hafta dikkat kesildiğimiz yeni müzikler: Morphine, Protomartyr, Joy Oladokun, claire rousay & Martyna Basta, M83, Islandman & Arkadaş, Ghost Dubs, Boys Noize, BaBa ZuLa, minijak, Blondshell dahası.

Taze yayımlanmış albüm teklilerden hazırladığımız güncellenen çalma listemiz burada.

SAYGI DURUŞUMorphine – Cocoon(Partisan Records)

2009’dan beri müzik üzerine şeyler yazıyorum. Az sonra söyleyeceğim kelimelerin araya sırada geleceğine hiç ihtimal vermiyordum: “İşte size yeni Morphine şarkısı!” Üstelik hikâye burada bitmiyor, Mark Sandman’ın dokunaklı vedasından önce kaydedilip rafa kaldırılmış Cocoon isimli albüm yıl bitmeden yayımlanacak. Şarkıya dönecek olursak…  Morphine’in tüm zamanların en cool müzikal hadisesi olduğu konusunda zaten hemfikir olduğumuzu hesaba katarak; yine dinleyiciyi yanıltmayan, ayaklarınızın ne ara yerden kesildiğinin farkına varamayacağınız sihir vuku buluyor. The Night’la yakın dönemlerde, 1998’ kaydedilen “Cocoon”, albümün ağır ağır açılan şarkılarını hatırlatıyor. Hatta bitince “Rope On Fire” açmak fena olmayabilir. C.K.

DİKKAT DİKKAT
Protomartyr –
Hotel Usona 
(Domino)

Yeni Protomartyr albümü aslında konsept albüm, ama aklınıza öyle eğlenceli, oyuncu şey gelmesin. Hotel Usona, ABD için metafor otelin her odası ülkenin felaket ya rezaletlerinden birine açılıyor. Projenin genelinde, büyüyüp patlamaktan korkmayan, özellikle bazı üflemeli kısımlarıyla neredeyse epik duyulan, grubun ülkenin ahvaliyle ilgili korkusunu endişesini âdeta haykıran besteler. Albümün 45 dakikalık görece kısa süresi çığlığı daha güçlü yapıyor. kâbus soundtracki gibi tınlayan kapanış şarkısı “Checking Out”un sözleri su gibi berrak bıçak gibi keskin efektle veda ediyor: “Cehennemin versiyonunda / Bak, yozlaşmış olanlar palazlanıyor / Cehennemin versiyonunda / Tüm boş odalar onların / Cehennemin versiyonunda / Alarm yılı yıla devrederek çalmaya devam ediyor”. E.Ö.

TEKLİ: mary in the junkyard – Jane(AMF Records)

mary in the junkyard’dan, grubun alıştığımız hâlinden uzakta duran, sakin şarkı. Grubun daha önce canlı çaldığı ama kaydetme fırsatı bulamadığı “Jane”, temmuzda yayımlanan ilk albüm Role Model Hermit’in ardından geldi. Akustik gitarın üzerine Clari Freeman-Taylor’ın neredeyse fısıltıya yaklaşan vokali yerleşiyor; ilerledikçe viyola çello dâhil oluyor. Freeman-Taylor’ın kendi regl dönemine verdiği isim olan Jane ise şarkıda sinir bozucu, fazlasıyla dürüst şekilde tanıdık karakter. T.Ö.

ALBÜM: Gurriers – Nobody’s Coming To Save You 
(Play It Again Sam)

2024 tarihli Come and See post-punk sahnesinde kendine has sesi olduğunu ispatlayan Gurriers, ikinci albümü Nobody’s Coming To Save You karşımızda. Naçizane, sıkıcı açılış olan albümle aynı ismi taşıyan ilk şarkıdan sonra “Party Lines” çok iyi ikinci parça olsa albüm ilk kaydın gölgesinde kalmaktan pek kurtulamamış. Prodüksiyonunda IDLES üyesi Mark Bowen Loren Humphrey’nin bulunması -esintileri yakalıyorsunuz zaten- grubun level atlama hissini açıklıyor. “Nothing Happens Twice”, “Drones” gibi başarılı şarkılar olsa sıradanlığı aşamıyor sankii. D.U.

ALBÜM: Godflesh – Decay(Relapse Records)

Godflesh’, çok seven biri olarak daha önce 2002 yılında grubun (hesapta) dağılıp bittiğini hatırladığımdan keşke yazıya “yaa Justin reis, biz senin bititme kararlarını çok gördük” diye başlayabilseydim ama yapamayacağım bunu ne yazık. Çünkü maalesef sefer durumlar ciddi Justin Broadrick sene başında geçirdiği epey zorlu fıtık ameliyatı sonrasında grupla artık konser yapamayacağını karnından büyük yarık açılarak olduğu ameliyat sonrasında artık bağırmaması, fiziksel olarak kendini zorlamaması gerektiğini duyurdu. Ne kadar albümün çoğu olaylardan önce yapılmış olsa bazı yeni vokal eklemeleri yaparken albümün miks – mastering aşamasında fiziksel acılar çektiğini bunun albüme yansıdığını belirtmişti. Doğal olarak karşımızda en kasvetli, en minimal en karanlık Godflesh albümlerinden biri. Yine inanılmaz final şarkısı olan albümlerden biriyle karşı karşıyayız. Grup beste sound olarak âdeta ilk zamanlardaki albümlerine dönerek eski fanları epey mutlu edip yamultmuş durumda. Aynı zamanda son Godflesh albümünden önceki albüm olmasından ötürü, bundan sonra nasıl final perdeyi kapatacaklarını daha merak ettiriyor. K.A.

TEKLİ: Pair – Friends 
(Bağımsız)

Berlin menşeli ekip Pair’ın ilk kısaçaları Love, Friends, War, Money’den tığı üçüncü teklisi “Friends” bizlerle. Açılışındaki reverb’le elimizden tutup âdeta hatıranın içine götüren gitarlar, vokallerin başlamasıyla yerini tok perküsyon düşsel synth tonu eşliğinde yumuşak ses dünyasına bırakıyor. Dinleyicisini geçmişte yere taşıyan parçanın melankolisini en iyi şekilde anlamak için şarkının sözlerine kulak vermek gerekiyor: “Friends”, hem iki arkadaşın birbirinden koptuktan sonra yolları yeniden birleşse her şeyin eskisi gibi samimi eforlu olamamasına ağıt hem arkadaşlığın en güzel zamanlarının güzelliğini kutlayan parça. Çocukluklarından yana arkadaş olan Pair grubu üyeleri için arkadaşlığın hayatlarında ne kadar önemli olduğunu anlamak zor değil. Yeni teklilerinde ise ilişki yaşandığı için mutlu olmak onun arkasından üzülmenin nasıl eş zamanlı hissedilebileceğinin güzel örneği. E.Ö.

ALBÜM:  BaBa ZuLa – XXX
(Glitterbeat Records)

20. yılını XX kutlayan BaBa ZuLa, 30. yıl için albüm adının sonuna X daha eklemiş. Yedi şarkılık akışta grubun oyunbaz yaklaşımı yaşadığı yere dair kaygıları dirsek temasını an olsun kesmiyor. “Balkondaki Beyaz Çoraplı Kedi” gündelik karşılaşmadan uzun psikedelik yolculuk çıkarırken “Kutsal Zeytin Halayı” toprağa zeytin ağaçlarına dönüyor. “Otel Kaliforniya” ise tanıdık başlığını özelleştirme, turizm yatırımları kamusal alanın satışına dair sivri şaka için kullanıyor. Finalde Hatice Kocalar’ın sesiyle “Hak Bitmez Güç Bitee”. M.T.

TEKLİ: Matt Elliott – This World Is No Place for Children (Talitres)

2024’te Drinking Songs Live 20 Years On efsanevi Drinking Songs’u (2005) 20. yılında yeniden ziyaret eden Matt Elliott, yeni albümünün çıkış teklisiyle aramızda. Şarkıyla aynı ismi taşıyan albüm, diskografisinin geri kalanının mirası olan karanlık karamsarlığı albüme bırakıyor. Kendine özgü ağır ama aşırı naif, kasvetli folk dilini kez günümüz dünyasının çocuklara bıraktığı şiddet üzerinden konuşuyor; sözlerinde özellikle Gazze’ öldürülen yakınlarını kaybeden çocuklara doğrudan yer veriyor. Bunu büyük dramatik patlamaya çevirmeden, sessiz anlatıyla şekillendiriyor. Altı parçalık This World Is No Place for Children, 13 Kasım’ yayımlanacak. D.U.

ŞİFA NİYETİNE
Joy Oladokun –
Hope Is A Heavy Thing(FEED THE FAMILY RECORDS)

Kendisinin deyimiyle “ sanatçı olarak olabildiği en otantik hâlini” karşıladığımız Joy Oladokun albümü, hayal kırıklıklarını kendini keşfederek, bağ kurarak umuda alan açarak onarıyor. Delaware doğumlu sanatçı Hope Is A Heavy Thing’i açıklamak için “Geleceğinizi anlamak için geçmişinizle yüzleşmelisiniz.” diyerek koleksiyondaki 12 parçanın bize umut hediye edeceğine göz kırpıyor. çeşit iç döküş ânından kopup gelen samimi sözleri, yumuşak vokali, Afrobeat folk ses manzarasıyla, oldukça kişisel olmakla beraber toplumsal. Ş.Ö. 

UZUN YOLA ÇIKANLARA
M83 –
I Wrote You A Letter(Other Suns)

Sizi tekdüze yolda sakince yürüten ne varsa, albüm tüm onları alıkoyuyor. yüzden bizden söylemesi, I Wrote You A Letter ne belirli varış noktası ne tam aydınlık vadediyor. Boşluğu karşılar gibi hissettiren açılışının ardından iyimserliğe eşlik eden org, piyano, üflemelileri dağınık enstrümanlarıyla duygusal dengeyi yakalıyor. Koleksiyona ismini veren parçaya dair Anthony Gonzalez’in “İçinde yaşadığımız dünyadan derin hayal kırıklığı duyuyorum. Daha az hesaplı, daha spontane şey istedim. bakıma daha punk ” açıklaması dinleyeceğiniz dokuz şarkıya dair ipuçları veriyor. Ş.Ö. 

TEKLİ: Minijak – Neden Burası? (feat. dok)(Ses Deposu)

Çıplak Ayaklar Kumpanyası Tophane Noise Band üretimlerini sürdüren Selim Cizdan’ın müzik projesi minijak’ın ilk kayıtlı müziği. “Neden Burası?”, İstanbul’ yerden başka yere giderken biriken cümlelerden oluşmuş. Berkant “dok” Kılıçkap’la ortak çalışmalarında sözler müzik birbirine göre değişmiş; ortaya önceden yazılmış metnin üstüne kurulmuş hissi vermeyen parça çıkmış. Şarkının sorusu hâlâ yanıtını arıyor: Bütün koşuşturmanın ortasında neden hâlâ buradayız? M.T.

ALBÜM: Adult DVD – Adult DVD
(Fat Possum Records)

Adult DVD, kendi adını taşıyan ilk albümünde gitarlar zaman zaman birbirine dolanıyor, melodiler beklenen çözülmeyi sürekli erteliyor indie rock’ın soğuk taraflarında geziniyor. Tuhaflıkları, gürültülü melodik anlarıyla hafif absürtlük duygusu yaratırken post-punk, rave elektronik müzikten beslenen ritimler albümü sürekli hareket hâlinde tutuyor. Toksik patronlar, internetin acayiplikleri türlü küçük dertler dans edilesi karmaşanın içine karışırken grup, bütün bunları pek ciddiye almadan ter attıran gitarlarıyla kurcalıyor. T.Ö.

TEKLİ: Perfume Genius – Natural High (Matador Records)

Ben hâlâ Ugly Season’ (2022) takılı kalmış durumdayken Perfume Genius kez daha pop şarkısı yayımlamakla yetinmeyip işi performans sanatına bağlamış. Mike Hadreas’ın koreograf Kate Wallich’le hazırladığı yeni canlı müzik dans projesi The Lesson için bestelediği “Natural High”, sakin klavye katmanlarını house / rave nabzıyla birleştiriyor. “Natural High”ın çıkış noktası Elfriede Jelinek’in Piyano Öğretmeni romanı Michael Haneke’nin aynı isimli uyarlaması. İnanılmaz ihtiyacımız olduğunun farkında olmadığımız crossover gerçekten. D.U.

TEKLİ: serpentwithfeet – sentinel(One Little Independent Records)

New Yorklu yetenekli R&B müzisyeni serpentwithfeet’in (Jonathan Josiah Wise) yeni teklisi, onun avangart süslemelerle yaklaştığı estetiğinin güzel örneklerinden. Hâlihazırda çok iyi kullandığı vokalinin yanında oldukça cool ritimler trip hop öğelerle farkını belli ediyor. 4 Aralık’ta gelecek sentinel EP’si için umut vadediyor. U.Ç.

ALBÜM: RYMDEN – Today May Be Tomorrow(Jazzland Recordings)

Today May Be Tomorrow’u caz trio albümü olarak tarif etmek teknik olarak doğru ama akışta bilginin pek önemi olmayacak. Bugge Wesseltoft, Dan Berglund Magnus Öström, dördüncü RYMDEN albümünde tam anlamıyla tek vücut, tek zihin, aynı nabız, aynı tansiyon, aynı merakta buluşuyor. Başta 10 dakikalık açılış parçası olmak üzere, sekiz durağın hemen hepsi sanki kendi içlerinde birkaç parçaya dönüşüyor. hatırlatma: 36. Akbank Caz Festivali’nin Mehmet Uluğ Gecesi konserini, “New Conception of Jazz” projesiyle Bugge Wesseltoft verecek. 2 Ekim’ Frankhan’ gerçekleşecek Gülşah Erol’un müzisyene eşlik edeceği konserin detayları burada. C.K.

TEKLİ: Can Ömer Uygan. Yasemin Mori – Benim Dilim(Gülbaba Records)

“Şimdi hikâye anlatacağım size ama neresinden başlarım, ben bilmiyorum.” Sayısız proje kayıtla karşımıza çıkan Can Ömer Uygan’ın ilk kez vokaliyle mikrofonun başına geçtiği şarkısının adının “Benim Dilim” olması hoş detay. Bugüne dek birçok kez birlikte çalıştığı Yasemin Mori eşlikli tekli, ucu açık düzenlemesine öykü anlatır gibi yaklaştıklarını hissettiriyor. Parça bittiğinde ramatik zirve ânı ya nakarattan ziyade hâl kalıyor sizinle. M.T.

DERİNLERE DALMALIK
claire rousay & Martyna Basta –
hotel room(Unsound)

Polonyalı besteci Martyna Basta Los Angeles merkezli ses tasarımcısı claire rousay, 2023’te Polonya menşeli sanat platformu Unsound’un çağrısıyla Krakow’ buluştuğunda sonucun nereye gideceğini planlamamışlardı. buluşmanın ardından ikili kendi başlarına geliştirdikleri skeçleri birbiriyle mış rousay’in miksiyle hotel room çıkmış ortaya. Albümün en etkileyici yanı sanki tek müzisyeninden elinden çıkmış gibi tınlaması. Koleksiyonu ambient olarak tanımlamak kolaycılık olabilir zira melodik yaklaşımlar az değil. Yağmurların gelmeye başladığı günlerde kapalı havalara güzel soundtrack olma potansiyeli. U.Ç.

HAFTANIN DANSI
Boys Noize –
1+1+1(ONES AND ZEROS)

Nine Inch Nails’le akıllara durgunluk veren konserler veren ortak albüm Nine Inch Noize’u yayımlayan Boys Noize, beş yıl sonraki ilk albümünü duyurdu. 6 Kasım’ yayımlanacak 7LLVSION’ın işaret fişeğini yakan “1+1+1” için Rotterdam sahnesinden ZEP’i yanına alıp yine kendine özgü kargaşa çıkarmış ortaya. EBM’e yakın baslar kimi sekanslarda acele ettiği hissedilen beatlerle dinleyeni avucunun içine alıp, ışıkları kapatıp 4/4’lük vuruşları savuruyor. Ortalık kısa anlığına olsa sisli kulübe dönüşecek, hazır. C.K.

NETLİK ARAMAYANLARA
Ghost Dubs –
Oblique(PRESSURE)

Ghost Dubs ilk kez 2024 yılında Damaged karşımıza çıkmıştı. Alman prodüktör daha sonra plak şirketinin sahibi olan The Bug split albüm kaydetti şimdi teknik olarak ikinci solo albümü diyebileceğimiz Oblique kulaklarımıza yine dub soslu ritimler sokmaya devam ediyor. İlk albümden farklı olarak artık dub techno sınırlarından epeyce çıkılmış çok daha deneysel tınlayan albümle karşı karşıyayız. Epey ağır minimal ilerleyen uzun albüm havaların mükemmel güzelleştiği dramatik bulutlu atmosferde sizlere harika şekilde eşlik edecektir diye düşünüyorum. Hatta bazı hışırtı şıkırtılar albümden geliyor yoksa yağan yağmurdan dolayı tüm bunlar biraz kafanızı karıştırabilir. Yine albümü sabırla dinlemeye devam etmenizi tavsiye ederim. K.A.

ALBÜM: Blondshell – Violins(Partisan Records) 

Blondshell’ün üçüncü albümü Violins, Sabrina Teitelbaum’un ilk iki albümde kurduğu 90’lar grunge esintili dünyasına yeni referanslar ekliyor. Gitarlar hâlâ dünyanın önemli parçası olsa kez şarkılar daha aydınlık, daha melodik zaman zaman beklenmedik yönlere sapabiliyor. Teitelbaum’un daha önce sıkça döndüğü kötü ilişkilerin yerini daha umutlu hâl alırken anlatımı hiç olmadığı kadar güçlü imgelerle örülü. Sert gitar rifflerinin arasından süzülen sakin anlar kolayca akılda kalan melodilerle Violins, yeniden âşık olmanın hafifliğini hissettiren albüm. T.Ö.

TEKLİ: BAL – Nerdeyim Ben(Contrapol Records)

İlk şarkısıyla dinleyicinin karşısına çıkan BAL’ın kadrosu, yerli sahnenin farklı köşelerinde yolu kesişmiş isimlerden oluşuyor: Vokalde Aleyna Talınlı, gitar prodüksiyonda Cem Özel, gitarda Özgür Çıtır, davulda Mehmet Demirdelen, basta Ozan Kısaparmak, klavyede Mehmet Emin İnal. “Nerdeyim Ben”; ritim bölümünün diri tuttuğu zeminde gitarların gitgide ağırlık kazandığı, nakarat geldiğindeyse bütün unsurların aynı anda yukarı çekildiği düzenlemeye sahip. Asıl meselesi geride kalanın kendini nereye koyacağını bilememesi olan ayrılık şarkısı devamını şimdiden merak ettiriyor. M.T.

TEKLİ: Islandman & Arkadaş – Mecnun(Rest In Space)

Kültürel hafızamızın önemli parçası aşk hikâyelerinin en dilden dile dolanını Leyla Mecnun‘u sefer bulutların üstünde, Islandman ARKADAŞ ikilisinin penceresinin açıldığı pop hafifliği, elektronik tınılar psikedelik gitarlar içerisinde dinliyoruz. Âşık Ali İzzet Özkan’a ait sözleriyle “Mecnun”un, dinlemesi atmosferi her aşk hikâyesinden bekleneceği gibi rüya. Ş.Ö.

ALBÜM: Gilla Band – Pugnello(Rough Trade Records)

Eskilerin “Girl Band” olarak tanıdığı Dublinli grup Gilla Band, dördüncü albümünü yayımladı. Yer yer sinirlere dokunan (bkz. “Three Hands Clapping”), yer yer aşırı eğlendiren parçaların bulunduğu Pugnello, bozulmak üzere olan makineden çıkmış gibi duruyor. Breakbeatler, endüstriyel gürültüler havada gırla geziyor; Dara Kiely’nin bazen konuşur gibi bazen bağıran vokalleri albüme iyice “serseri mayın” havası veriyor. Kiely’nin şizofreni teşhisi babasının ölümü etrafında şekillenen sözler, grubun şahsına münhasır absürt mizahıyla yan yana duruyor.  “Alogia”, “Placeholder” “Computer Sadness” gibi cevherlerin bulunduğu albüme kesinlikle şansı hak ediyor. D.U.

ALBÜM: Julia Jacklin – The Gem
(4AD)

The Gem aslında Melbourne’ canlı müzik yapılan Üst katında ise derme çatma eski kayıt stüdyosu bulunuyor. Julia Jacklin dördüncü stüdyo albümünü kısıtlı imkânları zorluk değil; şans olarak gördüğü stüdyoda kaydetmiş. “Bazen kayıt stüdyosunda istediğiniz her soundu elde edebilme hâli insana fazla gelebiliyor,” diyen müzisyen, daha az imkânla kuşatıldığında ne istediğini anlamayı daha kolay bulmuş. Önceki üç albümünde olduğu gibi Jacklin hep hayatı kendini nereye konumlandırdığı hakkında tefekkür ediyor: Romantik korkuları mutsuzluğu, bağımlılıklarıyla savaşı, inancıyla çetrefilli ilişkisi, kendiyle olan ilişkisi dışarıya nasıl göründüğüyle ilgili kaygıları… Ses dünyası olarak önceki işlerindeki daha “catchy” parçalarına kıyasla biraz daha folk Americana seslerine eğilmiş, gitarla ilişkisini ilerletmiş. Julia Jacklin, albümler ilerledikçe kendi içindeki karanlığı dürüst samimi parçalara dönüştürmekte giderek daha korkusuz oluyor.  E.Ö.

TEKLİ: Mario Batkovic – MENDICOR
(Invada Records)

Bosna doğumlu, İsviçreli akordeoncu Mario Batkovic, yeni albümünün habercisi “MENDICOR” enstrümanını ikinci akciğer gibi düşündüğünü söylüyor. Akordeonu sıkıştırıyor, nefesini kesiyor, yer yer yumruğuyla vuruyor. Parçanın ardında, müzisyen olarak çalışmaya hakkı olup olmadığını tekrar tekrar sorgulamak zorunda kalmış olmanın yorgunluğu. Ugandalı sanatçı Maria Byoma’nın bütün görüntülerini elle hazırladığı animasyon klip şarkıya eşlik ediyor. arada Shame and Money filminin Batkovic imzalı müzikleri birkaç gün önce albüm olarak yayımlandı, onu buraya bırakalım. I I adını taşıyacak yeni albümün yayın tarihi 4 Aralık. C.K.

ALBÜM: Oren Ambarchi – Cooked(Drag City)

Favori gitaristlerimizden Avustralyalı Oren Ambarchi, son birkaç yıldır Johan Berthling Andreas Werliin araya getirdiği Ghosted serisiyle bizleri mest etmekteydi. Yen işi Cooked’ yine onların 2000’lerin başında Sonic Youth’un joker elemanı olan saygın prodüktör Jim ’Rourke gibi isimlerin katkılarıyla iki bölümlük maceraya çağırıyor dinleyiciyi. Her ikisi 22 dakika civarlarında süren iki şarkıdan oluşan albüm, her türden ögeleri rahatça bünyesinde taşıyabiliyor. post-rock, avant folk, deneysel ne ararsanız. Ambarchi istim üzerinde, takipte kalmalı. U.Ç.

TEKLİ: Knats – Carpet Doctor (Squid Remix)(Fontana Records)

Knats’ın Geordie Greep’li “Carpet Doctor”ı zaten yerinde durmaya niyeti olan şarkı değildi; Squid remiksi baş döndürücü kıvamı birkaç kademe daha artırıyor. Orijinalin çevikliğinin arasına mekanik vuruşlar aşındırılmış sesler girerken, parçanın groove’u bütün müdahaleyle spot ışığının altına geçiyor. C.K.