İngiliz veri merkezi geliştiricisi Nscale, Norveç’in Glomfjord kasabasında inşa ettiği 30 megavatlık tesisin gecikmesini telafi etmek amacıyla yüzlerce taşeron işçiyi eski yüzer hapishane gemisinde barındırmayı planlıyor. Bloomberg’in haberine göre proje, soğutma sistemi sızıntıları, elektrik yangını iş gücü sorunları nedeniyle en az altı ay geride kalırken tesisin yalnızca 6,4 megavatlık bölümü faaliyete geçti. Konut sıkıntısı nedeniyle gündeme gelen Kalmar adlı gemi, veri merkezi yatırımlarında işçi güvenliği yerel ekonomik fayda tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
Nscale Veri Merkezi Projesinde Gecikmelerle KarşılaştıNscale’ın Glomfjord’ geliştirdiği veri merkezi, şirketin önemli yatırımları arasında yer alıyor. Ancak inşaat sürecindeki teknik arızalar operasyonel sorunlar, tesisin planlanan takvimin gerisinde kalmasına neden. Bloomberg’in aktardığı bilgilere göre 30 megavatlık kapasite hedefinin yalnızca 6,4 megavatlık bölümü devreye alındı.
Gecikmelerin arkasında birden fazla sorun bulunuyor. İnşaat sırasında yaşanan soğutma sistemi sızıntıları, büyük çaplı elektrik yangını iş gücüyle ilgili aksaklıklar projenin ilerleyişini olumsuz etkiledi. tür tesislerde soğutma altyapısı elektrik sistemlerinin güvenilir biçimde çalışması, sunucuların kesintisiz işletilmesi açısından kritik önem taşıyor.
Nscale’ın takvimi yeniden yakalamak amacıyla yüzlerce ek taşeron işçiyi sahaya getirmeyi değerlendirdiği bildirildi. Ancak Glomfjord’daki otel odalarının büyük bölümünün dolu olması, yeni çalışanlar için barınma sorununu gündeme taşıdı.
Nscale’ın barınma çözümü olarak değerlendirdiği Kalmar, üç katlı, gri renkli gemi olarak tanımlanıyor. Gemi geçmişte göçmenlerin tutulduğu yüzer gözaltı merkezi olarak kullanıldı. Bloomberg’in haberine göre gemide yaklaşık 500 kişilik yatak kapasitesi bulunuyor.
Şirketin planı kapsamında taşeron işçilerin gemide konaklaması, ardından inşaat alanına giderek çalışmalarını sürdürmesi bekleniyor. yaklaşım, bölgedeki sınırlı konaklama seçeneklerine alternatif oluşturmayı hedeflese işçilerin yaşam koşulları çalışma düzeniyle ilgili soruları beraberinde getiriyor.
Veri merkezi inşaatlarında kısa sürede çok sayıda çalışana ihtiyaç duyulması, yerel konut altyapısı üzerinde baskı oluşturabiliyor. Glomfjord örneğinde ise kapasite artışı hedefiyle gündeme gelen barınma planı, projenin teknik sorunlarının yanında iş gücünün nasıl yönetildiğini tartışmaya açıyor.
Bloomberg’in görüştüğü bazı çalışanlar, uzun vardiyalardan, yetersiz eğitimden sağlık güvenlik protokollerindeki eksikliklerden şikâyet. Norveç İş Teftiş Kurumu tarafından yürütülen incelemede Nscale’ın personel kayıtlarında ciddi eksiklikler bulunduğu bildirildi. Habere göre bazı belgelerde çalışanların yalnızca ilk isimleri yer.
Çalışma koşullarına ilişkin iddialar, projenin gecikmelerini telafi etmek amacıyla daha fazla işçi getirilmesi planıyla birlikte önem kazanıyor. İş gücünün hızla artırılması, uygun eğitim, kayıt düzeni güvenlik prosedürleri sağlanmadığı takdirde sahadaki riskleri artırabilir.
Norveç’teki düzenleyici incelemenin aktarılan bulguları, taşeron çalışanların yönetimi işverenlerin kayıt yükümlülükleri konusunda soru işaretleri doğurdu. Ancak mevcut haber, tüm işçilerin aynı koşullarda çalıştığını veya bildirilen her sorunun bütün proje alanlarında yaşandığını ortaya koymuyor.
Yaklaşık 1.000 kişinin yaşadığı Glomfjord’ veri merkezi projesine yönelik tepkiler gündeme geldi. Belediye Başkanı Grethe Anita Andersen, yatırımın bölgede 40 kalıcı iş yaratmasını umduğunu Bloomberg’e açıkladı. Ancak söz konusu istihdam hedefinin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği henüz kesinleşmedi.
Norveç Parlamentosunun Sosyalist Sol Parti çizgisindeki Kızıl Parti üyesi Sofie Marhaug ise veri merkezi geliştiricilerinin ülkenin çıkarlarını önceliklendirmediğini savundu. Marhaug, ekonomik değerin başka bölgelerde oluştuğunu, Norveç’in ise doğal kaynaklarını kullandırdığını ileri sürdü.
Tartışmanın merkezinde, yüksek enerji altyapı gereksinimleri bulunan veri merkezi yatırımlarının yerel topluluklara ne kadar kalıcı katkı sağladığı sorusu bulunuyor. Nscale’ın projesi, teknoloji altyapısının büyümesiyle birlikte istihdam, doğal kullanımı yerel yaşam koşulları arasındaki dengenin değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
Projenin bundan sonraki aşamasında yalnızca 30 megavatlık kapasite hedefine ulaşılması değil, inşaatın güvenli biçimde tamamlanması yerel halka vaat edilen ekonomik katkının gerçekleşmesi önem taşıyacak. Kalmar’ın işçiler için kullanılmasına ilişkin planın uygulama ayrıntıları tesisin gecikme takviminin nasıl telafi edileceği, yatırımın bölgedeki etkisini belirleyen başlıca unsurlar arasında yer alacak.