Söz konusu oyunlar olduğunda hatta dövüş türü masaya yatırıldığında, masanın başında oturmak için kapışacak 2-3 aktörden biri kesinlikle Street Fighter’dır. Türü yaratan isimlerden olan Street Fighter, Kitao Sakurai yönetmenliğinde kez daha beyaz perdeyi ziyaret ediyor.
Onlarca ikonik karakter yaratan böylesine önemli oyun serisinin sinemaya uyarlanması bence çok. Sadece belli isimleri hikaye odağına aldığınızda diğerlerinin yokluğu sorgulanıyor, hepsine dokunmak istediğinizde dağılmayan senaryo yazmak imkansız hale geliyor. Street Fighter iki ucu pis değneğin ikinci ucunu tutmayı tercih ediyor iki saatte neredeyse tüm karakterlerin hikayesine bakma çabasına girişiyor. Açılış hiç fena değil aslına bakarsanız; 1993 yılına gidiyoruz ilk turnuvanın galibi Ryu’nun gücü kaldıramadığına tanıklık ediyoruz. Kardeşi gibi gördüğü Ken yollarını ayırmış, dövüş işlerinden elini eteğini çekmiş. Ken ise artık reklam yüzü ancak aklı hep Ryu’ David Dastmalchian’ın büyük büyük oynarak canlandırdığı. Bison ise hala Ryu’nun gücünün peşinde. yüzden şeytanın aklına gelmeyecek plan yapıyor ikinci turnuva düzenliyor. Ryu’nun aklını çelmek için Chun-Li’yi kullanıyor. Bilmediği şey ise Chun-Li’nin aslında Interpol ajanı olduğu gerçeği.
Hikaye tahmin edilebilir, daha önce sayısız benzerini gördüğümüz dinamiklerle açılıyor ama yalan yok, tempo gayet keyifli. Özellikle flashback kısmını üstlenen anime bölümler müthiş keyifli. Street Fighter II: The Animated Movie’yi bilen bilir, müthiş keyifli animasyon filmdir. sekanslar animasyon filme saygıda kusur etmediğini kanıtlarcasına aynı dili kullanmış. Titmouse tarafından hazırlanan animasyon bölümler filmin en güçlü anlarını yaratıyor. Sadece sıkı animasyon filme hayır diyemeyeceğimizi anlamış bulunuyoruz, belki böyle proje filmden sonra yeşil ışık alabilir.
İlk başta bahsettiğim çok karakteri anlatma problemi, Street Fighter’ın en büyük el frenine dönüşüyor. Ken Ryu dışında herkes fazlasıyla yancı. Chun-Li’nin intikamını derinlemesine anlatmak yerine duşta bedenine odaklanan sahne vakit kaybedildiğini görmek insanı üzüyor açıkçası. Bison kimdir, nedir, neyin peşindedir soruları hep havada. Ortada Dastmalchian’ın çizilenden büyük oynadığı içi boş, detaysız çizgi film kötüsünden başka biri. Tamamen CGI Blanka’yı görmeseydik olurmuş, Momoa’nın varlığı Trump’ın karakteri kadar. Film öncesi promosyonlarda sık sık öne çıkarılan Guile bile boş komedi malzemesi olarak kullanılmış. Cody Rhodes kendisine çizilen karakteri başarıyla canlandırmış ama seriye hakim izleyicilere ”Burada şeyler eksik” dedirtiyor. dövüş oyunu uyarlaması Guile kısımların çoğunda etkisiz az kullanılmış.
20 Dakika Daha Uzatsaymışsınız…Evet, filmi biraz daha uzatsalar hikayeyi tamamlayacaklarmış ancak daha çıkartmadıkları filmin başarılı olacağından emin olan yapımcılar yönetmene filmi havada bitirmesini tembihlemişler belli. Ciddi tuzak biraz midemi bulandırmadı dersem yalan. Buralar SPOILER arada, kulaklarımı çınlatmak istemeyenler lütfen 1-2 paragraf atlasınlar. Hikayenin merkezinde elbette dövüş turnuvası var tüm karakterler turnuva için inşa ediliyor. Herkesin ufak ufak bilgi kırıntıları dağıtılıyor, malzeme toparlanıyor sonunda turnuvaya gidip ana yemeği yapmaya hazırlanıyoruz.
Ne güzel her şey, değil ? Değil a dostlar, değil. Şöyle düşünün; evde Street Fighter oynuyorsunuz, final boss olan Bison’a geldiniz ama anda elektrik kesildi. Elektrik firmasında çalışan çaycının bile ne annesi kalır, ne Street Fighter filmi bunu yapıyor ne yazık. Bison dövüşeceğiniz anda filmi bitiriyor. ucu açık yorumu izleyiciye bırakan final değil. ”Siz şimdi çıkın, tahmini 2 seneye salona geri gelmeniz lazım” diyen, para tuzağı kokan tercih.
İşin turnuva ayağının sıkıntıları kötü (ötesi) final tercihiyle sınırlı değil. Gözünüz cüzdanımızda zaten, onu anlamış olduk. Filmin neredeyse ikinci yarısının tamamını oluşturan turnuva kısmı çok dağınık. Karakterlerin çoğu eksik anlatılmış şekilde geliyor zaten, çoğunun motivasyonuna dair bilgi kırıntıları içinde dağılmış şekilde turnuvaya gidiyoruz. Aksiyon sahneleri filmin geçtiği 90’ların ruhuna uygun tasarlanmış, seriye dair tonlarca gönderme var bunları yakalamak oldukça keyifli. Bazı kapışmalardaki kareografiler Ancak yarım yamalak anlatılmış karakterlerin kısa sekanslarını izlemek, Youtube için çekilmiş kısa fan filmleri izliyormuşuz hissi uyandırıyor.
Araba Parçalıyor muyuz? Sen Ondan Bahset…Aksiyon tarafı filmi ayakta tutan kısımlardan. Dağınık temposuna rağmen kısımlar hem karakterlerin özel güçlerini güzelce canlandırıyor, hem JCVD’ın oynadığı ucuz Street Fighter versiyonunun aksine kapışmalar sert doyurucu. Yönetmenin elini sürüp altına çevirebildiği nadir kısımlardan biri dövüş sahneleri. Göndermelerin en sağlamları gene sahnelerde ortaya çıkıyor zaten. Herkesin aklındaki soruyu yanıtlayalım zaman (bkz; kendi kendine gelin güvey olmak). araba parçalama sahnesi. Ken’i özel sahne için görevlendirmişler gayet esprili
Kitao Sakurai dönemin ruhunu filmin her tarafına serpiştirmiş. Eskitilmiş görüntüler, dar TV formatları, 90’larda popüler olan pek çok tüketim ürünü filmde karşımıza çıkıyor 1993 yılında olduğumuza inandırıyor. Ryu’nun elinde hep Walkman görüyorsunuz en azından benim yaşlarda olanları zamanda yolculuğa çıkaracak detay. Walkman’ sürekli olarak tek atımlık gruplardan 4 Non Blondes’ın zamana karşı dimdik ayakta duran kült şarkısı ”What’s Up” çalıyor. şarkı Ryu’nun hayat marşı adeta onu zor zamanlarında ayakta tutuyor. Seriye dair yapılan sayısız göndermenin arasında döneme ait sürpriz yumurtalar. Onları 2 saat boyunca yakalamaya çalışmak yorucu ama keyifli tecrübe.
Street Fighter’ı en az iki film olarak düşünmüşler, orası kabak gibi ortada. Madem böyle tercih yapılmış, karakterleri seriye bölebilir bazılarıyla en azından ikinci filmde karşılaşabilirdik. sayede dağılmayan, karakterleri hak ettikleri süreleri vererek anlatan film izleyebilirdik. haliyle inşaat için karpuz seçer gibi işçi toplayan şantiye şefinin ruh halinde Street Fighter. ”Sen gel, sen Ee haydi sen gel bari” diyor ton karakteri iki cümlelik özetlerle hikayeye dahil ediyor. Belki devam filminde işler yoluna koyulur, nasılsa herkesi tanıttık sıra detaylara geldi denilerek sıkı senaryo yazılabilir. Bizi şaşırtma ihtimali yapım ekibinin cebinde, devam filminin daha derli toplu olması tamamen onlara bağlı. İki sene sonra kaldığımız yerden devam etmek üzere!