesi, düzenlenmesi yönetilmesi gereken alan olarak ele alınır.
Pera’nın Büyük Caddesine Çıkış, Guillaume Berggren, 1875. Fotoğraf. SALT Araştırma, Muhtelif Koleksiyonu. Kod: AHTUR0064.
Mülkiyetin Adresi Değişince. Tebaa-i Ecnebiyenin Emlâke Mutasarrıf Kanunu
1867’ önemli düzenlemeyle yabancılara, Hicaz hariç Osmanlı topraklarında belirli koşullarla taşınmaz edinme hakkı tanınır. Yabancıların kentte kırsalda taşınmaz sahibi olmasıyla Osmanlı ülkesinde daha fazla yabancı yerleşmesine yol açabileceği ihtimali dönemin diplomatik belgelerinde ifade edilir. küçük görünen gelişme günümüz Pera’sını anlamak açısından oldukça önemlidir.
daha önce yabancıların İstanbul’ hiç mülk edinmediği anlamına gelmez. Ancak kendi adlarına taşınmaz sahibi olmak genel çok güvenli hak olarak görülmez; Osmanlı tebaasından yakının ya aracının adına kayıt, kimi özel izinler diplomatik düzenlemeler gibi farklı yollarla sınırın etrafından dolaşıldığı görülür.
1867’ değişen, durumun yabancılar için açık hukuki zemine kavuşmasıdır.
19. yüzyılın ikinci yarısında Pera’ yoğunlaşan kâgir konutlar, apartmanlar ticari yapılarla değişen çehreyi sadece kanuna bağlamak mümkün değildir; ama mülkiyet meselesini dönüşümün dışında düşünmek zordur.
Kim yaptı? Hangi arsaya yaptı? Arsanın sahibi kimdi? Parayı kim koydu? Mimar nereden geldi? Ustası kimdi? Binayı kim kullandı? Üslup kararlarının yanında sorulması gereken sorular, kentin mimari dilini doğru anlamaya çalışırken unutmamamız gerekenlerdir.
Ancak planlama kimi zaman düz hat çizmez. Bazen beklenmeyen ya hazırlıklı olunamayan durumlar, hikâyeleri ortaya çıkarır. Plansız yaşanan kırılmalar, kentin gelişimini belki daha önce hiç düşünülmemiş gerçekliklerle karşı karşıya bırakır.
İstiklal Caddesi, 24 Aralık 1919. Fotoğraf. SALT Araştırma, Beyoğlu Koleksiyonu. Kod: AHISTBEYO059.
Pera Yandığında
5 Haziran 1870, Taksim, Feridiye çevresinde başlayan yangın, kuvvetli rüzgârın etkisiyle kısa sürede geniş alana yayılır.
Osmanlı’nın resmî gazetesi Takvim-i Vekâyi, 11 Rebiülevvel 1287 tarihli sayısında yangının Reçini/Riçini adlı kişinin kiracı olduğu evden çıktığını yazıyor. Ardından şiddetli rüzgâr nedeniyle ateşin beş-altı kola ayrıldığını anlatıyor. Fakat yangının evin içinde hangi nedenle başladığını söylemek ancak Levant Times’ın haberinde karşımıza çıkar; yangının nedeninin sonradan anlaşıldığını: kadın çocuğunu üst kattan yemek pişirmekte kullanılan, içinde kor bulunan mangal getirmesi için gönderirken, mangalın merdivene düşmesiyle perde tutuşuyor, açık pencere kuvvetli rüzgâr ateşi hızla yayıyor. ( haber The Examiner and London Review’un 2 Temmuz 1870 tarihli sayısında Levant Times’a atıfla aynen aktarılır.)
Binlerce evsiz kalan insanın yanında, dönemin ana caddesinde elçilik yapılarında kâgir binaların bulunmasına rağmen arka sokaklar ahşap yapı ağırlığındadır. Binlerce yapı zarar görür ya tamamen yok olur; binlerce insan evsiz kalır. Yangında birkaç simge yapı değil, Pera’nın büyük parçası ortadan kalkar. Altıncı Daire-i Belediye’nin tespitlerinde 65 sokağa yayılan 3.449 yapıdan söz edilir. Naum Tiyatrosu, Bon Marché, Lüksemburg Oteli, kimi konsolosluklar kiliseler belgelerde adı geçenlerdir; fakat asıl kayıp, adı kayda geçmeyen binlerce ev, dükkân gündelik hayat mekânıdır.
TUTTA Türk Sefer Seyahat Acentası, Pera Palas karşısı, Asmalımescit, Beyoğlu. Kartpostal. SALT Araştırma, Beyoğlu Koleksiyonu. Kod: AHISTBEYO076.
Yangınların kentsel hafıza oluşumundaki yerleri genelde kırılma noktaları gibidir; 1666 Londra, 1657 Edo, 1871’ Chicago ya 1870 sonrası Pera, yangından önceki Pera’yla aynı değildir.
Beyoğlu’nun modernleşmesi yangınla başlamaz. Belediye zaten kurulmuştur. Tiyatrolar vardır. Mağazalar vardır. Sokaklar aydınlatılmaya başlanmıştır. Kâgir yapılar yükselirken, Avrupa’yla ticari ilişkiler çoktan kurulmuştur. Yangın bütün bunların başlangıcı değildir. Ama geniş kentsel alanı anda yeniden kurmak zorunda bırakmasıyla, devam etmekte olan dönüşümü hızlandıran büyük fiziksel eşik. Yangın sonrasındaki düzenlemeler inşa süreci semtin çevresinin önemli ölçüde yeniden ele alınmasına neden olurken bugünün İstiklal’inin cephelerdeki hikâyesi tam burada biraz daha anlaşılır hâle gelir. Ahşabın yerine taş tuğla, dar sokaklara inat genişletilen yollar, eski parsellere apartmanlar yangından boşalan yerlere hayatlar.
Konstantinopolis, Pera Caddesi. Kartpostal. SALT Araştırma, Beyoğlu Koleksiyonu. Kod: AHISTBEYO101.
Taş, Tuğla Biraz İtalyan Ekolu
Cadde çevresinde Fransa, İngiltere, Rusya, Almanya, Hollanda, İsveç Venedik’in diplomatik yapıları; Rum, Ermeni Levanten mimarların üretimleri; Osmanlı’nın kendi mimarlık teşkilatı yerel ustalar aynı dönemde yan yana çalışır. Pera’nın tek yere benzememesi biraz farklılıkların bütünüyle birbirine dönüşmeden yan yana yaşayabilmesindendir. Üstelik yapıyı yaptıranın, tasarlayanın kullananın kökeni çoğu zaman birbirinden farklıdır. Rus Elçiliği’ni İtalyanca konuşan İsviçreli Fossati kardeşlerin tasarlaması bile karmaşanın güzel örneklerinden biridir. İtalyanca konuşan mimarlık çevrelerinin kalabalık içindeki yeri ise görmezden gelinemeyecek kadar güçlüdür.
İstiklal Caddesi, İstanbul, yaklaşık 1922–1925. Kartpostal. SALT Araştırma, Beyoğlu Koleksiyonu. Kod: AHISTBEYO052.
Ancak yangın sonrasında İtalyan mimarların imar ettiği Beyoğlu demek şüphesiz kolay hızlı tarih okuması niyetinde kalır. Çok daha eskilere dayanan hikâyede, İtalyanca konuşan mimarlık çevrelerinin İstanbul’daki varlığı görmezden gelinemeyecek kadar güçlüdür.
Ceneviz Venedik’in Orta Çağ’daki ticari varlığından beri Galata çevresinde süren Akdeniz ilişkileri, 19. yüzyılda başka biçimlerde devam.
İstanbul, Pera, Büyük Cadde, Saint Antoine. Kartpostal. SALT Araştırma, Beyoğlu Koleksiyonu. Kod: AHISTBEYO119.
• Gaspare Giuseppe Fossati kardeşler hikâyenin ilginç örneklerinden biridir. Bugün onları sıklıkla “İtalyan mimarlar” arasında saysak Ticino kökenli, İtalyanca konuşan İsviçrelilerdir; Milano’ eğitim görmüşlerdir. İstanbul’daki Rus Elçiliği’nden Ayasofya restorasyonuna uzanan üretimleri, dönemin mimarlık ortamı için önemlidir.
Yüzyılın sonuna doğru ise İtalya’dan gelen mimarlar daha görünür hâle gelir.
• Raimondo D’Aronco; Art Nouveau dönemin Avrupa’daki yeni tasarım arayışlarını Osmanlı başkentinde kendine özgü biçimlerde yorumlar.
• Annibale Rigotti
• Şişhane’deki Altıncı Daire binasının mimarı Barborini İtalyan mimarlık çevresinin kentte bıraktığı izlerden biridir.
• 20. yüzyılın başında ise biraz farklı isim karşımıza çıkar: Giulio Mongeri.Çünkü Mongeri İstanbul’a dışarıdan gelen mimar değildir. İstanbul’ İtalyan ailede doğar, Milano’ eğitim alır tekrar doğduğu kente döner. İstiklal Caddesi’ndeki. Antuan Kilisesi ona eşlik eden apartmanların tasarımı İstanbul-İtalya arasında gidip gelen mimarlık dünyasının en görünür örneklerinden biri. Kilisenin bugünkü yapısının temeli 1906’ atılır yapı 1912’ tamamlanır.
Burada “İtalyan etkisi”nden çok, İstanbul Akdeniz arasında yüzyıllardır gidip gelen mimarlık kültüründen söz etmek daha doğru olabilir.
İstiklal Caddesi’ndeki Emek Sineması’nın. Ali. SALT Araştırma, İstanbul Koleksiyonu.
Yokuşu Kısaltmak, Yeni Eşik
Galata aşağıda, Pera yukarıdadır; arada İstanbul’un yürürken hâlâ insanı terleten yokuşları vardır. 1875’te Tünel’in, ardından tramvayın gelişiyle basit coğrafi mesele gündelik hayatı değiştirmeye başlar; yokuş kısalır, hareket hızlanır cadde artık sadece binaların değil, rayın, kaldırımın, vitrinin, pasajın insan akışının birlikte biçimlendirdiği kent mekânına dönüşmeye başlar.
Meşrutiyet Caddesi İstiklal Caddesi’nin kesiştiği. Kayıhan Türköz. Fotoğraf. SALT Araştırma, Fotoğraflar Koleksiyonu.
Cadde Vitrine Dönüşürken
19. yüzyılın sonu 20. yüzyılın başındaki Cadde-i Kebir’i yalnızca mimarlık üzerinden düşünmek yine eksik kalır. Çünkü burada başka şey daha değişmektedir: Vitrinlere bakmak. Sokakta başkalarını görmek. Tiyatroya gitmek. Pastanede oturmak. Pasajdan geçmek. Mağazada ürünü satın almadan önce seyretmek. Akşam aydınlatılmış caddede yürümek. Modern kentin gündelik davranışlarının önemli bölümü mimarlığın içine arasına yerleşir. Çiçek Pasajı, Atlas, Halep Pasajı, Cercle d’Orient, oteller, tiyatrolar, kiliseler apartmanlar nedenle sadece birer yapı değildir. Birbirleriyle birlikte çalışan kent iç mekânı oluştururlar. Cadde dışarıdadır ama pasajın kapısından içeri girersiniz. Avluya çıkarsınız. Merdivenden yukarı gidersiniz. Sonra dükkânın vitrini sizi tekrar caddeye çeker. Aslında İstiklal, sadece sıradan, iki yanında yapıların bulunduğu cadde değildir. Yanlarından sürekli yeni mekânlara açılan uzun ortak hol gibidir. Kimi Osmanlı’nın uzun zamandır imrendiği küçük Paris’i İstanbul’ deneyimlemek şüphesiz merak uyandırmıştır.
SALT Araştırma, Fotoğraflar Koleksiyonu, Kayıhan Türköz, “Meşrutiyet Caddesi İstiklal Caddesi’nin kesiştiği.
Pera İstiklal Olurken
İmparatorluğun son yılları kozmopolit dünyanın en hareketli, aynı zamanda en kırılgan dönemidir. Dünya Savaşı, işgal yılları, ekonomik toplumsal değişimler…
Ardından Cumhuriyet.
Cadde-i Kebir ya Grande Rue Péra adı Cumhuriyet’in ilk yıllarında yerini İstiklal Caddesine bırakır. eski tabelanın yenisiyle değiştirilmesi değildir. Caddenin vardığı Taksim aynı yıllarda başka anlam kazanmaktadır.
İstiklal Caddesi Sıraselviler Caddesi’nin kesiştiği. Kayıhan Türköz. Fotoğraf. SALT Araştırma, Fotoğraflar Koleksiyonu. Kod: TMKTH0115.
1928’ Cumhuriyet Anıtı’nın yerleştirilmesiyle Taksim, suyun dağıtıldığı maksemin, kışlanın eski mezarlıkların çevresinde gelişmiş açıklıktan, Cumhuriyet rejiminin kendisini İstanbul’ gösterdiği meydana dönüşür. Tarihî Yarımada’ Sultanahmet Beyazıt gibi imparatorluğun yüzyıllardır kullandığı güçlü meydanlar hâlâ yerindedir; fakat kentin kuzeyinde artık yeni temsil merkezi kurulmaktadır. bakıma İstanbul, kendisine eski İstanbul’un karşısında değil ama onunla yan yana yaşayacak yeni yüz seçmektedir.
yüzün Beyoğlu’nda ortaya çıkması pek tesadüf sayılmaz. Osmanlı’nın son yüzyılında Avrupa’yla kurulan ilişkinin en görünür olduğu Pera, Cumhuriyet’in kent fikrini gösterebileceği hazır Batılı sahne gibidir. Cumhuriyet Anıtı’nı İtalyan Pietro Canonica yapar, çevresinde İstanbul doğumlu Giulio Mongeri çalışır.
Santral. Kayıhan Türköz. Fotoğraf. SALT Araştırma, Fotoğraflar Koleksiyonu. Kod: TMKTH0151.
Birkaç yıl sonra kez Fransız şehirci Henri Prost İstanbul’un planlamasında karşımıza çıkar. Lütfi Kırdar döneminde Taksim’den Maçka Dolmabahçe’ye uzanan alan yeniden düzenlenirken Topçu Kışlası yıkılır, Gezi ortaya çıkar; meydanın çevresine yeni kamusal hayat tarif edilmeye başlanır.
Fakat burada yalnız yabancı isimler yoktur. Belediye mimarı Rüknettin Güney Taksim Belediye Gazinosu’nu tasarlar; biraz ileride Şinasi Şahingiray Fazıl Aysu, İtalyan Paolo Vietti-Violi stadyum spor yapıları üzerinde çalışır. Yabancı mimarların büyük kamu yapılarındaki ağırlığı dönemin yerli mimarlık çevrelerinde sessizce karşılanmaz; 1931’ yayımlanmaya başlayan Mimar, sonraki adıyla Arkitekt, genç Türk mimarların üretimini görünür kılarken kamu yapılarında daha fazla söz sahibi olmaları gerektiğini savunan önemli mecralardan birine dönüşür.
Turnacıbaşı Caddesi İstiklal Caddesi’nin kesiştiği köşedeki bina, restorasyondan sonra. Kayıhan Türköz. Fotoğraf. SALT Araştırma, Fotoğraflar Koleksiyonu. Kod: TMKTH0136.
Yani Pera’dan Beyoğlu’na geçerken değişen sadece mimari üslup değildir. Meydanda nasıl toplanacağımız, parkta nasıl dolaşacağımız, nerede dans edeceğimiz, spor izleyeceğimiz ya akşamı nasıl geçireceğimiz yeniden tarif edilmektedir. Cumhuriyet kendini kurarken Pera’nın yüzyıllardır alışık olduğu mimarlar, fikirler insanlar arasındaki dolaşım yeni biçimlerde devam.
Balyoz Sokağı İstiklal Caddesi’nin kesiştiği. Kayıhan Türköz. Fotoğraf. SALT Araştırma, Fotoğraflar Koleksiyonu. Kod: TMKTH0110.
Mülkiyet Değişirken Beyoğlu Değişir
1920 30’ların Cumhuriyet Beyoğlu’sunda eski Pera’nın apartmanları, pasajları, dükkânları eğlence hayatı olabildiğince yaşamaya devam. İsimler değişir, yeni kurumlar yeni kullanıcılar gelir; ama yüzyıllar içinde oluşmuş ticaret mülkiyet düzeni gecede ortadan kalkmaz.
Sonraki yıllarda ise değişim daha sert kırılmalarla gelir. 1942’ çıkarılan Varlık Vergisi’nin resmî gerekçesi,. Dünya Savaşı’nın yarattığı ekonomik koşullar içinde artan kamu harcamalarını karşılamak, enflasyon kıtlık ortamında olağanüstü kazanç elde eden kesimleri vergilendirmektir. Türkiye savaşa girmemiştir ama savaş ekonomisinin etkilerini oldukça yakından yaşamaktadır.
Sahne Sokağı. Kayıhan Türköz. Fotoğraf. SALT Araştırma, Fotoğraflar Koleksiyonu. Kod: TMKTH0094.
Ancak niyet, kanun uygulama her zaman aynı yerde buluşmaz. Varlık Vergisi’nin uygulanış biçimi özellikle gayrimüslimlerin ekonomik hayatını ağır biçimde etkiler; borcunu karşılayabilmek için mülkünü ya işletmesini elden çıkarmak zorunda kalanlar. 6–7 Eylül 1955’te başta Rumlara ait olmak üzere Ermeni Yahudilere ait evler, dükkânlar ibadet yapıları saldırıların hedefindedir; Beyoğlu ise olayların en yoğun yaşandığı yerlerden biridir. 1964’te kez Yunan uyruklu İstanbullu Rumların sınır dışı edilmesi, yalnız gidenleri değil, aileleri çevrelerindeki ekonomik hayatı yerinden oynatır.
kentin değişmesi için her zaman binanın yıkılması gerekmez. Bazen anahtarın farklı ele geçmesi yeterlidir. Dükkân yerindedir ama esnafı değişmiştir; apartman ayaktadır ama sahibi ya kullanıcısı artık başkadır. Yüzyıllık tekrar, kentleri yine değiştirmektedir. Pera’yı yüzyıllar boyunca kuran Müslüman, Rum, Ermeni, Yahudi, Levanten farklı Avrupa topluluklarının oluşturduğu dünya böylece tek anda değil, art arda gelen siyasi, ekonomik toplumsal kırılmalarla çözülmeye başlar.
nedenle Pera’nın dönüşümünü yalnızca yeni yapıların yapılmasının tarihi olarak okumak eksik kalır. Aynı zamanda mülkiyetin, sermayenin gündelik hayatın kimler arasında el değiştirdiğinin tarihidir.
Fransa Başkonsolosluğu. Kayıhan Türköz. Fotoğraf. SALT Araştırma, Fotoğraflar Koleksiyonu. Kod: TMKTH0075.
Tramvay Giderken, Sonra Dönerken
1961’ tramvay İstiklal’den çekilir; otomobilin hızla çoğaldığı kentte ray artık modernliğin değil, eski ulaşım biçiminin işareti gibi görülür. Yaklaşık otuz yıl sonra cadde yayalaştırılır aynı tramvay kez “nostaljik” adıyla geri gelir.
Araç neredeyse aynıdır, anlamı değişmiştir. Kent bazen dün kurtulmaya çalıştığı şeyi, yarın hafızasının parçası olarak yeniden çağırır.
Akbank Sanat. Kayıhan Türköz. Fotoğraf. SALT Araştırma, Fotoğraflar Koleksiyonu. Kod: TMKTH0077.
Yeni Yapılar, Eski Kabuklar
Beyoğlu 19. yüzyılda tamamlanıp olduğu yerde donmuş kent parçası değildir. 1950’lerden sonra Galatasaray’daki Yapı Kredi binası, Taksim’ AKM 1976’ Odakule gibi yapılar, Pera’nın taş cephelerinin arasına Cumhuriyet’in kendi modern mimarlık dilini yerleştirir. Cam büyür, beton görünür olur, ölçek değişir; cadde kez daha farklı zamana ait yapılarla yaşamayı öğrenir.
21. yüzyılda ise değişimin yöntemi biraz farklılaşır. Borusan Müzik Evi, SALT Beyoğlu, Yapı Kredi Kültür Sanat İş Bankası Resim Heykel Müzesi gibi örneklerde yeni yapı yapmak kadar, var olan kabuğa hayat yerleştirmek önem kazanır. AKM ise eski yapının hafızasını yenilenmiş yapıda sürdürmeyi deneyen hikâyedir.
Kim bilir, bugünün Beyoğlu’sunu ilginç yapan budur. Bazen yeni olan eskiyi yıkar, bazen içine yerleşir, bazen ona benzemeye çalışarak yeniden yapılır.
İstiklal Caddesi, 2025. Gürkan Çelik.
Pera’dan İstiklal’e Bakmak
Bugün İstiklal’i yalnızca “Avrupai” cadde olarak tarif etmek yüzden biraz yetersiz kalır. Çünkü Avrupa’dan alınmış hazır model buraya getirilip kurulmuş değildir.
Venediklilerin Cenevizlilerin ticaretinden Osmanlı-Fransız ilişkilerine, kapitülasyonlardan Karlofça sonrasında değişen diplomatik dengeye; Baltalimanı’ndan Tanzimat’a, belediye reformlarından yabancıların mülk edinmesine; 1870 yangınından kâgir yapılaşmaya, Levantenlerden İtalyan mimarlara, Tünel’den tramvaya kadar birbirinden farklı, kimi zaman birbiriyle çelişen bütün süreçler aynı yerde üst üste gelir. Sonunda ortaya ne tamamen Avrupa’ya ait ne İstanbul’un başka parçasına benzeyen kent parçası çıkar.
Aynı cadde içinde birbiriyle her zaman uyumlu olmayan dönemleri yan yana taşıyabilmesinde. bina diğerinden elli yıl önce yapılmış. Yanındaki farklı siyasi düzene. Karşısındaki başka topluluğun hafızasını taşıyor. Ray dönem sökülmüş, sonra tekrar döşenmiş. Cadde birkaç kez isim değiştirmiş. Kullanıcıları değişmiş.
Mağazaları değişmiş. Hâlâ değişiyor ama bütün değişikliklere rağmen inatla kentin en görünür temsil gücü en yüksek caddelerin başında.
İstiklal Caddesi, 2026. Gürkan Çelik.
Galata’nın üzerindeki Pera’dan Taksim’e doğru uzanan eski. yüzden İstiklal’in hikâyesi sadece gerçekten caddenin tarihi değil. İstanbul’un dışarıyla kurduğu ilişkinin yüzyıllar içinde ticarete, hukuka, mülkiyete, mimarlığa sonunda gündelik hayata nasıl dönüştüğünün hikâyesi olarak okunmalı. anlamda cadde hâlâ insanları, malları, fikirleri, dilleri zamanları birbirine karıştırıyor. Rengi sürekli değişiyor. dönem elçiliklerin, dönem gazinoların, sinemaların ya mağazaların öne çıktığı yerde bugün müzeler, sergiler, kahve zincirleri dünyanın farklı ucunda doğmuş son model alışkanlıklar yan yana duruyor. yüzden 1900’lerin başından kalma cephenin altında bubble tea içmek ya yüz yıllık yapının içinde 21. yüzyıl teknolojisiyle üretilmiş cekete bakmak artık pek tuhaf gelmiyor. Yapı aynı yerde dururken içindeki hayatın birkaç kez değişebilmesi, İstiklal’in en sıradan ama belki en ilginç özelliklerinden.
Cadde bütün değişimlerin içinde geçmişini olduğu gibi saklamıyor; zaten hiçbir kent bunu yapamıyor. Eskiyi biraz bozuyor, yeniyi biraz kendine benzetiyor, bazen ikisini hiç anlaşamayacakmış gibi yan yana bırakıyor. bütün müdahalelere, yanlış kararlara, iyi niyetli başlayan restorasyonlara, kötü tabelalara biraz bize rağmen, hâlâ kendisi olmaya çalışıyor. Kyoto’ yüz yıllık machiya’nın içinde kahve içmek ya Pekin’in yüzyıllardır ticaret yapılan Qianmen hattında küresel markanın vitrinine rastlamak bugün pek şaşırtıcı değil. Küreselleşmenin garip tarafı ise bazen birbirinden binlerce kilometre uzaktaki eski kentlerin içlerine aynı yeni alışkanlıkları yerleştirmesi.
Bugünün kentini anlamakta zorlanırken, teknolojik gelişmelerin gündelik hayatı hızla değiştirdiği dünyada İstiklal’in birkaç on yıl sonra nasıl görüneceğini tahmin etmek daha Yeni kullanım biçimleri, yeni malzemeler, yeni alışkanlıklar caddenin içine yine hiç beklemediğimiz şekillerde yerleşecek. Dileğimiz, bütün değişimin içinde kent belleğinin önemli izlerinin silinmeden kalabilmesi; geçmişin sınırlı birkaç cephede değil, caddenin kullanımında, sesinde, ritminde hatırlama biçiminde yaşamaya devam etmesi.