Gitarist besteci Deniz Cuylan, Portecho’dan Manner’a sayısız grup projesinden film müziklerine uzanan üretiminin yanında solo albümlerinde daha kişisel kendine özgü müziğe yöneliyor. 

18 Eylül’ Hush Hush Records etiketiyle yayımlanan üçüncü solo albümü For Luca’ ise bestelerini farklı ülkelerden müzisyenlerin sesleri yorumlarıyla buluşturuyor. Kısa süre önce kaybettiği köpek dostu Luca’ya adadığı albümde vedanın acısı kadar, birlikte geçirilen zamanın neşesi duyuluyor. 

For Luca’nın nasıl ruh hâliyle ortaya çıktığını Deniz’den dinleyince, albümde kederin yanında duran neşeyi daha iyi duydum. Deniz’le uzun yıllardır dostuz ama Luca’yla ne yazık ki hiç vakit geçiremedim. sohbet sayesinde onu biraz daha yakından tanıma fırsatı buldum.

“Parçalarım üzerinden başka insanlarla onların hikâyelerini abilirsem büyük ihtimalle yasın benden çıkacağına inandım. Aslında bencil yerden yaklaşarak, bunun sadece benim değil; hepimizin yaşadığı şey olduğunu görerek genelleştirerek hüzünden çıkabilirim gibi düşündüm.”

For Luca üçüncü solo albümün. Uzun yıllar gruplarla müzik yaptıktan sonra solo albüm yayımlamak, üretim biçimini nasıl değiştirdi?

Solo albüm fikrine hiç alışık değildim aslında. şekilde köpeğimiz Luca’nın hayatımıza girmesiyle başladı benim için solo albümler. Dolayısıyla üretim biçimim onunla beraber değişti diyebilirim. Geçen yıl Luca’yı beklenmedik şekilde kaybedince albümlerin nereye evrileceği konusunda boşlukta kaldım. Yapımcımı kaybetmiş. İlk yas dalgası biraz olsun dinince, Luca’nın hayatını kutlamak için onunla birlikte geçirdiğimiz zaman diliminde yazdığım parçaların hepsini yeniden elden geçireyim başka insanlarla birlikte yorumlayayım istedim. Üçüncü albüm şekilde ortaya çıktı. Luca öncesinde gruplarımda küçük küçük çekişmeler, herkesin farklı fikirlerinin çarpıştığı üretim süreçlerim oluyordu. Aslında çok zevkli çalışma biçimi. insana sırtını veriyorsun ama aynı zamanda onunla çekişiyorsun. esasında işleri kolaylaştırıyor. Solo albüm ise çöle gitmek gibi anda yalnız kalıp kendinle yüzleşiyorsun. Gerçekten kolay değilmiş. kere zevkini alınca “Ya gitarlar orada öyle olmasa acaba Deniz?” gibi cümlelerle karşılaşmaya tahammülün kalmıyor.

“Dur” demiyorsun kendine herhalde.

Evet, “dur” demiyorsun büyük ihtimalle sonradan utanacağın sürü karar veriyorsun.

Zaten çok spesifik alana odaklı albüm değil For Luca. Her şarkıda muhtemelen çekebildiğin kadar nereye gidiyor görmüşsündür diye düşünüyorum. 

Solo albüm anksiyetesi yüzünden ilk iki albümüm çok gitar odaklıydı. Kendimi ne kadar limitlersem kadar rahat edeceğim gibi his vardı. orkestra için yazar gibi yazıyorum ama aslında bütün partisyonları gitar çalıyor. zaman düşüneceğin çok şey kalmıyor hakikaten; limit seni özgürleştiriyor. albümün arkasındaki duygu ise limitleri boş verip, bestelerini başka müzisyenlerin yorumlarına açmak. İnsanların parçaları nasıl duyduğunu duyup, her ayrıntıya müdahale etmeden; nasıl istiyorlarsa oraya gitmesine alan açarak… Hiç ikinci take olmadı mesela. Bana gönderdikleri ilk take’ler hep kullanıldı. Miles Davis’in “doğru insanları seç, sonra serbest bırak” kuralına çok inanıyorum. Zaten bütün müzisyenlerin baya deneyimi var, insanlara “ akoru acaba şöyle bassan” demek çok sinir bozucu olurdu. Onların kaydettikleri performanslarına göre parçayı yontmayı tercih ettim. Her şeyin giderek sadeleştirildiği biçimde çalışıldı. 

Peki insanlara ne kadar spesifik yönlendirmelerle gittin? iletişimler nasıl oldu?

Son yıllarda film müziğiyle ilgili yaptığım çalışmalar konuda çok işime yaradı. Müzikle ilgili teknik konuşmalardan çok, sanki film yapıyormuşuz gibi duyguyla ilgili, karakterlerle ilgili falan konuştuk. Baş karakterimiz Luca’ydı zaten. Dolayısıyla albüm konuşmaları hep Luca’nın nasıl köpek olduğu, onunla anılarım üzerinden ilerledi. Notaları Luca yazdı gibi his vardı. insanlar müzik hakkında böyle konuşmaya çok açıkmış. Herkes tabii ki müzik konusunda biraz nerd ama jargondan çıkmak istiyor. Hemen onlar kendi ailelerindeki köpeklerden, kedilerden bahsetmeye başladı herkes hemen duygusallaştı. İlk dakikadan ağlayacak gibi olmaya başlayanlar. iyi şey çünkü kırılganlık çıkıyor ortaya. Herkes hassasiyetlerini ortaya döküyor. zaman ortak histe anlaşılıyor konuşacak çok şey kalmıyor geriye. 

albümdeki en büyük zorluk benim için başka yerdeydi.  Albümde yer alan herkese çok saygım. yüzden onlara layık şey ortaya koymak çok önemliydi. sürü konuk var, insanlarla araya gelecekler. Herkes rahat etsin istedim. yönetmen gibi yaklaşıp herkesin olabildiğince serbest olacağı alan yaratmaktı hedefim. 

Mesela “Lelana” şarkısında hem Thor Harris Peni Candra Rini. isimler birbirlerinin varlıklarından haberdar olarak süreçte yer aldılar?

Peni albüm için konuştuğum ilk kişilerden. Çünkü çok ilginç vokal stili. Hem Endonezya’dan olduğu için çok alışık olmadığımız vokal türü hem duygusal olarak nerede durduğu tam anlaşılmayan, gizemli Peni’nin vokali benim için yas tutmayla çok benzeşiyor. Zaman zaman olduğun yeri kırmak, dağıtmak, isyan etmek istiyorsun. Peni bazen sesinde şiddetli yerlere gidiyor. Hatta kadar gidiyor ki sen dinleyici olarak diken üstünde kalıyorsun. Sonra çok rahatlatıyor, “merak etme, her şey iyi olacak” gibi yere getiriyor. Sonra daha vuruyor. yüzden Peni, yas konsepti için çok doğru sesti benim. Onunla konuştuktan sonra Thor’a “Peni’yle yapmayı düşündüğüm parça var, sen şeyler çalmak ister misin?” diye sordum. tam ay önce Peni’yi canlı dinlemiş çok etkilenmiş; tam anlamıyla güzel tesadüf. Bunun gibi biraz işlerin kendi yolunu açtığı durumlar oldu.

Peni’den söz etmişken, onun sesini duyduğumuz parça olan “Ali Ali” birlikte çalıştığın kişinin albümün parçalarına göre daha belirleyici rol üstlendiğini hissettim. Kendi müziğine kadar farklı insanı davet etmek, kontrol karar alma biçimini nasıl etkiledi? meydan okumaya dönüştüğü durumlar oldu ?

Meydan okuma gibi yaşarsan çok zorlanabilirsin gerçekten. Albümde herkes bambaşka yerlerden geliyor. Bunu idare etmek başka tür disiplin istiyor. New York’ta yaşıyor olmak kolaylaştırdı işimi bence. Bazen alışık olmadığın, öyle farklı hikâyeler duyuyorsun ki ilk tepkin çok yargılayıcı olabiliyor. Halbuki kabul etmek yaşanan olaylara başka açıdan bakmak zorundasın. albüm öyle Peni’nin ilk kaydı geldiğinde ne düşüneceğimi hiç bilemiyordum. kadar güçlü, kadar dominant ses ki yapacağın tek şey tamamen tüm katmanları sadeleştirip ona yer açmak ya baştan “kesinlikle bize uygun değil” deyip teşekkür etmek. Ama ben Peni’yi daha önceden bildiğim için onun açacağı yolda her türlü bedeli ödemeye hazırdım.

Konuk listesi nasıl şekillendi? Bildiğim bazı hikâyeler, ortak tanışıklıklar var elbette ama…

Hayatımdaki sürü proje gibi albümün başlangıç noktası Bant. Çünkü 2024 sonbaharında Tokyo’ sizle beraber olduğumuz günlerde Makoto Kubota’yı Aylin (Güngör) Hakan (Dedeoğlu) sayesinde tanıdım. İlk sohbetimizde bana çok yakında kaybettiği kedisini anlatmaya başladı. Japonların kendilerini duygusal olarak denli açmalarına hiç alışık değilim. Ağlamaya başladı, çok duygusal şekilde anlattı kedisini. akşam odama geri döndüğümde ileride gün Luca’nın ölümüne kendimi hazırlamam gerektiğini bunun çok zor olacağını düşündüm. çok şanssız şekilde bundan üç – dört ay sonra Luca kemik kanseri. büyük kayıpla ancak müzik yaparak başa çıkabileceğimi düşündüm aklıma ilk gelen şey Makoto’nun anlattığı hikâye. Albümün ortaya çıkışında dolayısıyla Bant ekibi Makoto Kubota’nın büyük rolü. Az önce söylediğim gibi eğer doğru ortamı yaratırsan, doğru insanlar birbirlerini buluyor.  

Makoto’dan bana anlattığı hikâyeyi kaydetmesini istedim. Uzun şiir gibi yazdı, kaydedip bana gönderdi. Parçalarım üzerinden başka insanlarla onların hikâyelerini abilirsem büyük ihtimalle yasın benden çıkacağına inandım. Aslında bencil yerden yaklaşarak, bunun sadece benim değil; hepimizin yaşadığı şey olduğunu görerek genelleştirerek hüzünden çıkabilirim gibi düşündüm. Bütün insanlara ulaşma sebebim gerçekten böyle yası anlayabileceklerini biliyor olmamdı. Çok iyi müzisyenler, evet, ama sevdiklerini kaybetmenin nasıl şey olduğunu bunun ağırlığını kendilerini melankoliye kaptırmadan müziğe dönüştürebilecek insanlar hepsi. 

“Müzik çok iyi, çok kötü, çok ileri götürüyor, yepyeni kapılar açıyor? Bilmiyorum, daha çok dinleyicinin işi gibi geliyor. Benim için önemli olan bütün parçaların çok içten olması.”

Luca’nın hayatını kutlamak için yapılmış albüm fakat onu kaybetmenin acısı müziğin içinde. Kutlama yasın birbirini bastırmadan aynı parçada duyulabilmesi senin için ne kadar önemliydi?

Evet, Türkiye’den çok iyi bildiğimiz şey galiba. Her kutlama aynı zamanda gözyaşlarıyla pişmanlıklarla beraber geliyor. Çok iyi bildiğimiz ikisinin birbirini iptal etmemesi gerekiyor. İkisi aslında aynı hissin başka yüzleri. şeyi çok sevmek, onu kaybetmeyi göze almayı içinde barındırıyor. Dolayısıyla hiçbir zaman çok mutlu olamazsın, hiçbir zaman çok üzülemezsin. anlamda her şeyi ortaya çekiyor; “kendini çok önemseme çünkü zaten yok olacaksın” gibi rahatlaması. Her coğrafya bunu çok iyi anlamıyor. Bazı coğrafyalarda belli dönemlerde hep kazanmak zorundaymışsın gibi yaşanıyor. Amerika’ mesela işte “Grönland’a çök, yapay zekâyı sal, Venezuela’dan petrolü al, oh, kazan, kazan, kazan”. Burada kaybetmeyi göze alamama, onunla yüzleşememe sorunu. Bence şeyleri kaybetmek, onun acısını çekmek, uzun uzun yasını tutmak sağlıklı Her zaman arka arkaya kazanmayacağını bilmek önemli. Sevdiğin birisinin ölümü çok sert şekilde bunu hatırlatıyor.

Albümü tamamlamış olmanla birlikte Luca’yı anımsadığın anları yaşama şeklin değişti ? 

Her parça için farklı hissim. Albümün ilk parçası, Felbm’le olan “No Such Thing” Luca’yla yaşadığım en huzurlu anlar. Arabadayız, camlar açık, Luca kafasını camdan çıkarmış ona buna laf atar gibi havlıyor. Çok huzurlu parça benim için ânın müziği. 

Sarah La Puerta’nın parçası “Big Blue”, her seferinde beni ağlatmaya çok yakınlaşıyor. Köpekler ya kedilerle, ölecekleri zamana senin karar vermen gereken durumlar yaşanabiliyor. Benim için karar ânında sonrasında Luca’yla odada olmak çok zordu. Sarah çok ilginç, medyum gibi insan. Nasıl yaptı bilmiyorum ama odadaki hissi tam olarak anladı ona göre sözler yazdı. Öyle dinleyince gerçekten insan kendini tutamıyor. Luca esnada acı çektiği için rahatlatıcı şey veriyorlar bütün kaslarının gevşediğini görüyorsun. ölecek yakında daha onunla hiç koşturamayacaksın, çok üzgünsün ama yandan acı çekmiyor diye rahatlıyorsun. Sarah’nın sözleri parçanın sanki sonsuz döngüdeymiş gibi yapısı ânı bana çok hatırlatıyor. 

Efterklang’ın vokalisti Casper Clausen’in yazdığı şarkı, “Viggo”. Beraber büyüdüğü aile köpekleri Viggo ilgili sözleri. Bilmiyorum Danca olduğu için belki, sanki her şeye bulutların üzerinden bakıyor. Ben Luca aşağıda tür karakterler olarak yürürken, yukarıdan Casper’ın sesi kuş bakışı kamera gibi bizi gözlüyor sanki. Öyle his veriyor her dinlediğimde. Bizden daha büyük şeyin parçası olduğumuzu anımsamak. 

anlamda konsept albüm. Konsept Luca’nın hayatı hayatımızdaki hayvanları kutlamak, “iyi ki hayatımızda var” demek. Ama konsept albümler insanı çok sıkar; kural baştan koyulduğu için altı ay sonra kural uygulanacak uygulanmayacak sıkıldık kuraldan, bilemezsin. albümde ise böyle sorun yaşanmadı. Herkes kadar ortak duygunun parçası oldu ki gerçekten içten albüme dönüştü. albümle ilgili en önemli şey bence. Müzik çok iyi, çok kötü, çok ileri götürüyor, yepyeni kapılar açıyor? Bilmiyorum, daha çok dinleyicinin işi gibi geliyor. Benim için önemli olan bütün parçaların çok içten olması. Albümdeki herkes çok içten şekilde kendini açabildi.

Baştan sona dinlediğinde birileriyle vakit geçirmişsin hissi geliyor. “İçten” demen yüzden anlamlı geliyor.

Kesinlikle. yandan garip partiye benziyor. İçeride kadar farklı yerlerden insanlar var ki… Her konuştuğun insan sana başka şeyler anlatıyor. Çoğunlukla başka dilde anlatıyor.

Luca kayıtlar sırasında stüdyoda nasıl vakit geçirirdi? 

Hep mikrofona çok yakın yerlerde yatardı. tabii ki çok diken üstü durum. Çok güzel kayıt yapacağım, tam ortasında Luca havlayacak kayıt mahvolacak diye düşünürdüm. Halbuki eğer kayıt iyi gidiyorsa, iyi çalıyorsam kesinlikle kıpırdamazdı. Birazcık kendimden emin değilsem hemen gerginliği hissedip sesler çıkarır kaydı yarıda keserdi. Dolayısıyla Luca aslında yapımcıydı yandan. Rick Rubin gibi enstrüman çalmıyor, Luca çalmıyor. Ama Rick Rubin artık prediction market (tahmin piyasası) reklamlarına falan çıkmaya başladı; Luca onu hiç yapmadı.

“Luca hayatıma girdiğinden beridir yazdığım bütün müzikler, birazcık daha dikkat isteyen şeyler. Luca öyle tipti, senin dikkatin hep üzerinde olsun isterdi. Onunla alakalı şey sanırım.”

Albümün konuklarının yanı sıra sürecin tamamında seninle birlikte olan Cem Mısırlıoğlu For Luca’nın eş prodüktörü bazı parçalarda çalıyor. Çok uzun yıllara dayanan müzikal ortaklığınız. kadar kişisel yerden fitilini yaktığın albümde onun varlığı şarkıları nerelere çekti?

müzisyen olarak başka müzisyenle kadar paralel yolda ilerlediğini bilmek çok nadir yaşanan şey bence. sürü müzisyen beraber çalar çok güzel müzikler ortaya çıkar ama sanki biz Cem’le müziğin dışında paralellik içindeyiz. Başka projede beraber çalışırız, çalışmayız, çok önemi. Çünkü biliyorum ki mutlaka tekrar araya geliriz. En azından çok iyi yemek yeriz. Hayatımda her zaman olacak birisi çok şanslıyım onun varlığı. İkinci albümde eş prodüktör olarak vardı. Luca’nın en yakın arkadaşlarından birisiydi. Onda uzun süreler kaldı; Cem’in köpeği George’la çok iyi anlaşıyordu. 

Luca’nın kanser sürecinde Cem mahvoldu tabii. Bunu müziğe dönüştürme fikri ona iyi geldi. Birbirimizden gücü aldığımızı zannediyorum. Mutlaka birilerinin desteği olmalı, tek başına hiçbir şey yapamıyorsun. Cem çok doğru insan. Uzun yıllardır New York’ta sürü insanla çalıyor. Mesela albümü miksleyen Seth Manchester’la tanıştırdı. Mastering’i yapan efsane Heba Kadry’yi tanıyordu. Thor’la Thor & Friends projesinde çalıyordu. New York sahnesinde önemli figür yanımda yer alması işlerimi çok kolaylaştırdı, zevkli hâle getirdi. Ne kadar teşekkür etsem azdır.

For Luca’nın düet olmayan tek parçası “Bluffs”, favorilerimden. Kalp kırıklığını hissettiren gitar melodisi, belli belirsiz beat yaylılar eklendikçe açılıyor. parçayı albümde tek başına bırakmaya nasıl karar verdin?

parçada çalan herkes aslında kadar grubun parçasıydı ki yüzden düet, veya “konuk sanatçı” yok gibi gözüküyor. Ama kemanda Gabby Fluke-Mogul veya davulda Cem olmasa parça olmazdı mesela. “Arkadaştan gördüğün destek” tam olarak burada kendini gösteriyor. 

Gitarda çaldığım şey çok üzücü, hatta yine albümdeki konuklardan Berke Can Özcan dinlediğinde “Vay be, baya arabesk melodi yazmışsın” demişti. Ben sonunda arabesk şey yazdım diye gurur duymuştum. Ama kadar duygusal şey ki tam alegori. kadar mutsuz olduğunda arkadaşlığa ihtiyacın. Cem geldi, bütün vurmalı davullarıyla duygusal olarak ağır olan cümleleri, hayatı daha hafife alacak şeye dönüştürdü. “Bluffs”ta “konuk sanatçı” terimini kullanmak, Cem’e parçadaki müzisyenlere haklarını teslim etmeye yetmezdi.

Albümün genel olarak dinleyici için zorlayıcı olduğunu ya şarkıların yoğun odak istediğini düşünüyor musun?

Luca hayatıma girdiğinden beridir yazdığım bütün müzikler, birazcık daha dikkat isteyen şeyler. Luca öyle tipti, senin dikkatin hep üzerinde olsun isterdi. Onunla alakalı şey sanırım. Benim karakterim Luca’yla iç içe girmiş olabilir. Yanında oturan insanı hemen yargıya varmadan odaklanarak dinlemiyorsan, ona zaman vermiyorsan; hiçbir şey yaşamayacaksın zaten. yüzden insanların müziğimde biraz zorlanması benim için iyi gösterge. Hemen “Çok sevdik, harika olmuş” diyorlarsa şeyleri yanlış yaptığımı düşünüyorum. belli şeyler zorluyor ama genel olarak dinleyicinin elinden tutan müzik bence. Melodi insanı hemen rahatlatan şey, vokaller yüzünden melodiler hep. Ama kadar farklı dünyalardan böylesine içten ağır hikâyeleri dinlemek biraz nefes istiyor. Hele biliyorsan albümün konseptini, tabii ki üzücü

Az önce konuştuğumuz içtenlik nüansı burada devreye giriyor. Benzer şey deneyimlemiş albümün konsepti hakkında biraz fikir sahibi olan biri olmak, dinleme deneyimine ekstra katman ekliyor. Ben önceki işlerine kıyasla daha zorlayıcı olduğunu düşünmüyorum.

Duygusal olarak zorlayıcı. Üzülmekten korkan insanlar beni çok korkutuyor. 

Albümü dinlerken ister istemez bunun canlı performansı nasıl olurdu diye hayal etmeden duramıyorsun. Senin konuda fikirlerin, niyetin var ? sadece kayıtlı müzik midir yoksa şekilde çalınacak mıdır? 

Cem albümün eş prodüktörü olarak en başından beri işi oraya getirmeye çalışıyor. fikre inanarak projelerde benimle çalışmaya devam ediyor olabilir! kadar uzun zaman oldu ki canlı çalalı, sanki büyük kararmış gibi hâle geldi. Sırf yüzden canlısını yapmak istiyorum. “Müziği bıraktım” gibi saçma sapan beyan olmadığını ispatlamak. 

For Luca’yı tamamen canlıya taşımak çok zor olur, çünkü 20 tane falan insan. Belki gün ben öldükten sonra sizin için harika akşam olabilir ama; For Deniz gibi akşam. Onun nasıl olabileceğini görebiliyorum, arkada suratım siyah-beyaz falan… Şaka yana, lojistik olarak kadar insan nasıl araya gelebilir, bilemiyorum. Açıkçası bundan sonra yapacağım albümlerin, buradaki parçaların yer aldığı canlı çalınabilir müzikler olmasını istiyorum. Film müziğiyle kendi albümlerimi biraz daha ayırmak niyetim. Besteci kimliğimden çok stüdyonun içinde insanlarla çaldığımız, içinde biraz daha emprovizasyonun yer aldığı yere götürmek. sonraki albümden sonra biraz daha şekil alacaktır. Buradan bazı parçalar olacak; “Bluffs” mutlaka bunlardan tanesi.

Kapak görselini konuşalım isterim. Gaia Alari yollarınız nasıl kesişti? işi ilk gördüğünde neler hissettin?

Ben Gaia’nın New York’ta yaşadığını zannediyordum ama Milano’ yaşıyormuş. New York Times’a birçok önemli dergiye çok güzel illüstrasyonlar yapıyor. Açıkçası herhalde bizim iş ona küçük gelir, yapmaz, zamanı yoktur gibi düşünüyordum. ’dan direkt mesaj attım. sanırım ’dan birilerine mesaj atarak proje yapmak isteyenler için iyi ders olacaktır: “Merhaba, nasılsın?” diye şey yazıp beklemek çok saçma yüzden Gaia’ya “Benim böyle projem var” diye net şekilde anlatarak mesaj attım. aynı şekilde müzisyenler gibi projeyi duyunca çok ilgilendi. hayvanlarla yakın ilişki kurabilen birisi. Zaman açısından bütçe açısından albümde yer alabilmek için gerçekten elinden geleni yaptı. Çok müteşekkirim. Hem kapak hem şarkılara yaptığı animasyonlar tam ne anlatmak istiyorsak onu yakaladı. Yine hiç uzun uzun konuşmadan “Evet, budur” diyerek ilerledi süreç. 

Hush Hush Records, geleneksel plak şirketi gibi işlemiyor. Takipçisine niş zevk yaşatmayı önceliklendiren yaklaşımı. Senin solo albümlerinin katalogda olması çok hoşuma gidiyor. Senin için Hush Hush’ın nasıl itici gücü var?

Hush Hush Records başındaki Alex Ruder olmadan zaten ilk solo albüm çıkmazdı bence. Gerçekten çok büyük destek. KEXP’te DJ olarak müzik direktörü olarak çok aktif. Sırf kendi plak şirketi üzerinden değil; KEXP üzerinden hepimizin dinlediği müziklere yön veren birisi. Bundan sonra başka şeyler yapsam bile ilk Alex’i ararım gibi geliyor. Kendimi evimde gibi hissediyorum onunla. gün Alex’i arayıp “Galiba yaptığım en iyi iş, şimdi sana gönderiyorum” diyorum; ertesi gün “Bunu yayımlayamayız, daha bitmemiş” falan diyorum. her zaman bana doğru tavsiyelerle geliyor, sakinleştiriyor yönlendiriyor. Aslında yapımcı gibi çalışan plak şirketi sahibi. Kürasyonu gerçekten çok ilham verici. Hush Hush Records’ın tüm yayınlarını baştan sona albüm gibi dinleyebilirsin gerçekten. 

Seninle her sohbetimizde şapkadan başka şey çıkıyor, ters köşe proje gündemini meşgul ediyor oluyor. For Luca’dan sonra sırada ne var peki?

Zamanımın yarısını Los Angeles’ta, yarısını New York’ta geçiriyorum. Los Angeles’ta olduğum sürede stüdyoda çok fazla zamanım oluyor sürü yeni parça yazasım geliyor. Biraz California’daki izolasyon yüzünden böyle bence. Çok iyi geliyor. Belli rutinim var ne yapmak istiyorsam onu yapabiliyorum. Oradaki son üç ayım içerisinde sonraki klasik gitar odaklı albümün parçalarını yazdım. Onları işlemem lazım; ilk iki albüme yakın olacak ama dediğim gibi biraz daha canlı müzik hissini veren yere gidecek. 

yine içinde Cem Mısırlıoğlu’nun olduğu ama Deniz Cuylan albümü olmayacak şimdilik insanların kim olacağını düşünme sürecinde olduğumuz trio ya quartet albümü üzerine çalışıyoruz. Onun canlı olmasını, aynı odada hep beraber kaydetmeyi istiyoruz.

İkisi çok heyecan verici benim. an detaylarını amayacağım epik dizi projesi var gündemde. Onu nasıl bunların arasına sokuşturacağımı düşünüyorum.