Yeni Hollywood Sineması’nın kendini kabul ettirmekte hâlâ zorlandığı dönemde, Sylvester Stallone’un sıfırdan başlayıp efsane yaratmasına tanık olduğumuz I Play Rocky, oyuncunun başarma “takıntısına” Hollywood’daki kalıplaşmış stüdyo sistemine dair hem düşündürücü hem eğlenceli anekdotlar sunuyor. Stallone’a hayat veren Anthony Ippolito ise her sahnesinde parlamayı başaran performans sergiliyor.

* yazı, I Play Rocky filmini henüz izlememiş olanlar için bazı sürprizleri bozabilir.

Zaman dilimi mekân

70’ler ABD’sinde; New York, Philadelphia Los Angeles’tayız.

Konu nedir?

Film, oyuncu olmak için yanıp tutuşan Sylvester Stallone’un, farklı işlerde çalışırken kendi filminde başrol oynamak amacıyla yazdığı Rocky filmini hayata geçirme sürecini anlatıyor. 

Senaryo yazma fikrine kapıldıktan sonra uzun süre farklı insanların veya bilmediği hayatların hikâyelerini anlatmaya çalışan Stallone, barda tesadüf eseri karşısına çıkan Muhammed Ali maçı esnasında boks filmi yapmaya karar verir. Ancak boks filmi olmanın ötesinde kendi hayatından izler taşıyan Sylvester’ın geçtiği yollardan geçen başarısız boksörün hayatı olacaktır. noktada aklımıza senaryo derslerinde hep söylenen söz geliyor: “Bildiğiniz konuları insanları yazın. Bilmediğiniz konularda ahkâm kesmeniz zordur, ancak bildiğiniz konuları iyi yazabilirsiniz. yüzden kendi içinize dönün.”

İzlemeden önce bilmemiz gerekenler

*Sylvester Stallone’a hayat veren Anthony Ippolito, The Godfather’ın yapım sürecini anlatan The Offer dizisinde Al Pacino’yu canlandırmıştı. 

*Stallone’un Rocky fikrini bulduğu iddia edilen 24 Mart 1975’teki Muhammed Ali Chuck Wepner arasındaki şampiyonluk maçı tıpkı filmde olduğu gibi 15. raunda kadar sürmüştü. 

*Filmde Sylvester Stallone’un hayatını görmenin yanı sıra hem sinema sektörünü derinden etkileyen Steadicam’in ilk kez kullanımını hem Vietnam Savaşı sonrası moralsiz ekonomik olarak durgunluk yaşayan ABD’nin toplumsal yapısını görmek mümkün. 

*Film ayrıca Taxi Driver All the President’s Men gibi yapımları geride bırakarak En İyi Film Oscar ödülünü kazandı.

İlk intiba?

Sylvester Stallone’un Rocky’yi yapmak için sokaklarda uyuduğu, aç kaldığı köpeğini sattığı gibi hayret verici detaylar, birçoklarınca bilinir. I Play Rocky’nin bütün durumları dramatize etmeden anlatmanın yanında hikâyesini muazzam karakter yolculuğuna dönüştürmesi alabildiğine eğlence sosuyla marine etmesi filmi sevmek için en büyük sebeplerinden. Oyunculuk performansının yanı sıra stüdyo tarafının tüm “uyuzluklarının” fazlasıyla eğlenceli hâle getirilmiş olması, filmden çıktıktan sonra akılda uzun süre yer edindi.

En çok neyi sevdin?

Açık ara Anthony Ippolito’nun oyunculuğunu çok sevdim. Öyle ki Ippolito, Stallone’u oynamıyor; âdeta ona dönüşüyor. Sarkık koyu gözler, hafif çıkıntılı dudaklar, cildindeki solgunluk, boğaz hırıltısı mırıldanmalarıyla sesini eksiksiz taklit etmesi, inanması güç performanslar çıkarıyor ortaya. Ippolito’yu izlerken Sylvester Stallone’un zaman zaman onun yerine geçtiğini sanki Rocky izlediğiniz hissine kapılabilirsiniz.

En çok hangi sahneye yükseldin?

Filmde yönetmen John. Avildsen, Rocky’nin senaryosunun çok iyi olduğunu sürekli dile getiriyor ancak Sylvester Stallone’un derinlerde gizlediği “şey” olduğunu söylüyor. “şey” olmadan film iyi olabilir ama mükemmel olamaz. Stallone, uzunca süre düşündükten sonra babasının kendinde bıraktığı tahribatı hatırlayarak sonunda “şey”i bulur… Rocky’yi yıllarca görmezden gelen boks hocası, ona menajeri olma teklifiyle geldiğinde Rocky içindeki zehri boşaltıyor. sahne Rocky’ çok etkiliydi ancak I Play Rocky’ babasıyla ilişkilendirilerek daha büyük hâle geliyor ağlamamak için kendinizi zor tutuyorsunuz.

Modunu nasıl etkiledi?

Rocky’nin (özellikle ilk filmin) umutsuz durumlar karşısında pes etmeden devam etmeyi öğütleyen yapısı. Hayatın karmaşası içinde yoğrulurken hem Sylvester Stallone’un başarma tutkusunu izlemek hem Rocky’nin yolculuğunu izlemek insanın yaşama umudunu perçinleyen umut ışığına dönüşüyor. yüzden film, Filmekimi’nde gecenin üçüncü son filminden çıkarken yorgun ama kadar hayata karşı umutlu adımlarla İstiklal’ yürümemi sağladı. Zaten Stallone’un Rocky’ yarattığı dünya dönemin ABD’sinde umutsuz çıkar yol arayan gençlik için karanlık ama umut vadeden anlatı sunuyordu. Reagan döneminin hem yansıması hem eleştirisi.

Karakterlere dair neler söyleyebilirsin? 

Sylvester Stallone’un başarısız oyuncu olmasına farklı işlerde çalışmasına rağmen kendisini başrol oynatmamakta kararlı stüdyo yöneticilerinin 350 bin dolarlık teklifini defalarca reddetmesi, tam olarak ne istediğini bilen karakterin yapacağı cinsten durum. Üstelik ev kirasını dahi ödeyemeyen birisi için 70’ler ABD’sinde meblağın reddedilmesi olacak şey değil. yüzden Stallone’un karakter motivasyonu eşi Sasha’nın her ne olursa olsun destekleyici tavrı, ikisinin uyumunu gözler önüne seriyor. Ancak burada stüdyo yöneticilerine ayrı parantez açmak gerek. Öyle ki yıldız sisteminin hâlâ etkisini koruduğu stüdyo düzeninde, stüdyo yöneticileri ne çok kötü ne çok iyi olarak resmediliyor. Kâr hırsıyla gözleri dönen yöneticiler var, Rocky’ye inandıkları için tüm riskleri göze alanlar … 

Bunu seven şunları sever 

Özü gereği sporu merkezine alan yapımları sevenlerin I Play Rocky’yi sevebileceklerini düşünüyorum. Zira odağına şeyi başarmak onun için mücadele etmeyi göze alanların, filmden heybelerine koyacakları çok nüans. Ancak ne Rocky ne I Play Rocky salt spor filmi. Filmde sık sık belirtildiği üzere boks filmi değil; içinde boks olan filmdeki kişinin hikâyesi. yüzden hayatı istediği gibi gitmeyen, sürekli çabalayan umudunu diri tutanların sevebileceği film I Play Rocky. Bunu sevenler, Anthony Bourdain’in hayatını anlatan 2026 yapımı Tony filmini sevebilir.

Soru işaretleri / varsa açtığı tartışmalar 

Muhammed Ali Chuck Wepner arasındaki şampiyonluk maçında Ali, 15 rauntta rakibini nakavt ediyordu. Rocky filminde ise Creed, Rocky’ye karşı maçını 15. rauntta tartışmalı hakem kararıyla kazanıyordu. noktada beyaz Amerikalının (kültürel ayrımdan değil; 70’lerdeki doğrudan ten rengi ayrımından bahsediyorum) Siyah Amerikalıya karşı maçı kaybetmesinin “tartışmalı” şekilde olması beni nebze düşündürdü. Belki yanlış düşünüyorumdur ama Stallone’un maçtan esinlendiğine dair iddiaları reddetmesi manidar. Bunun dışında Rocky’nin bütçesi kısıtlı olduğu için sendikal faaliyetlerin olmadığı yerde çekim yapılmasını, izleyici olarak (olay örgüsünün keyfine kapılarak) filmin gerçekleşebilmesi için göz ardı ediyoruz ancak sendikal faaliyetlerin her ne olursa olsun önemini vurgulamalıyız. yine Hollywood stüdyo sistemindeki “kenardan dolaşmalara” başka örnek olarak gösterilebilir.

Yazara / yönetmene soru soracak olsan ne olurdu?

Sylvester Stallone’a, çekimler sırasında sakatlansaydı aktörü seçme şansı olsaydı kimin Rocky olmasını isteyeceğini sormak isterdim.