sofra etrafında çözülemeyecek sorun yok gibidir. aileyi, memleketi yahut dünyayı kurtarmak dahil. Savaşlar biter, savaşlar çıkar. Kavgaya tutuşulur, sulh. Bağırırsın, sarılırsın. Mesele, sofra etrafında toplanabilmekte…
Her şey gibi sofra politiktir. Sevmediğinle aynı sofrayı mak, zorunda kalmadıkça ekmeğini bölüşmek istemezsin. Sofrada herkese yer yoktur. Birine yer açılacağı zaman diplomasi işler. Sohbet etmekten hoşlandığımızı yanımıza, “olmasa olur” diye düşündüğümüzü uzağımıza, kavgalı olduğumuzu kapı dışına oturturuz. Sofrada yer almak, hak etmeyi gerektirir.
şüphesiz ki herkes şansı hak. Sofranın gücü biraz bundadır. Ekmeğini bölüştüğünle kaderini ırsın. Ya -muhtemelen- kaderini tığın için ekmeğini bölüşüyorsundur.
Filmlerin en güzel sahneleri, yemek masası etrafında dönen karelerdir. Sahici olan her zaman güzel değildir ama güzelliği, sahiciliğinden gelir.
ahir zamanlarda eskisi kadar ilgimizi çekmese sofraya ulaşan her şeyin hikâyesi vardır. Bazılarınınki biraz daha büyüleyicidir. İnsanlık tarihi kadar eski olan şarabınki gibi…
Şarabın sihri
Şarabın sihri üzümde, üzümün hikmeti bilgeliğindedir. Gelin görün ki, Ermenistan’ın Vayots Dzor bölgesindeki asmaların arasında, “Biz suyuz, üzüm ” diye anlatmaya başlayan bağ sahibinden öğrendim ki, üzüm insan gibi üzülmeye gelmiyor. Klasik müzikle sakinleşirken daha hoş oluyor kasvetli titreşimlerle canı sıkılınca tadı kaçıyor.
Mahzeninin girişine ayna koyup, “Kendine bak öyle in” diye uyaran başka bağ sahibi hiç haksız değil. Ekşi yüzlü, huzursuz ruhlara fıçılarının arasında gezmeyi yasaklamış. Haklı. Ancak eskiden böyle teamüller yokmuş tabii.Ö. 4000–3800 yıllarından kalma araç gereçlerin bulunması nedeniyle en eski şarap üretim alanlarından biri kabul edilen Areni-1 Mağarası’nda Mozart ya Bach çalmıyordu.
Dünyanın en eski şarap küpleriyle üzüm kalıntılarının bulunduğu Areni-1 Mağarası'nın yanında insan mezarları yer alıyor. Ancak sadece küplerin yanında değil, küplerin içinde bulunanlar var: "Mağara duvarının yakınında, kilden yapılmış kapların içine gömülmüş üç insan kafatası bulunmuştur. buluntu, şarap üretimi kurban törenleri arasında bağlantı olduğunu ortaya koymaktadır."
Söz konusu insan buluntularının, "yeniden doğuş" ritüellerinin parçası olduğuna inanılıyor. İnsan uzuvlarıyla iç içe bulunan üzüm kalıntıları ise üzümün sadece şarap üretiminde kullanılmadığını gösteriyor.
Geç olsun, güç olmasın
Üzümün bereket kattığı topraklarda nasıl kullanıldığı ya kullanılmadığı birçok bağlantıyı ortaya koyabilir. bağlantılardan yola çıkarak sorular sorulabilir. Örneğin, Ankara’daki “Papazın Bağı” kimindi? Haç Dağı’ndaki ateşi kimler, neden yakardı? Asdvadzadzin Yortusu’nun Anadolu’daki üzümlerle ne alakası var? Ermenistan’ üretilen bazı şarapların etiketlerinde neden “Van Ardi”, “Tushpa” yazar? Belki en önemli soru: Üzümü yiyip bağını neden sormuyoruz?
Normalleşmenin ayağı sınırı açmaksa, diğeri merak etmek cevabına itirazınız olsa sorular sormak. Bazen sadece soru, verilecek cevaptan daha fazlasını anlatır.
şüphesiz ki herkes şansı hak. Geç olsa güç olmadan sofranın etrafında toplanmanın her iki taraf için sağaltıcı etkisi olabilir. sofraya ağlamak gülmek dahil çünkü biri olmadan diğeri pek mümkün değil.
Aynı sofrada oturabilmeye, aynı ekmeği bölüşebilmeye, aynı salkımdan üzüm yiyip aynı bağın şarabını içmeye, freni patlamış dünyada her zamankinden daha fazla ihtiyacımız.
Sahi, “Papazın Bağı” kimindi?