Hayatında kitap okumamış teknik adamı, oyunu okuyor masalıyla takımın başına getirirseniz, sıradan rakip karşısında belki Aston Villa'dan yediğinden daha çok atacak takımın imha edilmesine göz yuman birine hesap soracaksınız. Fenerbahçe'nin yanlışlarını güçlendirmekten başka işe yaramayan teknik adamın dün geceki sonuçla yakın ilişkisi vardı. yüzden sorsunlar İsmail Kartal'a "sen takım için ne yaptın?" ya "sen takıma ne yaptın?"
Rakip ne kadar zayıf olsa harika başlangıç. Daha maçın başında Oğuz'un muhteşem vuruşuyla gelen golde Oğuz Aydın adına "benim ayaklarımın kalbi var" imzasını gördüm. Ardından Greenwood'un golüne parantez açtım. (Firari yıldız anlık olsa gerçeğine döndü) dedim. Sonra ara ki bulasın! En son gördüğümde rakibine kartlık tekme atıyordu bereket tam kendisine uygun hakeme rastladı. Rakibi açık vermeye zorlamak sanatsa futbolun böyle gösterilere ihtiyacı varsa, oyun kalitesini dakikalarla sınırlı tutmanın kadar basit gol yemenin alemi yoktu. Ama takım gol atmaya mecali olmayan rakiplerini bile üzerine çağırmayı çok seviyor. Skriniar'ın rakiple birebir kaldığı pozisyonlardaki garip haline baktım, sarı kart gördüğü pozisyondan sonraki tercüme ihtiyacı duyan haline. adamın kaliteli savunma oyuncusu olduğu tamamen hayal ürünü. Aksini ispatlasınlar yemin olsun ben yazmayı bırakacağım.
Kendinde eksik olanı sen fark etmiyorsan, rakibin fark. yüzden korkuların külünü karıştıranlar kendilerini ancak böyle yakar! Kerem dururken, Oğuz'un oyundan alınmasına şaşırdım. Levent Mercan'ın 3 gün önceki cesur bindirmelerinin "yabancı etiketine" kurban edilmesine hiç şaşırmadım. Lukaku'nun tribünlere ellerini kaldırıp "bizi coşturun" pozlarına baktım " işi sen niye yapmıyorsun?" diye haykırsam kim duyar! Sonuç olarak kara gece. Birinci sınıf acılar ikinci sınıf rakipler karşısında bile tedaviye cevap vermiyorsa, inat uğruna içi boş adamlar böyle koltukla taçlanıyorsa, yetkili beyler cevap versin. "Siz çocukları yine niye ağlattınız?"
Ayrıntılar için lütfen