İstanbul’un şiddetli yağış sel sularına teslim olduğu saatlerde, yani 14 Ekim Çarşamba günü Taksim’deki InterContinental Oteli’nde Türkiye Ermenistan ilişkilerini yakından izleyenler için önemli buluşma yaşandı.

Pek çok konuk trafik nedeniyle gecikse Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü’nün İstanbul’daki Ermenistan Temsilcisi Nairi Petrosyan tüm konukları kapıda karşıladı. Ermenistan Cumhuriyeti’nin bağımsızlık günü yıldönümü, 9 yıl sonra ilk kez resmi düzeyde kutlanacaktı. devletten katılım olacak anlamına geliyordu. Nitekim Dışişleri Bakan Yardımcısı Berris Ekinci Dışişleri diplomatları hava yol koşulları nedeniyle zorlukla olsa resepsiyona yetiştiler.

Geniş katılım

Resepsiyona geniş katılım. Yabancı misyon şefleri, Türkiye Ermeni toplumundan vakıf yöneticileri, Hrant Dink Vatfı Yönetim Kurulu Başkanı Rakel Dink resepsiyonda çoktan yerlerini almıştı. Ekümenik Patrik Bartholomeos, Türkiye Ermenileri Patriği Sahak Maşalyan,  Ermeni Protestan Cemaati Ruhani Önderi Kirkor Ağabaloğlu peşpeşe geldiler. Resepsiyon başlamadan hemen önce ev sahibi konumundaki Nairi Petrosyan günün anlamı üzerine külliyehaberajansı’a kısa açıklama yaptı şunları söyledi:

“ resepsiyon andaki normalleşme çabalarına dair sembolik Yaklaşık dokuz yıldır İstanbul’ resepsiyon yapılmamıştı. normalleşme sürecinde bizlerle birlikte görev alan Türkiyeli üst düzey yetkililerin başarısı. bunlar, sürecin olumlu devam ettiğini kanıtlayan küçük adımlardır.”

“Önce komşular”

Nairi Petrosyan, külliyehaberajansı'un yönetmeni Yetvart Danzikyan.
FOTO: Mıgırdiç Arzivyan

Tüm konuklar geldikten sonra dikkatler Petrosyan Ekinci’nin kürsüde yapacağı konuşmaya çevrildi. İlk sözü Petrosyan aldı, gelen tüm konuklara teşekkür etti Türkiye Ermenistan ilişkileri hakkında konuştu.

“Umudumuz, bölgede barış iş birliğinin hâkim olmasıdır” diyen Petrosyan “Ermenistan, komşularıyla olan ilişkilere en üst düzeyde öncelik veren ‘önce komşular’ politikasını benimsemiştir. Ermenistan Cumhuriyeti, bölgenin istikrarına yaptığı katkıyı; uluslararası barışın, istikrarın kalkınmanın pekiştirilmesindeki temel görevi olarak görmektedir” ifadelerini kullandı.

Petrosyan şöyle devam etti: “Son yıllarda, Ermenistan Türkiye arasındaki ikili diyalogta istikrarlı ilerleme gözlemleniyor. Niyetimiz, ilerlemenin üzerine yenilerini eklemek; iki ülke arasında mümkün olan her alanda iş birliğini teşvik etmek geliştirmektir.

Liderlerimiz Başbakan Paşinyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, kısa süre önce New York’ta olduğu gibi, düzenli olarak araya geliyor. Dışişleri Bakanları Mirzoyan Fidan henüz birkaç gün önce gerçekleştirdikleri telefon görüşmesi dâhil olmak üzere, düzenli temas halindeler. Tüm bunlar, Ermenistan Türkiye’nin pek çok ortak çıkara sahip olduğunu kanıtlıyor. Dahası, her iki taraf çıkarları ele almak doğrultuda karşılıklı fayda sağlayan çözümler geliştirmek için gerekli siyasi iradeye sahiptir. Temsilciliğimin, Ermenistan hükümeti adına düzenlediği kutlama, hem Ermenistan'ın hem Türkiye'nin birlikte yöneldiği doğru istikamette atılmış, belki küçük ama önemli adımdır. Diyaloğumuz; ulaşım bağlantılarından eğitime, bilgi iletişim teknolojilerinden enerjiye kadar kelimenin tam anlamıyla her alanda genişliyor. İki hükümetimizin üstlendiği, sınırımızdaki Ani şehrine uzanan tarihi İpek Yolu Köprüsü'nü yeniden inşa etme projesi, iş birliğimizi tam olarak yansıtan, kapsamlı mükemmel simge niteliğindedir. Ermenistan; Basra Körfezi, Karadeniz Hazar Denizi arasındaki demiryolu dijital bağlantıları yeniden kurmayı  hedefliyor. ilgili tüm ülkelere büyük faydalar vaat eden, küresel öneme sahip proje olacaktır.” Petrosyan sözlerini Ermenice “Yaşasın Ermenistan” diyerek bitirdi.

“Normalleşme sürecinin önemli yansıması”

Daha sonra sözü Dışişleri Bakan Yardımcısı Berris Ekinci. “ resepsiyon, normalleşme sürecimizin önemli yansımasını oluşturuyor” diyen Ekinci sözlerine şöyle devam etti:

“ normalleşme sürecini, en üst düzeyde samimiyet kararlılıkla,  tam normalleşmeye ulaşma nihai hedefi doğrultusunda ikili düzeyde yürütüyoruz. bağlamda, ülkelerimiz arasındaki üst düzey ziyaretlerde son dönemde yaşanan artışın, ikili diyaloğumuzun güçlenmesine karşılıklı anlayışın geliştirilmesine önemli katkılarda bulunduğunu görmekten büyük memnuniyet duyuyoruz.

Ayrıca ulaştırma, enerji, kültür alanlarında doğrudan ticaretin yeniden başlatılmasına yönelik pek çok somut adım attık. Atılan tüm adımlar, bölgemizin geleceğine büyük umut iyimserlikle bakmamız için bize güçlü gerekçeler sunuyor. Türkiye, Güney Kafkasya' barışı, istikrarı normalleşme dinamiklerini her zaman desteklemiştir.

akşam özellikle vurgulamak isterim ki, önümüzdeki dönemde süreçlere samimi sarsılmaz desteğimizi sunmaya devam edeceğiz.”

En üst düzeyde katılım

Ekinci sözlerini Ermenistan’ı kutlayarak bitirdi. Ermeni Bağımsızlık Günü resepsiyonlarına Türkiye tarafından bugüne kadarki en üst düzeyde katılım, böylece gerçekleşmiş.

Konuşmalar öncesi sonrasında herkesin aklında aynı soru vardı: Sınır yakında açılacak ? Zira Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan, Varşova’ katıldığı forumda "Yarın sabah haberlerde ‘Ermenistan-Türkiye sınırı açıldı’ başlığını görebiliriz” demişti. Türkiye Dışişleri yetkilileri ise sürecin ilerlediğini vurgulamakla birlikte “Yarın sabah” konusunda temkinliydiler. Zaten Mirzoyan cümleyi metafor olarak kullanmıştı.

Gecenin en önemli anlarından biri ise konuşmalar bittikten sonra Petrosyan Ekinci kürsüdeyken önce Ermenistan, sonra Türkiye milli marşının çalınmasıydı. esnada arkadaki ekrana sırayla Ermenistan Türkiye bayrakları yansıtıldı.

Resepsiyon katılan Türkiye Ermenistan ilişkilerinin geçmişini bilen herkes önemli ana tanık olduklarını bilincindeydi. Ben

Zihinlerdeki sorular

Resepsiyondan herkes umutlu ayrıldı. Konuklar sele teslim olmuş İstanbul trafiğine katılmaya hazırlanırken kimilerimizin aklında soru daha vardı: Evet, Ermenistan Türkiye ilişkileri yolunda görünüyor ama dört yıl önce mutabakata varılan, kara sınırının ilk aşamada üçüncü ülke vatandaşlarına diplomatlara açılmasına yönelik adım bile neden hâlâ atılamıyor? Evet somut ilerlemeler var ancak sürecin 2020 yılında başladığını düşünürsek daha ileri aşamada olmamız gerekmez miydi? Acaba Azerbaycan’ın süreci yavaşlatan etkisi var mıydı?

Kendi adıma zaten yorumlarımda Azerbaycan etkisinden bahsediyorum, zaten gizli kapaklı konu değil, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan daha önce sürecin ilerlemesi için Ermenistan Azerbaycan arasında nihai barış anlaşmasının imzalanmasının önemine dikkat çekmişti. Azerbaycan ise nihai imza konusunu ağırdan almayı, masaya şartlar koymayı sürdürüyor.

Aklımızda soru daha vardı elbette: sonraki resepsiyon artık İstanbul’ kurulacak Ermenistan Büyükelçiliği’nde yapılabilir miydi?

“Normalleşme”nin en önemli adımlarından biri olmaz mıydı?