Kırmızı, yeşil, beyaz ışıkların ortasında sahnede beliren Gazzeli Meryem. "Bunları yaşamayı hiçbir zaman istemeyen" Meryem. Sadece tarih boyunca işgal edilmiş topraklarda doğması, katliamın ortasında oğluyla tek başına varolmaya çalışmasından bahsetmiyorum. Ömer'le evlenmeyi oğlunu çok sevse anne olmayı aslında hiçbir zaman istememiş Meryem. Matematik okuyan Meryem'in tek isteği yüksek lisans yapmakmış. Ama hem savaş hem kadın olmak… Neticede bunları yaşamayı hiçbir zaman istemedi Meryem.
Gazze'deyiz, Meryem'in " günü" güne gelene kadar hayatını Nihal Yalçın’ın performansıyla izliyoruz.
Yalçın, 10 yılı aşkın aranın ardından FACT Tiyatro prodüksiyonuyla yeniden sahnede. 2015’te “Antabüs”le başlayan tek kişilik performans yolculuğunun ardından “Çirkin” Onur Berk Arslanoğlu’yla birlikte izlediğimiz Yalçın, şimdi Ali Haydar Çataltepe’nin yönettiği “Çatıya Tıklatma” karşımızda.
“Çatıya Tıklatma/A Knock on the Roof”, Filistinli yazar Khawla Ibraheem’in 2014’te yazdığı 2021’ ilk kez kendisinin sahnelediği Yapım, savaşı büyük anlatıların içinden değil, annenin gündelik hayatına sızan korkular hayatta kalma çabası üzerinden anlatıyor.
Yaşamak için ne kadar hızlı koşabilirsiniz?
Oyunun adını aldığı “çatıya vurma” tekniği ise Meryem’in “önceki savaşlardan” bildiği uyarı yöntemi. Bombalardan önce binaların tahliye edilmesi için çatılara yapılan “uyarı vuruşu”, bina sakinlerine yalnızca birkaç dakikalık kaçış süresi tanıyor. Beş on dakikalık süre, bombalardan kaçmak için verilen son. Meryem ihtimale hazırlanmak için oğlu Nuh’la birlikte antrenman yapmaya başlıyor. Ne kadar yük taşıyabileceğini, süre içinde ne kadar koşabileceğini deniyor. yandan evini sonsuza dek terk etmek zorunda kalırsa yanına neler alabileceğini düşünüyor. Her ihtimale karşı defalarca antrenman yapıyor.
Oyunun yazarı Khawla Ibraheem, geçen sene verdiği röportajda oyunla amacının büyük keşifler, derin felsefi düşünceler ya yoğun duygular yaratmak olmadığını söylüyor. Seyircilerden birinin oyun sırasında tek anlığına bile “Bizi anlıyorum” diye düşünmesinin kendisi için yeterli olduğunu anlatıyor. Meryem’le bağ kurmanın büyük farkındalık gerektirmediğini, oğluyla, annesiyle ya kocasıyla ilişkisi üzerinden kurulabileceği gibi kahvesini hazırlama biçimi kadar sıradan ayrıntıda ortaya çıkabileceğini söylüyor. Mesele, “Evet, ben bunu hissettim” denebilecek kısa an yaratmak.
Belki hikâyelere nedenle ihtiyaç duyuyoruzdur. Zira dünyanın gözü önünde yaşanan katliamı herkes biliyor. Mesele, Filistinlilerin yaşadıklarını dünyaya kez daha anlatmanın çok ötesinde. Ibraheem kısa tanıma anının, manşetlere indirgenmiş olarak gördüğümüz insanları yalnızca “insanlaştırmak”tan fazlasını yapabileceğini düşünüyor: Onların hayatlarına, anlığına bile olsa, adım atabilmek. Oyunda Meryem'in seyircilere dönerek "Siz ne yapardınız?" soruları seyircinin adımlarını hızlandırıyor.
Oyun, tam yazarının tarif ettiği kısa tanıma anlarını yaratıyor; Meryem’i uzaktan izlediğimiz hikâyenin karakteri olmaktan çıkarıp, hayatına anlığına olsa yaklaştığımız birine dönüştürüyor.
Elbette bunda, yaşananları karikatürize etmeden acıları malzeme haline getirmeden anlatan güçlü metnin onu taşıyan performansın payı büyük. Metni Türkçeye kazandıran, gerçek anlamda güçlü nefes gerektiren performansıyla Nihal Yalçın’ın yanı sıra Ali Haydar Bahçetepe FACT Tiyatro ekibinin emeğini anmadan geçmemek gerekiyor. Nihal Yalçın’ın nefesine sağlık.
Ibraheem’den izleyicilere mesaj
Oyunun prömiyeri, 5 Ekim akşamı Moda Sahnesi’nde yapıldı. Oyuncular Berker Güven, Salih Bademci, İmer Özgün, Merve Dizdar, Reha Özcan yönetmen Zeynep Günay Tan ilk gösterimde Yalçın’ı izlemeye gelen isimler arasındaydı.
Yaklaşık 90 dakikalık oyunun ardından dakikalarca alkışlanan Yalçın, prömiyerlerin alametifarikası olduğu üzere tüm ekibi sahneye çağırarak alkışı tı. Yönetmen Ali Haydar Çataltepe ise oyunun yazarı Khawla Ibraheem’in tüm salonu hem gülümseten hem duygulandıran notunu okudu. Ibraheem, İstanbul’daki seyircilere gönderdiği mesajda, oyunun Türkiye’ sahnelenmesini “en güzel anlamıyla” gerçeküstü bulduğunu söyledi.
Gençliğinde Suriye Arapçası dublajıyla Türk dizileri izlediğini anlatan Ibraheem, ailesiyle birlikte “Gümüş”ü izlediği günleri hatırlayarak oyunun İstanbul’ seyirciyle buluşmasından duyduğu mutluluğu şöyle anlattı:
“ an evimde oturup İstanbul’ tiyatro salonunda hepinizin araya geldiğinizi hayal ederken, sizi ailem gibi düşünüyorum. araya gelmiş, önünüze gelen hikâyeyi birlikte izliyorsunuz. Umarım oyunu izledikten sonra içindeki sevgiyi hisseder onu en azından süreliğine tutarsınız. Çünkü gerçeklik hakkında bildiğimiz onca şeye rağmen, hâlâ sevginin aşkın insanların kalbine ulaşmanın yolunu mutlaka bulacağına inanmak istiyorum.”