Ana SayfaTÜRKİYEİBB davasında Ekrem İmamoğlu dört günlük savunmasını bitirdi: Ben buradayım adım,.TÜRKİYEİBB davasında Ekrem İmamoğlu dört günlük savunmasını bitirdi: Ben buradayım adım, milim geri atmıyorumDilan Temiz / EVRENSEL – İBB davasının 101’inci duruşmasında, dünkü oturumda savunmasına devam eden Ekrem İmamoğlu’nun bugün savunmasını tamamladı. Avukatlarının söz alması bekleniyor. Gözler, savunmaların bitimiyle verilecek ara kararda.
Tutuklu Cumhurbaşkanı adayı İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun aralarında bulunduğu 53’ü tutuklu 436 kişinin yargılandığı İBB davasında ikinci celsenin 37’inci. 9 Mart’ta başlayan davada 101. duruşma. Ekrem İmamoğlu daha önce yaptırılmayan savunmasına dördüncü gününde tamamlandı. İmamoğlu’nun aranın ardından çapraz sorgusu yapılacak avukatları savunma yapacak. Mahkeme başkanı savcıdan mütalaa alarak tutukluluk incelemesi yapıp ara karar verecek.
Bugünkü duruşmada savunmasına 10:58’te başlayan İmamoğlu, 12:54’te tamamladı. İmamğlu2nun savunması dört gün sürdü.
İmamoğlu: Gönül isterdi ki 600 gün sonra savunma yapacağımız yargı düzeni olmasın
Dünkü duruşmada 12:06’ savunmasına başlayan İmamoğlu, saat 18:03’te savunmasını bugün devam etmek üzere sonlandırmıştı. Duruşmayı pek çok gazeteci siyasi isim mek üzere yerini.
Saat 10:52 gibi tutuklu tutuksuz sanıklar salona gelmeye başladı. İzleyiciler, “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hçbirimiz”, “Cumhurbaşkanı İmamoğlu”, “Foncular içeri, başkanlar dışarı” sloganları atarak sanık tarafına seslendi.
10:58’ savunmasına başlamak üzere Ekrem İmmoğlu kürsüye geldi. Savunmasının bölünmemesi sebebiyle mahkeme heyetine teşekkür ederek, bugünü aynı şekilde tamamlamayı umut ettiğini söyledi. İmamoğlu, “Tabii gönül isterdi ki 600 gün sonra savunma yapacağımız yargı düzeni olmasın”. İmamoğlu savunmasının ilk etapta çok daha geniş başka formda olduğunu daha sonra gerekli süre tanınmayınca değişikliğe gittiğini anlattı.
Esenyurt kayyım yardımcısına “yolsuzluk” tepkisi
İmamoğlu, Esenyurt Belediyesi kayyımının başkan yardımcısı olarak görevlendirdiği, gözaltına alındığında evinden servet çıkan Yusuf Ulutaş’ın haberini dinleme imkanı olduğunu söyleyerek duruma tepki gösterdi. İmamoğlu, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in hukuksuz şekilde 1 yılı aşkın süre hapis yattığını belirtti. Kayyım atamasının önceden planlandığını vurgulayan İmamoğlu, ifadeleri kullandı: “30 Ekim’ yapılan operasyonla Esenyurt’a ısmarlama kayyım atandı. Yolsuzluk dediler, Ahmet Özer 1 yıl hapis yattı; meğerse sırada Esenyurt’ta malı götürmüşler! Ayan beyan ortada olan hukuksuzluk karşısında niye çıkıp tanesi Ahmet Özer’den özür dilemiyor? Niye görevine iade edilmiyor?”
“Belli ki birileri kararı size bırakmamaya yemin etmiş”
İmamoğlu İSTTELKOM.Ş. Genel Müdürü Melih Geçek’in savcı tarfından usulsüz şekilde ifade çağrıldığını açıkladı. İmamoğlu, “Sayın Başkan, lütfen haberdar olmadığınızı düşünüyor umut ediyorum. 3 gündür devamlı söyledim. Benden önce çıkan tutuklular söyledi. Ne dedik? Bizimle ilgili kararı siz heyetiniz verin dedik Sayın Başkanım, sayın heyet. Fakat belli ki birileri kararı size bırakmamaya yemin etmiş. Dün bunun çok acı vahim örneğini yaşadık Sayın Başkan.”
“Savcı bizim gelişimizi bekliyor apar topar SEGBİS’le Melih Geçek’in ifadesini alyor”
“Şurada en masum 5 kişi kim deseniz, ben tanesi Melik Geçek derim” diyen İmamoğlu, “Masumiyetine bütün hücreme kadar inanıyorum bak, kadar eminim, kadar eminim! Melik Geçek, dün duruşma sabahı, sabah öncesi savcı, başsavcı vekili, bütün kötü eylemlere imza atanlardan birisi, ismini verecektim ama şimdi vermiyorum, kirli ellere fırsat vermemek için vermeyeceğim ismini, apar topar, apar topar ifadeye çağırılıyor.
Melik Geçek’i ifadeye alıyor SEGBİS’le. Melik Geçek’e SEGBİS’te İSBAK’ta firmayı soruyor. firmada Melik Geçek daha öncesi sigortalı çalışmış. 2009 öncesi. diyor burada yüzlerce ihale almış diyor. diyor ki: “Yok” diyor, “Benim bildiğim 2 ya 3 tane ihale almıştır” diyor. Mesela siz şeyi araştırın diyor, Mehmet Türk’ün şeylerini araştırın diyor. Oraya geçelim, oraya geçelim diyor, kayda bile almıyor. Bunu kayda bile almıyor. İfadesini alıyor, anlatıyor Melih, gayet samimi, içten şekilde ifadesini veriyor.  Diyor ki: “Melih kardeş” diyor, “Sen”. Kardeşi ben ekledim. “Sen 15 gün daha düşün. hazırlık yap, hafızanı tazele. Ben seni daha ifadeye çağıracağım.”  Diyor ki masumiyetiyle, “Ben duruşmaya katılabilirim değil ?” diyor. Tabii, tabii, katıl.” diyor. “Sen 15 gün çalış” diyor, “ben seni hatta diyor, hafta sonu aldırırım” diyor, “hafta içi değil, hafta sonu aldırırım, sen gene duruşmalarına katılırsın” diyor. SEGBİS bitiyor Melih kardeş buraya geliyor.
“Melih Geçek ikinci kez yedek olarak tutuklandı”
Dünü beraber yaşadık, geçirdik. Ben biraz erken çıkıyorum. Beni tek başıma götürüyorlar. Arkadaşlarım daha sonra geliyor. Geldiklerinde olaya şahit olan arkadaşım, avukat görüşmemde seslenerek diyor ki: “Melih’i tekrar SEGBİS’e aldılar.” Bakın, bizim cezaevine dönüşümüzü bekliyorlar, Sayın Başkan. Planlı, tasarlanmış, mahkeme kurulmuş, Melih’in cezaevine dönüşü bekleniyor. Sabah alınan ifadede Melih’le ilgili havale yok, mahkemeye havale yok, hiçbir şey. Tek başına, Melih’i cezaevine girer girmez SEGBİS’e alıyorlar, mahkemeye çıkartıyorlar. Mahkemeye havale dahi edilmemiş Melih’e tutuklama kararı veriyorlar. tesadüfün iğne deliği değil Sayın Başkan, Sayın Heyet? Yedek tutuklama! utanmazlık değil nedir? Hani 15 gün sonra daha ifade verecekti Melih. anda desem ki Melih, lütfen ayağa. Utanır biliyor musunuz ayağa kalkmaya? ” ifadelerini kullandı.
Mahkeme heyetine seslendi: “Sandalyenizin etrafında, bilgisayarlarınızın içinde ahtapotun kolları var”
İmamoğlu şöyle devam etti: “Omurgaları darmadağın olmuş, dans eder gibi burada ifade veren müptezelin, bana daire başkanlığı yapmış müptezelin ifadesi üzerine, ifadesi üzerine Erol Naim’in ifadesi üzerine, “ arkadaşımı dün sabah ifadesini alıyorsun, 15 gün sonra seni çağıracağım” diyorsun, akşama tutuklama veriyorsunuz. Sayın Başkan, sayın heyet bulunduğunuz kürsüde ahtapotun kolları. Görüyorsunuz ya göremiyorsunuz. Ahtapotun kolları. Sandalyenizin etrafında, bilgisayarlarınızın içinde ahtapotun kolları. Melih’i sabah tutuklamaya sevk etmemiş. Öyle olsa resmi evrakta yazar. Ama gün içinde hangi talimat gitmişse, hangi tuzak kurulmuşsa, hangi pusu kurulmuşsa Melih akşam tutuklandı. Yedek tutuklama yapıldı.”
“Birilerine saray 12 metrekareden bile küçük geliyor”
İmamoğlu yaşananlara ilişkin Cumhurbaşkanı Erdoğan’a seslenerek, “uyarı” bulundu:
“Buradan uyarıyorum. Ey Sayın Cumhurbaşkanı; kalleş düzen, kurulu, pusu düzeni, pusu sisteminden kendini hemşehri olarak, Sayın Cumhurbaşkanı, seni uyarıyorum. kalleş düzenden, yürütülen iş işlemlerden, akşamdan sabaha, sabahtan akşama Türkiye’yi yöneten insanın bunlardan haberi olmayacağını, buna vakit bile ayırmayacağını bilerek, kalleşlikten sen dahi kendini. Seni uyarıyorum. Kimin şimdi burada yargılanmama garantisi. Türkiye’nin en iyi haline ulaşacağını ben biliyorum. İnancım onun için yüksek. Onun için 12 metrekareden korkmadan sesimi yükseltiyorum. Onun için 12 metrekare bana Türkiye Cumhuriyeti’nin 786 bin kilometrekaresi gibi geliyor. Onun için birilerine saray 12 metrekareden bile küçük geliyor. Adaletle ilgili sorunlu yıllarımız çok fazla, sorunlu dönemlerimiz çok fazla ama kadar derinleşen, kadar göze parmak sokar gibi adaleti yerle eden, bunu açık açık söyleyen düzen olmadı. Onun için ey Sayın Cumhurbaşkanı seni uyarıyorum, bunu yapanlar sana yapar!”
“Güçlü devlet Halk TV’yi, T24’ü kapatmayan devlettir”
Ekrem İmamoğlu “güçlü devlet, Türkiye” hayalini anlattı: “Güçlü devlet, nüfusunun yarısının sesini kısmayan devlettir. Halk TV’yi kapatmayan devlettir. T24’ü kapatmayan devlettir. muhalif televizyonları, gazeteleri tehdit etmeyen devlettir. Gazetecileri hapse atmayan devlettir. Kadınların emeğini, bilgisini, liderliğini ülkenin geleceğine ortak eden devlettir güçlü devlet. Bütün kadınların güçlü olmasını istiyorum. Olmazsa kurtaramayız devleti ey kadınlar. Yerel yönetimleri yok ederek güçlü devlet olamazsın. Her şeyi ben bilirimle, her şeyi Ankara’ya toplayayım saray içine tıkıştırayımla güçlü devlet olamazsın. Kayyımlarla güçlü devlet olamazsın. Rakiplerini hapse tıkarak güçlü devlet olamazsın. Hapse tıktığın rakiplerin Edirne’ Silivri’ yatıyorsa, sen meşru olamazsın. Meşruiyetini kaybettin. Senin şekilde girdiğin seçim meşru olmaz.”
“Biz kamu hizmeti yaptık, onların elinde iftiradan başka şey yok”
İmamoğlu, hakkındaki iddialara tek tek yanıt vererek, “ salonda aylarca benden hesap soruldu; ben şimdi milletimin huzurunda dosyanın defterini kapatıyorum”. Davada yöneltilen “zarar”, “örgüt”, “casusluk” “rüşvet” suçlamalarını sert dille eleştiren İmamoğlu, dosyadaki iddiaların somut hiçbir belgeye dayanmadığını vurgulayarak mahkeme heyetine kamuoyuna seslendi.
“560 milyar dediler, 560 kuruş bulamadılar”
Hakkındaki finansal iddiaların tamamen uydurma olduğunu belirten İmamoğlu, süreç içerisinde rakamların suçlamaların nasıl değiştiğini sözlerle ifade etti: “560 milyar dediler, 560 kuruş bulamadılar. Rakamı 160 milyara indirdiler. 3’te 2’sini davanın tarafı olan bakanlığın memurlarına hesaplattırdılar. Geri kalanını borcunu ödemekten, kâr etmekten, ihaleyi iptal edip daha ucuza yaptırmaktan zarar diye yazdılar. ‘Örgüt’ dediler, şemaya koydukları adam ‘Ben örgüt yöneticisi değilim’. Yöneticiler birbirini salonda tanıdı. Çünkü öyle örgüt yok!”
Casusluk rüşvet iddiaları: “Noter var, tapu var, dekont var”
Aleyhindeki casusluk rüşvet suçlamalarının hiçbir somut delili olmadığını dile getiren İBB Başkanı İmamoğlu, ellerinde devlet belgeleri resmi kayıtlar olduğunu belirtti: “Delil diye 5 dakikalık nezaket ziyaretinin fotoğrafını koydular. Aynı beyefendinin Cumhurbaşkanı Yardımcısı MİT Başkanı onlarca fotoğrafı. yetkililer serbest, Ekrem İmamoğlu hapiste casus!. Rüşvet verdiğini söyleyen kişi ‘Hissettik’. Parayı aldığı söylenen kişi beni ilk defa Emniyet’te gördüğünü söyledi. Bizim elimizde noter, tapu, dekont, Sayıştay raporu, Hazine izni, SGK belgesi. Onların elinde ise baskıyla, tahliye vaadiyle alınmış ifadeler sipariş bilirkişi raporları.”
“Kimi zengin etmişim? “
155 eylemin hiçbirinde kendisine ait tek somut evrak veya görüntünün bulunmadığına dikkat çeken İmamoğlu, görev süresi boyunca şeffaf kamu yararına çalıştıklarını vurguladı:
“Kime tek kamu malını, kamu ihalesini peşkeş çekmişim? Kimi zengin etmişim? 1 yılda 114 bin açık ihalenin yapıldığı dönemi var ettik. %70-80 oranında geçmişten gelen yüklenicilerin iş kapasitesini ürettik. Cengiz’e, Kalyon’a ‘İş almışsa yapacak, bitirip gidecek’ dedik. Kendisi ne yapmışsa etraftan aynı şeyi bekleyen zihniyetle mücadele ediyoruz. Biz kamuya hizmet ettik, insanları mutlu huzurlu kıldık.”
“Mücadelemiz intikam değil; adalet, demokrasi cumhuriyet mücadelesidir”
Türkiye için adalet hukuk vurgusu yapan İmamoğlu, kimseden ayrıcalık istemediğini belirterek konuşmasını şöyle tamamladı: “Bana başka, rakibime başka hukuk istemiyorum. Bugün bize yapılanın yarın başkalarına yapılmasını hiç istemiyorum. Mücadelemiz intikam değil; adalet, demokrasi cumhuriyet mücadelesidir. ülkede yarın hukuk geri geldiğinde dosyayı kuranlar hakim karşısına çıkacak. Şafak vakti kapıları kırılmadan, iffete namusa saldıran gece operasyonlarının yaşanmadığı, insanların avukatlarıyla adilce savunma yapabildiği Türkiye için mücadele edeceğiz.”
Yasaklanan kitabının maketini mahkemeye teslim etti: “Günü yakındır, okuyan gerçeği görecek”
İmamoğlu, duruşma sırasında basımı yasaklanan toplatılan kitabının maketini mahkeme heyetine sunarak dosyaya delil olarak eklenmesini istedi: “ benim yayınlanmayan kitabımın maketi. Üstünde bomba yok, içinde şiddete çağıran tek cümle yok; sadece dosya savunmam. kitaptan korkuldu usulsüz biçimde yasaklandı. Delil olarak korunması için mahkeme dosyasına veriyorum.  kitap gün raflarda olacak, linklerde bulunacak. Yanına dosyanın tutanakları konacak okuyan herkes hangisinin gerçeği anlattığını görecek. Allah büyüktür, millet şahittir, gelecek yakındır.”
İmamoğlu sıraladı, izleyeciler “Amin” dedi
“ bitiştir” diyen Ekrem İmamoğlu son sözlerini söylerken izleyici kısmından  her cümlenin sonunda “Amin” sesleri yükseldi:
“ sandıktan korkan iktidar, milletten korkuyor demektir’in daniskasıdır. Allah kimseyi sizin düştüğünüz acınası duruma düşürmesin. (Amin) Size üzülmüyorum ama milletimizi düşürdüğünüz duruma üzülüyorum. Yüce Rabbim kimseyi kendi hırsı, kendi koltuğu için millete zulmetme, millete yalan söyleme, milletten çalma, milletin servetini fonlara yandaşlarına dağıtma durumuna düşürmesin. (Amin) Yaradan sizi, sizden milleti korusun, milleti sizden korusun. (Amin) 
Evet, kötülüklerin biriktiği, üst üste yığıldığı artık taştığı dönem yaşıyoruz ama Türkiye tuhaf, absürt, kendisine kadar yabancı dönemi mutlak geride bırakacak. Kendi gerçek kimliğine kavuşacak. kabus bitecek. kabusun bittiği günler yakındır. Yaradan’a dua ediyorum, Allah’ım ya Rabbim, sen bizi en kısa zamanda sandığa, sandıktan 1 gün sonra pırıl pırıl Türkiye’ye uyandırmayı nasip eyle ya Rabbim. (Amin)
Yaşadığımız dönem Türkiye tarihinin acayiplikler hanesine yazılacak. Sonra kapanıp gidecek. İleride tarihçiler karanlık dönemi biraz şaşkınlıkla, biraz dehşetle yazacaklar. belediye başkanını metro yaptığı için, borcunu ödediği için, ihaleyi iptal edip daha ucuza yaptırdığı için yargılandığını okuyan çocuklarımız inanmayacak, akıllarına şaşacak. Bunu nasıl yaptılar diye utanacak. Bunu yapanların çocukları okuyacak, utanacak. Ar edecekler. Babasından, amcasından, dedesinden utanacak. Allah kimseyi utanılacak dede, baba yerine düşürmesin. (Amin)  gün herkese hesap soracak. dosyayı kim kurdu, kim imzaladı, kim sustu? soruların cevabını salon verecek, tarih verecek. tarih çok yakındır.”
“ operasyonlarla karalamalarınız, kampanyalarınız vız gelir tırıs gider”
İmamoğlu şöyle devam etti: “ süreci kurgulayan size sesleniyorum: Evet bugün elinizde devlet gücü. avuç militan bürokratla ülkeyi teslim aldığınızı zannediyorsunuz. avuç danışmanla Türkiye’ye ayar verdiğinizi zannediyorsunuz. Seçim tarihi belirlediğinizi zannediyorsunuz. Kim olduğunu bilmediğimiz, geçmişinde hiçbir başarısı olmayan birkaç sözcünüzle ülkenin geleceğine karanlık mesajlar vermeye çalışıyorsunuz. Ama ne siz ne avuç militan bürokrat ne çevrenizdeki zavallılar, bana asla boyun eğdiremeyeceksiniz. Beni teslim alamayacaksınız.
Beni hapse atabilirsiniz. Zindana tıkabilirsiniz. Avukatımı yanıma sanık olarak getirebilirsiniz. Sesimi, yüzümü, fotoğrafımı yasaklayabilirsiniz. Kitabımı toplatabilirsiniz. Babamın emekli maaşına el koyabilirsiniz. Oğlumun özgürlüğünü kısıtlayabilirsiniz. Aileme her türlü saldırıyı yapabilirsiniz. Ama benim irademe sahip olacak kişi anasının karnından doğmadı.
Ben milletimi temsil ediyorum. İnandığım ülküden, demokratik hukukun egemen olduğu özgür eşit Türkiye inancından asla vazgeçmeyeceğim. Baskılarınız, psikolojik operasyonlarınız, akşamdan sabaha geliştirdiğiniz stratejileriniz, daha dünden bugüne kurduğunuz mahkemelerle tutuklamaya çalıştığınız, tutukladığınız masum insanlarla yaptığınız operasyonlarla karalamalarınız, kampanyalarınız vız gelir tırıs gider”
“Size acıyorum; ey kişi, sana acıyorum!”
İmamoğlu, iktidara “mahkeme sürecini yönlendirenlere” sert sözlerle yüklendi. Silivri’den milletin iradesini kararlılığını gördüğünü belirten İmamoğlu, tüm muhalefeti Türkiye’yi demokrasiye sahip çıkmaya çağırdı. İmamoğlu, sürecin başından yana unutulacağının varsayıldığını ifade ederek açıklamalarda bulundu: “Size çöp tenekesi muamelesi yapıyorum. Çünkü benim iradem, milletin iradesiyle tarih şuuruyla hareket ediyor. Eskiden beni sürekli rüyanızda görüyordunuz, şimdi kabusunuz daha büyüdü. ‘ günde, ayda unutulur’ dediniz. 19 ay geçti, 600 gün bitti. millet yapılan kötülükleri, yaptığınız zalimleri unutmadı, unutmayacak. Size acıyorum; ey kişi, sana acıyorum!”
Cezaevi koşullarından milletin duruşunu net şekilde gördüğünü belirten İmamoğlu, direniş kararlılık mesajı verdi:
“Silivri’nin duvarları yüksek ama ardına bakınca ülkeyi çok net görüyorum. koğuşta, görüş kabinesinin camının arkasında, cezaevi aracının penceresinde milletin yüzünü görüyorum. yüz yorgun ama teslim olmamış; öfkeli ama umudunu kaybetmemiş; düşünceli ama kararlı. Ben buradayım, 87 milyonun içindeyim adım, milim geri atmıyorum.”
Yüzde 80’e muhalefete çağrı: Partimize değil, Türkiye’ye sahip çıkmalıyız
İktidarın sandıktan korktuğunu iddia eden İmamoğlu, tüm siyasi partilere yurttaşlara birleşme çağrısı yaptı: “ ülkede demokrasiye cumhuriyete inanan herkesi göreve çağırıyorum. Bütün muhalefete, en az yüzde 80’e sesleniyorum: Farklılıklarımızı unutalım demiyorum, farklılıklar zenginliğimizdir. Ama ortak evimizi yakmak isteyenlere fırsat vermeyelim. Kendi partimize değil, Türkiye’ye sahip çıkmalıyız. Taraf olmanız gereken şey cumhuriyettir, adalettir. iktidar artık sandıkta kazanamayacağını biliyor. Sandığı görmeden kazanmak istiyorlar, korkuyorlar. Biz ‘Korkma’ diyen Mehmet Akif’in seslendiği insanlarız.”
Muhalefete “sandık” çağrısı
“Öğrendik ki sandığa sahip çıkan millet yenilmez” diyen İmamoğlu, bütün muhalefet partilerine “sandık” çağrısında bulundu: “Türkiye’nin her köyünde, her mahallesinde, her okul sınıfında kurulan her sandığın başında, vicdan nöbeti tutmak zorundayız. Bugünden bunun hazırlığını yapmak zorundayız. Orada milletin namusu var, orada milletin iradesi var, orada milletin geleceği var, kadar önemlidir. Hangi partiden olursak olalım, ortak sandık güvenliği ağı kurmak zorundayız.  Her oyu sayalım, her tutanağa imza atalım, her tutanağın fotoğrafını çekelim. Son oy sayılmadan, son tutanak teslim edilmeden, son itiraz kayda geçmeden sandıktan, sandığın başından asla ayrılmayalım. Partili partisiz, gönüllü ne kadar yurttaşımız varsa şimdiden gün için, sandık günü için sandık başında olmak için hazırlığını yapsın. Bütün sivil toplum kuruluşları, barolar, özellikle siz avukatlar, siz hukukçular meslektaşlarınızla birlikte hazır olmalısınız.  Çünkü sandık milletin elinde kalan son kale değildir, milletin ilk asıl kalesidir”
Gençlere özel sesleniş
Konuşmasında gençlere özel olarak seslenen Ekrem İmamoğlu, “Size sabredin, bekleyin demiyorum; ülke hem şimdi sizin. Hayatta kalmakla yetinmeyin, itiraz edin siyasete katılın” diyerek gençleri geleceğe sahip çıkmaya çağırdı. 19 Mart gecesi meydanlara çıkan gençlerin cesaret verdiğini belirten İmamoğlu, Cumhuriyetin her kuşağın yeniden büyüttüğü ortaklık olduğunu vurguladı. Türkiye’deki karanlığa rağmen umudunu koruduğunu ifade eden İmamoğlu, en büyük güveninin gençlerde olduğunu onların içindeki öfkenin geleceği inşa edecek büyük enerji barındırdığını söyledi.
Erdoğan’ın okuduğu şiiri okudu
İmamoğlu daha önce Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın okuduğu “Sezai Karakoç – Onlar Sanıyorlar ki” şiirini okudu: “ sözleri tekrar edeceğim: Onlar sanıyorlar ki biz sussak mesele kalmayacak. Halbuki biz sussak tarih susmayacak. Tarih sussa hakikat susmayacak. Onlar sanıyorlar ki bizden kurtulsalar mesele kalmayacak. Halbuki bizden kurtulsalar vicdan azabından kurtulmayacaklar. Vicdan azabından kurtulsalar tarihin azabından kurtulmayacaklar. Tarihin azabından kurtulsalar Allah’ın gazabından kurtulamayacaklar.”
Savunmasını. Ali’nin sözüyle bitirdi
İmamoğlu, dördüncü gününe giren savunmasını saat 12:54’te tamamladı. Konuşmasını Cumhuriyet, adalet milli irade vurgularıyla noktalayan İmamoğlu, kendisini aziz millete emanet ettiğini söyledi. Savunmasının son bölümünde. Ali’nin sözlerine atıfta bulunan İmamoğlu, mahkeme heyetine kamuoyuna ifadelerle seslendi:
“Biz Atatürk’ün öğrencileriyiz. Cumhuriyetin yılmaz bekçileriyiz, demokrasinin sonsuz savunucularıyız. Siz ne yaparsanız yapın son sözü daima millet söyler. Son hükmü daima ilahi adalet verir. Hiç kimsenin şüphesi olmasın; adalet kazanacak, demokrasi kazanacak, Cumhuriyet kazanacak, aziz millet kazanacak. Ben kendimi hiç kimseye değil, aziz milletime emanet ediyorum. Ne güzel söylemiş. Ali: ‘Eğer zalim ısrarla zulme devam ediyorsa bil ki sonu yakındır. Eğer mazlum ısrarla direniyorsa bil ki zafer yakındır.’ Ey halkım, sözü tekrar ediyorum. Aziz milletimizi sayın heyeti saygıyla selamlıyorum.”
Ara karar bekleniyor
Duruşmaya ara verildi. Aranın ardından Ekrem İmamoğlu’nun çapraz sorgusu apılacak, sorgunun tamamlanmasıyla avukatlarının savunması alınacak  davada ara karar verilerek ikinci celse bitirilecek.
Güncelleniyor…
Savunması engellenmişti
İlk celsede temmuz ayındaki son duruşmada, İmamoğlu’na kısıtlı süre tanınmış savunma hakkını engellemişti. Bunun üzerine İmamoğlu mahkeme başkanı tartışmış zapta “Susma hakkını kullandı” yazılmıştı. İmamoğlu, ikinci celse başlarken 18 Ağustos oturumunda mahkeme başkanına “Ben susma hakkımı kullanmadım. ‘Susma hakkını kullandı’ kavramı tamamen uydurma kavramdır. Feragat diye kelimeyi kabul etmiyorum” demişti. İmamoğlu’nun savunmasını içeren kitabı yasaklanmış matbaa basılarak toplatılmıştı.

habere emoji tepki ver

😡0Kızgın🤣0Hahaha👍0dim.❤️0Muhteşem😢0Üzgün😮0İnanılmazÖnceki haberHalk TV soruşturmasında dört tutuklama, Toktaş’tan istifa

En Son Haberler

Halk TV soruşturmasında dört tutuklama, Toktaş’tan istifaFatma Betül Sayan Kaya’nın ablası büyükelçiliğe resmen başladıİstanbul Marmara Bölgesi’nde yeni fırtınalı yağış uyarısıYeni Parti İngiltere’den Halk TV’ye kayyuma tepkiOtoriter rejimin fon vurgunu