Sosyolog Güllistan Yarkın’ın 2017 yılında Binghamton Üniversitesi’nde sosyoloji alanında tamamladığı doktora tezi nedeniyle hakkında TCK 301 kapsamında açılan davanın ilk duruşması, 6 Ekim 2026 saat 09.55’te Ankara 92. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı’nın ihbar yazısı üzerine başlatılan soruşturma kapsamında hazırlanan iddianamede, suçlamaya konu edilen ifadeler arasında Yarkın’ın Ermeni Soykırımı soykırımın inkârı üzerine yaptığı akademik analizler yer alıyor.
Ermeni Soykırımı ifadesi gerekçe gösterildi
Yarkın, 2017’ Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Binghamton Üniversitesi’nde tamamladığı doktora tezinin denklik işlemleri için 2018 yılında Üniversitelerarası Kurul’a (ÜAK) başvurdu. Başvurusuna iki yıl boyunca yanıt alamadığını söyleyen Yarkın, süreçte kendi adına yazdığı dilekçelere yanıt verilmediğini, başvurusunun reddedildiğini ise avukatının verdiği dilekçeyle birlikte öğrendiğini belirtiyor.
Denklik başvurusu, 2020 yılında, tezde terör örgütü propagandası yapıldığı “Dersim Soykırımı”, “Ermeni soykırımı”, “gayrimüslimlere karşı katliam” “AKP Hükümeti’nin bölgedeki sömürge politikaları” gibi ifadelerin yer aldığı gerekçeleriyle reddedildi.
Güllistan Yarkın.ÜAK “terör propagandası” dedi, savcılık takipsizlik verdi
ÜAK’ın kararında, tezde PKK ilgili yer alan tek tek sıralanan ifadelerin TCK 301 kapsamında suç oluşturabileceği terör örgütü propagandası niteliği taşıdığı ileri sürüldü. Kararda ayrıca “terör örgütünün propagandasının yapıldığı” belirtildi. Yarkın’ın tezini savcılığa bildirdi.
Soruşturmanın ardından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 17 Ağustos 2026’ Yarkın hakkında TCK 301 kapsamında iddianame hazırladı. Savcılık, terör propagandası suçlaması yönünden ise takipsizlik kararı verdi.
29 pasaj alıntılandı
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu tarafından hazırlanan altı sayfalık iddianamede, Yarkın’ın tezinden suç isnadına dayanak gösterilen 29 pasaj doğrudan alıntılanarak tek tek sıralandı. pasajların dördü, Ermeni Soykırımı Ermenilere yönelik tarihsel şiddete ilişkin. İngilizce yazılan tezdeki ifadeler iddianamede Türkçeye çevrilerek yer.
İddianameye göre, Yarkın’ın doktora tezinde yer alan suçlamaya gerekçe gösterilen ifadelerden bazıları şöyle:
- "1914 - 1918 arasındaki savaş süreci bunun ortaya çıkardığı olağanüstü şartlar, İttihat Terakki'ye Ermenilere karşı etnik temizlik soykırım politikaları uygulama fırsatı verdi.”
- "1915 yılında, Birinci Dünya Savaşı sırasında, telgraf hatlarını kullanarak İttihat Terakki Cemiyeti, devlet kuvvetlerine Osmanlı İmparatorluğu'nda yaşayan tüm Ermenilerin katliamını sınır dışı edilmelerini emretti emirlere paralel olarak Osmanlı topraklarında yaşayan milyondan fazla Ermeni soykırımla karşılaştı(.)"
-"Türk devleti, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan her etnik grubu ulusal- ırksal projesine farklı biçimlerde entegre etmeyi veya dışlamayı amaçlamıştır."
-"Kuzey Kürdistan'ın sömürgeleştirilmesi, Kürtlerin varlığı, Kürdistan, Kürt dili Ermeni Soykırımı açıkça reddedildi."
-Ülkedeki gayrimüslim gruplar; vatandaşlık azınlık hakları olmasına rağmen, Cumhuriyet'in ilk yıllarında, ırkçılık, mülksüzleştirme veya asimilasyona maruz kalmıştır” ifadeleri suçlamaya gerekçe gösterildi.
“Devlet bilgi üretim sürecini kontrol etmek istiyor”
Yarın görülecek duruşma öncesinde külliyehaberajansı’a konuşan Yarkın, tezinin esas olarak sosyolojik mahalle çalışması olduğunu belirterek, İstanbul’daki işçi sınıfı ilçesinde Kürtlere karşı günlük yaşamda ırkçılığın nasıl ortaya çıktığını Kürtlerin bununla nasıl baş ettiğini araştırdığını söyledi. Tezinin tarihsel bölümünün bulunduğunu aktaran Yarkın, Kürtlere karşı ırkçılığın tarihsel çözümlemesini yapmak için konuyu Osmanlı dönemine kadar götürdüğünü ifade. Tezinde Ermeni Soykırımı’nı, soykırım olarak ele aldığını belirten Yarkın, “Başka akademisyen diyebilir ki ‘Sen bunu soykırım olarak tanımlayamazsın.’ Başkası ‘Yapılmadı’ diyebilir, bunu akademik olarak söyleyebilir. Buradaki mesele Devlet buraya müdahil oluyor” ifadelerini kullandı.
Devletin bilgi üretim sürecini kontrol etmek bilginin kendi istediği resmi ideoloji çerçevesinde üretilmesini istediğini belirten Yarkın, “Bilgi üretim sürecinin devlet kontrolünde geliştirilmesini istediği için bunu yargılama cezalandırma sürecine tabi tutuyor”. Ayrıca üniversitelerde Ermeniler, Kürtler devletin geçmişte işlediği suçlar hakkında üretilen bilgilerin akademik tartışma konusu yapılmasının istenmediğini söyledi.
Yarkın, “Ermeni Soykırımı meselesinin Türkiye üniversite sistemi içerisinde tartışılmasını, soykırım olarak tartışılmasını kesinlikle istemediklerini gösteriyor. Yani mesele sadece Kürt meselesiyle ilgili değil, Ermeni çalışmaları açısından çok önemli”. Ayrıca yaşananların akademik özgürlükler açısından ciddi sorun olduğunu belirterek, “Akademik özgürlükler açısından skandal. Burada söz konusu olan üniversite kurumu, yazılan tezi terör propagandası suçlamasıyla ihbar ediyor, savcılık soruşturuyor ama sonunda terör propagandası olmadığına karar verip takipsizlik veriyor. Buna rağmen süreç yaşanıyor. Asıl mesele ” ifadelerini kullandı.
Daha önce 301’den beraat etmişti
Yarkın, daha önce TCK 301 kapsamında yargılandı. İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) 2021 yılında düzenlediği 24 Nisan Ermeni Soykırımı anmasında soykırım ifadesini kullandıkları gerekçesiyle İHD Eş Genel Başkanı Avukat Eren Keskin İHD Irkçılık Ayrımcılığa Karşı Komisyon Üyesi Güllistan Yarkın hakkında dava açılmış, dava Yarkın Keskin’in beraatıyla sonuçlanmıştı.
anda Almanya’ Hamburg Üniversitesi’nde misafir araştırmacı olarak çalışan Yarkın’ın TCK 301 kapsamında yargılanacağı ikinci dava, 6 Ekim’ Ankara 92. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek.
Mahkemeler daha önce karar vermişti: Suç değil
Türkiye mahkemelerinde daha önce Ermeni soykırımı tanımının suç olmadığına karar veren emsaller bulunuyor. Örneğin 2 Temmuz 2024 tarihinde, gazeteciler Haluk Kalafat Elif Akgül, bianet’te 2015, 2018 2019’ yayımlanan altı haberden dolayı, “Türk milletini alenen aşağılama (TCK 301/1)” suçlamasıyla yargılandıkları davada beraat etmişti.
2018’ İnsan Hakları Derneği’nin 24 Nisan’ izin verilmeyen basın açıklamasında Ermeni soykırımından bahseden pankartlar taşıdıkları için derneğin üç üyesi gözaltına alındı. Savcılık kovuşturmaya yer olmadığı kararı verip ‘soykırım’ kelimesinin düşünce özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini açıkladı.
başka örnek. Diyarbakır Barosu 24 Nisan 2017 tarihinde ’24 Nisan/Büyük Felaket: Ermeni Halkının Acısını ıyoruz’ 24 Nisan 2018 tarihinde ‘Ermeni Halkının Dinmeyen Acısını ıyoruz’ başlıkları basın açıklamaları yaptı. Açıklamalarda soykırım ifadesini kullanıldığı için dönemin baro başkanı Ahmet Özmen sonraki baro başkanı Nahit Eren’in aralarında bulunduğu 10 baro yönetim kurulu üyesi hakkında dava açıldı. Savunmaların ardından mahkeme, suçun yasal unsurları oluşmadığı gerekçesiyle, tüm sanıklar hakkında beraat kararı verdi. Diyarbakır Barosu’na daha önce yaptığı Ermeni soykırımı açıklamaları nedeniyle dava açılmış, beraat kararları çıkmıştı.