Artı Gerçek- Diyarbakır'ın Bağlar ilçesine bağlı Bağcılar Mahallesi’nde 22 Ağustos’ta Rojda Odabaşı’yı pompalı tüfekle yaralayan komşusu Mazlum Çelebi hakkında başlatılan soruşturma neticesinde, "silahla kasten yaralama" "mala zarar verme" suçlamalarıyla iddianame hazırlandı.
İddianameyi kabul eden Diyarbakır 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi, 60 günlük tutukluluğun ardından 23 Ekim’ Çelebi hakkında tahliye kararı verdi.
Davanın ilk duruşması 8 Nisan 2027’ görülecek.
İHD DİYARBAKIR BAROSU'NA BAŞVURDUTahliye kararının ardından avukatı aracılığıyla 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi’ne itirazda bulunan Rojda Odabaşı, ayrıca “koruma fail hakkında uzaklaştırma” kararı için Bağlar İlçe Merkez Karakolu’na başvuruda bulundu.
Rojda Odabaşı ayrıca İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Barosu’na hukuki destek talebinde bulundu.
Yaşadığı saldırıya hukuk mücadelesine dair konuşan Rojda Odabaşı, dayanışma çağrısında bulundu.
Olay gecesi yaşananları aktaran Rojda Odabaşı, kendisini vuran kişinin serbest bırakılmasıyla büyük kaygı yaşamaya başladığını kaydetti. En güvende olması gereken yerde hayatta kalma mücadelesi verdiğini söyleyen Rojda Odabaşı, “Şimdi ise hem yaşadığım saldırının travmasıyla hem yeniden saldırıya uğrama korkusuyla yaşamaya çalışıyorum. süreç benim için hukuki mücadelenin yanı sıra aynı zamanda yaşam hakkımı güvenliğimi koruma mücadelesi”.
Failin serbest bırakılmasının hem kendisini derinden sarstığını hem geleceğe ilişkin kaygılarının arttığını dile getiren Rojda Odabaşı, yargıya güvenmek istediğini belirterek, “Ancak evimde silahla vurulmuş kadın olarak, beni vuran kişinin serbest bırakılması karşısında kendimi nasıl güvende hissedebilirim” diye sordu.
'BAŞIMA BİR ŞEY GELMESİNİ Mİ BEKLİYORUZ?Rojda Odabaşı, “Benim için karar yalnızca tahliye kararı değil. Hayatımı nasıl sürdüreceğime, evimde ne kadar güvende olabileceğime başıma yeniden şey gelmesi ihtimaline ilişkin ciddi kaygı kaynağı. Sürekli tetikte yaşamak zorunda kalmak çok. Kapım çaldığında, ses duyduğumda ya evimin çevresinde hareketlilik olduğunda yeniden aynı korkuyu yaşıyorum. Benim can güvenliğimden kim sorumlu? Başıma şey gelmesini bekliyoruz? soruları sormak zorunda kalmak bile başlı başına çok. Ben kimsenin hukuksuz biçimde cezalandırılmasını istemiyorum. İstediğim şey, yaşanan saldırının bütün yönleriyle değerlendirilmesi, adil yargılama yürütülmesi benim güvenliğimin sağlanması. Adalete güvenmek istiyorum. Ama bunun için yalnızca adaletin var olduğunun söylenmesi yetmez. Benim gibi saldırıya uğramış kadının korunduğunu hissetmesi gerekir” ifadelerini kullandı.
'EVİMDE ÖLÜM KORKUSUYLA KARŞI KARŞIYA KALDIM'Davanın, “Silahla kasten yaralama” suçlamasıyla açılmasına tepki gösteren Rojda Odabaşı, “Benim açımdan en önemli meselelerden biri, yaşadığım saldırının nasıl değerlendirildiği. Ben kendi evimde silahlı saldırıya uğradım. İki bacağımdan vuruldum. Saldırıda 16 el ateş edildiğini biliyorum. Bütün bunlar ortadayken olayın yalnızca yaralama olarak değerlendirilmesini anlamakta güçlük çekiyorum. insanın evine gelip silahla ateş edilmesinin, saldırının biçiminin, kullanılan silahın, ateş sayısının olayın bütün koşullarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü burada yalnızca ortaya çıkan yaralanmaya bakılarak karar verilmesinin yeterli olmayacağı kanaatindeyim. Benim yaşadığım şey, kendi evimde ölüm korkusuyla karşı karşıya kaldığım saldırıydı. Saldırıya uğrayan kişi olarak soruyorum; insanın evine silahla gelinmesi 16 el ateş edilmesi, öldürme kastı açısından neden bütün yönleriyle değerlendirilmesin? Benim talebim, olayın ağırlığının bütün koşullarının dikkate alınması, delillerin eksiksiz değerlendirilmesi adil yargılama yapılmasıdır. Benim için mesele suçun hangi maddeden değerlendirileceği değil. Mesele, yaşadığım saldırının gerçek ağırlığıyla ele alınması adaletin sağlanması” diye konuştu.
'YALNIZ BIRAKILMAK İSTEMİYORUM'Dayanışma çağrısında bulunan Rojda Odabaşı, ilk duruşmasının takip edilmesi talebinde bulundu. Rojda Odabaşı, “Çünkü kadının kendi evinde silahla vurulması, ardından failin serbest bırakılması kadının can güvenliği konusunda kaygı duyması hepimizi ilgilendiriyor. Bugün benim yaşadığım, yarın başka kadının yaşayabileceği durum. Kadınların yıllardır söylediği şey var; ‘Şiddet karşısında yalnız bırakılmak istemiyoruz.’ Ben şimdi aynı şeyi söylüyorum. Yalnız bırakılmak istemiyorum. 8 Nisan’ yalnızca benim davam değil kadınların yaşam hakkının, güvenliğinin adalet talebinin ne kadar ciddiye alındığı kamuoyunun gündeminde olacak. nedenle herkesi duruşmayı meye adalet talebime sahip çıkmaya çağırıyorum” diye konuştu.
'KADIN ÖRGÜTLERİNİN, HAK SAVUNUCULARININ DESTEĞİ BANA GÜÇ VERECEK'Mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğini kaydeden Rojda Odabaşı, “Yaşadığım saldırının unutulmasını, dosyanın sıradan olay gibi ele alınmasını adalet talebimin karşılıksız kalmasını istemiyorum. Hukuki süreci avukatımla birlikte takip edeceğim; yaşadıklarımı anlatmaya sesimi duyurmaya devam edeceğim. Hiçbir kadın, yaşam hakkının korunması için başına daha ağır şey gelmesini beklemek zorunda kalmamalı. Kadınların dayanışmasının süreçte çok önemli olduğunu düşünüyorum. Kadın örgütlerinin, hukukçuların, hak savunucularının kamuoyunun desteği bana güç verecek”.