Sözcük, üzerinde ortaklaşılan düzeni, kuralı hukuku ifade eden Yunanca nómos kavramından türer, başındaki “a” harfi türkçedeki sonek “sız”, ya arapçadan gelen önekler “lâ”, “gayri” olduğu gibi nomos’un yani kabaca hukukun, düzenin ortadan kaldırılması, yok edilmesi anlamını taşır. Bugün etrafımıza elbette kendimize baktığımızda anominin alıp başını gitmiş olduğunu görüyoruz.
Anımsayanlar olacaktır, 1989’ Soğuk Savaş’ın bitmeye yüz tutmasıyla “muzaffer” Batı, Yeni Dünya Düzeni diye lakırdı icat etmişti. Ne var ki tam dönemde neredeyse her yerde birdenbire patlak veren savaşlar şiddet karşısında ise kimileri yaşananların, düzenden çok “Yeni Dünya Düzensizliği”nden dolayı cereyan ettiğine işaret ederlerdi. Bugün düzensizlik küresel hukukdışılığa dönüşmüş durumda.
Memleketler dâhili haricinde zorla dayatılan uygulamaların ortak özelliği hukuksuz, yani kabul gören hukuka aykırı işler olmaları değil, hukukdışı işler olmaları. Kabul gören hukuk sistemlerine karşı yaşananlar geçici dolayısıyla düzeltilebilir sapmalar değil, hukuk ötesi ya hukuk dışı sistemlerden kaynaklanan uygulamalar.
Hukuk tanımaz rejimler birbirlerinden beslenen iki matriks ya eksen etrafında şekilleniyorlar. Bunlardan ilki memleketler içi uygulamaları, diğeri ise dış ilişkileri kapsıyor. iki eksen, yandan hukukun her iktidarın temel meşruiyet kaynağı olarak sahip olduğu üstünlüğü sorguluyor, yandan devlet egemenliklerinin karşılıklı tanınması, içişlerine müdahaleden kaçınma devletlerarası anlaşmalara saygı (pacta sunt servanda) ilkeleriyle işleyen neo-Vestfalya düzenini tamamen gözardı ediyor.
Hukuk tanımaz rejimler dış ilişkilerinde tıpkı ülke içinde yaptıkları gibi hem kendi ikili taahhütlerini hem devletlerarası hukukun tarafı olmalarının getirdiği yükümlülükleri ciddiye almıyor işlerine gelmediği zaman ahitlerini, imzalarını inkâr etmeye kadar gidiyorlar. Bunun doğrudan sonucu küresel kuralsızlık, kaos güçlünün zayıfı ezmeye çalıştığı bugünkü savaşçı ortam. hukuk tanımazlık “Zamanın Ruhu” ise vekili dillere destan “might is right” yani “kaba kuvvet daima haklıdır” şiarı …
Artık hâkim dil savaş. Ulusal veya devletlerarası herhangi sorunun çözümü için ilk refleks kaba kuvvet, oturup hukuk normları dairesinde konuşmak değil. Büyüğünden küçüğüne kimse savaş mantığıyla harekete geçmekte gücünü güçsüze dayatmakta sakınca görmüyor.
Sözkonusu rejimler hiperbaşkanlık sistemleriyle perçinlenen aşırı kişiselleşmiş yönetimler keyfiyet sadakat yordamlarıyla işliyorlar. Dünyanın dört bucağında sayıları sürekli artan, aralarındaki her çeşit ilişkinin, kadir-i mutlak (omnipotent) tarihte benzeri olmayan varsıl erkek otokratlar arasında kapalı devre, özel ilişki ağları içinde kotarıldığı ekosistemin parçalarını oluşturuyorlar.
Ne var ki son derece iddialı küstah ekosistem tam özelliklerinden ötürü kakistokrasi üretiyor; kakistokrasiler sadece kaos yıkım üretiyor. Kakistokrasi, ülkenin ya kurumun, en beceriksiz, en liyakatsiz en ahlâksız kişilerden oluşan hizip tarafından, kamu yararı yerine yalnızca kendi çıkarları için yönetilmesidir.
Böylelikle şekillenen anomi çağı, bellibaşlı aktörlerinin aşırı özgüvenlerine rağmen dünyanın huzur refahını değil sonunu hazırlıyor güle oynaya.
Küresel saldırganlık, insanlık tarihinde görülmemiş silahlanma yine görülmemiş katliam teknikleri birbirlerini besliyor.
Antidemokratik rejimlerin güçlenmesine paralel olarak, kanaat üreticileri ya güncel adıyla influencerlar tarafından yürütülen aynı ölçekte, aynı ayarda “normalleştirme” girişimlerine tanığız. sözümona analizler, söz konusu rejimleri doğal, normal, meşru hatta seçim kazanmış olmaları nedeniyle demokratik olgular olarak dayatıyor.
Oysa rejimler ne doğal ne normal. Bunlar, demokratik ilkelere temelden aykırı, yapay siyasî imalatlar. Normları yeniden tanımlamak yerleşik kurumsal çerçeveleri kendi hedefleri doğrultusunda dönüştürmek için sürekli çaba göstermeleri bunun göstergesi. nedenle, kalem söz erbabı her kişinin görevi, rejimlerin sıradanlaştırılmasını engellemek, onları ifşa etmek eleştirmektir.
Ancak eleştiri bununla sınırlı kalmamalı. Yeni teknolojilerin sağladığı muazzam iletişim, yönlendirme gerçeği çarpıtma olanaklarıyla hallaç pamuğu gibi atılan kitlelerle karşı karşıyayız. Gönüllü kul olmaya razı kitleler, küresel ölçekteki anomiye, en az kakistokratik hizipler kadar katkıda bulunuyorlar, hatta onların suç ortakları hâline geliyorlar.
“yeni normal” anlayışını benimseyenler, yaşamın dünyanın mezar kazıcılarıdır; onlarla, her meşru araç kullanılarak mücadele edilmesi gerekiyor.