İstanbul'un 14 Ekim'e şiddetli yağış sonrası oluşan selin ortaya çıkardığı insanı, maddi doğaya verilen zararın bilonçosuna dair TMMOB Çevre Mühendisleri Odası açıklama yaparak, "İstanbul' yaşanan afetin sebebinin yağmur değil rant politikaları olduğunu söyledi.

"Yaşananlar, yalnızca 'olağanüstü yağış' açıklanamayacak kadar tanıdık tablodur: Eylül 2023’te Başakşehir Küçükçekmece’ iki kişinin yaşamını yitirdiği sağanakta aynı bölgeler, aynı noktalar su altında kalmıştı. Aradan geçen üç yılda sorunun yapısal nedenleri giderilmemiş, tablo değişmemiştir" denildi.

Açıklamanın öne çıkan başlıkları şöyle:

Sorun yağmur değil, plansız kentleşme yetersiz altyapıdır. Yaşanan tablo, aşırı yağışların etkisinin yalnızca meteorolojik koşullarla açıklanamayacağını; kentleşme politikalarının, doğal alanların yapılaşmaya açılmasının, suyun doğal akış yollarının daraltılmasının yağmur suyu altyapısındaki yetersizliklerin afet riskini artırdığını kez daha ortaya koymaktadır.

Yağış doğal olaydır; afeti yaratan, yağışı karşılayacak kent planlamasının altyapının bulunmamasıdır. Çevre mühendisleri olarak, sorunun nedenlerini çözüm yollarını kez daha kamuoyu ıyoruz.

İstanbul’daki su baskınlarının nedenleri

Aşırı betonlaşma “sünger kent” özelliğinin kaybı: Normalde toprağın emmesi gereken yağmur suyu, asfalt beton yüzeylerde toprakla buluşamıyor, yüzey akışına geçerek caddelerde dakikalar içinde sele dönüşüyor. Orman, tarım su toplama alanlarının yapılaşmaya açılması, akışı hızlandıran artıran en önemli etkendir.

Yetersiz birleşik altyapı: Kentin eski yerleşimlerinde yağmursuyu atıksu hatları aynı boruda taşınıyor. Şiddetli yağışta borular yükü kaldıramamakta, rögarlar geri tepmekte, yollar göle dönmektedir. yaprak atıkla tıkanan mazgallar menfezler tabloyu ağırlaştırmaktadır. Köprü altları alt geçitler gibi düşük kotlu noktalarda ise suyun ancak pompajla alınabilmesi, pompa sistemlerinin pahalı bakım gerektiren yapısı nedeniyle yapılmaması, yapılanlar yeterince işletilememekte; sular hızla birikmekte, araçlar insanlar su altında kalmaktadır.

Dere yataklarının havzaların imara açılması:  Ayamama, Tavukçu, Kağıthane Kurbağalıdere gibi derelerin çevresi geçmişte yapılaşmaya açıldı, Sazlıdere gibi kalan alanlar plansız yapılaşmaya açılmaya devam ediyor. Doğal yatakları daraltılan, keskin dönüşlü beton kanallara hapsedilen dereler, yoğun yağışta debiyi taşıyamayarak yollara yerleşimlere taşmaktadır. Baraj havzalarının yapılaşmaya açılması ise hem taşkın riskini hem içme suyu kaynaklarının kirlenme riskini artırıyor.

Kot sorunu bodrum katlar: Küçükçekmece, Esenyurt Sultangazi gibi ilçelerde yol kotunun altında kalan bodrum zemin katların kapı pencereleri doğrudan sokak akışına açılıyor. İmar mevzuatının sağladığı olanaklarla birden fazla bodrum katlı yapılar inşa ediliyor, katlarda biriken su çoğunlukla pompajla en yakın atıksu hattına veriliyor kapasitesi zaten dolmuş hatların taşmasına yol açıyor. Bina kanalizasyon çıkışlarında geri tepme (çek) valfi bulunmadığında ise ana hat taştığı anda pis su evlerin tuvalet banyolarından içeri doluyor.

Koordinasyonsuz yol çalışmaları yol drenajı: Yolların farklı idareler tarafından sürekli kazılması, yenilenen binaların su, atıksu elektrik bağlantıları için tekrar tekrar açılması; tranşe dolgularının asfaltın yeterli doğru yapılmaması, suyun ızgaralara değil binalara doğru akmasına neden oluyor. Arnavutköy’ altyapı çalışması yapılan sokakta yolun çökmesi bunun son örneklerindendir. Yap-işlet-devret modeliyle yapılan, ücretli Kuzey Marmara Otoyolu’nda dahi su birikmesi şev kaymaları; yol drenajı şev drenajı projelerinin kontrolünün yetkin mühendislerce yapılmadığını düşündürmektedir.

İklim değişikliği kentsel ısı adası: Yağışlar giderek uzun süreli hafif yağışlar yerine kısa sürede çok yüksek miktarda düşen ani şiddetli sağanaklar biçimini alıyor. Kentin geniş beton yüksek yapı kütlesinin oluşturduğu ısı adası etkisinin yerel ölçekte konvektif yağışları şiddetlendirebildiği bilimsel çalışmalarla ortaya konuyor. İklim değişikliği gerçektir; ancak onu mazeret olarak öne sürmek, kentin yağışa hazır olmamasını gizleyemez. Altyapı, bugünkü değil önümüzdeki on yılların yağış senaryolarına göre tasarlanmak zorundadır.

Kent donatılarında elektrik güvenliği: Balat’taki can kaybı, su baskınlarının yalnızca yol bodrum sorunu olmadığını; parklar, sokak aydınlatması, elektrik dağıtım pano kabloları gibi kent donatılarının su taşkın koşullarında güvenliğinin mühendislik sorunu olduğunu gösteriyor. Kaza nedeni soruşturmayla belirlenecektir; ancak sorumluluğun sağanağa yüklenmesi kabul edilemez.

Bilimsel teknik esaslar gözetilmeden, rant odaklı kentleşme politikalarıyla büyütülen İstanbul’ dere yataklarının, vadilerin baraj havzalarının yapılaşmaya açılması, doğal su akışının engellenmesi ekolojik eşiklerin göz ardı edilmesi, şiddetli yağışların yıkıcı etkilerini artırıyor. Kentin doğal drenaj sistemlerinin su döngüsünün tahrip edilmesi, İstanbul’u her sağanakta su baskını taşkın riskiyle karşı karşıya bırakıyor.

Oda yaptığı açıklamada, çözüm yollarını taleplerini belirtti.

  • Yağmursuyu atıksu hatları ayrılmalıdır.
  • Sünger kent yaklaşımı benimsenmelidir.
  • Yeraltı depolama tankları taşkın tünelleri yapılmalıdır.
  • Dere yatakları ıslah edilmeli, taşkın alanları korunmalıdır.
  • Erken uyarı, izleme bakım güçlendirilmelidir.
  • İmar düzenlemeleri yeniden ele alınmalıdır.
  • Yol kazıları tek elden koordine edilmelidir.
  • Yol şev drenajı projeleri kontrolü yetkin mühendislere yaptırılmalıdır.
  • Kent donatılarının elektrik güvenliği denetlenmelidir.
  • Planlama karar süreçlerine meslek odaları bilim insanları katılmalıdır.
  • "Afetlere karşı dirençli İstanbul yaratmanın yolu; su havzalarını, ormanları, tarım alanlarını doğal yaşam koridorlarını koruyan kamucu bilimsel planlama anlayışından geçiyor" denilen açıklamada İstanbul’un yaşam kaynaklarını geri dönüşü olmayacak biçimde tahrip eden mega projelerden vazgeçilmeli; kent politikaları rant yapılaşma odaklı değil, kamu yararı yaşam hakkı temelinde yeniden ele alınmalıdır vurgusu yapıldı.

    Rakamlarla

    14 Ekim 2026 Çarşamba günü kez daha şiddetli sağanağın etkisi altında kalan İstanbul'a dair veriler şöyle: İstanbul Valiliği’nin açıkladığı verilere göre 06.00–20.00 saatleri arasında İstanbul’ 2.518 ihbar alındı; ihbarların 1.277’si su baskını, 15’i heyelan, 47’si mahsur kalma ilgiliydi. AKOM verilerine göre bazı ilçelerde 12 saatte metrekareye yaklaşık 100 kg yağış düştü; Beykoz-Ömerli’ 193,84, Arnavutköy’ 125,9, Sarıyer-İTÜ Maslak’ta 124,72 kg/m² ölçüldü.

    Gün boyunca Başakşehir Olimpiyat Hacıosman metro istasyonları çok sayıda alt geçit su altında kaldı; Kayaşehir metro istasyonu tahliye için kapatıldı. Bahçelievler’ Turgut Özal Alt Geçidi’nde araçlar sulara gömüldü, Arnavutköy’ Alibey Deresi taştı, Sultangazi’ ilkokulun istinat duvarı çöktü, Büyükçekmece’ devlet hastanesinin koridorlarını su bastı, Kuzey Marmara Otoyolu’nda Riva yönünde toprak kayması yaşandı.