Artı Gerçek - DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

İstanbul Marmara Bölgesinde etkili olan sağanak nedeniyle zarar görenlere geçmiş olsun, sel felaketinde yaşamını yitirenlere baş sağlığı dileyen Bakırhan, zararların tazmin edilmesi gerektiğini belirtti.

İktidarın iki yıldır belediyeler üzerinde baskı kurmaya çalıştığını söyleyen Bakırhan, 14 Ekim’ İstanbul’un iktidara mesajını verdiğini dile getirdi. Belediyelerin transferi yerine kentlerin sorunlarına odaklanılması gerektiğinin altını çizen Bakırhan, “Dereyi arsaya, yeşili betona, kenti ranta çeviren anlayışı değiştirmek gerekiyor. Biz kayyumcu düzene karşı yerel demokrasiyi savunmaya devam edeceğiz" diye belirtti.

'KÜRT AKTÖRLER ARASINDAKİ YAKINLAŞMANIN DİPLOMATİK AYAĞI KURULMALI'

MERI Forumu’nda Kürt aktörlerinin yan yana geldiğini hatırlatan Bakırhan, bunun önemli ancak yetersiz olduğunu vurgulayarak “Tabi ki yan yana gelmek önemlidir, fotoğraf karesinde ortak resim vermek önemlidir. Bugüne kadar oluşan mesafeyi buluşma resimler azaltır ama fotoğraf yetmez; yakınlaşmanın siyasi, toplumsal diplomatik ayakları kurulmalıdır”.

Bakırhan, Türkiye’ Kürt meselesi demokratik yollarla çözümünün bölgeye olumlu etkisi olacağını altını çizdi. İran’ başlayacak olası barış görüşmelerine destek vereceklerini açıklayan Bakırhan, Türkiye’ye sürece destek çağrısı yaptı.

Türkiye’ devam eden süreç ilgili “Barış bekleme salonunda tutulacak şey değildir” diyen Bakırhan, artık adım atılması gerektiğinin altını çizdi.

İRAN’DAKİ OLASI SÜRECE DESTEK

Bakırhan devamla şunları söyledi:

"Bafil Talabani, İran’daki Kürtlerle ilgili yeni diyalog sürecinin başlangıcında olduğunu, İran devletinin buna sıcak baktığını bildirdi. İran’ Kürt siyasi dinamikleri meselelerini savaşla değil, müzakereyle çözmek istiyorlar. Tahran bunu imkan olarak görmeli. İdam sehpaları yerine diyalog müzakere talebine sırtını çevirmemeli. İran yönetimi, diyalog isteyen Kürt aktörleri doğrudan konuşabilmeli, aracıya gerek kalmamalıdır. Silahın konuştuğu yerde herkes kaybeder, masanın olduğu yerde kimse kaybetmez. masa geçici olmamalıdır. Masanın takvimi güvenceleri olmalıdır. Kürtlerin dili, kimliği siyasi iradesi tanındığında İran kazanır, dış müdahalelere karşı daha dirençli. DEM Parti olarak süreci sonuna kadar destekçisi oluruz. Türkiye yürüyen sürecin başarıya ulaşması İran’ın aleyhine değil, bütün bölgenin çıkarınadır. Türkiye olası Kürt İran sürecine destek vermelidir.

‘HER HAFTA YENİ BİR ŞART ÜRETEREK TARİHİ İMKAN TÜKETİLEMEZ’

2 yılı aşkın süredir önemli süreçten geçiyoruz. En son 8 Ekim’ Türkiye’den tamamen çekilindiği açıklandı. Şimdi insanlar, ‘daha neyi bekleyeceğiz’ diye soruyor. Fesih yapıldı, silahlar yakıldı, kamplar boşaltılıyor, tablo karşısında artık beklemenin gerekçesi kalmadı. soruya artık iktidar sessizlikle yanıt veremez. Barış bekleme salonunda tutulacak şey değildir. Her hafta yeni şart, her ay yeni gerekçe üreterek tarihi imkan tüketilemez. Meclis daha fazla sorumluluk alsın, gerekli yasaları çıkarsın, kayyum düzeni bitsin, ifade örgütlenme özgürlüğü önündeki engelleri kaldırsın, hukuk herkesin güvencesi haline getirilsin.

Sayın Öcalan’ın koordinatörlüğünde Barış Siyasallaşma Kurulu gecikmeden artık kurulmalı çalışmalarına başlamalıdır. Silahsızlanma irade beyanı tamamlanamaz. Onu sonuca götürecek mekanizma gerekir. mekanizma kuruldur. kurulda çalışacak isimler Öcalan gerekirse 7/24 barış mesaisinde olmalıdır. Sürecin baş müzakerecisiyle haftalar süren aralıklarla görüşülerek işi sağlıklı şekilde yürütmek imkansız hale geldi. Her geçen gün barış için kaybedilen gündür.

İKTİDAR KARAR VERECEK?

Halk TV’ye kayyum atıyorsunuz, şirket sahibine yönelik iddialar, yüzlerce gazetecinin emeğine, milyonlarca insanın haber alma hakkına müdahalenin gerekçesi olamaz.

Fon ilgili konuşan gazeteciler gözaltına alınmaz. Sansür erişim engelleri devam ediyor. 21. yüzyıldayız, hangi kitabı okuyacağımıza, hangi haberin görüleceğine, belediyeyi kimin yöneteceğine iktidar karar verecek? uygulamaların adı ‘korku siyaseti’dir. Bunu devlete saldırı olarak gösteremezsiniz. Türkiye’nin an önce demokratik hukuka ihtiyacı vardır.

FON VURGUNU: SUSMAK KUL HAKKI DEĞİL Mİ?

Ekonomik krizle mücadele ederken Cumhuriyet tarihinin en büyük vurgunlarından birini yaşadık. Ülke ekonomisi dünyanın en büyük kumarhanelerinden birisine çevrilmiş. kadar soygun, vurgun ahlaki çürüme olmadan yapılabilir ? Yoksulun, emekçinin hakkı gizli hesaplarda buharlaşırken susmak kul hakkı değil ?"