George Lucas’ın 2008 yılında sinemalarda gösterime giren The Clone Wars filmi ardından ekrana taşıdığı animasyon dizisi, hepimiz biliyoruz. Prequel üçlemesinin (Özellikle Episode II III arasındaki boşluğun) smooth ama kadar karanlık tonunu, hafta sonu sabahı yayınlanan haftalık çizgi filme uyarlamak riskli hamleydi. İlk bölümlerdeki nispeten episodik basit macera yapısı önyargıyı kısa süreliğine körükledi. Ancak 1. Sezonun son jeneriği akıp gittiğinde ekranda kalan manzara bambaşka: The Clone Wars, sadece filmlerin arasını dolduran dolgu malzemesi gibi değil; galaksinin devasa trajedisini, siyasi çürümesini bireylerin yaşadığı kıyımı köklerine kadar işleyen, epik askeri-politik dramaydı.
Gelin, 1. Sezonu tüm kırılma noktaları, lore detayları karakter evrimleriyle birlikte derinlemesine masaya yatıralım.
Biz Droid Değiliz, Askeriz!Serinin en büyük başarısı, klon askerler konusundaki “tek tip seri üretim piyade” algısını daha ilk sezondan paramparça etmesi. Kamino’nun steril, ruhsuz tüplerinden çıkıp zırh giyen milyonlarca insan, ilk başta seyirciye sadece organik birer droid gibi sunulmuştu. Fakat Rookies (5. Bölüm) gibi dönüm noktası niteliğindeki bölümler, illüzyonu yerle
Rishi Ayı’ndaki izleme istasyonunda Domino Squad’ın (Fives, Echo, Hevy, Cutup) yaşadığı hayatta kalma mücadelesi, dizinin tonunu tayin eden. Hevy’nin uzaktan kumanda bozulunca bombayı manuel patlatmak için “We’re not droids! We’re soldiers!” diyerek kendini feda etmesi, klonların sadece birer emir kulu olmadığını, her birinin onura, iradeye kardeşlik bağına sahip olduğunu kanıtladı. Komutan Rex’in acemilere olan babacan ama sert yaklaşımı, zırhına kendi kanıyla sürdüğü el izi detayı… Bunlar serinin düşüncesel omurgasını oluşturuyor.
Aynı vicdan sınavını Innocents of Ryloth bölümünde Waxer Boil’in minik Twi’lek kızı Numa kurduğu bağda gördük. Savaşın cehenneminde kalmış çocuğun gözünden klonların nasıl birer “koruyucu” olduğunu izlemek, projenin sadece uzay savaşı olmadığını, saf insanlık dramı barındırdığını gösterdi. Biyolojik olarak aynı olmalarına rağmen her birinin Güç’te farklı birer iz taşıdığı Order 66 gibi korkunç sona doğru adım adım sürüklendikleri gerçeği, sezonun attığı en sağlam temellerdendir.
Ahsoka Tano Anakin Skywalker: Usta-Çırak Dinamiğinin AnatomisiFilmin vizyona girdiği ilk günlerde herkesin sinirini bozan aceleci, laf sokan fazlasıyla sinir bozan ettirecek kadar iddialı karakter Ahsoka yani bende biraz internette araştırdım çok fazla nefret ediyorlarmış Ahsoka’dan bilmiyorum ben çok seviyorum bana doğal neşeli geliyor nasıl kadar sinir olmuşlar gerçekten aklım almıyor.”Snips”, 1. Sezon boyunca geçirdiği organik gelişimle galaksinin en iyi yazılmış çırak karakterlerinden birine dönüştü. Anakin Skywalker’ın kural tanımaz, otoriteye boyun eğmeyen ama taktiksel dehasını sonuna kadar zorlayan rebel tarzı, Ahsoka’nın karakter kumaşını kusursuz şekilde şekillendirdi.
Storm Over Ryloth’ta ilk kez büyük filo komutasını sırtlandığında yaptığı aceleci hatanın bedelini ağır ödemesi, kaybettiği klonların omuzuna bindirdiği suçluluk… Bunlar Ahsoka’yı anda karton kahraman olmaktan çıkarıp, savaşın acı gerçekleriyle yüzleşen gerçek komutana evirdi. Anakin’in burada klasik Jedi Konseyi üyesi gibi ezbere kurallar sıralamak yerine, “Savaş hata kabul eder ama pes etmene izin vermez” felsefesiyle yaklaşması ikilinin bağını perçinledi.
Aynı şekilde Duel of the Droids arkında General Grievous gibi kabusun karşısına dikilen Ahsoka’nın kılıç üstünlüğüyle değil; tamamen gizlilik, sabır zekayla hayatta kalmayı seçmesi, Padawan’ın savaş meydanındaki mental olgunlaşmasının en temiz kanıtıydı. Anakin’in gelecekteki karanlık tarafa kayışının ilk fısıltılarını padawanını korumak için sınırları zorladığı agresif anlarda net şekilde okumaya başladık.
Cumhuriyet’in Aslı Separatist TehdidiOrijinal üçlemedeki net “İyi Asi – Kötü İmparatorluk” denklemi, Clone Wars’un siyasi altyapısıyla tamamen yerle oluyor. Galaktik Cumhuriyet, dış sistemler için her zaman kurtarıcı değil; aksine stratejik çıkarları için gezegenleri askeri üslere cephaneliklere çeviren devasa
Bunu Ryloth Operasyonu‘nda Defenders of Peace bölümlerinde çok net gördük. Twi’lek direnişinin lideri Cham Syndulla’nın Mace Windu’ya karşı sarf ettiği sözler, Cumhuriyet’in “barış koruyucu” maskesinin altındaki sömürgeci yüzünü açığa çıkardı. Maridun gezegenindeki Lurmen halkının inatçı pasifizmi (“Siz ikiniz aynı savaşın iki tarafısınız, ikiniz şiddet getiriyorsunuz” argümanı), Anakin dahil herkesin eline silah almasını sorgulatan, evrenin felsefi derinliğini artıran cesur adımlardı.
İşin teknoloji askeri güç kısmına baktığımızda ise Separatist Alliance’ın (CIS) korporatif yapısının ne kadar yıkıcı olabileceğini gördük. Count Dooku’nun emirleriyle geliştirilen devasa iyon topuna sahip Malevolence kruvazörü, Naboo üzerindeki antik Blue Shadow Virüsü (Dr. Nuvo Vindi’nin ürkütücü laboratuvarı) gezegenlerdeki tüm organik yaşamı silen Defoliator silahı… Savaşın sadece ışın kılıçlarından ibaret olmadığını, galaksinin altını üstüne getiren kimyasal teknolojik kıyım olduğunu ilk sezondan damarlarımıza kadar işlediler.
Sezonun senaryo açısından en büyük başarısı, hikayeyi sadece Jedi-Sith ekseninden çıkarıp galaksinin yeraltı ekonomisine, korsanlarına fırsatçılarına açmasıydı. Savaşın olduğu yerde kâr arayan tüccarlar suç lordları olmadan Star Wars evreni eksik kalırdı.
Önce Dooku Captured arkında karşımıza çıkan Weequay korsanı Hondo Ohnaka tanıştık. Sith Lordu Count Dooku’yu sarhoş edip rehin alan, tek motivasyonu kredi, ticaret hayatta kalmak olan adam, serinin askeri havasına harika mizah denge getirdi. Hondo, Star Wars evreninin “gri” karakterlerinden biri olarak unutulmazlar arasına adını yazdırdı.
Ancak sezonun asıl bombası, final virajında Cad Bane patladı. Holocron Heist başlayan üçlemede; mavi derisi, fötr şapkası, ikonik ses tonu kusursuz gadget’larıyla Jedi Tapınağı’nın en korunaklı arşivlerine sızan Cad Bane, Jedi Order’ın kibirli güvenliğini yüzlerine çarptı. İçinde galaksteki tüm Force-sensitive çocukların (geleceğin potansiyel Jedi’larının) gizli kimliklerinin yer aldığı Holocron kasasını patlatması, sezonu kusursuz kadar karanlık finalle kapattı.
Son SözStar Wars: The Clone Wars, 1. Sezonuyla birlikte evrenin prequels dönemindeki politik askeri boşlukları muazzam ustalıkla doldurdu. Lore meraklıları için her saniyesi ayrı detay barındıran, klonların onurlu ama trajik mücadelesiyle insanı ekran başına kilitleyen yapım tüm Star Wars fanlarının gerçek fanların izlemesi gereken izlerken çok eğleneceği Zırhlar kuşanıldı, 501. Lejyon hazır; şimdi 2. Sezonu izleme vakti!