Parrhesia Kolektifi sonbahar kış dönemindeki Parrhesiapar köşesinde göç etmek, edememek göçmenlik deneyimlerine odaklanacak. Lerna Babikyan’ın deneyimiyle başlayan dizi, geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi hepimizin deneyimleriyle şekillenecek. Lerna’nın yazısı bizlere, sadece son beş nesilde Ermenilerin hayatından göçün hiç eksik olmadığını hatırlatmakla kalmadı, aynı zamanda hepimizin ailesinde göçmenler olduğunu, hepimizin göç etme fikriyle, pratiğiyle yaşadığımızı hakikatin günlük hayatımızda ne anlama geldiği üzerine pek düşünmediğimizi fark ettirdi. Kolektifimizde göç etmemiş olanlar olsa göçmenlik deneyimleri olan akrabalar göç etmenin ihtimal olarak hep var olduğunu söyleyebiliriz.

Kendi göçmenlik deneyimimden öğrendiğim, göçmenliğin her şeyden önce göçen göç edilen ülke için farklı zaman deneyimleriyle ilgili emek meselesi olduğu. Zamanın önemi özellikle göçmenin büyüdüğü ülkeye dönebilir olmasıyla ölçülür. Yani göçmen göçmen olarak yaşayacağı zamanı belirleyebiliyorsa, büyük ayrıcalıktır. anlamda, felaketten kaçan, canını kayığa atıp denizlerde yok olma tehlikesini göze alanlarla, 20. yüzyılın endüstriyelleşmiş ülkelerine organize işçi göçlerini aynı yerde görmek hakkaniyetli olmaz.

yanıyla göçmenlik sonuçta ucu açık, ne olacağı belli olmayan zamana işaret. zamanda neler olacağı, insanın ne kadar kendi iradesinin farkında olarak, kendini seçeceği aldığı riskleri gerçekte ne kadar taşıyabileceği ilgilidir.

Öncelikle göç etmek Ermeniler açısından felaketle doğrudan ilişkili tarihsel hafızanın eyleme geçirilmesidir. Hayattakalıp gidenler, gidebilenler, felaketle aralarına mesafe koymanın en radikal yöntemini ortaya koyma iradesini, farkında olarak ya olmayarak hayata geçirenlerdir. Ancak yerden fiziksel olarak ayrılmak, zamansal olarak ayrılmayı beraberinde getirmez; hatta çoğu zaman felaketin zamanı bütün mekanların önüne geçer göç edilen ülkelerde sürdürülmeye devam.

Göç edenler göç ettikleri ülkelerden fiziksel olarak ayrılmış olsalar bile, ülkenin gündemini takip ederek, 7/24 açık televizyonlarda, adeta göçün yarattığı yarıklara elektrik prizi güçlü şekilde bağlanır. Fiziksel çevre değişmiştir ancak zamansal değişim gerçekleşmemiş, göçmenler havada bulut gibi asılı kalmıştır.

Özellikle aileler göç ederken, pek çoğu bunu çocuklarının geleceği için yaptıklarını söyler, oysa, göç eden ailenin bütün bireylerinin hayatları değişir. Hatta göç ailenin en büyük sınavıdır, çünkü mekânsal zamansal adaptasyon ailenin her bireyi için aynı şekilde işlemez. Aile içinde zamansal kırılmaların yaşanması, aile büyüklerinin havada asılı kalması, genç kuşakların geldikleri ülkeye adaptasyonu, aile içindeki zamansal dinamikleri altüst ederek, kuşakların birbiriyle kurdukları bağları doğrudan etkiler. anlamda göç etmek tüm riskleri satın alınmış iradi karar olarak yaşan(a)madığında, alınan kararın sonuçlarını göğüsleyecek aile büyükleri olmadığında kuşaklar boyu sürecek, etkileri çok katmanlı farkına varılması zor, zamansal süreklilikler yaratan kırılma noktası.

tarafta büyük çaba göç edilen ülkenin gündelik hayatındaki yerini ucuz emek gücü olarak almaya çalışan göçmenler, yanda geride kalmış akrabalarıyla, dostlarıyla, hemşerileriyle iletişimi sürdürerek, aile olmaya devam etmeye, ailenin yakın çevresinden uzaklaşılan akrabaları aile bağları içinde tutmaya, onların yeni kuşaklarla bağlarını kurmaya sürdürmeye yönelik, en görünmez emeğin canhıraş işçileri.  Ermenilerin en az beş kuşaktır coğrafyanın, savaşların, saat farklarının imkansızlıklarını aşarak, doğumları, ölümleri, düğünleri, mutlulukları, hüzünleri abilmek için müthiş duygusal, ekonomik yatırım yaptıklarını zamansal emek verdiklerini söylemek abartılı olmayacaktır.

Göç etmenin görünmeyen yanlarından biri, ortalama olarak iyi denilebilecek koşullarla bile gidilmiş olsa, kişi sosyal profesyonel olarak sıfır noktasından hayata başlar. İster mecburiyet, isterse eğitim, iş ya evlilik nedeniyle gidilmiş olsun, gelinen ülkenin bütün sosyal kodları yeni öğrenilecektir, nerede nasıl davranılacağına dair yepyeni bilgi birikimi oluşturulması yıllar alacaktır. Tanıdıkların, yıllarca kurulmuş dostlukların, bilinen sorun çözme yöntemlerinin işlemediği, kurumsal sosyal olarak tam sıfır noktasında, zamana kadar edinilen bilgi birikimin hiçbir anlam ifade etmediği yıllar, göçün adeta kendini seçme ya verilen iradi kararın risklerinin ne kadar hakiki noktadan satın alındığının sınavıdır. Kişinin göç ettiği ülkeye birlikte getirdiği özellikler, bütün sosyal profesyonel birikimleri ancak geldiği ülkenin bağlamına oturtulabildiğinde yani ancak belli sürenin sonunda anlam kazanmaya başlayabilir. başka deyişle, birlikte getirdiğimiz eğitimin, becerilerin başka ülkede görünür olması için, öncelikle bizlerin başka ülkenin zamanında mekânında kendi varlığımızı tesis etmemiz, görünür hale gelmemiz gerekir. Zaman noktada göçün kurucu öğesidir. bazen kuşaklar sürebilir.

Harry Harootunian’ın ustalık eseri olan pek yakında Aras Yayıncılık’tan Türkçe olarak yayımlanacak olan kendi ailesinin tarihini incelediği eserinde (Unspoken as Heritage, 2019), hayattakalanlar olan anne babasının ABD’ye göç etme sürecini kendisinin çocuk olarak ailesinin çoklu zamansallıkta yaşamayı nasıl deneyimlediğini çok güzel anlatıyor. Harootunian zamana, “şimdiki-geçmiş zaman” diyor.

Kolektif olarak, bizler bundan sonraki yazılarımızda, ailelerimizin, kendimizin göç etme edememe deneyimlerini acağız. Bunu yaparken hayatlarımızda oluşan zamansal mekânsal yarılmaların bizler için ne anlama geldiğini birlikte düşüneceğiz.