hafta dikkat kesildiğimiz bazı yeni müzikler: Claud, Shabazz Palaces, The Olivia Tremor Control, William Basinski, Orchestra Baobab, Dis Fig, Fenne Lily, Surprise Chef dahası.

Taze yayımlanmış albüm teklilerden hazırladığımız güncellenen çalma listemiz burada.

DİKKAT DİKKAT
Claud –
Me and the Music
(Dead Oceans)

Brooklyn çıkışlı besteci, üçüncü uzunçalarında genç âşık olmanın kaçınılmaz sonucu olan kalp kırıklığına çözüm sunuyor. Ya bütün üzüntü, bitmesini beklemek yerine içinde hafiflik bulabileceğimiz hâlse? Tatlı tatlı dream pop rüzgârlarıyla dalgalanan Me and the Music yaşadığımız her duygunun bizim için orada olduğunu, dolayısıyla onlardan çekinmektense üzerine gittiğimizde nelere vesile olabileceklerinin güzel örneği. Albüme adını veren parçasında “Mahvetmene izin vereceğim son şarkı ” diyor mesela Claud; mahvoluşta kaybolmak yerine. E.Ö. 

ALBÜM: Orchestra Baobab – Made In Senegal(Strut Records)

70’lerden yana varlığını sürdüren Afro-Küba ritimleriyle Senegal müziğini buluşturan Orchestra Baobab, 10 yılı aşan sessizlikten sonra, tüm kayıplar yenilikler yaşamı kutlamak için araya geldi. Dakar’ kaydedilen Made In Senegal; aileyi, bağları tümüyle birlikte büyütülen sevgiyi kutluyor. Soğuyan havalarda içinizi ısıtmak biraz dans etmek için müthiş eşlikçi. Bölgeye özgü çalgıları, Afrika Latin ritimlerinin kesişimiyle hem köklenmeyi hem çiçekler açmayı sağlıyor. Grup üyesi Thierno Koité’in ifadesiyle “Adımızı aldığımız ağaç gibiyiz. Ne olursa olsun, baobab ağacı dimdik durur.” Ş.Ö. 

TEKLİ: Soul Glo – Ppl Worried. Tunde Adebimpe(Epitaph)

Philadelphialı hardcore punk üçlüsü, parçada oyuncu TV on the Radio’nun kurucularından Tunde Adebimpe’yle güçlerini birleştiriyor. Şarkı, iyi vakit geçirmek uğruna başvurduğu yıkıcı maddelere yöntemlere hem küfreden hem teslim olan birinin çelişkili hâlini anlatırken sözleriyle güldürmekten geri durmuyor. İçeriğinden işe dâhil isimlerden bekleneceği üzere hızlı fazlasıyla öfkeli şarkı, Soul Glo’nun 15 Ocak tarihli beşinci uzunçaları NA I’M GON GRAB ALLAT’ın iştah açıcılarından. Z.N.G.

ALBÜM: Dis Fig – What To Make of These Mortal Hands
(Thrill Jockey)

The Bug, The Body Asian Dope Boys gibileriyle yaptığı iş birliklerinden bildiğimiz DJ, prodüktör vokalist Dis Fig’in (gerçek adıyla Felicia Chen) PURGE’den (2019) beri ilk solo albümü. Duyguların en karanlık hâlleriyle uğraşarak bunları koyu mecralar yoğun icralarla dışavuran Chen, vokaliyle prodüksiyonuyla daima uçlarda geziniyor. Ağır bas, sub frekans türlü distorsiyonu enstrüman odaklı sinematik düzenlemelerle çarpıştırdığı girift dokularla dev mekânlar inşa ederken dikkati bunların içindeki detaylara çekiyor. Kırılganlık yıkıcılık arasında savuran What To Make of These Mortal Hands zihni karmaşık duygu ağına sarıyor ama yandan arındırıyor. Z.N.G.

TEKLİ: BAL – Ya Sev Ya(Contrapol Records)

Geçtiğimiz haftalarda “Nerdeyim Ben” teklisiyle tanıştığımız BAL, sefer hikâyesine kaldığı yerden ama daha isyankâr üslupla devam ediyor. Cem Özel Özgür Çıtır’ın keskin fiyakalı gitarları, Aleyna Talınlı’nın gitgide daha baskın duyulan vokali rahatı bozan atmosferiyle sıkışıp kalmışlıktan kurtulma arzusunu dile getiriyor “Ya Sev Ya” teklisi. Ş.Ö. 

NETLİK ARAMAYANLARA
Shabazz Palaces – It’s a Style Sport(Sub Pop)

Shabazz Palaces albümleri, alıştığımız gerçekliğin biraz dışından seslenir; zamanı öyle lezzetli şekilde büker. Buna karşı koymak. Ishamel Butler’ın adımınızı nereye bastığınızı bilmeme hâlinin keyif unsuruna dönüştüğü diskografisinin yeni halkası It’s a Style Sport ilk şarkısından herhangi hip hop albümünde olmadığınızı hissettiriyor. “Field Notes” “Tongue In Chic” ancak Shabazz Palaces kurgusunda araya gelebilirdi. Butler’ın geçmişe bakarken takındığı muzip bulanık tavır, Erik Blood’la hazırladığı prodüksiyona sinmiş. Kulaklıkla acele etmeden dinlenmesi ısrarla tavsiye edilir. C.K.

ALBÜM: HMLTD – FANGS
(Luck Number Music)

HMLTD’nin 2023 albümü The Worm’ operatik taraflarıyla tanışmış rock baladlarının kucağında bulmuştuk kendimizi. Tarz değişikliklerine yabancı olmayan Londralı ekip şimdi ise “ÜberGöth” diye tasvir ettikleri gotik dünyayı sıfırdan inşa ediyor. Her köşesi vampirizm detaylarıyla doldurulmuş albüm, sadece kostüm görüntü departmanında değil; önceki albümdeki orkestranın yerini elektronik müzik elementlerine bırakarak çeşitlenen ses manzaralarıyla başladığı görevi iddialı şekilde tamamlıyor. önceki albümden bugüne taşınan belki tek şey, HMLTD’nin vazgeçilmez ihtişamı. Karanlık dünya yaratıp sonra onu elmas gibi parlatmayı çok iyi biliyor. E.Ö. 

TEKLİ: Westerman – L/C
(Partisan Records)

Will Westerman, Reception adını taşıyacak yeni EP’sinin duyurusunu “L/C” yapıyor. Bariton vokalleri şarkının genelindeki parçalı bulutlu hâli, The National’ın gösterişsiz baladlarını anımsatıyor dinleyiciye. Sözlere kulak verirseniz, üzülme garantili ama dikkat etmeden dinlendiğinde bile ikinci yarısındaki gitar solosu piyano yürüyüşüyle duygusunu geçiren parça var karşımızda. E.Ö. 

ALBÜM: Anderson Paak & Cordae- Heavy Is the Crown
(APESHIT + EMPIRE / Hi Level + Mass Appeal) 

2019’daki “RNP” teklisiyle başlattıkları ortaklığı ilk albümleriyle sürdüren ikili, old-school hip hop, soul funk arasında dolaşan, eğlenceli olduğu kadar kişisel albümle karşımızda. Cole, 9th Wonder, Conductor Williams Swizz Beatz gibilerinin prodüksiyonuna katkıda bulunduğu Heavy Is The Crown, Paak’a özgü ritmik vokaller Cordae’nin rahat ama etkin flow’undan fazlasıyla besleniyor. Boom bap tipi beatler, caz esintili düzenlemeler soul damarlı sample’larla örülü koleksiyonu ikilinin karşılıklı atışmaları, ortak mizah anlayışı cambazlıkları süslüyor. Odağında ise büyük başarıyla gelen sorumluluklar, açmazlar evhamlar. Yer yer fazla güvenli sularda yüzse akıcı epey sıcak Z.N.G.

ALBÜM: Fenne Lily – Win Win(Nettwerk Music Group)

Hayatlarımız başkalarıyla kesişerek, bazen kalıcı bazen geçici ilişkiler hâlinde yaşanıyor. zamanlarda ilişkilerin gelişi kadar gidişi vardır. Brooklyn’ yaşayan müzisyen Fenne Lily, diskografisinin dördüncü albümü Win Win tam meseleye değiniyor. ayrılığı kabullenmeye dair hislerini dökerken, sonrasında kalbini tekrar canlandırabileceği fikriyle beraber. Indie folk pop melodileriyle şekillenen koleksiyonda, bulutların ardından gülümseyen vokali dinlerken tüm hikâyeyi daha kolay kılıp, kabullenmenin yeniden başlamanın hafifliğini bırakıp gidiyor. Ş.Ö. 

SAYGI DURUŞU The Olivia Tremor Control – The Same Place(Elephant 6 Recording.)

Yapımı 24 yıl süren albümle karşı karşıyayız. Bunun nedenleri maalesef üzücü. The Olivia Tremor Control aslen 90’larda çıkışını yapmış; dönem iki albümle özellikle 60’ların psikedelik pop tınılarına yakın ilgi çekici albümlere imza atmıştı. Anlaşmazlıklar sonucu 2000’ dağılan ekip, 2009’ tekrar araya gelmiş yeni albümün kayıtlarına başlamıştı. Ancak grubun has elemanlarından Bill Doss’un 2012’deki ani vefatı bütün planları alt üst etmişti. Sonrasında yine 2002’den beri ayrı ayrı olsa yazdıkları şarkıları kayıtları biriktirmeye devam ettiler; üçünxü son albüm planı her zaman canlı kaldı. Eimizdeki albümden ilk tekliler 2024’te ıldığı gün maalesef grubun orijinal elemanı Will Hart hayata gözlerini yumdu. Kalan ekibin çabasıyla son The Olivia Tremor Control albümü sonunda bizimle. 27 şarkılık çalışma bazı eskizler içerse gayet dört başı mamur albüm. Oldukça iyi çalınmış tarzlarının ruhunu yüzde 100 yakalayan şarkılar barındırıyor. Kadehimizi son kez onların şerefine kaldıralım. U.Ç.

ALBÜM: Iommi – From the Dark(BMG)

albümün kadar iyi olmasını kimse beklemiyordu bence. Neticede 78 yaşında müzisyenin 21 sene sonra gelen yeni solo albümü. Yani tamam, heavy metal’i icat edenlerden birisin, koca Black Sabbath sen olmasan olmazdı harika riffler buldun senelerce. Ama buna hâlâ şekilde devam edebilmek gerçekten biraz özel durum. Tony Iommi’ye albümde Jorn Lande, Becky Baldwin Karl Brazil eşlik etmiş. Özellikle vokallerde Jorn Lande’nin mükemmel performansı zaman zaman gözlerinizi kapattığınızda Dio yapılan Black Sabbath albümlerinden birini dinliyormuşsunuz hissiyatı veriyor ki inanılmaz güzel şey bence. Sonlara doğru gelen “Death Wake” favori şarkım oldu ama büyük ihtimalle albüm dinledikçe açılıp daha sevilecek işlerden. Klasik biraz karanlık heavy metal albümü dinlemek istiyorsanız sene bundan daha iyisi gelir pek emin değilim. Saygı önünde eğiliyorum. K.A.

TEKLİ:. Lung – Where Will You Go?(Melodic Records)

haftanın veda çalışması Manchester sahnesinin dikkat çeken oluşumlarından. Lung’dan geliyor. 10 yıldır beraber olan grup 20 Kasım’ Manchester’ verecekleri konserle sonu belli olmayan molaya giriyor. Bunu tekli taçlandırmışlar. “Where Will You Go?” grubun stilini oldukça net şekilde yansıtan; LCD Soundsystem, Primal Scream gibi referanslara kolaylıkla gidebileceğiniz şarkı. Dolayısıyla biraz eski tınlamakta ama hayranları için son parti şansı. U.Ö.

EP: Statue Of Mirrors – Hidden(GRGDN Müzik)

Statue of Mirrors, Rae tarafından İstanbul’ kurulan; müzisyenin vokallerini elektronik pop, krautrock deneysel seslerle buluşturduğu proje. İki yılın ardından yayımladığı Hidden EP’sinde süredir raflarda bekleyen dört şarkıyı araya getirmiş. Rae’nin farklı şehirlerde yaşayan müzisyenlerle çalışarak kaydettiği parçalar aynı dönemin ürünü gibi duyulmak çabası taşımıyor.  “Don’t Try Very Hard”ın melodik electronica’sından “Shyrst”ün motorik ritmine “Disappear for Erim”in kalıp dışı kurgusuna çıkıyor yolumuz. M.T.

TEKLİ: Murat Ceylan Wish – Susma(Bugu Yapım / GRGDN Müzik)

süredir İyi Köpek adlı albümü için geri sayımda olan Murat Ceylan Wish, Türkçe sözlü hard rock müzik adına iddialı dikkat çekici şarkılar yayımlamaya devam ediyor. Albümle aynı adı taşıyan şarkı “Kanlı Aşk”ı takip eden “Susma” Wish’e Burak Gürpınar, Serkan Özgen, Ozan Doğan Arız Venüs (Melike Kurt) eşlik ediyor. Riff’i epey akılda kalıcı, Wish’in vokali ihtişamlı tansiyon yüksek. Shinedown, Velvet Revolver, Stone Sour gibi grupları seviyorsanız mutlaka şans verin. “Susma”nın performans odaklı video klibi burada. M.T.

DERİNLERE DALMALIKWilliam Basinski – Passing the Cup of Sorrows(Musex International / Temporary Residence)

William Basinski altı sene sonra yaptığı yeni albümüyle yine sevenlerinin yüzünü kara çıkarmadı diyerek giriıya izninizle. Daha çok solo piyano albümü gibi başlasa ilerledikçe beliren elektronik katmanlar çeşitli delay / reverb efektleriyle The Disintegration Loops‘u hatırlatacak kadar derin güzel albüme dönüşüyor. Benzer notaları temaları döndürerek çalma konusunda usta olduğunu bildiğimiz William Basinski, konuda ne kadar iyi olduğunu bizlere kere daha göstermek istemiş sanki. Başlarda duyduğumuz bilinçli olarak kayıtta bırakılan arka plan sesleri, efektlerle beraber daha garip hisler yaratıyor albüm ilerledikçe. Morton Feldman etkisi hissini bol bol duyduğumuz albüm şüphesiz kolay dinleme değil. ’a bakarken, doomscrolling falan yaparken dinlemeye kalkarsanız gerçekten hiç olmaz. Tek başına açıp yaklaşık 40 dakika boyunca başka şey yapmadan paşalar gibi dinlemenizi tavsiye ederim. Biraz can yakacaktır büyük ihtimalle ama yapacak şey. Oldukça minimal, ağır ilerleyen dinlerken arada büyük büyük yutkunmanız gereken kayıt. K.A.

ALBÜM: Surprise Chef – Frogs on the Pond(Concord Records)

Melbourne, Avustralyalı ekip Surprise Chef’in son albümü ilhamını 1970’lerin İtalyan giallo (cinayet gizem konulu yapımlar, nevi slasher öncülü diyebiliriz) filmlerinin soundtracklerinden alıyor. Kulağa fazla konsept veya niş gelebilir ancak grup kadar iyi iş çıkarmış ki her telden dinleyiciye hitap edecektir. Fazla prodüksiyon oyunculuğuna girmeyen; melodinin dominant olduğu, caz funk sularına göz kırpan, oldukça tadında çalınmış, etkileyici çalışma. Kış aylarının karanlık akşamüstlerine son derece makul yaren olacaktır. U.Ç.

EP: Wendy Eisenberg – Wweennddyy Eeiisseennbbeerrgg(Joyful Noise Recordings)

Wendy Eisenberg, nisan ayında yayımladığı kendi adını taşıyan albümündeki iki parçanın genişletilmiş versiyonlarıyla karşımızda. Albümden “Meaning Business” “The Walls”un uzun uzun çalınmış canlı versiyonlarını dinliyoruz. Basta Trevor Dunn, kemanda Mari Rubio (More Eaze) davulda Ryan Sawyer’la kaydedilen toplam 46 dakikalık iki parça, orijinal şarkıları doğaçlamalarla bambaşka biçimlere taşıyor. Eisenberg, yorumlarla şarkıların zaman içinde nasıl dönüşebileceğini keşfetmek istediğini söylemiş, T.Ö.

ALBÜM: Casket Dweller – River of Slumber
(Nuclear Winter Records)

Nuclear Winter Records arada çok sakat şeyler yayımladığı için albüme baksam iyi olur diye düşünerek girdiğim yolculuktan yine iyi sonuçla ayrıldım. Hiç ilgimi çekmeyen kapak ardından dandik intro başlayan albüm, beklemediğim şekilde beni içine çekti. Gerçekten (açıklamalarda adı geçen) Dismember Pestilence gibi grupların ilk zamanlarını andıran harika death metal albümü. Yunanistan kökenli üçlünün ilk albümleri olan River of Slumber‘ı dinlerken en çok düşündüğüm şey gerçekten nasıl kuzeyli olmadan soundu kadar iyi icra edebildikleri. Çünkü gerçekten kayıp Dismember ya Entombed albümü dinler gibi hissettim, tabii ki aşırı mutlu. Özellikle old-school Swedish death metal sevenlerin kesinlikle kaçırmaması gereken epey sürpriz çalışma. K.A.