Sütbeyaz zafer

Dün gece kazanmanın anlamını hisseden kazandı. Korkuların külünü karıştıranlar yine yandı ya kendilerini yaktı. Çünkü Galatasaray ne kadar cesursa Fenerbahçe kadar korkaktı. Galatasaray ne kadar ataksa Fenerbahçe kadar panikataktı. Galatasaraylı futbolcuları acelesi vardı hem görsel hem fiziksel gösteri sundular. Rakibi açık vermeye zorlamak sanatsa, futbolun böyle gösterilere ihtiyacı.

Özellikle ilk yarının mutlak hakimi Galatasaray. Gideceği yeri bilen, savunması gerektiği alanın farkında olan, fizik düşünce olarak galibiyete formatlanmış takım duruşu vardı. Her şeyden önemlisi şapkadan tavşan çıkaran sihirbaz Galatasaray'daydı. Kuşatılmış her siperi yaracak ustalık Osimhen' mevcutken, attığı ikinci gole bakınca, "gol atmak en çok adama yakışıyor" dedim. Takımda rakibine kendisini kadar güçlü hissettiren başka futbolcu. Her pozisyonda istikrarlı inatçılık.

İkinci yarıda durum daha farklı olabilirdi. Galatasaray'ın sahaya bıraktığı pusulada özne "istersem kazanırım!" Gizli özne; "kazanmaya yetecek kadar pozisyon buluyorsam, pozisyonları harcamakta sakınca görmüyorum!" Fenerbahçe'nin İrfan Can Kahveci'nin attığı golden sonra ruhani direniş göstereceğini düşündüm yalan değil. Ama kendini oynayanlarla, kendine oynayanlar arasındaki kalite farkı Galatasaray'dan yanaydı.

Fenerbahçe Kulübü Skriunar'ı dikkatli baksın. Galatasaray' Sanchez ne kadar harikaysa, Skriniar kadar biçareydi. Bütün pozisyonlarda ekarte edildi. Üstelik Skrinar'ın daha maçın ilk çeyreğinde oyundan atılması gerekirdi. Barış'a yaptığı hareket sonrası sarı kartı gördü ama Batrakov'un ayağına bastığı pozisyonda verilmeyen sarı kart hakemin adamı koruma içgüdüsüydü. Aynı şekilde Sallai' sahada futbolun çirkin yanını temsil edenlerden biriydi.

Galatasaray' herkes formasının hakkını verince, gece onlara hakkını verdi. Ama çuvalla para aldığı halde kılını kıpırdatmayan Greenwood'a biri sorsa, "sen kimsin?" Alacağı cevap bellidir, " maçta hiçim!" Fenerbahçe adına yenilgiye konulan tanı; teknik adamın basiretsiz. Kaderin rotasını kendi elleriyle değiştirenler, kendilerini değiştirmeyi düşünmediği için dün geceki sonuç kaçınılmazdı Kim göze alır, yarattığı enkazla yüzleşmeyi? Dikiş tutmaz gerçeklerin seçilmiş terzisi İsmail Kartal'a ayna tutsam dönüp bakar ? Böyle adamlar için hiçbir şeyden sorumlu olmadıkları bencil mekandır aynalar. Ya mızıkçılıkla süslü camekan!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen