Artı Gerçek - MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada yaklaşan Cumhurbaşkanlığı seçimleri Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın adaylığına ilişkin açıklamalarda bulundu.
Bahçeli, Türkiye’nin yakaladığı yükseliş ivmesinin kesintiye uğramaması gerektiğini belirterek, Erdoğan’ın kez daha aday olması üçüncü defa Cumhurbaşkanı seçilmesinin mümkün olacağını söyledi.
'YENİ YASAMA YILI REFORM DÖNEMİ OLMALI'Bahçeli, yeni yasama döneminde "Terörsüz Türkiye" hedefi doğrultusunda hukuki siyasi çalışmaların yanı sıra demokratik standartların geliştirilmesi, hukuk devletinin kurumsal kapasitesinin artırılması toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Kamu kaynaklarının usulsüz kullanımına ilişkin iddiaların ise hangi siyasi görüşten veya makamdan gelirse gelsin bağımsız, tarafsız şeffaf biçimde soruşturulması gerektiğini belirten Bahçeli, yeni yasama döneminin yapısal reformlara odaklanması gerektiğini ifade.
'ÖNEMLİ İÇ DIŞ GELİŞMELER YAŞANACAK'Devlet Bahçeli'nin açıklamalarından satır başları şöyle:
"Önemli iç dış gelişmelerin yaşanacağı yeni dönemin ülkemize, milletimize, siyaset demokrasi hayatımıza, aynı zamanda siyasi parti grupları sayın milletvekillerine hayırlı olmasını temenni ediyorum.
'MİLLETİN DEMOKRASİ SADAKATİ GÜÇLENDİ'Değerli milletvekilleri, şüphesiz Türkiye’nin demokrasi yolculuğu güneşli pürüzsüz yollarda gerçekleşmemiştir. Cumhuriyet dönemi birlikte Türk demokrasisi askerî darbelerle sınanmış her askerî darbe, Türk demokrasisinde yaralı hafıza durakları oluşturmuştur. Türk siyasetinde darbeler, devlet kurumsallığının zayıflamasına, imkân fırsatların heba olmasına devletin yüksek politik hafızasının daralmasına sebebiyet vermiş, ancak Türk milletinin demokrasiye sadakati eksilmemiş, bilakis daha güçlenmiştir. Parlamenter sistemin uygulandığı dönemde istikrarsız hükümetler, koalisyon kavgaları, siyasi kutuplaşma anlaşmazlıklar hızlı etkin kararlar alınmasına mâni olmuş, millet devlet hayatında pek çok çarpıklığı teşvik edip tetiklemiştir. Hatırlatmak isterim ki çok partili hayata geçilen 21 Temmuz 1946 Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin hukuken fiilen uygulanmaya başladığı 9 Temmuz 2018 tarihleri arasında 51 Cumhuriyet Hükümeti kurulmuş, ortalama ömrü 1 yıl 5 ay olan kısa ömürlü hükümetler, koalisyon pazarlıkları belirsizliğin ortaya çıkardığı istikrarsızlık, Türkiye’nin küresel rekabette geri kalmasına sebep olmuştur.
'PERGELİMİZİN SABİT UCU ANKARA'DIR'İdeolojik koordinatlarımız farklı olsa politik merkezimiz Türkiye’dir. Siyasi rekabet alanımız ne kadar geniş olsa pergelimizin sabit ucu Ankara’dır. Siyasette yöntem olarak ayrılsak yönümüz Türk istiklal egemenliğidir. Siyasete farklı pencerelerden bakıyor olsak gelecek ufkumuz müreffeh toplum gücü Türkiye’dir.
SÜRECE DAİR GELİŞMELER YOĞUNLAŞACAKKıymetli milletvekilleri, önümüzdeki dönem, kalkınmanın yükselmenin önünde engel olan sorunların miyadını, Türkiye’ siyaset devlet hayatında kutlu merhalenin, yüksek mertebenin miladını teşkil etmektedir. Bunların başında Terörsüz Türkiye hedef politikalarına dair gelişmelerin yoğunlaşacağı yeni yasama yılı faaliyetleri yaklaşan milletvekili Cumhurbaşkanlığı seçimleri mahallî idareler seçimleri gelmektedir. Parti olarak dönemde program, politika, proje kadrolarımızla Türkiye’nin önünde açılacak huzur refah sayfalarının irfan mürekkebi, hakikat kalemi olacağımıza itimadım tamdır. Milletimizle kurduğumuz samimi köklü bağı daha güçlendirerek her alanda üç hilali zirveye taşıyacağız.
Milletimizin kararı nettir. topraklardan terörü daha yeşermemek üzere söküp atmak, millî birlik bütünleşmeyi güçlendirmektir. Türkiye, yeni yasama yılıyla birlikte taraftan Terörsüz Türkiye hedefinin hukuki siyasi tabanının güçlendirilmesine, taraftan demokratik standartların geliştirilmesi, hukuk devletinin kurumsal kapasitesinin artırılması, toplumsal bütünleşmenin kalıcı hâle getirilmesi sosyoekonomik şartların iyileştirilmesine yönelik çalışmalarla milletimizin beklentilerini karşılayacaktır.
7595 sayılı Kanun çerçevesinde oluşturulan komisyonların çalışması, kanunun yürürlüğe gireceği şartların oluşturulması, bunların takip tespiti, aynı zamanda ihtiyaç duyulacak yeni yasal düzenlemelerin yapılması, önümüzde duran en hayati konulardan birisi olacaktır. Bunun yanında Türkiye’nin kalkınma derdine ulaşabilmesi için biriken yapısal sorunların çözülmesi, güncel meselelerle birlikte köklü reform adımlarının atılmasını gerektirmektedir. nedenle önümüzdeki Meclis döneminin, kısır siyasi tartışmaların ötesinde Türkiye’nin orta uzun vadeli geleceğini şekillendirecek yapısal reform dönemi olması gerekmektedir.
'KAMU KAYNAKLARINDAKİ USULSÜZLÜKLER SORUŞTURULMALI'yandan, 3 Ekim 2026 tarihinde yaptığım detaylı açıklamada vurguladığım üzere Türkiye, yaşanan yolsuzluk, usulsüzlük kayırmacılık gibi gelişmeler karşısında toplumsal güven erozyonu çürüme tartışmalarıyla karşı karşıya bırakılmamalıdır. Bunlar, arınma, aklanma altında yatan nedenlere eğilme fırsatı olarak değerlendirilmelidir. Hangi siyasi görüşten, hangi makamdan veya hangi yapıdan gelirse gelsin, kamu kaynaklarının usulsüz kullanımına ilişkin her iddia bağımsız, tarafsız şeffaf biçimde soruşturulmalı, işlemler hukuk devleti ilkesine uygun biçimde yürütülmelidir. Demokratik siyasetin meşruiyeti hesap verebilirlikten kamu kurumlarına duyulan güvenden beslenmektedir. Sürdürülebilir kalkınmanın ön koşulu güçlü kurumlar öngörülebilir hukuk düzenidir. nedenle yeni yasama yılında atılacak demokratik adımlarla kalkınma hedeflerini gerçekleştirmeye dönük gayret yolsuzluk yolsuzlaşmayı önleyecek girişimlerin birbirinden ayrı düşünülmemesi eş güdümle hayata geçirilmesi gerekmektedir.
'DÜNYA BEŞTEN BÜYÜKTÜR'Birleşmiş Milletler, insanlığın yaşadığı soykırımlara, emperyalist güçlerin güç mücadelelerine dönüştüğü savaşlarına karşı evrensel insan hakları normları küresel adalet adına müdahale edememektedir. Milletlerin en üst düzeyde temsil edildiği kurum, ne yazık ki dünyanın içinde bulunduğu zorbalığa mukavemet edecek kadar karar alıcı mekanizmadan yoksundur. Sayın Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle, “Dünya beşten büyüktür.” dünya beş devletin politik egolarına çıkarlarına mahkûm edilemeyecektir.
81. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda İsrail’in eli kanlı Başbakanı Netanyahu’nun Genel Kurul’a hitabı, insanlık tarihinin utanç vesikası olmuştur. Maalesef elinde binlerce masumun kanı olan soykırımcının insanlık ahlak dersi vermek ustalığında bulunduğu tiyatroyu bütün dünya izlemiştir.
Diyorum ki Hitler’in kendisini insan hakları savunucusu, Mussolini’nin kendisini özgürlük havarisi, Stalin’in ise demokrat olarak nitelendirilmesi ne kadar gerçekçi ise Netanyahu’nun “Dünyanın en ahlaklı ordusuna sahibiz” demesi Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ı tiran olarak nitelendirmesi kadar gerçekçidir.
Milliyetçi Hareket Partisi, gücünü millî birlik, toplumsal adalet ortak refah idealinden alan güçlü Türkiye’yi bugünden inşa etmek kararlılığındadır. doğrultuda küresel ölçekte krizlerin güç savaşlarının yaşandığı kritik dönemde ülkemizin yapısal sorunlarını aşarak kalıcı refah düzeni kurması amacıyla Yağmur Stratejisi’ni geliştirmiştir.
Yağmur, bütün inanç sistemlerinde, geleneksel kültürel öğretilerde arınmayı, temizlenmeyi, tazelenmeyi yenilenmeyi, bolluğu bereketi temsil ederek Rahman’ın rahmetiyle sembolleşmiştir. Rahmet, zahirde bolluğun, bereketin, temizlenmenin yenilenmenin, batında ise huzurun, refahın, saadetin, nefisten arınmanın, kalp kirinden temizlenmenin düşünce buhranından salah’a kavuşmanın muştusudur. Yağmurun rahmeti, Türk sosyal hafızasında kültürel tarihimizde yeri yüzyıllar boyunca yerleşmiş anlam bulmaktadır.
Yağmur Stratejisi’nin temel ülküsü istikrarın korunmasıdır. Yağmur Stratejisi’nin başarısı ise Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin kazanımlarına sağladığı istikrara sahip çıkılmasına, Cumhur İttifakı’nda vücut bulan Türkiye’yi millî hedefler istikametinde ileriye taşıma kararlılığının aynı inanç iradeyle devam etmesine, ülkemizin arkasına aldığı rüzgârla yeni atılımlar için fırsat imkânları değerlendirmesine bağlıdır.
SEÇİMLER ADAYLIK AÇIKLAMASIBununla beraber Türkiye’nin yakaladığı yükseliş ivmesinin kesintiye uğramaması, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın kez daha aday olması üçüncü defa cumhurbaşkanlığına seçilmesi mümkün olacaktır. Zira üçüncü dönem, ülkemizde, bölgemizde dünyada birçok önemli gelişmeye gebedir öncelikli olarak zorlu süreci yönetecek dirayet tecrübeye ihtiyaç vardır.
tecrübe ise Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Cumhur İttifakı kurumsallığında Sayın Erdoğan’dadır. Dünyanın içinde bulunduğu kritik süreçte, bölgemizde cereyan eden belirsizliklerle dolu ortamda, Terörsüz Türkiye terörsüz bölge yolunda tarihî adımların atıldığı dönemde, Türkiye’nin istikamet değiştirmeye hedeflerinden vazgeçmeye değil, sistemsel kurumsal olarak bütünüyle mevcut imkânlarını kaynaklarını sürdürmeye ihtiyacı vardır.
Sayın Cumhurbaşkanımızın bugüne kadar üstlendiği sorumluluk, ortaya koyduğu liderlik Türkiye’ye kazandırdığı stratejik kapasite dikkate alındığında kendisinin dönem daha Cumhurbaşkanlığı görevini üstlenmesi Türkiye’nin bölgemizin hayrına olacaktır.
nedenle Cumhurbaşkanımız uygun gördüğü Türkiye Büyük Millet Meclisi anayasal iradesini yönde ortaya koyduğu takdirde, Cumhur İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayının yeniden Sayın Recep Tayyip Erdoğan olması arzumuz talebimizdir.
'SEÇİMLER 2028' YAPILMALI'Anayasa’nın 116’ncı maddesinde yer alan “Cumhurbaşkanının ikinci döneminde Meclis tarafından seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi halinde, Cumhurbaşkanı defa daha aday olabilir” hükmü, meclisin nitelikli çoğunlukla alacağı “seçimlerin yenilenmesi” kararıyla üçüncü dönem cumhurbaşkanlığı adaylığını mümkün kılmaktadır. hükümler doğrultusunda Milliyetçi Hareket Partisi olarak düşüncemiz şudur: Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın daha aday olabilmesi için Türkiye Büyük Millet Meclisinde uygun zamanda azami mutabakatla “seçimlerin yenilenmesi” kararı alınmalıdır. Meclisin alacağı karar çerçevesinde yenilenecek seçimlerin yine 2028 yılı içinde yapılması istikrar öngörülebilirliği zedelemeyecek, sistem, ruhuna uygun işletilmiş olacaktır.
Burada şunun altını çizmek gerekir ki; bizim meselemiz şahısların siyasî kariyeri değil, devletin devamlılığı, siyasetin istikrarı en nihayetinde “Lider Ülke Türkiye’nin” inşa ihyasıdır. Partimiz, 2028’i seçim tarihi olarak görmenin ötesinde, Türkiye için büyük reformların hayata geçirileceği dönemin miladı olarak değerlendirmektedir. çerçevede, hedef saptırmaya yönelik girişimler son bulmalı, adaylık netleşmeli, acımasız rekabet şartlarında dünya gerçekleriyle yüzleşilmelidir.
Cumhurbaşkanıyla birlikte kuşkusuz ki Meclisteki milletvekili çoğunluğu Cumhur İttifakında olmalı, denge denetleme mekanizmasının daha sağlıklı işleyebilmesi için Milliyetçi Hareket Partisi yasamada temsil gücünü mutlaka artırmalıdır.
sebeple Yasamaya ilişkin hedefimiz nettir şunlardır: Birincisi “Temsil gücüdür”. çerçevede oy oranımızı artırmak, milletvekili sayımızı çoğaltmak, Türkiye’nin birinci partisi olmaktır. İkincisi “Kurumsal güç”tür. Yasama organının kurumsal yapısı içinde, yönetim organlarında daha fazla görev almak, daha etkin hale gelmektir. Üçüncüsü ise “Siyasal güç”tür. şekilde yasama faaliyetlerinde politika belirlemede daha etkin belirleyici olmak, Partimizin stratejik hedeflerini, ekonomik sosyal politika önceliklerini hayata geçirmektir.
çerçevede, Türkiye’nin şahlanışına tanıklık edecek önümüzdeki 5 yıllık dönemin siyasi formülünü şekilde ifade ediyorum:
“Yürütmede Erdoğan, Yasamada MHP; Türkiye’ Cumhur İttifakı, dünyada Türk Asrı”. formül, yürütmenin güçlü olduğu kadar yasamanın güçlü, denetleyici, üretken belirleyici olması gerektiğine ilişkin stratejimizin küresel güç olma azmimizin ifadesidir. Dünyanın belirsizliğe sürüklendiği dönemde Türkiye’nin ihtiyacı istikrardır. Uluslararası sistemin kuralsızlaştığı, çatışmaların risklerin arttığı dönemde Türkiye’nin ihtiyacı kudrettir, millî birliktir. nedenle, 2028’e giderken meseleyi yalnızca “Kim Cumhurbaşkanı olacak ya iktidara hangi parti gelecek” sorusuna indirgemeyi doğru bulmuyoruz. Bize göre asıl sorulması gereken soru, “Türkiye, dünyanın yeniden şekillendiği tarihî döneme hangi siyasi liderlik hangi devlet tecrübesiyle girecektir?” şeklinde olmalıdır. Milliyetçi Hareket Partisi, “Yağmur Stratejisiyle” yasama, yürütme yargıda temerküz edecek güçlü devlet kurumsallığında; bolluk bereketin, huzur refahın, kardeşlik dayanışmanın, milli birlik bütünleşmenin milletimizin üzerine yağacağı rahmet iklimi öngörmektedir. İnanıyoruz ki her yağmur damlası bereketi, bolluğu aynı zamanda umudu, huzuru, kardeşliği geleceğe olan güveni besleyecektir.
Karşımızda hizalanan marjinallere emperyalizmin taşeronlarına sessiz kalamayız. Terörsüz Türkiye, istikrarlı bölge diyoruz, kardeşlik, huzur barış diyoruz; Milliyetçi Hareket Partisi karşıtlığında birleşen müflis siyasetçiler bizi hedef almaktan geri durmuyor."