İngiltere Prensesi düğünü için çok özel gelinlik diktirmek istiyor: 16. yüzyıldan itibaren saraylara dantel üreten Normandiya’nın Alençon bölgesinde yapılmış eski kraliyet duvağı motifinin yüzbinlerce inciyle kuyruğuna aynen işlendiği gelinlik. Böylece nikah günü Westminister Abbey’ duvak çıktığında, tarihin kraliyet geleneğinin izi gelinliğin üzerine damgalanmış gibi görünecek.
yaratıcı iddialı sembolizmi hayata geçirmek için moda tasarımcısı Alexander Schaaf görevli. Gelinliği üreteceği yer, tasarımcının çalıştığı Paris’teki modaevi Maison Beliana. Ayrıca eski duvağı Alençon’daki dantel zanaatının son temsilcisi kadınlar restore edecek inci işlemeler, işlemede dünyaca ünlü Mumbai’deki Atelier Shania tarafından yapılacak.
30. İstanbul Uluslararası Tiyatro Festivali, Strasbourg Ulusal Tiyatrosu’nun prodüksiyonu, aynı zamanda kurumun genel sanat yönetmeni olan Vietnam, Hint, Cezayir kökenli Fransız yazar yönetmen Caroline Guiela Nguyen’in 2024 Avignon Festivali’nin açılışını yapan çok boyutlu oyunu Lacrima başlıyor. Yukarıda özetlediğim konusu kurmaca olmakla birlikte, işlediği endüstrinin detayları çok iyi araştırılmış tamamen gerçek: Alençon’ 500 yıldır süren, rahibelerin, aşırı konsantrasyon sessizlik gerektirdiği için sağır-dilsiz kızlara öğrettiği kuşaktan kuşağa geçen dantel zanaatı, Mumbai’ çalışanların gözlerini zamanla kör eden işleme zanaatı, Paris’in haute-coture geleneği… Nguyen, oyununu yazarken bunları yerlerinde araştırmış. Lacrima’ vurgulamaya çalıştığı ise emek sömürüsü, çalışanların aile dramları, işçi sağlığı, ruh sağlığı adanmışlık.
Oyun, büyük dramla açılmanın ardından geriye dönüyor. Sert beyaz ışıklar (ışık tasarımından Mathilde Chamoux Jérémie Papin sorumlu) beyaz steril masalarla (dekordan Alice Duchange sorumlu) ameliyathane görünümü veren Paris’teki modaevinin atölyesinde atölye şefi baş terzi Marion (müthiş Maud Le Grevellec) gerçekten tıbbi müdahale gerektiren durum yaşıyor. Sonrasında ise onu noktaya getiren olaylar silsilesini bölümler hâlinde, sadece üç dakikalık ara vererek, üç saat boyunca izliyoruz.
Aynı atölyede altında çalıştığı için kompleksli onu zorbalayan kalıpçı kocası Julien, sorunlu ergen kızı Camille, imkânsızı isteyen dev egolu tasarımcı Alexander, mesafeli kibar prensesle Zoom toplantıları, çok zor ama terzi için kadar gurur verici olduğundan mutlaka verilen kısa sürede tamamlanması gereken gelinlik projesi var…
arada Alençon’daki dantel işçisi kadınlar üzerinden zanaatin inceliklerine, tarihine kadınların sorunlarına; Mumbai atölyesindeki baş işlemeci Abdul üzerinden endüstrinin sıkıntılarına vakıf oluyoruz. yanda etik değerler konusunda ısrarcı ama iki yüzlü Avrupa, yanda emperyalizme inci işleyen eski sömürge arada, hep arada kalmayı şekilde başaran hem sanatçı hem zanaatkâr Fransızlar… Nguyen’in çok katmanlı, dramatik epik oyunu çok iyi dramaturjisi (Louison Ryser, Tristan Schinz), dram efektini bine katlayan mükemmel müzikleri (Özgün Müzik: Antoine Richard, Jean-Baptiste Cognet, Teddy Gauliart-Pitois – Ses Tasarımı: Antoine Richard), başarılı tekniği kamera kullanımı, dekor ışığı, kimi amatörlerden oluşan ama hepsi çok yetenekli iyi kastıyla uzun zamandır izlemeyi özlediğimiz kalitede tiyatro deneyimi sunuyor.
Sadece tekstil endüstrisinde, özellikle haute-couture’ işçi sömürüsünü ana teması yapan oyunda karakterlerin yan hikâyelerine özel hayatlarına fazlaca girilirken Mumbai’ hem işini hem gözlerini kaybeden işlemecinin hikâyesi örneğin, biraz arka planda kalıyor. aynı şekilde Paris modaevinde aile dışı yaşanan iş sömürüsü. Alençon’daki dantel işçilerinin sorunları geçmişleri ise akıllıca dramarturjik araç, radyo programı kullanılarak detaylıca veriliyor.
Karakterlerin özel hayatları ilgili sahneler biraz sarktığı Nguyen çok fazla şey anlatmaya çalışıp hiçbir malzemesinden vazgeçemediği için üç saat sürüyor. Ama sahneyi büyülü yapan bütün unsurların çok yerinde kullanımıyla süre uzun gibi gelmiyor. Tabii, haute-couture parçalar içeren Benjamin Moreau imzalı kostüm tasarımı oyunun yıldızı; Fransızca, İngilizce, Tamilce Fransız İşaret Dili’nin mükemmel şekilde iç içe geçerek kullanılması ilginç keyifli unsur.
Gösterişli kraliyet gelinliğinin arkasındaki binlerce saatlik emeği, bedensel yıpranmayı, küresel elitizmdeki gizlilik sözleşmelerini güç eşitsizliklerini yer yer lirik, çoğunlukla dramatik sahne diliyle görünür kılan Lacrima, bence süredir festivale gelmiş en iddialı güçlü yabancı yapımlardan. İmkânı olan kaçırmasın derim.
Lacrima, 30. İstanbul Tiyatro Festivali kapsamında 22 Ekim Perşembe 23 Ekim Cuma tarihlerinde Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde. Detaylar bilet bilgileri için burayı ziyaret edebilirsiniz.