Ana SayfaKONUK YAZARHalk TV’yi susturmakKONUK YAZARHalk TV’yi susturmak

NURAY SANCAR / EVRENSEL – Ekrem İmamoğlu’nun savunmasının nihayet başladığı, meteorolojinin turuncu kod verdiği İstanbul’un sele yol açan kuvvetli yağışa maruz kaldığı gün Halk TV’ye kayyum atandı. Gökten gelen gürültü mahkeme salonundan gelen sesi kayyum atanan Halk TV önündeki destek seslerini bastırdı. Bastırılanlardan biri fon vurgunculuğunun uzantılarına dair ortaya serilen bilgilerdi. Zaten TELE 1, T24 Halk TV’nin susturulması, sosyal medya hesaplarında algoritma oyunları nedeniyle takipçilere zaten hiç ulaştırılmayan mesajların sahipleri hakkında soruşturmalar açılması, ‘olağan suçlu’ gazetecilerin evlerine kapatılması, TİP’in sosyal medya hesaplarının bloklanması öyle anlaşılıyor ki nüfusu sadece iktidar onaylı seçili sözlere açık, diğerlerine sağır nüfus oluşturma kurgusunun parçası.

Halk TV’nin sahibi Cafer Mahiroğlu kendisine “Butlancılara yakın ol, butlancıların haberlerini ver, kontrollü muhalefet ol, yürü” dendiğini ama kabul etmediğini, dolayısıyla “Bunların olacağını” bildiğini söylerken MASAK onun hakkında rüşvet, ihaleye fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama isnadında bulunarak kayyımın gerekçelendirilmesini üstlendi.

hafta önce İzmir Büyük Şehir Belediyesi Başkanı Cemil Tugay’ın AKP rozetini takması Halk TV’nin susturulması Meclisteki ana muhalefet partisine vurulmuş darbenin zirvesidir. İstanbul’ etkili direnişle karşılaştığı için belediyeyi kayyımlaştıramayan, partinin il başkanlığına atanan Gürsel Tekin’i geri çekmek zorunda kalan iktidar, belediyeleri parça parça koparıp yürümeyi sürdürüyor. Sırada hangi büyükşehrin AKP’ye geçeceği ilgili tahmin yürütme işi medyanın parasız, kuponsuz oynanan rulet oyununa dönüştü. Neyi isterse aldığını kanıtlayan muktedirin karşısında öğrenilmiş çaresizliğin tezahürü ana muhalefet fikriyatı doğrultusunda yayın yapan kanallarda bile, ya bundadır ya şunda soğukkanlılığıyla tartışılıyor. Ne var ki ölçülülük bile yeterince memnuniyet yaratmıyor. Geri adım attıkça daha geriye gitmeye zorlanılan süreç durulan hiçbir nokta sabit değil.

Memleketin siyasi tablosuna bakınca görülen Cumhuriyetle yaşıt ana muhalefet partisinin ikiye bölünmesi, son seçimde seçilen belediye başkanlarının kısmının hapse diğerinin AKP’ye kapatılması. Kürt temsiliyetinin sınırsız, süresiz, ağır aksak işleyen ‘süreç’ kapsamında beklentiye sokulması. Sanatçıların, gazetecilerin, kanaat beyan edebilenlerin şafak operasyonları adliye koridorlarında entegre edilmesi… Devlet Bahçeli’nin tablo üzerine yaptığı niyet beyanı: ‘Cumhurbaşkanlığı Erdoğan’a, yasama MHP’ye.’

Yapılmış seçimlerin sonuçlarını tanımayan zaman içinde hiçleştiren hakim siyasi güç; şantaj, tehdit teklif yöntemleriyle belediyelerin içlerinin boşaltılması, toplumsal güçlerin zora dayalı manipülasyonu ortadayken seçimlerin gerçek seçme işlemi olduğuna dair hayal satıyor. Çünkü kendini sandıktan çıkarabilmenin kazandıracağı meşruiyete ihtiyacı. Halkın kadar mutsuz yoksul olduğu koşullarda aranan meşruiyetin ön koşulu ise muktedirin sesinden başka sesin çıkamadığı, bütün aykırı ses duruşların silindiği vasatın yaratılmasından geçiyor.

Ancak dağılan sadece ana muhalefet değil, eski maliye bakanına “Biz ne dersek inanacak kitle var” dedirten iktidar öz güveni erozyona uğruyor. Mensuplarının, kaynağı belirsiz paralarla, halka dayatılan yaşam biçimiyle alakası olmayan görüntüleriyle en son fon kriziyle sarsılan AKP’nin iç çelişkilerinden kendisine oy devşirmeye çalışan küçük ortak yeni stratejik hedefi ortaya koydu. Parlamentonun yasa yapmakla ilgisi varmış gibi Meclis koltuklarına talip. koltuklarda oturan iktidar çoğunluğu partilerin önergelerine, kanun tekliflerine itirazlarına hiç kulak asmamıştı hepsine ret cevabı vermişti. Şimdi prosedürün bile ortadan kalktığı, tartışmasız biçimde el kaldır indir biçiminde parlamento düzeni tasarlanıyor.

tür iktidarda kalabilme stratejilerinin öğretilmiş çaresizlik içinde, başka hiçbir gücün önünü göremez hale getirilebildiği sürece anlamı olabilir. Halk TV’nin susturulmasının basın, ifade söyleme özgürlüğünün, gazetecilerin özlük haklarının çiğnenmesinden daha fazla, hesaplanmış sonuçları var yüzden. sonuç direnme gücünün köreltilmesi, itirazın bloklanması, karşı çıkış yollarının kapatılmasıdır. Halk iradesinin kontrol altına alınmış sandığa soğurulması yoluyla siyasi hakimiyetin aynı güçler tarafından, daha sağlamlaştırılarak devamıdır.

Ne var ki baskı, sansür hiçe sayma birikir beklenmeyen dinamizmi tetikler. zaman hiçbir üst proje strateji sökmez. Halk kendi medyasını yaratmanın, söz söyleme imkanının, değişimin yolunu bulur. zaman prompterdan okunan resmi görüşü dinleyen olmaz.

habere emoji tepki ver

😡0Kızgın🤣0Hahaha👍0dim.❤️0Muhteşem😢0Üzgün😮0İnanılmazÖnceki haberEmeklilere kötü haber: Merkez Bankası açıkladı

En Son Haberler

Emeklilere kötü haber: Merkez Bankası açıkladıCHP’ Özgür Özel’e yakın 48 isme ihraçAvustralya’nın konuşulmayan 18. Tabur travmasıFT: Batı, Türkiye’deki gelişmelere neden sessiz?İmamoğlu savunmanın ikinci gününde: Yaşanan sel felaketi İBB davasıyla doğrudan alakalı