Barcelona maçı hem bedenleri hem zihinleri hayli yordu kuşkusuz. Yine bunlar dersine iyi çalışmış Gençlerbirliği'ni övmeye, Galatasaray'ı yermeye mani değil. İlk yarıda biraz Batrakov'un gayreti, çokça Uğurcan kurtarışlarıyla ayakta kalmayı başaran sarı kırmızılıların ikinci yarıya hiçbir değişiklik yapmadan başlaması bence çok yanlıştı. Sanchez formsuzluktan ciddiyetsizlikten tel tel dökülüyor, sarı kırmızılıları tedirgin ediyordu. Buruk, en azından "yok hükmünde" oynayan Sara'yı oyundan alıp yerine Nhaga'yı falan koyar sanmıştım. Keza; İlkay'a süre verme ihtimalini hiç görmüyordum. Dakikalar 61'i gösterdiğinde üç değişiklik birden geldi Buruk'tan. Sane Barış dışarı alınırken, Yunus, Leao çok ilginçtir ki İlkay oyuna giriyordu. İlkay, belki ağzıyla kuş tutmadı ama takıma sükunet akıl getirdi.
Yunus iyi şeyler yaptı ama 16 dakika oyunda kalabilen Leao'nun, Okan hoca tarafından eleştirilen kötü zeminde sahaya sürülmesi çok acayipti. Çok kritik maçta, galibiyeti getiren golün, yanlış hamleyle sahaya giren Leao'nun sakatlanması üzerine maça dahil olan Deniz Gül'den gelmesi çok manidar. böyle zeminde, Lille deplasmanı öncesi riske edilmemeliydi. Galatasaray son birkaç sezonda olduğu gibi sezonun aşamasında "kör topal" yoluna devam ediyor. Fakat sırada çok kritik 180 dakikalık etap. Sıfır puanla devam edilen Şampiyonlar Ligi'nde Fransa' yapılacak maç sonrasındaki Fenerbahçe derbisi Okan hoca için kötüye giden kredisini toparlamak için fırsat olacak. Ama olumsuz sonuçlanan iki maçlık süreç, son dört yılın şampiyon hocası için sorun başlangıcına dönüşebilir. Buruk, iki maçta yenilmemek zorunda.
Ayrıntılar için lütfen