Hayat, acı tatlı tekrarlarla doludur. aynı hataları yinelemekten doğar. Bilakis hayatın tadı yaşamanın getirdiği sürprizlerle çıkar. Bazen yıllarca aklımızda yer eden anlar eskitiriz. anların hatırasını sıcaklığını uzun süre muhafaza ederiz hafızamızda. Dileğimiz, aynı anın aynı şekilde tekrar yaşanmasıdır. yandan, bunun sadece rüyalarımızda gerçekleşeceğini bilerek hem. Ama dediğim gibi, hayat bazen bizi en beklemediğimiz anda unutulmaz anıların benzeriyle karşı karşıya getirir. Şaşırtır. benzeri dedim tabii, birebiri değil. anda hissettiklerimizin muadili. Aynı yoğunlukta sıcaklıkta. Beni daha iyi anlamanız için, Diyarbakır Fotoğraf Günleri'ne katıldıktan sonra, yaklaşık on yıl önce, yazdığım yazıyı ıyorum:

“ ̈tün suç Özcan Yurdalan’ Diyarbakır Belediyesi’nin davetlileri olarak yemeğimizi bitirdikten sonra birdenbire Türkçe aşk şarkısı söylemeye başlayan. Onun şarkısından ilham alan Lokman Rahmi, eski Kürtçe şiiri şevkle okumaya başladı.

Lokman, İranlı Kürt fotoğrafçı. Ermenistanlı Anuş Nazik ‘Gançum em’ düetiyle onları takip. Ardından sıra Shahidul’a geldi. Shahidul Alam, bariton sesiyle Bangladeş’in ırmaklarını anlatan şarkı söyledi; biz nakaratlarda ona eşlik etme görevini üstlendik. Aşağı yukarı 20 kişiydik. Hepimiz parkta oynayan çocuklar gibi neşeliydik. Shahidul, Bangladeşli, usta fotoğrafçı. Diyarbakır’dan binlerce kilometre uzak yerden geliyor. Diyarbakır Uluslararası Fotoğraf Günleri kapsamında fotoğraf üzerine konuşarak geçirdiğimiz koca günün ardından, ikinci gecemizde bizimle beraberdi. Fotoğrafa adanmış yılda kez yapılan küçük çaplı festivale ikinci kez davet edildim. sefer ilk defa görsel hikâye anlatımı üzerine panelde konuşma yaptım.

Diyarbakır’daki organizasyona dair söylenmesi gereken şey daha var: sadece sanat eğitimle alakalı etkinlik değildi; aynı zamanda manevi insani sıcaklığa sahipti. Festival boyunca Diyarbakır, sonsuz gülümsemesiyle ışıl ışıldı. Şehirdeki fotoğraf tutkusu kadar ̈yüktü ki, konuk fotoğrafçı olarak sıcaklığı eve döndükten günler sonra bile hâlâ hissediyordum.”

Kısa süre önce, 14. Bursa Fotoğraf Festivali'ne katıldım. Festivale, çalışmalarımı sergilemek fotoğrafçılıkla ilgili konuşma yapmak üzere davet edilmiştim. Bursa festivaliyle ilgili izlenimlerimi yazacak olsaydım, on yıl önce yazdığım yazıyı alıp, Diyarbakır'ı Bursa'yla değiştirip festivaldeki üç günlük deneyimimi kolayca aktarabileceğime eminim. Tabii şarkı söyleme kısmı çıkarılır fotoğrafçıların isimleri değişir. Ayrıca, Özcan Yurdalan festivalin iki küratöründen biri olduğu için tekrar adı geçecektir. Diğeri ise Gülbin Özdamar Akarçay. İkisi birlikte harika kürator ekibi oluşturuyorlar.

Bursa sefer benim için ̈yük sürpriz oldu (2011' ilk yılında katılmıştım). Yıllardan yana Diyarbakır festivalinden kalan güzel anılar zihninim köşesinde duruyordu benzer deneyimle karşılaşmayı beklemiyordum. Söylediğim gibi, hayat beklenmedik dönüşlerle. Öyle ki, Bursa deneyimim aynı derecede unutulmaz oldu beni. Eski yeni dostlarla kesişti yolum. Yıllardır görmediğim, her zaman sevdiğim insanlar bana kucak. çağdaş Türkiyeli fotoğrafçılarla tanışmak en az kadar değerliydi. Hepsi yüz yüze gelmeyi beklediğim isimlerdi. Kahramanlarım. Çalışmalarını hayranlıkla tiğim, tanışmaya can attığım güzel insanlar. Bursa beni onlarla buluşturmuş.

Heyecanıma karşı gözlerinde gördüğüm tevazu için minnettarım. Daha niceleriyle tanıştım tabii. Yıllardır sokakta gördüğüm, yan yana, omuz omuza çalıştığım cesur meslektaşlarım.

Denkleştiğimiz sokak çalışmalarında curcuna sebebiyle sadece ''merhaba, hoşça kal''dan ibaret oluyordu sohbetlerimiz. Hal böyle olunca, aynı masada oturup yüz yüze bakmak, yemek yemek, hikayelerini dinlemek onların aslında benim kadar çekingen doğaları olduğunu fark etmek tarif edilmez haz verdi. gün muhakkak tekrar karşılaşmayı umduğum güzel insanlar.

Kendimi hiçbir şeyden mahrum bırakmadım. Akışta kaldım. Neredeyse her etkinliğe katılmışımdır. Sergileri gezdim, konuşmaları dinledim benim gibi merakını, hevesini sırtlanıp gelmiş insanlarla sigara sohbetlerinde hemhal oldum. Festivale dünya çapında önemli fotoğrafçılar katıldı.  Ama size kadarını söyleyeyim, asıl eğlence buralı fotoğrafçılar olarak araya geldiğimizde başladı. Fotoğraf festivali sınıf sistemi gibidir. Ama bunu söylediğimde küçümseyici çerçeveden konuştuğumu dü ̈nmeyin lütfen. Ünlüleri üst sınıf, yerel yetenekleri ise kitleler olarak nitelendiriyorum.

Objektifini takip her koşulda çalışmaya devam eden işçi sınıfı onlar. araya geldiklerinde, ortak amaçla, azimlerini kenetleyerek anı dolu dolu yaşamayı amaçlayan kesim. Birbirlerinin acılarını özlemlerini tanıyorlar. Kendimi kesimin içine katıyorum.

İngilizceden Türkçeye çeviri: Nora Dink