Artı Gerçek- Farklı siyasi birikim mücadele deneyimine sahip çok sayıda kadının araya gelerek ülke gündemine dair tartışmalar yürüteceği 'Kadınlar yan yana geleceği konuşuyor' konferansı, 31 Ekim-1 Kasım tarihlerinde Ankara’ düzenlenecek. Konferansta, 'Özgürlükler, demokrasi, adalet eşit yurttaşlık', 'Toplumsal cinsiyet eşitliği özgürlük mücadelesi', 'Barışın siyasal sorumluluğu: demokratik çözüm, Meclis siyasi partiler', 'Doğanın yaşamın özgürleştirilmesi, barış adalet mücadelesi' başlıkları tartışılacak.
Konferans imzacılarından. Büşra Ersanlı, iktidarın kadın politikası, Barış Demokratik Toplum Süreci, özgürlük demokrasiye duyulan ihtiyaca dair Mezopotamya Ajansı’na konuştu.
Artan erkek şiddetinin hiyerarşiden kaynaklandığını belirten Büşra Ersanlı, “Kadınların nüfus olarak yoğunluğu bütün sorunların üstünde, uğradığı egemen erkek şiddeti ise her şeyin başında geliyor. Bazılarını kadın cinayetleri olarak doğrudan etkiliyor, bazılarını mobing, kayırma gibi dolaylı olarak etkiliyor. Hayvanlara uygulanan şiddet evdeki şiddet çoğunlukla erkekler tarafından uygulanıyor. erkek egemen siyasetin toplumsal kurumlar içindeki hiyerarşik şiddet, kadınları mağdur durumda bırakıyor. Dolayısıyla direnişe yatkın olanlar çoğunlukla kadınlar. Bunun için böyle konferansın, böyle araya gelmenin çağrıcısı olmak istedim” diye konuştu.
'ERKEK EGEMEN, OTORİTER HİYERARŞİYE TAPAN BİR İKTİDAR VAR'“Erkek egemen, otoriter hiyerarşiye tapan iktidar var” diyen Büşra Ersanlı, iktidar biçiminin tüm dünyada yaygınlaşmaya başladığına dikkati çekti. Büşra Ersanlı, kadınların çeşitli alanlarda maruz kaldığı şiddet psikolojik fiziksel baskının arttığını vurgulayarak, bunun toplumsal ekonomik nedenlerine değindi. algının dizilerde dahi oluşturulduğunun altını çizen Büşra Ersanlı, “Erkeklerin erkek olmaktan kaynaklı hiyerarşik olarak üstün kadınların ona uyması gerektiği mesajı sürekli veriliyor. hayatın her alanında yaygın olan şey”. Şiddet halinin başta kadınlar, çocuklar olmak üzere hayvanlar doğa üzerinde arttığını söyleyen Büşra Ersanlı, “şiddetsiz Türkiye” talebinde bulunarak, şiddetin toplumsal hayattan uzaklaştırılması için mücadele etmenin öneminin altını çizdi.
'SÜREÇTE ANLAMLI ADIMLAR ATILSAYDI TOPLUMSAL DESTEK ÇOK DAHA YÜKSEK OLACAKTI'Barış Demokratik Toplum Süreci’nde hukuki başlıklar konusunda azami derecede geç kalındığını dile getiren Büşra Ersanlı, “Anlamlı adım atılsaydı, hapishanelerdeki arkadaşlarımız tüm siyasi tutuklular açısından toplumsal destek çok daha yüksek olacaktı. Birincisi; desteği toplumsallaştırmak istiyorsak çok önemli. İkincisi; askeri açıdan olan kısmı, devlet İmralı arasında. Yurtiçi yurtdışındakiler dahil olmak üzere hapishanelerdeki insanların geri dönmesi çok önemli. Bunun için hukuki güvence. Bunun yavaş yavaş tamamlanması lazım. İnsanların önce yıllarca kopuk oldukları alana ısınması gerekir. Pat diye siyasete katılmak anlamına gelmez bana. Cezaevine iki kez girmiş insan olarak söylüyorum, normal hayat akışına dönmek ilk etapta zordur. Bunu 10-20-30 sene kalmış kişiler için düşünün. Sürecin toplumsallaşması için mutlaka gençlerin geliştirdiği yeni dili kullanmak lazım. 30-40 sene evvelinin diliyle toplumsallaşma olmaz” ifadelerini kullandı.
'OPERASYONLAR, BASKILAR YAN YANA GELMEYİN, DİRENMEYİN DEMEK'Süreç tartışmalarının gölgesinde son dönemde basına dönük artan baskılar başta olmak üzere belediyelere dönük operasyonlar kayyım politikasındaki ısrara dair yaşanan tabloya işaret eden Büşra Ersanlı, “ durum, 'yan yana gelmeyin', 'kuvvetlenmeyin', 'direnmeyin' demek oluyor. Bütün belediyelerde takım iyi açılımlar. Kayyım politikasında ısrar etmeselerdi, onlar devam edecekti. Baskı devam edince oylar tek tarafa gidecek. Meseleyi demokraside oy bazına indiren anlayış Herkes oy bazında düşünmeye başladı. Oy hesabının geldiği aşamayı belediye meclislerinde görmek mümkün. Hesapla samimiyet, candanlık, barış huzur olmaz. Sürekli muhalefeti ezmek isteyen hesap nereye kadar?” diye sordu.
Büşra Ersanlı konuşmasının devamında, tablonun çok kötümser kaotik olduğunu ancak her şeye rağmen hâlâ umutlu olduğunu söyledi.
'ANAYASAYA UYMAYAN BİR İKTİDARLA YENİ ANAYASA NASIL YAPILIR?'Hak, özgürlük demokrasi önündeki engeller ortadan kalkmadan gerçek barıştan söz etmenin mümkün olmadığının altını çizen Büşra Ersanlı, “Barış belli olgunluk insani yaklaşımla gelişir. Sadece silah bırakmak barış demek değildir. Çatışmasızlık insanlara alan tanır alan çok önemlidir. Barış, huzur içinde yanındaki insana güvenerek işleyen süreçtir. uzun süreç ama biz buna razıyız. AİHM kararlarının uygulanmıyor oluşu ise kabul edilmeyecek olan tarafıdır. mediğimiz anayasa var, ona bile uyulmuyor. Anayasasına uymayan iktidarla yeni anayasa nasıl yapılır? konuşmaları 2011 yılında anayasa yapım komisyonundayken yapmıştık. çalışmalarımız önerilerimiz dikkate alınmadı”.
'BARIŞ AKADEMİSYENLERİ KHK'LİLER GÖREVLERİNE İADE EDİLMELİ'2016 yılında “ suça ortak olmayacağız” bildirisine imza attıkları için işlerine son verilen, yargılanan tutuklanan barış akademisyenlerini hatırlatan Büşra Ersanlı, hem barış akademisyenlerinin hem Kanun Hükmünde Kararname (KHK) işlerine son verilenlerin görevlerine iade edilmesi gerektiğini söyledi.
'EŞİTLİK ANADİLDE EĞİTİM İLE GELİŞİR'Kürt sorununun çözümünde ele alınması gereken birincil başlığın anadilde eğitim olduğunu eşitliğin sayede gelişeceğini belirten Büşra Ersanlı, yeni anayasaya duyulan ihtiyacın ise eşitlik fikrinin filizlendiği ortamda mümkün hale gelebileceğini dile getirdi. Büşra Ersanlı, şöyle devam etti:
“Anadilde eğitime önem veriyorum çünkü özgüven sağladığı. Özgüveni artan, kültürel zihinsel dünyası eğitimle gelişen insanların eşit adil olma dürtüsü artar. Ülkenin yüzde 50’sinin kadın olduğu düşünüldüğünde bunu yapabilecek güce onlar sahip. Anadil mucizedir mucize mutlaka toplumsallığa yardım.
Kalıcı barış için toplumsal kurumlar arası şeffaflık ilkesi mevcut yasalara uyulması gerekir. Barışın toplumsallaşması için kadınlar kendilerine rol misyon yükleyecekler. arada olmanın değerini anlatarak. Hazır erkek reçetesiyle olmaz. Sabırlı olmak zorundayız. Birbirimizi sevmeye güvenmeye alışmalıyız. Kadınların hiyerarşiden uzak, gençlerin yarattığı dile daha uyumlu davranmalarını çok isterim. konferansın bunun gibilerinin beraberliğe, kısmen eşitliğe çok şey katacağına inanıyorum başarılar diliyorum.”