Artı Gerçek- Kandıra F Tipi cezaevinde tutuklu bulunan, eski HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, Kürt meselesinin çözüm sürecinde gelinen aşamayı, iktidardan beklenen somut adımları siyasi tutukluların özgürlüğünü, yeni anayasa tartışmalarını sol-sosyalist hareketin sürece bakışını değerlendirdi.

Yeni Yaşam gazetesinden Nezahat Doğan’ın sorularını yanıtlayan Yüksekdağ, Meclis’in açılması çerçeve yasanın çıkarılmasına rağmen sürecin “demokratikleşme yönünde somut sonuçlar üretmediğine” dikkat çekti.

İktidarın süreci silah bırakmaya indirgeyen anlayışı öne çıkardığını belirten Yüksekdağ, Kürt sorununun çözümü demokratikleşme için toplumsal mücadelenin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Siyasi tutukluların özgürlüğünden kayyım uygulamalarına, Alevilerin eşit yurttaşlık taleplerinden yeni anayasanın nasıl oluşturulacağına kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulunan Yüksekdağ, sol sosyalist güçlere birleşik mücadeleyi büyütme çağrısı yaptı.

'SOMUT BİR GELİŞME GÖRMEDİK'

* Bütün yetmezliklerine rağmen Meclis’ten çerçeve yasa çıktı… Somut adım beklentileri var ama demokratikleşme adımları atılmıyor. Sizin özgürlüğünüz için kararların uygulanması dahi yetiyor ama halen tutsaksınız. Bunun nedeni halen nedir? Ne görüyorsunuz?

Çerçeve yasa iktidar çevresinden çıkarılıp toplumsal politik çözüme faydası olacak noktasındayız. İçerdiği sorun yetmezliklerine, içermediği demokratik altyapıya rağmen yasa çıktı. Kürt siyasi iradesinin önderliğinin yürüttüğü müzakere sürecinin resmi çıktısı olması hasebiyle start çizgisi anlamı biçerek verilen destek, elbette halkın demokratik kamuoyunun beklentilerine yanıt bulduğu anlamına gelmiyor. Kürt sorununun çözümünü dert edinen, demokratik siyasete dair beklentisi olan birçok kesim, kaygılarını menfi kanaatlerini not ederek yüzünü esasta sürecin ilerlemesine döndü. Ekim itibarıyla çerçeve yasa bağlamda sürece verilen desteğin iktidar propagandası için kullanılması dışında somut gelişme göremedik. Umarım Meclis açılışı komisyonların kurularak faaliyete geçmesi gibi gelişmelerle birlikte halkın talep beklentilerine yanıt olacak adımları görebiliriz.

'HÂLÂ ÖCALAN'IN STATÜSÜ TANINMIŞ DEĞİL'

*Gelinen aşamada iki yıl çok uzun süre değil ? Atılmayan adımlar neyin göstergesi? Ne yapılmak isteniyor?

Gerçekten, İki yıllık uzun zamana rağmen konuda ciddi sorunlar, sürece yayma çözümsüzlüğü farklı kılıf söylemlerle idame ettirme yaklaşımları hâkim. Çerçevenin peşi sıra atılacak somut yasal adımlar atılmadığı durumda, mevcut metin güvenlik belgesi Kürt sorununu anti-terör çerçevesine sıkıştıran siyasi tutanak olmanın ötesine geçemez. Hâlâ sürecin asli muhatabı olarak görülen Sayın Öcalan’ın statüsü tanımlanmış değil. Halk hareketinin yasal meşru düzlemde tanınması, dünyadaki birçok örneğe yakın muhataplık çözüm mekanizmasının kurulması bakımından iktidarın ciddi ayak diremesi. Kısıtlı geri şartlar dayatılıyor.

'DAHA FAZLASINA NASIL GÜCÜMÜZ YETERİN PEŞİNE DÜŞMELİYİZ'

*Peki, burada yol yöntem nedir, nasıl olmalı?

Elbette bunları bilerek bunlara karşı yol almak; bunun için mücadeleye seferber olmak. Türkiye’deki iktidar dahil hiçbir egemen güç, mecbur kalmadıkça ulusal ya sınıfsal mücadele dinamiği müzakere masasına oturmaz. Oturduktan sonra en sınırlı tavizlerle savsatmalarla durumu kotarmaya, hegemonyasını tahkim amaçlı davranmaya yönelir. Dahası, her yasanın içerik niteliğini politik kuvvet ilişkileri toplumsal yapının içeriği belirler. Kürt sorununda savaş çizgisini toplumsal yapı, ekonomik, sosyal, siyasal açıdan artık kaldıramıyordu. Devlet iktidar kendi ekseninden çözüm tavrı geliştirdi. Ancak politik kuvvet ilişkileri-çelişkileri düzleminde tavrın ayakları havada kalıyor. Zira “devletçi güvenlikçi çözüm” aksının karşısında “halkçı özgürlükçü çözüm” çerçevede barış isteyenler. toplumsal tarafın verdiği mücadele belirleme iradesi bugün çerçeve yasada karşılık buldu. Politik kuvvet ilişkileri bundan ötesine şimdilik yetmedi. Tam nedenle mevcut durumu kabullenip normalleştirmeden uzak durup “daha fazlasına nasıl gücümüz yeter”in peşine düşmeliyiz. Zaten ihtiyaç duyulan budur.

'KÜRT HAREKETİNİN AYNI ZAMANDA KÜRT ALEVİLER HAREKETİ OLDUĞUNU AKILDA TUTMAKTA YARAR VAR'

* Kürtlerin Alevilerin demokratik ortaklaşması derin köklü geçmişi içermiyor ? Kürt Hareketine kadar sert eleştiriler hedef gösterme neden kaynaklanıyor?

Kürt Türk ittifakı, Birinci Meclis, İdris-i Bitlisi. tarihsel göndermeler yeni değil. Bizim dışarıda olduğumuz 2013-15 sürecinde Sayın Öcalan’ın süreci başlatan Newroz çağrısı dahil aynı söylem, tarihsel göndermeler vardı. Ama aynı dönemde, yani çözüm süreci iklimi HDK-HDP ortak çatısı altında Alevi toplumsallığı atılım denilebilecek gelişim ivmesi kazandı. Türkiye siyaset tarihinde Alevilerin partide, mecliste dışlandıkları merkez siyasette kendi kimlikleriyle özerk olarak yer aldıkları, toplumsal örgütlenme siyasete katılım kanallarının açıldığı başka örnek yoktu. tesadüf ya kendiliğinden gelişme değil, iradi yönelim barındıran, var olan statükoyu sarsan kazanılmış düzeydir. düzey, Alevi örgütlerinin kimliğine-özgürlüğüne sahip çıkan Alevi halkının olduğu kadar politik-stratejik çizginin çizginin öznelerinin taraflarının ürünüdür. Sert eleştirilere muhatap olan Kürt hareketinin aynı zamanda Kürt Aleviler hareketi olduğunu akılda tutmakta fayda.

'BEKLEMECİLİK GİBİ BİR ŞANSIMIZ YOK'

*Barış sürecinde gelinen aşamada demokratik siyaset için tüm siyasal tutsaklar sürgünler açısından beklenen olması gereken nedir? Burada iktidardan eylem beklemek yoksa ortak mücadele hattını oluşturmak gerekiyor? Artılar eksiklikler nelerdir?

Barış Demokratik Toplum Süreci, içerdiği kavramlar içinden çıktığı toplumsal mücadele hakikatinden ötürü, yani temelden dinamiktir. Bunun üstüne güncel politik düzlemde yaşanan çelişkileri, çatışmaları, halkın üzerindeki ağır baskı saldırıları koyarsanız zaten beklemecilik gibi şansınız yoktur. sürecin asli amacı, toplumda barış demokrasi bilincini yapısal olarak geliştirmek için her şeyden önce güncel politik sürece müdahale etmeye, yeninin toplumsal tabanını hazırlamaya dayanıyor.

Bugün aktif politik mücadele eden her toplumsal sorun özgürlük talebini kapsayan eylem kapasitesini geliştirmekten bağımsız süreç düşünülemez. Eksiklikler tıkanmaların kaynağı esas olarak buradaki yetmezliklerdir. Karşısında organize hareket, gücün doğru kullanımı seferberliği gibi şeyler yoksa ya zayıfsa iktidarın süreci pozitif düzeyde ilerletmek, hızlandırmak gibi derdi olmaz.

'ORTAK MÜCADELE HATTININ KURULMASI KRİTİK BİR İHTİYAÇ'

*Ortak mücadele hattı örülmeli? İşçisinden emekçisine, kadınına, toplumsal sorunlara kadar dil, söylem ezber bozan adımlarla yol alınmalı?

Ortak mücadele hattının kurulması, yaşamsallaştırılması açıdan kritik ihtiyaç. “Yapmak” bizi buraya götürmeli. Barış Demokratik Toplum Süreci, bilinen Kürt sorununun çözümü odağına paralel olarak bütün toplumsal politik hayatın demokratikleştirilmesi, barışın halkları kaynaştıran harç olması amacını taşıyor. amacı somutlaştıran en geniş yoksul, işsiz, işçi-emekçi, kadın, emekli, genç köylü kitlelerini kapsayan politik faaliyetler görünür etkili hale getirilebilir. Bununla birlikte, Kürt halkının somut öncelikli taleplerini içeren hareketler eşzamanlı biçimde yürütülebilir. Sürece toplumsal katılımın genişlemesini istiyorsak, genel çağrılarla olmaz. Halkların farklı kesimleri arasındaki etkileşim kanallarının ortak gündemlerin arttırılması gerekir. Bugün Kürt sorununun çözümü hâlâ ağır bedellere bağlanmış halkın tünelin sonunu henüz göremediği kesite sıkıştırılmışken, Batıda toplum en ağır ekonomik-siyasi mental bunalımını yaşıyor. Bunlar hareketin, ortaklaşmanın yani somut politikanın konusudur.

'HAPİSHANELER SÜRGÜNLER MESELESİNDE TAKVİM ENDEKSLİ ALGI BEKLENTİLER SONUÇ VERMEDİ'

*Mekanizmalar nasıl aşılır zorlanır?

Siyasi tutsaklar-hapishaneler sürgünler meselesinde takvim endeksli algılar beklentiler bugüne kadar sonuç vermedi, veremezdi. İmralı’dan memleketin en ücra köşesindeki hapishaneye kadar her yerde siyasi tutsaklara rehine muamelesi yapıldığı sır değil. Bunun üzerinden siyasi mekanizma kuruldu, işletildi. Yani sürecin genel kapsamı içerisinde daha özel çalışmalar, yönelimler olmadığı durumda mekanizmayı aşmak. Dolayısıyla en fazla alanda yayvan, durumu idare eden yaklaşımlardan beklenti sarmalından kurtulmak gerekir. Müzakere çözüm süreçlerinde öne çıkan savaş uzlaşma-ateşkes deneyimlerinde iki ana hareket hattı öne çıkar: Birincisi kitlesel, komplike katmanlı barış hareketi; ikincisi toplumsal politik talep olarak tutsaklara özgürlük hareketi. Şimdi iki temel hattın tesisi bizde var ? Hangi düzeyde var ona bakmak lazım.

*Gelişen süreçle birlikte Kürt siyasi hareketinin, geniş ortak katılımla yeni siyasal yapılanma parti oluşumunu hayata geçirmesinden söz ediliyor. Böyle oluşumun, perspektifi, programı, ekonomik sosyal hedefi ne olmalı? Kendini siyasal yelpazenin neresinde tanımlamalı? Türkiyelileşme nasıl sağlanır? Sosyalistler bunu nasıl okuyor, okumalı?

HDK başlayıp, HDP’den DEM’e uzanan dönem, Kürt Özgürlük Hareketi bakımından Türkiye-Sol Sosyalist hareketi bakımından milattır. Daha önce farklı isim biçimlerde ittifak, birleşik mücadele deneyimleri olsa değiştirme gücü, ortaya çıkardığı nitelik sınırlıdır. HDK-HDP’nin ortaya çıkışı yükselişi, ülkede bölgede değişim basıncının yüksek olduğu, toplumsal arayışın kendine kanal aradığı momentte denk düşer. Sayın Öcalan’ın arayış ihtiyacı Kürt Halk Hareketi adına görerek buradan politik hamle geliştirmesi; Türkiye emekçi, devrimci, sol sosyalist hareketleri demokrasi özgürlükler alanında boy veren 50’ye yakın kurumun, örgütlenmenin benzer görüş açısıyla birbirine doğru yürümesi tarihsel ortaklaşma, stratejik değişiklik doğurmuştur. Büyük başarılara, kazanımlara imza attığı kadar, büyük saldırıların hedefi olan stratejik konum inşa edilmiştir. Nesnel kuvvet toplamının, tek tek bileşenlerinin çok ötesinde hinterlant ortaya çıkmış “halkların demokratik birliği” düzen kutuplaşmalarına sürüklenmeden kendi kutbunu belirlemiş, demokratik siyasette kendi gücüne güven, farklılıkların hem birleşik hem özerk nitelik fonksiyonlarının güce dönüştürülmüş güce dönüştürülmesi tarzını geliştirmiştir. Kadınların, ezilen halkların, inançların özgürlük eşitliğini, emek, doğa, gençlik, kent, kır yoksullarının, güvencesizlerin mücadelelerini, düşünce-eylem-örgütlenme hakkı adalet hareketlerini, cinsel yönelimi yaşam tarzı nedeniyle baskıya, zorbalığa uğrayanları kapsadığı kadar, Türkiye, Kürdistan, Ortadoğu politik mücadelesinin kadim canlı damarlarını, örgütlenme geleneklerini ortak çatıda buluşturmuştur.