Artı Gerçek- DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Halk Tv’ gündemdeki gelişmelere dair konuştu.
'İKTİDARA DEĞİL KENDİ TABANIMIZA GÜVENİYORUZ'Kürt meselesiyle ilgili devam eden süreç hakkında düzenledikleri halk toplantılarında kendilerine “İktidara güveniyor musunuz?” sorusunun yöneltildiğini belirten Bakırhan, “Bizim güvendiğimiz iktidar değil; bizim güvendiğimiz kendi tabanımızdır, barışa inananlardır, bahsettiğimiz sorun alanlarını yaşayan insanlardır” ifadelerini kullandı.
'KÜRTÇE KONUŞMAK ÜLKEYİ BÖLMEZ'Daha önceki çözüm süreçlerinden dersler çıkarttıklarının, sürecin toplumsallaşması için daha çok çaba harcanması gerektiğini söyleyen Bakırhan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Hiç kimse kaygılanmasın. süreç söylem olarak başka, pratikle başka şekilde ilerlemiyor. Biz coğrafyanın, toprakların asli kurucularından biriyiz. topraklarda bin yıllarca birlikte yaşayacak hukuk örmeye çalışıyoruz. Türkçe’nin resmi dil olmaması anlamına gelmiyor. Türkçe’nin ortak iletişim dilimiz olması anlamına gelmiyor. Bayrakla, başkentle sorun anlamına gelmiyor. Aksine, ortak iletişim dilimiz yanında, resmi dilimiz yanında, herkesle konuşmak isteyen, öğrenmek isteyen, dilini yaşatmak isteyen Arapça, keza başka Türkiye’ yaşayan kimliklerin kendi diliyle ilgili yapmak istediği Kürtler tarafından yapılması gerektiğini istiyoruz. Kürtçe konuşmak, Kürtçe okumak, Kürtçe yazmak ülkeyi bölmez. Kürtçeyi inkar etmek bölünmeye hizmet. Kürt’ün hukukunu reddetmek bölünmeye hizmet.”
'467 ÇÖZÜME, BARIŞA VERİLMİŞ OYLARDI'Çerçeve yasanın Meclis’ten büyük destekle çıktığını söyleyen Bakırhan, “ iktidarı yanıltmasın. Verilen 467 aslında çatışmasızlığa, çözüme, barışa verilmiş oylardı. Dolayısıyla sürecin kendisine verilen çok kıymetli, çok değerli rakamdı 467”.
'YOL TEMİZLİĞİNE İHTİYAÇ VAR'Milli Güvenlik Kurulu’nda (MGK) PKK’nin kendisini feshettiğine ilişkin tespit kararını 27 Kasım’ alınabileceğini söyleyen Bakırhan, alınacak karardan önce “yol temizliğine” ihtiyaç olduğunu söyledi. Türkiye’ hukuksuzluğun ekonomik adaletsizliğin olduğunu belirten Bakırhan, şunları kaydetti:
“Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer yine Esenyurt benzeri yerlerde operasyonlar. Şimdi bunlar sürece inancı azaltıyor, güveni azaltıyor. Dolayısıyla taraftan süreç yürürken boş oturmayalım, yol temizliği yapalım. Demokraside, hukukta, ekonomide benzeri konularda yapılması gerekenleri an önce iktidar yapmalı. Bakın Meclis Komisyonu’nun hazırladığı raporda 6. 7. maddeler çok önemliydi. AİHM kararlarına orada imzasını attı, bütün siyasi partiler imzaladı. Neyi bekliyor AİHM kararları? Kobani kumpas davası neyi bekliyor? Can Atalay seçilmiş milletvekili değil ? AYM’nin konuda kararı var, neyi bekliyor? Tayfun neyi bekliyor? Selçuk Kozağaçlı neyi bekliyor? Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ neyi bekliyor?”
'AKP İLE SEÇİM PAZARLIĞI YAPMIYORUZ'Kürt meselesiyle ilgili süreçte muhalefetle ilişkileri iktidarın seçim hesapları konusuna değinen Bakırhan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Çok açık söylüyorum. Muhalefet birlikte Türkiye’nin yararına olan, 86 milyonun yararına olan süreci destekledikçe baskıları durdurma imkanımız çoktur. Biz AK Parti seçim pazarlığı yapmıyoruz. Seçime ilişkin iş tutmuyoruz. bizim geleneğimize, mücadelemize, bugüne kadar ortaya koymuş olduğumuz yaklaşıma haksızlık olur, söyleyeyim. Allah aşkına son 5 seçimdir, son 5 seçimdir iktidarla iş tuttu dedikleri bizim DEM Parti önceki zeminimiz ana muhalefet partisinin adaylarına oy vermiş. Muharrem İnce’ye oy vermiş, Sayın Kılıçdaroğlu’na 2. turda oy vermiş. Son 2 yerel seçimde zamanki Cumhuriyet Halk Partisi kent uzlaşısı yapmış. 25 yıldır alınmayan belediyelerin alınması konusunda partimiz büyük çaba katkı ortaya koymuş.
Allah aşkına, biraz basın yayın organları bunu böyle objektif ortaya koymalıdır. Ya birçok belediye başkanı partisini terk. Belediye meclis üyesi ‘İçeri girmeyeyim’ dedi, istifa. Bak burada ana muhalefet partisinden birine dönük eleştiri değil, kişinin kalitesi ilgili durumdur. Makinemiz yok insanları yüzde 100 anlayacak, iyi olumsuz diye ayıracak şeyimiz. Tek tane DEM Parti kökenli belediye meclis üyesinin cezaevine girmemek için AK Parti adayına oy kullandığını, seçimde yönünü değiştirdiğini duydunuz ? Adalar’ arkadaşımız içerideydi, ona muhtemelen teklifler gitmiştir, elinin tersiyle. Tuzla’ arkadaşımız belediye başkan yardımcısıydı, yönetim değiştiği için ‘Ben halkın iradesini masada değiştiren karar karşısında belediye başkan yardımcılığı yapmayacağım’ dedi, ayrıldı. Ya biz böyle partiyiz. Başka algı oluşturulmasın. Biz değerlerin yanındayız, biz demokrasinin yanındayız. Biz masada oturuyoruz diye başkasının yapmış olduğu haksızlığı, adaletsizliği onaylayan gelenekten gelmiyoruz. bize haksızlıktır. Onun için seçim iş birliği. Böyle şey asla masada. Biz günün sonunda kiminle ne yapacağımıza kendi ilkelerimize, karşıdaki siyasi partinin ya işte zeminin pratiklerine bakarak hareket eden partiyiz.”
'SİYASİ AJANDAYA DAYALI BİR ANAYASA BİZDEN GEÇMEZ'Anayasa değişikliği konusuna değinen Bakırhan, ifadeleri kullandı:
“ konuda sanırım en berrak siyasi partilerden birisiyiz. HDP’den günümüze kadar anayasa taslağımız var güncelleyerek devam ediyoruz. İlkesel tutumumuz konuda nettir. Ülkenin tarihi siyasi sorunlarını, kurumsal sorunlarını çözecek, darbe anayasasını ortadan kaldıracak, eşitlikçi; Kürt’ü, Alevi’yi, kadını, genci, çevre hakkını içerisine alacak, insanların eşitçe arada yaşamasını sağlayacak demokratik anayasa tabii ki bizim katılacağımız anayasadır. Ne herhangi partinin, kişinin siyasi ajandasına ne ‘Bunlarla olmaz’ diyen apolitik yaklaşıma prim veririz. Anayasa katılımcı olmalı, şeffaf olmalı, özgürlükçü olmalı, demokratik olmalı. Toplumun sorun alanlarının düşüncesini almalı. Böyle anayasa yapılırsa herkes bence desteklesin. Günün sonunda anayasa istediğimiz gibi olmadığı zaman; katılımcı, şeffaf, demokratik, özgürlükçü olmadığı zaman tavrımız nettir: Böyle anayasaya biz evet demeyiz. Yani Türkiye’nin demokratik anayasa ihtiyacı. Demokratik olacaksa, eşitlikçi olacaksa, özgürlükçü olacaksa, mevcut tarihsel siyasi sorunlarımızı ortadan kaldıracaksa tabii ki bunu kendi kurullarımızda değerlendirir, tartışırız. konuda tutumumuzu ortaya koyarız. Ama siyasi ajandaya dayalı anayasa bizden geçmez.”
'MESELENİN MUHATABI 12 METREKARELİK BİR HÜCREDE SÜRECİ NASIL YÜRÜTSÜN?'İmralı’ Abdullah Öcalan’ın koşullarına orada villa yapıldığına dair iddialara değinen Bakırhan, şöyle konuştu:
“27 Şubat çağrısı yayınlandığı zaman 4 saat kaldık. mekandan bahsediliyor. Zaten cezaevinin içerisinde Muhtemelen orada iyileştirmeler yapılmıştır, sonrasını görmedik. Böyle bahsedildiği gibi havuzu, denize kapısı olan şey değil. Çok. Anayasa konuşulurken algılar çok doğru değil. Orada cezaevinin içerisinde çalışma koşullarını düzenleyen bazı tadilatlar yapılmıştır, tamamı budur. Size soruyorum: 100 yıllık mesele, 40 yıllık çok büyük ekonomik, siyasi, sosyal sonuçları olan meselenin muhatabı 12 metrekarelik hücrede süreci nasıl yürütsün? Sorumluluklarını nasıl yerine getirsin? Dolayısıyla çalışma koşullarının düzenlenmesi -hani sizin dediğiniz, birilerinin villa olarak değerlendirdiği şey- gayet doğal doğru şeydir.
'ÇÖZÜMÜN MUHATABI ÖCALAN'DIR'Aksine çalışma koşullarıyla birlikte, bugün bana sorduğunuz, belki yeterince yanıt veremediğim meselelere gidip Öcalan’la konuşmak lazım: ‘Siz bölücü müsünüz? Siz devrimci misiniz? Siz siyasi partiyle herhangi ajanda üzerinden iş tutuyorsunuz?’ Bunun muhatabı oradadır. Ama bana sorarsanız Öcalan, Türkiyeli devrimcidir. Bana sorarsanız çevreye, kadına, Marksizm’e, demokrasiye, hukuka, adalete kafa yoran, onlarca kitap yazan, sadece partinin, yani örgütün lideri değil, entelektüel insandır. Birlikte ortak yaşam paradigması olan biridir. ‘Demokratik Cumhuriyet’ diyen Sayın Öcalan’ın kendisidir. ‘Demokratik Ulus’ diyen; Karadenizli’nin Egeli’nin Kürt’ün hassasiyetlerini dikkatle çözen, empati eden, yol bulmaya çalışan insandır. Dolayısıyla şöyle bakmamak gerekiyor: Yani Mandela zamanlar işte kendi ülkesinde tırnak içerisinde örgütün lideriydi. Günün sonunda makul seviyede buluşmak gerçekten böyle meselemiz var, Kürt meselesi, demokratikleşme meselemiz var, buna çözüm yolu bulmak gerekiyor. Bunun muhatabı Öcalan’dır.”