Artı Gerçek - Anayasa Mahkemesi (AYM), İstanbul Valiliği’nin 'Bahar Kalkanı Harekâtı’nı eleştiren eylem etkinlikleri yasaklaması nedeniyle yapılan bireysel başvuruda, toplantı gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine hükmetti.
AYM’nin gerekçesinde, idarenin güvenlik kaygılarını somutlaştırmadığı, müdahaleyi haklı kılacak yeterli gerekçe sunmadığı daha hafif tedbirleri değerlendirmediği belirtildi. Mahkeme, başvurucuya net 5 bin TL manevi tazminat ödenmesine karar verdi.
VALİLİK, 'SAVAŞA HAYIR' EYLEMLERİNİ YASAKLAMIŞTIİstanbul Valiliği, kentteki sendika sivil toplum kuruluşlarının Suriye’deki 'Bahar Kalkanı Harekâtı’nı eleştirmek veya sona erdirilmesi amacıyla kamuoyu oluşturmak için düzenlemeyi planladığı eylem etkinlikleri 1-10 Mart 2020 tarihleri arasında yasaklamıştı.
Valilik, kararına gerekçe olarak eylemlerin toplumda infial yaratabileceğini, toplumsal iç barışı tehdit edebileceğini katılımcılarla kişiler arasında provokatif olaylara yol açabileceğini ileri sürmüştü.
DİSK’e bağlı Dev Sağlık-İş Sendikası yöneticisi Erdoğan Demir, yasağın yürütmesinin durdurulması iptali talebiyle dava açmıştı. İstanbul 10. İdare Mahkemesi yasağı hukuka uygun bulmuş, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi 3 Haziran 2022’ istinaf başvurusunu kesin olarak reddetmişti.
Bunun üzerine Demir, 14 Temmuz 2022’ AYM’ye bireysel başvuruda bulunmuştu.
'İDARE, GÜVENLİK KAYGILARINI SOMUTLAŞTIRMADI'AYM, toplantı gösteri yürüyüşü hakkının ancak kamu düzenini tehdit eden tehlikenin daha hafif tedbirlerle önlenememesi halinde sınırlandırılabileceğini vurguladı. Müdahalenin zorunlu toplumsal ihtiyaçtan kaynaklandığını kanıtlama yükümlülüğünün idareye ait olduğunu belirtti.
Gerekçede, yasaklama kararında kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi başkalarının haklarının korunması bakımından tehlike oluşabileceğine ilişkin genel ifadeler kullanıldığı, ancak bunları destekleyen somut ikna edici gerekçelerin sunulmadığı kaydedildi.
Mahkeme, olası provokatif olaylara toplumsal barışın tehdit edilmesine ilişkin somut bilgi belgelerin yargısal denetime elverişli biçimde ortaya konulmadığını belirtti.
'RAHATSIZ EDİCİ DÜŞÜNCELER İFADE EDİLEBİLİR'AYM, toplumun genelinin veya devlet politikalarını benimseyen kesimlerin görüşleriyle çelişen, onları rahatsız eden ya endişelendiren düşüncelerin barışçıl toplantılarda ifade edilebilmesi gerektiğini vurguladı.
Gerekçede, düşüncelerin korunmasının yalnızca toplum tarafından kabul gören veya zararsız bulunan açıklamalarla sınırlı olmadığı; kaba, şok edici ya rahatsız edici nitelikteki ifadeler için geçerli olduğu belirtildi.
'MUHTEMEL GÜVENLİK RİSKLERİ YASAKLAMA İÇİN YETERLİ DEĞİL'AYM, idarenin etkinliğin barışçıl biçimde gerçekleştirilmesini sağlayabilecek daha hafif alternatif tedbirleri değerlendirmeden doğrudan yasaklama yoluna gittiğine dikkat çekti.
Gerekçede, “Yalnızca muhtemel güvenlik risklerine dayanılarak tüm toplantı gösterilerin yasaklanması anayasal bakımdan yeterli kabul edilemez” denildi.
Yasaklama kararını denetleyen idare mahkemesinin somut tehlike bulunup bulunmadığı olası risklerin daha hafif tedbirlerle önlenip önlenemeyeceği konusunda değerlendirme yapmadığı belirtildi.
AYM, yasağın zorunlu toplumsal ihtiyacı karşıladığı demokratik toplumda gerekli olduğu yönünde yeterli gerekçe sunulmadığı sonucuna vararak Anayasa’nın 34. maddesinde güvence altına alınan toplantı gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine karar verdi.